Peygamberler Şüphe Duyar mı ?

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Biz şüphe duymaya İbrâhîm’den daha hak sahibiyiz. O, ‘Rabbim, ölüleri nasıl dirilt­tiğini bana göster’ demişti. Allâh ‘Bana inanmıyor musun’ buyurunca İbrahim ‘kalbim mutmain olsun diye ‘ şeklinde cevap verdi”.(Buhari,Enbiya,hd.no:3272)   Hadîs Hz. Peygamber’e şüphe izafe etmektedir. Şüphe küfür olup peygamberlerden sadır olmaz. O halde bu durum nasıl anlaşılmalıdır? Bu noktada iki […]

Daha fazla oku
TEVHÎD İÇİN SAVAŞ, “DİNDE ZORLAMA YOKTUR” ÂYETİNE AYKIRI DEĞİL Mİ?

  İbn Ömer anlatıyor: Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurdu: “Ben, in­sanlar Allah’tan başka ilâhın olmadığına, Muhammed’in de Allâh’ın elçisi olduğuna şehâdet edinceye, namaz kılıncaya, zekât verinceye ka­dar onlarla savaş etmekle emrolundum. Bunları yaptılar mı kanlarını, mallarını bana karşı korumuş (emniyet altına almış) olurlar. İslâm’ın hakkı hâriç. Artık (samimi olup olmadıklarına dair) durumları Allâh’a kalmıştır”. (Buhârî, […]

Daha fazla oku
Sünnetin Kuran-ı Kerim’i Beyanı

….Beyan yetkisi,Kuran ve Sünnet­ bütünlüğünü sağlamak için son derece önemli bir konudur. Bu çerçevede Hz. Peygamber’in Kur’ân karşısındaki görevlerini dörde ayırmak mümkündür. Bunlar içinde be­yan görevi, ayrı bir önemi haizdir. Şimdi bu görevleri ve bunlar içinde beyan görevini görelim:   1-Tebliğ: Tebliğ, Hz. Peygamber’in birinci görevidir. Allâh’tan aldıklarını olduğu gibi insanlara aktarmak durumundadır. İlgili âyet­ler […]

Daha fazla oku
Sünnetin Delil Oluşuna İtirazlar’a Cevaplar

  “Bu itirazları dört noktada toplamak mümkündür:   a-Şöyle denilmektedir: “Dîn kat’î olmalıdır. Sünnet ise zannîdir. Kur’ân’da ise zan ve şüphe yoktur. Allâh “Bu kitapta asla şüphe yoktur.” buyurmaktadır. Ayrıca Kur’ân zanna uymayı da yasaklamıştır.”   Öyle anlaşılıyor ki, burada epey bir mesele, iç içe sokulmuştur. Belli  ki kat’îlikten tevatür kastedilmektedir. Buna göre,Kur’ân mütevâtirdir ve […]

Daha fazla oku
Sufiler ve Zühd

Gerçek zühd ahiret ve uhrevi amel ve değerlerin maddi ve dünyevi menfaat, haz ve işlerden daha önemli ve değerli tutulması esasına dayanır. Kısaca zühd daima ahireti dünyaya, maneviyatı maddiyata tercih etmektir. Bu anlamda zühd dünyanın ve maddiyatın tamamen ve kökten red ve terk edilmesi mânâsına gelmez. Bu şekilde tanımlanan zühd (ascetism) bütün dinlerde, ahlâk sistemlerinde […]

Daha fazla oku
Sufiler,Veliler de Hata Yapabilir…

Peygamberlerin bile zelle adı verilen ufak tefek hataları varken, bu sebeple sıkça tevbe ederken sûfîlerin ve velilerin mutlak surette hatasız ve günahsız oldukları nasıl söylenebilir? Öyle olsaydı onların bütün söz ve davranışları bütün Müslümanlar için delil olmaz mıydı? Kuşeyrî, müridlerin ve şeyhlerin masum olduklarına itikat etmeleri doğru değildir, diyor. Sûfîlerin nefslerini arındırdıkları, kalplerini kötü duygulardan […]

Daha fazla oku
Şeyh var! Şeyh var!

İster tasavvuf ve tarikat anlamındaki şeyh olsun, isterse diğer ilimlerin hocaları olsun üstadlara hürmet etmek ve tazimde bulunmak dinî geleneğimizde önemlidir. Hz. Ali, “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” demiştir. Hakiki mürşidlere gösterilen saygıyı ve bağlılığı onlara çok görmemek gerekir. Üstad hakkı önemlidir. Üstada saygı ilme saygı demektir. Bununla beraber üstada saygı, gerektiği […]

Daha fazla oku
M.İslamoğlu ile Yalan Rüzgarı

Güya Allah’ı takdis ederken. . . 19: Bir arkası yarın olarak Mustafa İslamoğlu ile Yalan Rüzgarı Fitne, cahilliğimizden besleniyor. Bediüzzaman’ın hayrı vücudî, şerri ise ademî olarak tarif etmesinde böyle bir anlam derinliği de var. Ne ki, ilmimizle dolmuyor; o boşluktan, o cehaletten birisi bir fitne çıkarıyor, sınanıyoruz. Bilmediğimiz yerden gelen sualler en çok kafamızı karıştıranlar […]

Daha fazla oku
Eleştiri ve Önemi

Islâm’da Kur’an ve hadisten kaynaklanan başlıca İlimler tefsir, hadis, fıkıh, kelâm ve tasavvuftur. Bu ilimlerin uzmanları zaman zaman birbirlerini eleştirmişlerdir. Fıkıh mezhebi imamları ve fakihler arasındaki tartışmalar ve eleştiriler bunun en açık örnekleri arasında sayılabilir. Hanefî mezhebinin kurucusu olan İmâm Ebû Hanîfe (ö. 150/767), Ebu Yusuf (ö. J 83/798) ve İmâm Muhammed (ö. 189/805) gibi […]

Daha fazla oku
‘Kavramları Düzgün Kullanmak ve Meseleleri Doğru Şekilde Anlamak’ Üzerine

Kavramları Düzgün Kullanmak Bir kelimenin, birden çok anlamı ve farklı manalara delâletleri olabilir. Bu durumda söz konusu kelimenin her bir manasının, mutlaka uygun bir kullanım alanının var olduğunun bilinmesi gerekir. Dolayısıyla birden çok manayı bünyesinde barındıran bir kelime­nin cümledeki bağlanıma uygun bir anlamında veya delâlette kul­lanılmaması halinde hata edilmiş olur ve doğru bir anlatım tarzı […]

Daha fazla oku