Sufiler,Veliler de Hata Yapabilir…

Peygamberlerin bile zelle adı verilen ufak tefek hataları varken, bu sebeple sıkça tevbe ederken sûfîlerin ve velilerin mutlak surette hatasız ve günahsız oldukları nasıl söylenebilir? Öyle olsaydı onların bütün söz ve davranışları bütün Müslümanlar için delil olmaz mıydı? Kuşeyrî, müridlerin ve şeyhlerin masum olduklarına itikat etmeleri doğru değildir, diyor. Sûfîlerin nefslerini arındırdıkları, kalplerini kötü duygulardan […]

Daha fazla oku
Şeyh var! Şeyh var!

İster tasavvuf ve tarikat anlamındaki şeyh olsun, isterse diğer ilimlerin hocaları olsun üstadlara hürmet etmek ve tazimde bulunmak dinî geleneğimizde önemlidir. Hz. Ali, “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” demiştir. Hakiki mürşidlere gösterilen saygıyı ve bağlılığı onlara çok görmemek gerekir. Üstad hakkı önemlidir. Üstada saygı ilme saygı demektir. Bununla beraber üstada saygı, gerektiği […]

Daha fazla oku
M.İslamoğlu ile Yalan Rüzgarı

Güya Allah’ı takdis ederken. . . 19: Bir arkası yarın olarak Mustafa İslamoğlu ile Yalan Rüzgarı Fitne, cahilliğimizden besleniyor. Bediüzzaman’ın hayrı vücudî, şerri ise ademî olarak tarif etmesinde böyle bir anlam derinliği de var. Ne ki, ilmimizle dolmuyor; o boşluktan, o cehaletten birisi bir fitne çıkarıyor, sınanıyoruz. Bilmediğimiz yerden gelen sualler en çok kafamızı karıştıranlar […]

Daha fazla oku
Eleştiri ve Önemi

Islâm’da Kur’an ve hadisten kaynaklanan başlıca İlimler tefsir, hadis, fıkıh, kelâm ve tasavvuftur. Bu ilimlerin uzmanları zaman zaman birbirlerini eleştirmişlerdir. Fıkıh mezhebi imamları ve fakihler arasındaki tartışmalar ve eleştiriler bunun en açık örnekleri arasında sayılabilir. Hanefî mezhebinin kurucusu olan İmâm Ebû Hanîfe (ö. 150/767), Ebu Yusuf (ö. J 83/798) ve İmâm Muhammed (ö. 189/805) gibi […]

Daha fazla oku
‘Kavramları Düzgün Kullanmak ve Meseleleri Doğru Şekilde Anlamak’ Üzerine

Kavramları Düzgün Kullanmak Bir kelimenin, birden çok anlamı ve farklı manalara delâletleri olabilir. Bu durumda söz konusu kelimenin her bir manasının, mutlaka uygun bir kullanım alanının var olduğunun bilinmesi gerekir. Dolayısıyla birden çok manayı bünyesinde barındıran bir kelime­nin cümledeki bağlanıma uygun bir anlamında veya delâlette kul­lanılmaması halinde hata edilmiş olur ve doğru bir anlatım tarzı […]

Daha fazla oku
Alimlerin Faziletinde Sünnete Uymanın Rolü

İnsanlar içerisinde Allah’tan en çok korkanlar, O’na karşı en fazla saygı gösterenler ve O’nun koyduğu sınırları en iyi bilenler âlimlerdir. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’inde şöyle buyurmuştur: “Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilâh olmadığına adaletle şâhitlik ettiler.Ondan başka ilâh yoktur. O, mutlak  sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.’’ Yine Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Allah’a karşı […]

Daha fazla oku
Sünneti Anlamada Hüküm Delil İlişkisi

……. V-HÜKME UYGUN METODU TATBİK ETMEK   Dinin hükümlerini insanlara anlatırken veya bir hükmünü uy­gularken aceleci davranmayarak en uygun metodu benimsemek esastır. Bu yolla hüküm hakkında bilgi sahibi olmayan câhil bir kimse meselenin dinin hükmünü öğrenir. Yanlış bir yolda olan doğruya erişir. Özür sahibi olanların ne gibi mazeretlerinin olduğu açığa çıkar. Ayrıca muhalif görüşte olanların […]

Daha fazla oku
Ameller Yoluyla Allah’a Yaklaşma

İnsanlar bu hususta pek çok farklı yol takip edebilir; a-Amellerin en zor ve külfetli olanını tercih etme Buna göre bazı kimseler amellerin Allah’a yaklaşma yolunda amellerin en zor ve en külfetli olanım tercih edebilir ve bu türden amellerle meşgul olur. Bu şekilde düşünenlerin temel hareket nok­talan, kendileri Allah yolunda ne kadar ağır ve meşakkatli kullukta […]

Daha fazla oku
İnsan

Âdemoğlunun yaratılışı ne acâiptir! Yaratıcı onda ne enteresan defineler saklamıştır. Hevâsına tâbi olmazsa, bir melektir. Kesâfet onu kaplamazsa latîf bir mânâdır. Gaybın ilginç sırlarını saklayan ve bütün ilimleri kendinde toplayan bir hazînedir. Nûr ve zulmet dolu bir kaptır. İçinde, ruh gelininin ağyârın gözlerinden sûret örtüleri ile gizlendiği bir kalıptır. Kader, onun güzelliğini “Biz onları üstün […]

Daha fazla oku
Mükaşefe ve Müşahede

Allahu Teâlâ’nın fiillerinden, akla üstün gelen, şekli ve kalıbı kıran bazı keşifler evliyâya vâki olur. Bu da iki türlü gerçekleşir: 1-Celâlî müşâhede. 2-Cemâlî müşâhede. Celâl ve azamet müşâhedesi kalbe havf/korku, endişe, ürperti, darlık ve büyük bir sıkıntı bırakır. Bunların uzuvlarda da belirtileri görülür. Hz. Peygamberin namaz esnâsmda sadr-ı şeriflerinden (şerefli göğüslerinden) havfin şiddetinden dolayı, kaynayan […]

Daha fazla oku