Tanrı Beni Yaratırken Bana Sormadı Ki! İddiası

Tanrı Beni Yaratırken Bana Sormadı Ki! O Halde Neden Sorumlu Tutuluyorum? Dünyaya Kendi İsteğimle Gelmedim Ki! I Birçok insanın aklına ister istemez takılan sorulardan biri de “Allah beni yaratırken ve dünyaya gönderirken bana sormadı ki! Bu dünyaya ben kendi isteğim ve seçimimle gelmedim. Belki var olmayı istemeyecektim ve bu imtihana girmeye razı olmayacaktım!” şeklinde özetlenebilir. […]

Daha fazla oku
Ebu Nasr el-Farabi – Es-Siyasetü’l-Medeniyye ”Alıntılar”

Onların çoğu, bir şeyi yeterli ölçüde hayâl etmeye veya tartışmayı gerektiren konuların nerede bulunacağını bilip, hakikati (gerçeği) anlamaya güçleri yetmediği için, hakikati anlayan ve anladığını söyleyen bir kimsenin, şeref veya egemenlik ardından koşan, bile bile yalan söyleyen veya yanılmış bir kişi olduğunu sanırlar. Dolayısıyla; onlar, hakikati da yanlış saymak ister ve hakikati anlayanı da küçük […]

Daha fazla oku
Felsefede Hürlük Sorunu

Felsefe, insanı tek başına değil, mensub olduğu kültür ortamından hareketle değerlendirir; insan kültür ortamını tek biçimleyen değildir. Felsefe, kültür ortamı tarafından oluşturulmaya başlanır, tekemmül eder, olgunlaşır; zamanla içinden çıktığı kültür ortamını biçimler. Bir dialektik söz konusudur. Bu anlamda fılosof da bir radara benzetilebilir. Ortamından dağınık değerleri toplar, bunları mantık çerçevesinde bütünleştirip ortaya bir tablo çıkarır. […]

Daha fazla oku
Bireylilik,Kimlik,Kişilik

Her canlı, başka birtakım varolanlara nice benzerse benzesin, kendine has özellikler taşır. Bu özellikler, ne denli “özelleşir’lerse, onlarla donanmış canlı, o kadar karmaşıklaşır. Kendine has özellikleri bakımından başka hiçbir şeye geri götürülemez -indirgenemez varolana ‘birey’ diyoruz. Hücreden beşere dek istisnâsız bütün canlılar, bu durumda, ‘birey’dirler. Yalnızca “insanlaşmış’ “beşer’in “bireyliliğ’i, artık eşsiz diye niteleyeceğimiz özellikleri hâizdir. […]

Daha fazla oku
Ş.Teoman Duralı – Felsefe Bilimin Odağında Metafizik “Alıntılar”

“Temellendirme’ ile “gerekçelendirme’ yoluyla doğruluğu yahut yanlışlığını görebileceğimiz her inanç bir ‘varsayım’dır. Temellendirme ile gerekcelendirme yoluyla doğruluğu kanıtlanabilmiş her varsayım ise, ‘bilgi’dir. Ancak, kanıtlanabilmiş her varsayım, şimdilik bir bilgi değerini taşır. Kısa yahut uzun vadede değişen şartlar, şimdi doğru olarak kabul ettiğimiz varsayımı, yanî bilgiyi yanlışlayabilir. Bu bakımdan hiçbir bilgi kesin, şaşmaz ve nıhâî değer […]

Daha fazla oku
Kınalızâde Ali Çelebi – Ahlak-ı Alai Adlı Kitabından Alıntılar

Sebebi akli lezzet olan ilahî sevgiden aşağı olan sevgi, iyilerin birbirlerine karşı besledikleri iyi kaynaklı sevgidir. İyi genellikle devamlı olduğu için iyilerin sevgisi de kayboluşa maruz kalan diğer sevgilerin aksine devamlı olur. Nitekim ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur: “O gün muttakiler dışındaki bütün dostlar birbirine düşman kesilecektir.” Bu sevgi iyi insanlara mahsustur. Ama sebebi lezzet veya […]

Daha fazla oku
Erdemlerin Sürekliliği Anlamında Nefis Sağ­lığının Korunması

8.Bap:  Unutulmamalıdır ki nefis iyi ve erdemli olunca ve insan­lık mertebesine bilfiil ulaşınca onun bu erdemli melekesini korumak kişiye vacip olur ve her zaman bu mutluluğun taze­lik, temizlik ve devamlılığına azimli olması gerekir. Beden sağlığını korumaya nasıl önem veriliyorsa nefis sağlığım ko­rumaya da öyle önem verilmelidir. Hatta bu, daha önemli ve öncelikli, buna gösterilecek özen […]

Daha fazla oku
Hasedin Tedavisi

Hasedin en yaygın ruhsal araz ve insanda en çok görü­len nefis hastalığı olduğu bilinmelidir. Bu hastalığa yakala­nan nefis çok iken ondan kurtulanların sayısı oldukça azdır. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: “Üç şey var­dır ki onlardan hiçbir kimse kurtulamaz. Bunlar suizan,uğursuz sayma ve çekememezliktir.”(Acluni,Keşful Hafa,2/243) Hâce hulk demiş üç haslet Bulamaz râh-ı necât ondan ahad […]

Daha fazla oku
Erdemlerin Zıddı Olan Erdemsizlikler

3.Bap:  Erdemlerin dört tür ile sınırlandığı açıklığa kavuşunca bunların zıddı olduğu için erdemsizliklerin de dört tür ol­ması parlak düşüncenin gereğidir. Mesela, erdem olan hik­metin zıddı erdemsizlik olan bilgisizliktir. Yiğitliğin zıddı korkaklık, iffetin zıddı fücur ve adaletin zıddı zulümdür. Ama yeterli araştırma ve keşiften sonra ortaya çıkan dakik düşünceye göre her erdemin sonsuz zıtlarının olması gere­kir. […]

Daha fazla oku
Temel Erdemler

3.Temel Erdemler Fiillerin eğitilmiş teorik güçten dengeli olarak çıkmasını sağlayan huya “hikmet” denir. Fiillerin eğitilmiş pratik güç­ten mutedil olarak çıkmasını sağlayan huya “adalet” denir. Eğitilmiş şehevi güçten dengeli fiillerin çıkmasını sağlayan huya “iffet” denir. Eğitilmiş gazabi güçten dengeli fiillerin çıkmasını sağlayan huya “şecaat” denir.3 O zaman temel er­demler dediğimiz dört huy hikmet, adalet, iffet ve […]

Daha fazla oku