Grek-Latin-Kilise Diyarın’ın ‘Rasyonel yetisi’

Grek-Latin-Kilise diyarında, yığınsal bireyin “rasyonel yetisi”si, “bindiği dalı kesemez”, “gözlüğünü kıramaz”; bu nedenle de, “esas”ını “bulamaz”. Yığınsal birey, “esas”ı görmesini engelleyen gözlüğün, “esas”ı görmesini engellediğini “bilemeyeceği” için, bu gözlüğün “asli köle”sidir. Bu “asli kölelik”, “yığınsal mevzuat” ve “yığınsal serbestlik” yoluyla giderilemez. Burada, “bilmenin” şartı, “dönüşmek”tir. Grek-Latin-Kilise diyarında “dönüşme”nin yolunun “kapalı” olması, “nihai zemin” in, yani […]

Daha fazla oku
Descartes’in ‘Düşünüyorum, o halde varım’ Sözü Hakkında

Bir “şey”in, “var olduğu”nun nasıl “ispat edileceği”, Grek- Latin-Kilise diyarındaki fikriyatın asli “mesele” lerinden bir tanesidir. Çünkü, bu diyarda “esas”ı itibariyle tesis edilemeyen “şey”in, “varolduğu”nun “ispat edilmesi” neticesinde “kimlik” kazanacağı zannedilir. Bu diyarın “düşünür”leri, “Tanrı”nın, “dış dünya”nın, “nesne”lerin, hatta “kendi”lerinin “var olduğu”nu ispat edebilmek için yüzyıllar boyunca gayret sarfetmiştir. Bu düşünürler, sözkonusu “mesele” itibariyle ya […]

Daha fazla oku
Eflatun Hakkında

Eflatun, Grek-Latin-Kilise diyarının fikriyatı açısından bakarsak, yazılı metinlerindeki “kavram çeşitliliği” itibariyle bu diyarın en “zengin” “düşünür”üdür. Ancak, talebesi Aristoteles, Eflatun’un “kavram sistematiğini “empirik” esaslı bir zemine indirerek “saptırmış”tır. Daha sonra gelen Yeni-Eflatun’cular, bu sistematiği “esoterik” bir zemine oturtarak geliştirmek istemişlerse de, bu çabalar bir yerlere varmadan “sönmüş”tür. Grek-Latin-Kilise diyarındaki fikir tarihi kitaplarında Eflatun ile alakalandırılan […]

Daha fazla oku
Ferdi Özgürlük

“Özgürlük (hürriyet)”, “insan”ın “esas”ına aittir, “insan”, kendi “varlığının esası”ndan kaynaklanan bir şekilde “özgürlüğü aramak ve “özgür” olmakla yükümlüdür. “Varlığının esasından kaynaklanmayan bir “özgürlük”, “insan”ın doğasına aykırı düşer. Anadolu mayasında, “ferdi birey”in asli vasfı, “özgür” oluşudur. Oysa, Grek-Latin-Kilise diyarında, “birey”in “yığınsal” olarak oluşturulması, “birey”in “asli özgürlüğü”nün iptal edilmesine bağlıdır. Grek-Latin-Kilise diyarında, “ferdi bireysel özgürlük” iptal edilir. […]

Daha fazla oku
Üzüntüden Kurtulma Yolları

el-Kindî Üzüntünün Anlamı ve Sebepleri Kuşkusuz sebepleri bilinmeyen acıların şifası da bulunmaz. Şu halde çarelerin apaçık ortaya çıkarılabilmesi ve kolaylıkla kullanılması için üzüntünün ne olduğunu ve sebeplerini açıklığa kavuşturmamız gerekir. El-huzn (üzüntü), sevilen şeylerin elden gitmesinden ya da amaçlanan şeylerin gerçekleşmemesinden doğan nefsânî bir acıdır. Sevdiklerimizi kaybetmemek ve isteklerimizden mahrum kalmamak istiyorsak akıl âlemini gözetmeli; […]

Daha fazla oku
Kıyasta Yanlışa Götüren Nedenler

Bu konuda birkaç fasıl vardır. Birinci Fasıl: Yanlışa Neden Olan Şeylerin Belirlenmesi Bilinmelidir ki, kıyasın öncülleri, şekil olarak kıyasın üç şeklinin sonuç veren darplarına göre tertip edilip; bundan sonra ilk olarak kıyasın birincil (en küçük) parçaları olan üç terim ortaya çıkarılır; sonra da kıyasın ikincil parçaları olan önermeler birbirinden ayırt edilirse; bunlara ilaveten öncüller doğru […]

Daha fazla oku
İmâm-ı Gazzâlî – El-Kıstasü’l-Müstakim’den Alıntılar

Gerçek olan şu ki, bu kişilerin düşüncesi, ücra köşelerdeki ihtimallere uzanamıyor. Bilakis itikatları, zayıf bir takım sebeplerle karara bağlanmıştır. Baş ağrısı çeken şu avama bak: başkası ona şöyle der: “Gülsuyunu kullan! Zira benim de başım ağrıyordu; gülsuyunu kullandım ve faydasını gördüm.” Bu kişi sanki şöyle diyor: “Seninki de bir baş ağrısıdır, öyleyse gül suyu bu […]

Daha fazla oku
Tehâfüt Tartışmaları Bir Gelenek Sayılabilir mi?

  Ömer Türker İslâm düşüncesi tarihinde Gazzâlî öncesi dönem (mütekaddimûn) ile Gazzâlî sonrası dönem (müteahhirûn) arasında çeşitli açılardan esaslı farklılıklar vardır. Kelâm-felsefe ilişkileri bakımından iki dönem arasındaki fark, mütekaddimûn döneminde kelâmcıların ana hasımlarının İslâm dışı dinî zümreler ile Müslüman fırkalar olmasıdır. Kelâmcılar kendi inanç ve teorilerini asıl itibariyle bu Müslüman veya gayr-ı müslim inanç fırkalarına […]

Daha fazla oku
Selçuklular Döneminde Anadolu’da Felsefe ve Bilim

Aristoteles’e göre “episteme”nin yani nazarî bilginin (ilm) üretimi için “boş vakit” ve “merak” vazgeçilmez asgarî iki şarttır. Boş vakit ile merak, kısaca dendikte, maddî ve manevî ihtiyaçların azamî düzeyde karşılandığı bir ortamda ortaya çıkar. Böyle bir ortamın adı şehirdir. Şehir maddî ve manevî emniyetin bulunduğu mekandır. Şehir, içerisinde yaşayan insanlar arasında ortak bir vicdanın, ortak […]

Daha fazla oku
Kınalızade Ahmed Efendi:Ahlak-ı Ala’i -1

Bir Osmanlı düşünürünün olaylara yaklaşım tarzını anlamak ve düşünce sitematiğini görmek açısından Kınalızade ve eseri olan Ahlâk-i Alai seçilmiştir. Kınalızade Ali Efendi (1510-1572), Ahlâk-i Alai kitabında, birey, aile ve devleti ahlâktan hareketle açıklamıştır. Adı geçen kitap, insanın bu dünyada nasıl yaşa­ması gerektiğini, nelerden kaçınması ve nelerin yapılmasının gerekli olduğunu ayrıntılı bir şekilde ortaya koymaktadır. Ele […]

Daha fazla oku