Felsefe
Din ve Ahlak5 Haziran 2026
Arif
23:48 - 23 Mart 2015
Size söylenen her sözü sonuna kadar dinleyiniz. Onu söyleyen düşmanınız veya dostunuz; söylediği size uygun veya aykırı olsun! Sabrediniz, ve onu sonuna kadar dinleyiniz. Çünkü her söz, tam veya eksik, hakikattir. Size çevrilen silâhlardan irkilmeyiniz. Hücum edenler kuvvetinizden korkanlardır, ve sizi tenkid edenler cüretinizde tehlike görenlerdir. Sabrediniz: çünkü korkan geri dönecek, ve tehlike gören vaz […]
Arif
23:24 - 23 Mart 2015
0 Yorumlar
Özgürlük, kapitalizm ya da maddecilik tarafından anlaşıldığı hâliyle doyum, tüketim ve hedonist serbestleşme olarak anlaşılmamalıdır. Hatta tam aksine özgürlük, her şeyden önce bir vazgeçme, müstağnilik, feragat, özveri, dayanışma ve paylaşma becerileridir. İnsan ise, kendisine sunulmuş olan refahtan yararlanma kapasitesince, yani batılı normlar tarafından ölçüt alındığı gibi birtakım maddî tüketim kıstasları ölçüşünce değil, tam aksine, bu […]
Arif
23:23 - 23 Mart 2015
0 Yorumlar
Ölümün olmadığı bir hayatta çatışma, imtihan, tekâmül, kahramanlık, esaret, kurtuluş, özgürlük, aşk, trajedi; iman-küfür ve hak-batıl çatışması… kısacası insanı insan kılan tüm değerler anlamını yitirecektir. Ölümsüzlüğü talep, aslında hayatı trajik kılan o bıçak sırtında yaşamaktan, ya da bir başka deyişle “havf ile reca” arasındaki bir hayattan kurtulmak; bir anlamda kon-formist bir muhafazakârlıktır. Ucunda ölüm olmayan […]
Arif
14:51 - 23 Mart 2015
0 Yorumlar
İnsan boş bir uzayda değil, remizlendirilmış, donatılmış, hazır ve anlaşılır kılınmış bir uzayda yaşamaktadır. Bu uzay birçok değerler sistemi içermektedir. Her bin ortak ve farklı dilleri (temel dönüşüm ve çevrim elemanlarına) sahip olan bu değerler sistemleri, insan zihni ile de dönüşümsel bir anlaşılırlık çevrimbirimlerine haizdir. Yani insan zihni, kâinatı birtakım işaretler ve simgeler yoluyla tanımakta […]
Arif
14:37 - 23 Mart 2015
0 Yorumlar
İslamın tarihe bakışı, insanın özgürlüğü temeline dayanır. Ademin cennetten düşüşü ya da çıkışı, prototip bir öykü olarak, bu özgürce davranışın en açık ifadesidir. Oysa Marx ve Hegel karşıt kamplarda yer alıyor gibi gözükseler de, gerçekte antik Yunana dek dayanan bir düşünsel süreklilik içinde ve bunun süreğinde, tarihi maddi ya da tinsel değişmeler sürecinde, sonuçta insanı […]
Arif
14:29 - 23 Mart 2015
0 Yorumlar
Hegel ya da Marx’in tarih yorumları, İslam’ın tarih anlayışının idealist ve maddeci birer uyarlamasıdır. Sağ ve sol yorumlarıdır. Belki her ikisinde de doğruluk payları ve yönleri bulunmaktadır. Ancak her ikisi de kendi açılarından ilahî aşkınlığı kâinata içselleştirerek tarihin ve insanın aşkın yönlerini tırpanlamalardır. Dolayısıyla her iki tarih anlayışı; yani idealizm ve materyalizm, tarihi mevcut kâinat […]
Arif
22:23 - 22 Mart 2015
0 Yorumlar
Hakikî insan, parlak kıyafetlerden, yapma tavırlardan, mağrur ve alaycı ilimden nur almağa muhtaç olmayacak kadar sade ve kudretli olandır. Hakikî marangoz bize bir çok mükemmel dolaplar vaadeden değil, belki bir dolap yapandır. Hakikî mimar; bize bir çok hayalî binalar resmeden değil, fakat bir bina vücuda getirendir. Nitekim hakikî insan da sözüyle değil, fiili ile tanılır. […]
Arif
19:09 - 17 Mart 2015
0 Yorumlar
Aşk, maddeye esir olmamaktır. Allah’a yani sonsuz birliğe ulaşmaktır. Fertte cemiyeti, insanda insanlığı sevmektir. Şekle değil, tecelliye bakmaktır. Her yerde ve her şeyde onu görmektir. Ruhunu bir kişiye hasreden, eşyaya gözlerini kapamıştır. Yalnız parçayı seven bütüne varamıyacaktır; bütünü seven parçaları da sevecektir. Parçayı seven aldanacak, hayal kırıklığına uğrayacak,meyus olacaktır. Parçayı seven usanacak, bıkacak, pişman olacaktır. Bütünü […]
Arif
19:05 - 17 Mart 2015
0 Yorumlar
Madem irfan (âriflik), birliğin ilmidir, ve madem birlik tabiatın kaderini ruhun iç kaderiyle tamamlamaktır. Öyle ise ârifliği yaymak ruhu âleme hâkim kılmak, insanlığa doğru gitmek demektir. İhtirasın gayreti, insanlık için gayrettir. Bütün ülküler (idealler), hedefi insanlık olan bütün büyük eylemler tutkunun ve sevginin (aşkın) eseridirler. Kaynak: Hilmi Ziya Ülken-Aşk Ahlakı
Arif
19:02 - 17 Mart 2015
0 Yorumlar
Her düşkünlük bir mahkûmluktur: Kumar, içki, siyaset ve söz düşkünlüğü gibi. Fakat her tutku bir hâkimiyettir; Hakikat, ahlâk, siyaset, sanat tutkuları gibi. Tutkunluk ancak tatminle sona ermeyen sının olmayan hedeflere çevrilir. Çünkü zâten kendisi nihayetsiz bir arzudur. Ve ihtiras, cüz’î madde ve sınırlı bir konuya çevrildiği zaman bitmezlik vasfı kaybolarak düşkünlük halini alır. Ruh, düşkünlük […]

0 Yorumlar