Muhyiddin İbn Arabi
İnsan Seçiminde Belirleyici Unsur:İstidad27 Eylül 2026
Arif
20:51 - 12 Nisan 2017
Bil ki uymak, tâbi olmak, gerek sözleri ve gerekse fiilleri hususunda Hz. Peygamber’e tâbi olmayı içine alır. Sözleri hususunda uymaya gelince bu, mükellefin, Hz. Peygamber (s.a.s)’in gerek emir ve nehiy, gerekse terğîb ve terhib hususunda söylemiş olduğu buyruklara uymasıdır. Fiilleri hususunda O’na uymaya gelince, bu da ister yapma, isterse yapmama hususunda olsun, kendisine tâbi olunan […]
Arif
17:07 - 11 Nisan 2017
0 Yorumlar
Bazı Sorular Arş’ın Su Üzerinde Olmasının Hikmeti? Birinci soru: Arşın, gökler ve yeryüzü yaratılmadan önce, su üzerinde bulunduğunun anlatılmasının faydası nedir? Cevap: Bunda birkaç bakımdan, Allah’ın kudretinin çok mükemmel olduğuna bir delâlet bulunmaktadır: a) Arş, göklerden ve yerden daha büyük olmasına rağmen, su üzerinde bulunmaktadır. Binâenaleyh, şayet Cenâb-ı Hak, ağır olan şeyi direksiz olarak tutmaya kadir […]
Arif
16:50 - 11 Nisan 2017
0 Yorumlar
Daha sonra Cenâb-ı Hak, bunun izahının ardından ‘Ve her fazilet sahibine kendi fazlını versin'(Hud, 3)buyurmuştur ki, bununla uhrevî mutluluklar kasdedilmiştir. Bu ifâdede bazı incelikler vardır: Birinci incelik: Ayetteki bu ifâde, “Her faziletliye, Hak Teâlâ, fazlının gereğini ve neticesini verir” manasınadır. Durum böyledir, çünkü insan, Allah’tan başkasıyla meşgul olmaktan alabildiğince uzak olup, marifetullah’ı elde etme arzusu […]
Arif
16:23 - 11 Nisan 2017
0 Yorumlar
Birinci Soru: Şeytanın, insanın uzuvlarının içine girip, ona vesveseler atabilmesi nasıl düşünülebilir? Bu makul müdür? Cevap: Alimlerin melekler ve şeytanlar hakkında iki görüşü bulunmaktadır: Birinci Görüş: Allah’ın dışında bulunan varlıklar, aklî taksimata göre üç kısımdırlar: 1) Mütehayyiz (mekân tutmuş), 2) Mütehayyiz varlığa hulul etmiş, 3) Ne mütehayyiz ne de mütehayyize hulul etmiş olmayan. Bu üçüncü […]
Arif
21:37 - 10 Nisan 2017
0 Yorumlar
Ömer Türker İslâm düşüncesi tarihinde Gazzâlî öncesi dönem (mütekaddimûn) ile Gazzâlî sonrası dönem (müteahhirûn) arasında çeşitli açılardan esaslı farklılıklar vardır. Kelâm-felsefe ilişkileri bakımından iki dönem arasındaki fark, mütekaddimûn döneminde kelâmcıların ana hasımlarının İslâm dışı dinî zümreler ile Müslüman fırkalar olmasıdır. Kelâmcılar kendi inanç ve teorilerini asıl itibariyle bu Müslüman veya gayr-ı müslim inanç fırkalarına […]
Arif
21:32 - 10 Nisan 2017
0 Yorumlar
Bil ki, “Haberiniz olsun ki kalbler ancak zikrullah ile mutmain olur”(Ra’d 28) ayeti ile ilgili, son derece dakik ve ince sırlarla dolu bahislerimiz vardır. Bunlar birkaç yönden izah edilir: 1) Varlıklar üç kısımdır: Tesir altında kalmayan, müessir olan varlıklar; müessir olmayan ama tesir altında kalan varlıklar ve herşeyde müessir olup, hiçbir tesir altında olmayan varlık. […]
Arif
21:27 - 10 Nisan 2017
0 Yorumlar
Bil ki insanın, bilmeye muhtaç olduğu şeyler üçtür, ‘in’sanlar da mazi (geçmiş), hal (şimdiki zaman) ve istikbâl (gelecek)tir. Birincisi: Mazi, insanın daha evvel mevcut olan varlığı bilip tanımasıdır. Daha evvel mevcut olan varlık, insanı yokluktan varlığa çıkaran Allah Teâlâ’dır. Bil ki Allah’ın zâtının hakikati, künhü, insan tarafından kesinlikle bilinemez, İnsan tayfından bilinebilecek olan ancak O’nun […]
Arif
20:47 - 10 Nisan 2017
0 Yorumlar
Altıncı fasıl: Bu fasıl “sadr” kelimesinin ne demek olduğu hakkındadır. Bil ki, bu kelimeyle bazan, “kalb” murad edilir. Nitekim Cenâb-ı Hak “Allah’ın göğsünü İslâm’la açtığı kimse…” (Zümer,22) “Rabbim göğsüme genişlik ver” (Tâhâ, 25) “Ve kalblerde olan şeyler saçılıp ortaya döküldüğünde”(Adiyat, 10) ve “(Allah) gözlerin hain bakışını, göğüslerin gizleyeceği her şeyi bilir” (Mûmin, 19) buyurmuştur. Bazan […]
Arif
17:53 - 10 Nisan 2017
0 Yorumlar
Birinci Misal: Bil ki, bedenin tamamı bir ülke gibidir. Göğüs onun kalesi, gönül köşkü, kalb tahtı; ruh hükümdarı, akıl veziri; şehvet o beldeye nimetleri celbeden en büyük görevli, memur; gazab devamlı dövme ve terbiye etmekle meşgul olan seyis; duyu organları ise, onun gözcüleri; diğer kuvvetler ise, hizmetçiler, işçiler ve sanatkârlar gibidirler. Şeytan, işte bu beldenin, […]
Arif
23:14 - 7 Nisan 2017
1 Yorum
Buna göre, şayet, “Takva, amel ye ilimden daha kıymetlidir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s) “Bir tek fakîh, şeytan için, bin âbidden daha çetindir…”(Tirmizi..) buyurmuştur..” denilirse, biz deriz ki: Takva, ilmin meyvesidir. Çünkü Cenâb-ı Hak, “Allah’ı hakkıyla ancak, O’nun alim kulları tazim eder…” (Fatır, 18) buyurmuştur. Şu halde takva, ancak âlim için söz konusudur. O halde,, müttakî […]

0 Yorumlar