Felsefe
Din ve Ahlak5 Haziran 2026
Arif
21:02 - 13 Nisan 2017
c) Bu düşmanlığın izahı hususunda anlatılan bir diğer şey de şudur: Şeyh Ebu’l Hasen el-Eş’ârî, hocası Ebu Ali el-Cübbâî’nin meclisinden ayrılıp, onun mezhebini terkederek onun görüşlerine karşı itirazları çoğalınca, aralarında büyük bir soğukluk meydana geldi. Derken, günlerden bir gün, Ebu Ali el-Cübbâî, bir sohbet meclisi düzenledi. O mecliste, bazı alimler de bulunuyordu. Şeyh Ebu’l-Hasen de […]
Arif
14:48 - 13 Nisan 2017
0 Yorumlar
Bil ki Hak Teâlâ, müminin kalbine şu dokuz ikram ve kerameti vermiştir. 1) Hayat… Nitekim Cenâb-ı Hak, “Bir ölü iken kendisini dirilttiğimiz (…) hiç karanlıklarda kalan kişi gibi olur mu?”(Enam, 122) buyurmuştur. Musa (a.s), ruhani hayatiyyete arzu duyunca, “Rabbim, göğsüme genişlik ver” dedi. Buradaki nükte şudur: Hz. Peygamber (s.a.s) “Kim ölü bir araziyi (kimsenin mülkü […]
Arif
14:45 - 13 Nisan 2017
0 Yorumlar
…Bil ki Allah Teâlâ Kur’ân’da on şeyi “nur” diye tavsif etmiştir: a) Kendi zât-ı İlâhiyyesini… Nitekim “O,Allah göklerin ve yerin nurudur” {Nur, 35) buyurmuştur. b) Hz. Peygamber (s.a.s)’i “Nitekim O, “Muhakkak ki size Allah’dan bir nûr (olan o peygamber) ve apaçık o kitab gelmiştir” (Maide, 15) buyurmuştur. c) Kur’ân’ı Kerim’i… Nitekim O, “O (Muhammet’le) birlikte […]
Arif
14:43 - 13 Nisan 2017
0 Yorumlar
Bil ki Allah Teâlâ, “Kullarım sana beni sorunca, işte Ben muhakkak yakınım” (Bakara,186) buyurmuş ve kullarını şu yedi Kısma ayırmıştır: a) Masum (günahsız) kullar… Nitekim Hak Teâlâ, “(Ey İblis) Benim kullarımın üzerinde senin hiç bir tahakkümün yok”(Hicr, 42) buyurmuştur. Allah Teâlâ en büyük ismetini (masûmiyeti-ilâhi korumayı) Hz. Musa (a.s)’a vermiştir. Çünkü O, “Ben seni Kendim […]
Arif
14:39 - 13 Nisan 2017
0 Yorumlar
Bunu iyice kavradığında biz diyoruz ki: Veli kulların kerametlerinin caiz olduğuna, Kur’ân, hadis, eser ve aklî deliller delâlet etmektedir. Kur’ân’a gelince, bu hususta bize göre delil olabilecek pekçok ayet bulunmaktadır: Ayetlerden Deliller Birinci Delil: Hz. Meryem kıssasıdır. Ki biz bunu, Al-i İmrân Sûresi’nde açıklamıştık. Binâenaleyh, tekrarlamıyoruz. İkinci Delil: Ashab-ı Kehf Kıssası ve onların, 309 (üçyüzdokuz) […]
Arif
14:27 - 13 Nisan 2017
0 Yorumlar
idhüm “onlara vaadet” ifadesi. Bil ki şeytanın maksadı, batıl inançlara, batıl amellere teşvik etmek ve salih amellerden nefret ettirme olunca, birşeye teşvikin de ancak, o şeyin o kimseye, yapılması halinde kesinlikle zarar vermeyeceğini, aksine büyük faydalar sağlayacağını anlatmakla; bir şeyden nefret ettirme de, ancak o kimseye onu yapmada bir faydanın bulunmadığını, yapılması halinde büyük zararlara […]
Arif
14:14 - 13 Nisan 2017
0 Yorumlar
Daha sonra Cenâb-ı Hak, bu nimetlerden bahsedince, sözünü “Eğer Allah’ın nimetini birer birer saymak isterseniz, onları toptan bile sayamazsınız”(İbrahim,34) diye bitirmiştir. Vahidî şöyle der: “Bu ifâdedeki “nimet” kelimesi masdar yerini tutan bir isimdir. Nitekim Arapça’da, “Allah ona nimet in’âm etti” denilir. Burada “nimet” kelimesi, “İn’âm” masdarı yerine kullanılmıştır. Bu tıpkı senin derken, infak ile nafaka […]
Arif
14:02 - 13 Nisan 2017
0 Yorumlar
“Sana, kıssa olarak bildirmekte olduğumuz bu haberler, helak olmuş emleketlerin haberlerindendir ki, onların kiminin izleri ayakta kalmış, kimi de biçilmiş ekin gibi yok olmuştur. Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi elerine zulmettiler. Allah’ın dışında taptıkları yalana tanrılar, Rabbinin azâb emri geldiği zaman, onlara hiçbir fayda vermedi. Ziyanlarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı”(Hud,100-101) Bil ki Allah […]
Arif
13:54 - 13 Nisan 2017
0 Yorumlar
Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu,O’ndan başka giderecek hiçbir kimse yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse. O’nun fazlını geri çevirecek hiç bir kuvvet de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok affeden ve çok merhamet edendir” (Yunus. 107). Bu âyetle ilgili birkaç mesele vardır: Âlemde Mutlak Tasarruf Sahibi Allah’tır Bil ki Allah Teâlâ, […]
Arif
13:51 - 13 Nisan 2017
0 Yorumlar
Bu sıfatların mutlaka belli birtakım incelikleri vardır: Binâenaleyh biz deriz ki: Ruhlar, bedenlerle alâka kurunca, bu alâka, ruhun bedene karşı duyduğu tabiî bir aşk sebebiyle olur. Sonra rûh cevheri, bedenler âleminin arzu duyduğu ve güzel gördüğü şeylerden, beş duyu vasıtasıyla istifâde eder. Rûh bunlara alışır, ülfet eder ve bunları alışkanlık haline getirir. Hissi alakalar ve […]

0 Yorumlar