Felsefe
Sevginin Epistemolojideki Rolü ve Yaşamın Sezgisel Rolü30 Eylül 2026
Arif
22:16 - 16 Mayıs 2015
Evet, biz ruhun varlığını ve onun bir cevher olduğunu hususî ve takribi delillerle ispat etmiştik. Bu husustaki hususî delili şöyle açıklayabiliriz: Malumdur ki ruhun zâtı zâtından ayrılmaz. Allah’ın yarattığı bir varlık bu özelliğe sahip olduğuna göre, herşeyin kendisiyle varlığa kavuştuğu Allah’ın zâtınınzâtından ayrılması düşünülebilir mi? Muhakkak ki zâtı hakikat cihetiyle her sabit mtttefiktir, birdir ve […]
Arif
22:04 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Marifetler farklı olup, derece derecedir. Herkes Allah’ı aynı derecede ve aynı kuvvette bilemez. O halde tecelli de farklı farklıdır. . Marifete nisbetle tecellînin farkı; tohuma nisbetle bitkinin farklı oluşuna benzer. Şüphesiz tohumun az veya çok oluşuna, kuvvetlililiğine zayıflığına, iyi veya kötü oluşuna göre mahsul de az veya çok, kuvvetli veya zayıf, iyi ya da kötü […]
Arif
21:58 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Ruh bedenden ayrıldıktan sonra: Eğer dünyada bir hak veya bir bâtıl kesbetmemiş ise kurtulanlardandır. O, ne azap görür, ne de nimetlere garkolur. Sâbîler ve deliler bu gruptandır. Eğer vehmi, fasit ve hakka zıt olan inançlara saplanmış, ayrıca şeriate muhalif ameller işlemiş ise o, elem verici bir azabın içindedir. Eğer yakinî delillere istinad etmemekle birlikte hak […]
Arif
21:54 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Hakikî saadet, ancak ruhun amelî yönünün ıslahı ile mümkündür. Nitekim: “Kelime-i tayyîbe ancak O’na yükselir, âmel-i salih onu ref eder” buyurulmuştur. Şimdi bir açıklama yapmak istiyor ve diyoruz ki: Ahlâk öyle bir melekedir ki, onunla ruhtan, endişe ve düşüncesiz bir şekilde fiiller kolaylıkla sadır olur. Mahmud olan ahlâk, mezmum olan iki taraf (ifrat ve tefrit) […]
Arif
21:51 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Birinci Misal: İnsan ruhunun bedendeki misâli valinin şehirdeki misâline benzer. Çünkü beden ruhun hem memleketi, hem âlemi, hem karargâhı, hem de şehridir. Bedenin kuvvetleri ve azalan ise sanatkârlar ve işçiler mesabesindedir. Kuvve-i akliyye-i müfekkire ruh için nasihat eden bir müşteşâr, akıllı bir vezir gibidir. Şehvet, şehre yemek taşıyan kötü bir köleye benzer. Gazab ve hamiyet […]
Arif
21:40 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Şecaat Şecâat itidal üzere olursa atılganlık ve çekingenlik yerli yerinde meydana gelir. İşte Övülen ve güzel ahlâk budur. “Kafirlere karşı şiddetli, birbirine karşı merhametlidirler.’’âyetiyle anlatılmak istenilen bu hakikattir. Şiddet ve merhamet her yerde ve her zaman iyi değildir. Bilakis iyi ve güzel olan, aklın ve şeriatın ölçülerine uygun olandır. Bir kişi kendini kritik ettiğinde kendisinin […]
Arif
21:31 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Tahayyul Kuvveti ….Enbiyanın hayali mahsusattan makulata ait mânâları görür. Meselâ Peygamberimizin (s.a.v.), Allah yolunda cihad ederken elleri kesilmiş bir şahsın yanlarında iki kanat oluştuğunu, o kimsenin bu kanatlarla cennete uçtuğunu görmesi; yine Allah yolunda öldürülmüş bir şahsın diri ve ayakta olduğunu, rahat ve huzur içinde Allah-u Tealâ’nın fazlıyla verdiklerinden rızıklanmakta olduğunu görmesi bu şekildedir. Aynı şekilde […]
Arif
02:54 - 15 Mayıs 2015
0 Yorumlar
GİRİŞ İmam âlim, fâzıl Ebû Mâmid Muhammed b. Muhammed el-Gazzâiî (rahmetullâhi aleyh) der ki: İzzetine teslim olarak, nimetlerini tamamlamasını niyâz ederek, tevfîkini, yardımını ve tâatını ganimet bilerek, günahta ve sıkışık durumlarda kalmaktan korumasını ve bize nimetlerini bol bol ihsan etmesini dileyerek Allah Teâlâ’ya hamd ederim. Peygamberliğine boyun eğerek, şefaatine nâil olmayı ümid ederek, sahip bulunduğu […]
Arif
02:35 - 15 Mayıs 2015
0 Yorumlar
EY KARDEŞİM, bilmiş ol ki akıl ancak şeriatle hidayete erebilir. Şeriat de ancak akılla açıklık kazanıp, anlaşılabilir. Şeri- ati bina olarak kabul edersek akıl bu binanın temeli konumundadır. Nasıl temelsiz bina olmaz ise aynı şekilde bina olmayınca da temel bir işe yaramaz. Akıl göze, şeriat ışığa benzer. Işık olmayınca göz bir işe yaramayacağı gibi, göz […]
Arif
02:26 - 15 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Sûreti idrak eden hiss~i müşterektir. Buna Bintasya da denir. Bunun hazmeden hayaldir. Mânâyı idrak eden ise vehmi kuvvettir. Bunun hazînedârı ise hafıza ve zâkire kuvvetidir. Kuvve-i mütehayyile hem idrak eder, hem de akleder. Vehim ve his ise akletmez. Bu söylenenlerin ispat edilmesi vicdânı bir şekilde mümkündür. Hiss-i Müşterek: Bu konuyu bir örnekle açıklamaya çalışalım. Mesela […]

0 Yorumlar