İnsan Şiiri

Kanaatimce Şeyh Gâlib’in şaheseri aşağıdaki müsemmen (sekizli) gazelidir. (İnsan Gazeli’ diye adlandıranlar var; haksız da değiller gibi. Başka bir örnek daha gösterilebilir mi bilmiyorum; 85 manzumede her bir mlsra (toplam 48, tekrarlar dikkate almmazsa 40) bağımsız birer değer hükmü olarak okunabilir. Adeta ardı ardına söylenmiş 40 atasözü gibi; insan kudreti ile izahı gerçekten çok kolay […]

Daha fazla oku
Ne Eylemişler?

… Şeyh Gâlib’in ‘eylemişlerdir’ redifli iki gazeline, Keçecizâde İzzet Molla’nın nazîresini büyük bir zevkle okuduktan sonra, anladıklarımı sizlerle paylaşmayı istedim. Buyurun: O âkıller ki râhın semt-i takdîr eylemişlerdir Çıkar yolancak oldur hüsn-i tedbîr eylemişlerdir Şerâr-ı âhı dâne eşk-i çeşmi âb kılmışlar O sayyâdân ki murg-i kâmı nahcîr eylemişlerdir Fuzûlî dehrden kâm almak olmaz olmadan giryân  […]

Daha fazla oku
Hz. Muhammed’in Nağmesi

Goethe Kayalıklardan fışkıran, Şu neşe pınarına bakın, Bir yıldız çakışı sanki; Bulutlar üzerinde Yüce ruhlar beslemiş gençliğini, Derûnunda koruluktaki kayalıkların. Taptaze gençliğiyle, Sıyrılıp bulutlardan Raks eder gibi iner mermer kayalara Haykırır sevincinden yine Sinesinden asumana. Katmış da önüne rengârenk çakılları Sürüklüyor dağ geçitlerinden aşağı, Ve bir önder azmiyle Götürüyor beraberinde, Nice kardeş pınarları Vadilerden aşağı […]

Daha fazla oku
Bülbül/Andelîb/Hezâr

En meşhur ötücü kuş olan bülbül için ‘Dünyada hiçbir müzik aleti yoktur ki, sukuşun ağzından çıktığı kadar güzel ses çıkarsın.’ denmiştir. Sesinin güzelliğiyle ünlü bu ötücü kuş, tan yeri ağarırken öter. Ötüşü armoni ve ses zenginliği bakımından eşsizdir. Boyu 16 cm olan bülbüller kül renginde olur. Bülbüllerin uçuşları dengesizdir. Bülbüller, aydınlık ormanlarda, korularda, hatta büyük park […]

Daha fazla oku
Müslüman Saati

İstanbul’u yenileştiren ve yerlisini şaşırtan istilaların en gizlisi ve en tesirlisi yabancı saatlerin hayatımıza girişi oldu. “Saat”ten kastımız, zamanı ölçen alet değil, fakat bizzat zamandır. Eskiden kendimize göre yaşayışımız, düşünüşümüz, giyinişimiz ve kendimize göre, dinden, ırktan ve ananeden hayat alan bir zevkimiz olduğu gibi, bu üslub-ı hayata göre de “saat”lerimiz ve “gün”lerimiz vardı. Müslüman gününün […]

Daha fazla oku
Ucundan tutuyoruz her şeyin.

Ucundan tutuyoruz her şeyin. İlgilerimiz samimiyetsiz, yapay, sahici olmaktan uzak… Konaklamıyoruz hiçbir yerde, hiçbir meselede, hiçbir soruda; hep gelip geçecek şeylerin peşindeyiz. Kök salmıyoruz, toprakla ünsiyet kurmuyoruz, bir yere ait olmamak için didinip duruyoruz adeta. hiçbir esaslı tedbir almıyoruz, esen her rüzgarla oradan oraya sürüklenmemek için. Ne kendimizi tanımaya, ne başkalarını tanımaya niyetimiz var. Hep […]

Daha fazla oku
Ertelenmiş gecikmeler

Her gün birçok şey geçiyor içimizden. Bir gün şu meseleye bir el atayım diyoruz mesela, şu meseleyi uzun uzadıya tefekkür edeyim, şu konudaki kitapları ardı ardına okuyayım, uygun vakitte bir vesileyle o kişiye hissiyatımı ifade edeyim, sevdiklerime sevdiğimi söyleyeyim, muhabbetimi kelimelere dökeyim, falanca zatı ziyaret edeyim, elini öpeyim, nafile güzellikler gerçekleştireyim, birilerine iyilik yapayım, birilerinin […]

Daha fazla oku
Kim bilir kim, nasıl, ne kadar?

Söylemeye cesaret edemediğimiz bir söz, kim bilir neyi, neleri, ne kadar eksik bırakıyor. Zamanında kalkmayan bir otobüs, yerine ulaşmayan bir mesaj, meşgul çalan bir telefon, üstünde durulmayan bir beklenti, önemsenmeyen bir hayal, adı konmayan bir muhabbet, ifade edilmemiş bir pişmanlık, kim bilir kimi, kimleri, neresinden, ne kadar kırıyor. Dikkatsizlikten, özensizlikten, gamsızlıktan türetilmiş kabalıklarımız yüzünden kim […]

Daha fazla oku
Divan Edebiyatı

Prof. Dr. Ali Nihad Tarlan Divan edebiyatımız, medeniyet âlemine büyük bir iftiharla sunabileceğimiz bir sanat mahsulüdür. Onun için de insan zekâsı, kendi yolunda varabileceği son merhaleye varmıştır denebilir. Bilhassa arûz vezninin dar sahası içine bu kadar çeşitli renkli fikir, his ve heyecanı sığıştırmak, tablo üstüne tablo çizmek, hiç de kolay olmasa gerektir. Divan edebiyatına havâs […]

Daha fazla oku
Yunus Emre – ‘Çıktım Erik Dalına’Şiirinin Açıklaması

Çıkdım erik dalına, anda yedim üzümü Bostan ıssı kakıdı, der ne yersin kozumu. Kerpiç koydum kazana poyraz ile kaynattım Nedir, deyip sorana bandım verdim özünü İplik verdim çulhaya sarıp yumak etmemiş Becit becit ısmarlar, gelsin alsın bezini Bir serçenin kanadın, kırk kağnıya yüklettim Çifti dahi çekmedi, şöyle kaldı kazını Bir sinek, bir kartalı salladı vurdu […]

Daha fazla oku