İnsan Şiiri

360x240-seyh-galib-ve-nabiye-inat-ugruna-yazdigi-husn-u-ask-1556632019577 İnsan Şiiri

Kanaatimce Şeyh Gâlib’in şaheseri aşağıdaki müsemmen (sekizli) gazelidir. (İnsan Gazeli’ diye adlandıranlar var; haksız da değiller gibi.

Başka bir örnek daha gösterilebilir mi bilmiyorum; 85 manzumede her bir mlsra (toplam 48, tekrarlar dikkate almmazsa 40) bağımsız birer değer hükmü olarak okunabilir. Adeta ardı ardına söylenmiş 40 atasözü gibi; insan kudreti ile izahı gerçekten çok kolay değil. Hele şairin 42 yaşında dünyadan ayrıldığı ve bu manzumenin de içinde bulunduğu Dîvânını tertip ettiğinde henüz 24 yaşında olduğu düşünülürse…

Ey dil ey dil niye bu rütbede pür-gamsın sen
Gerçi vîrâne isen genc-i mutalsamsın sen
Secde-fermâ-yı melek zât-ı mükerremsin sen

Bildiğin gibi değil cümleden akdemsin sen
Rûhsun nefha-i Cibrîl ile tev’emsin sen
Sırr-ı Haksın mesel-i Îsî-i Meryemsin sen

Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen

**********

Ey dil ey dil neye bu rütbede pür-gamsın sen

Ey gönül, ey gönül! Hangi sebeple bu derece gamlısın sen; yahut bulunduğun bu derecede iken böyle gamlısın sen?

İlk mısrada açtığı sorunun cevabı şiirin sonuna kadar her mısrada ayrı ayrı veriliyor. Üzülmeye hakkın yok ey insanoğlu, korkulur ki bu küfran-ı ni’met olur. Çünkü öylesine şerefli bir mevkide yaratılmış bulunuyorsun ki, bundan gâfil olmak, o şerefi bahşedenin hikmetinden gafil olmak demek olur.

Gerçi virane isen genc-ı’ mutalsamsın sen

İki türlü anlamlandırılabiliyor görebildiğim kadarıyla:

a) Evet sen bir tarafından bakılınca kıymetsiz bir göçüntülükten ibaretsin. Öyle ya, insan eti ölünce para bile etmiyor. Hatta cesedi bir an önce gözden uzaklaştırmak için masraf ediliyor; kimsesi yoksa Belediye devreye giriyor. Ama öte yandan -yani ruh cihetinden-öyle kıymetlisin ki paha biçilemez sana. Allah’ın eşref-i mahlükât olarak yarattığısın. Genc, hazine demek; mutalsam da tılsımlı. Efsane odur ki paha biçilmez hazineler daima viranede saklanırmış ve başında bir yılan beklermiş.

b) ‘isen’deki -se eki malum dilek-şart kipidir. Yani ekin şart anlamına göre bakılırsa demek olur ki, virane olman şartıyla paha biçilmez hazinesin sen. Yani zahiri/bedeni virane edebilirsen manevi kıymetin ortaya çıkar.

Secde- fermâ-yı melek zât-ı mükerremsin sen

Melekler, Adem Aleyhisselam’a doğru-Allah’a secde etmekle emrolunmuşlardı hani. Sen insan olmakla işte bu şerefin, keremin sahibisin . Allahü teâlâ , günahsız meleklerine senin babana doğru secde etme emrini verdi. Öyleyse ey insanoğlu kıymetini/sevildiğini bil. Öyle insanlar var, bu şuur sayesinde meleklerin imrendikleri bir bir mevki elde ettiler ve öyle insanlar var ki , bunu unutmakla şeytanların bile “ iyi ki insan değiliz “ dedikleri bir duruma düştüler.

Bildiğin gibi değil cümleden akvamsın sen

Gündelik konuşmanızda alelade söyleyiverdiğimiz “ bildiğin gibi değil “ deyimini derc ederek yaptığı letafet bir tarafa ; her şeyden daha kıymetlisin sen ; kendini bilmiyorsun sadece…

Rûhsun nefha-i Cibril ile tev’emsin sen

Özümüz ruh ya, Kur’ân-ı Kerim de kadr sûresinde Cebrail Aleyhisselam ‘ruh’ diye anılıyor ; meleklerin en büyüğü olan ve kitapları peygambere (aleyhimüsselam)getirmekle vazifeli Cebrail Aleyhisselam’ın nefesi ile ikiz kardeşsin sen ; onun gibisin ; kıymetini bil !

Sırr-ı Hak’sın mesel-i Isî-i Meryemsin sen

Hazreti İsâ aleyhisselâmın babasız olarak, kudret-i ilâhî ile dünyaya getirildiği hatırlatılarak ve babamız olan Adem aleyhisselâmın hem anasız ve hem babasız olarak dünyaya getirildiği nazara verilerek; sen işte o derece kıymetlisin. Evet günahkâr, kusurlu, yüzü kara insansın ama, masüm olan peygamberler de insandan idi. 87

Hoşça bak  zâtına kim zübde-ı’ âlemsin sen

‘Merdüm-ı’ dîde-ı’ ekvân olan âdemsin sen.

Her kıt’anın sonunda tekerrür eden bu berceste (benzersiz) beyitte ise; kendini hakir görme sakın, yaratılmışların çekirdeği, özü, gayesi, en kıymetlisisin sen ve kâinâtın gözbebeğisin denilmektedir.

Bu âdem dedikleri, el ayakla, baş değil,
Adem rûha denilir, surat ile kaş değil.

Beden et ve deridir , rûh bunun servetidir,
Hakkın kudret sırrıdır, rûhsuz kalıp hoşdeğil

Adem gerek , su gibi, temizlenip arına,
Haramlardan kaçınır, nefsi de serkeş değil.

Ademdedir, emanet, ondadır ilmü-hikmet.
Hakkın katında âdem, dâne-yi haşhaş değil.

Adem olan iyi bil, çalışır hep ay ve yıl,
Rûh gıdası ilimdir, ekmek ve kumaş değil.

Kendi özün anlıyan, rûh gözün aydınlansın.
Hak sözün pek kavrayan, er olur, ayyaş değil.

Beden hayvanda da var, hissi, onda pek artar
Kurt gözü keskinse de, nakş görür, nakkaş değil

Merteben ayn-ı müsemmâdadır esmâ sanma
Merci’in Hâlik-i eşyâdadır eşyâ sanma
Gördüğün emr-i muhakkakları rü’yâ sanma
Başkasın kendini sûretle heyûla sanma
Keşf ile sâbit olan mâ’niyi dâ’vâ sanma
Hakkına söylenen evsâfı müdârâ sanma

İsimden ibaret değilsin, ismin işaret ettiği Kemal mertebesine layıksın, hedefin o olmalıdır. makamın eşya değil, eşyayı yaratanın muhatap kabul ettiğisin; hakikate dair görülen işleri asılsız rüyalar zannetme, haksızlık etmiş olursun. kendini hiçbir şekilden ibaret ve bir görüntü zannetme, sen başkasın; evliyanın keşifleri ile vakıf olduklarını hususları kuru bir dava zannetme; sana dair söyledigim yüceltici vasıfları, gönlünü almak ya da seni sevindirmek için söylenivermiş zannetme, hakikattir.

Kendini ehemmiyetsiz sanma, âlemin en seçkin parçası ve özelisin; bütün yaratılmışların gözbebeği olan insansın sen.

İnleyip sırrını fâş eyleme ağyâra sakın
Düşme bilmezlik ile varta-i inkâra sakın
Değmesin âhların kâkül-i dildâra sakın
Sonra Mansûr gibi çıkman olur dâra sakın
Arz-ı acz etmeyesin yâreden ol yâra sakın
Bulduğun cevher-i âlîleri bîçâre sakın

Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen

Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen.

Aşkın sırrını taşımak kolay değil, layık olmayana sır vermekte uygun değil, dikkat et; cahillik edip inkar tehlikesine düşme; feryatların zülf-i yâre dokunmasın, kaçın ; hallacı mansur Hazretleri’nin darağacına gittiğini aklından çıkarma; yaralarından dolayı dosttan şikayetçi olma sakın; ey çaresiz kişi! aşk yolunda bulacağın kıymetli cevherleri, sırları iyi muhafaza et.

Kendini ehemmiyetsiz sanma, âlemin en seçkin parçası ve özetisin; bütün yaratılmışların gözbebeği olan insansın sen.

Sendedir mahzen-i esrar-ı mehabbet sende
Sendedir ma’den-i envar-ı fütüvvet sende
Gizli gizli dahı vardır nice hâlet sende
Ma’rifet sende, hüner sende, hâlet sende
Nazar etsen, yer ü gök, dûzah u cennet sende
Arş u kürsiyy ü melek sendedir elbet sende

Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen

Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen.

Aşkın sırlarının hazinesi, mertlik (yiğitlik) madeni sendedir; akıllara ermez haller sendedir; marifet,hüner,hakikat sendedir (seyr-i enfüsî) ; dikkat et ki, gökler ve yer, cennet ve cehennem de (insan ateşini bu dünyadan götürür Kazıyesi ne hatırlatıyor) sendedir; arş da kürsi de melek de sendedir ; hatırlayalım hep yanımızda olan melekleri…

Kendini ehemmiyetsiz sanma, âlemin en seçkin parçası ve özetisin; bütün yaratılmışların gözbebeği olan insansın sen.

Hayftır şâh iken âlemde gedâ olmayasın
Keder âlûde-i ümmid ü reca olmayasın
Vâdi-i ye’se düşüp hiç ü heba olmayasın
Yanılıp reh-rev-i sahrâ-yı bela olmayasın
Adem’e muttasıl ol tâ ki cüdâ olmayasın
Secdeler eyle ki merdûd-i hüda olmayasın

Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen

Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen.

Yazık olur! Padişah olacak tiynette yaratılmışken dilenci olursan ;insanlardan ve dünyadan beklenti ve çekinti ile paçana çamur bulaştırırsan;ümitsizlik gayyâsına düşüp zayi olur gidersen;yolunu şaşırıp bela çöllerine yolunu düşürürsen.aslında ademdir ( yokluktan geldin ) bunu unutma ki sevgiliden uzak düşmeyesin; doğrulukla kulluk eyle ve gözyaşlarıyla hep dua et de Allah’ın reddettiği olma…

Burada Hazreti Adem babamızla İblis karşılaştırmasmı yapıyor. Aleyhisselam’a benze, O tasfiye etti, safiyullah oldu, öyle tövbe etti, öyle ağladı ki; Safiyullâh Adem oldu. Öbürü de ( İblis) secdeyi terk etti, inat ve kibir etti de başına neler geldi. Yani Galib merhum hikâyenin ta başından misal getiriyor.

Kendini ehemmiyetsiz sanma, âlemin en seçkin parçası ve özetisin; bütün yaratılmışların gözbebeği olan insansın sen.

Berk-i hâtıf gibi bû kayd-i sivâdan güzer et

Erişen hâr u hasa âteş-i aşkı siper et

Dâmenin tutmaya asâr-ı alâyık hazer et

Şemş veş hâhiş-i Munlâ ile azm-i sefer et

Sâf kıl âyineni kâbil-i aks-i suver et

Hele bir cem’-i havâs eyle de Galib nazar et

Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen

Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen.

Aniden çakan ve göz kamaştıran bir şimşek gibi Allah’dan gayrıdan geçiver; çer-çöp sana bulaşmasın, aşk ateşini siper kıl; değmez alâkalara paçanı kaptırma, sakın; Hazreti Şems-i Tebrizî’ nin ettiği gibi Hazreti Mevlânâ aşkı ile yola düşüver; kalp aynanı temizle ki muhteşem suretlerin görünmesine kabiliyet kazansın; ve ey Gâlib (sanki tüm sözler kendine) kemâl-i dikkat ve edeple bak ki ne göreceksin:

Kendini ehemmiyetsiz sanma, âlemin en seçkin parçası ve özetisin; bütün yaratılmışların gözbebeği olan insansın sen.

Bir gazelinden şu iki mısra hayran bırakıyor beni:

‘Dört üstü dört olurmu safâ cihânda kim

Merbut-i çâr-mîh-ı anâsır bulunmuşuz

Dünyada mümkün müdür ki neş’e dıliddörtlük olsun. Hava, toprak, su, ateş gibi dört unsura çakılı durumdayız çünkü ve bunların her birinin temâyülleri farklı ve birbirne zıt; biri rahat etse yekdiğeri bîzâr olur.

Dâd alma mümkün idi felekde yâ neyleyim.

Birkaç zamân içinde müsâfir bulunmuşuz.

Talep etseydik eğer felekten, belki ihsâna kavuşup gün yüzü görmemiz mümkün olacaktı; amma şu var ki misafir olarak bulunduk âlemde ve müsafir için, bulduğundan fazlasını istemek mürüvvete uygun düşmezdi; bir de fazla vaktimiz olmadı be…

Hayati İnanç – Can Veren Pervaneler 5,syf.83,91

Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir