Vaizlerin Sözleri,Kıssalar,Zühd Hadisleri (….vb şeyleri) Ezberlemekle Aldanmak

Vaizlerin Sözleri,Kıssalar,Zühd Hadisleri (….vb şeyleri) Ezberlemekle Aldanmak

Kendisinin ehli ilimden olduğunu sananların bir kısmı,vaizlerin sözlerini,zühd hadislerini,dünyayı yeren hadisleri ezberler,denilen şeylerin manasını anlamaz

Hadisle neyin hatırlatılmak istendiğini bilmezler (hayatlarında gerçekleştirmeğe çalışmazlar). Bunun sebebi, bunun hoşlarına gitmesi ve bunu yapmanın kendilerine hafif gelmesidir.

Bunlardan bir kısmı bunları diğer insanlara anlatırken, bir kısmı sadece eş-dostlarına anlatır. Ama dediklerinin manasını anlamaz (hayatında gerçekleştirmeğe çalışmaz). Bununla kendisini kandırır. Kendisini, Allah için amel eden, O’nu bilen, dünyanın kötülüğünü müdrik addeder. Kendisi gibi birinin azab edilmeyeceğini sanır, günahlarını görmez. Zira, rivayet ettiği birçok hadis ( yaşamaktan) gafildir.

Sanır ki, vaaz ve zühd (hadislerinden) ezberlediği şeylerle, dünya ehline küskün  olmuş ve dünyayı isteme derecesini geçmiştir, riyakar, mutekebbir, ve ucb sahibi değildir, birçok günahı işlemez. Zira, zannnımca, bunları, kendisinin bildiklerini bilmeyen avam yapar. Dediklerı rivayet ettikleri ve yazdıklarıyla aldanır durur.

Bu aldanmadan nasıl kurtulur?, diye sordum.Dedi ki:

Nefsine döner ve bakar:Bahsettiği havf ve rikkat(kalb inceliğinin) neresinde Allahın sevmediği şeylerden organlarını koruyabiliyor mu? İddia ve münakaşalarında Allahın hoşlanmadığı şeylerden kalbi temiz mi?Sözünü ettiği temiz ve pisliklerden uzak kalbler gibi midir kalbi? Rivayet ettiği hadislerdeki haşyet ve rikkate sahib midir? Bunlar, Rabbinin yapılmasını veya yapılmamasını vacib kılarak ve yakınlık için mendub gordüğü (yanı sevdiği) şeyleri yapmasında ne kadar etkıli olmuştur? İşte o zaman, dilinin Allah’ın hoşlanmadığı sözleri söylemesi gözlerinin Onun hoşlanmadığı şeylere bakması vs gibi bütün  organlarını Allah’ın hoşlanmadığı şeyleri yap makta kullandığını ve yürümesi vs herşeyinin kendi lehine değil aleyhine olduğunu görür.

Aynı şekilde kalbini riyayı, kibri, ucb ve hasedi (bırakmağa) çağırırken yokladığı zaman, kendisiyle çeliştiğini  görür.

Nefsini de araştırırsa, birçok halinde, dünyayı, Rabbinin sevgisine tercih ettiğini görür. Böyle olduğunu görüncede anlar ki, bir taraftan Allah korkusunu anlatırken, diğer tarafta kendisinde böyle bir korku yok; kalb temizliğinden bahsediyor ama, kendi kalbi kaskatı ve kirli: dünyadan zühdü anlatıyordu! ama, kendisi dünyayı istiyor. Böylece bilir ki anlattığı, rivayet ettiği ve yazdığı güzel söz, salihlerin adabı, dünyadan zühd, dünyanın zemmi gibi şeylerden kendisi gafildir Bunu bilince, aldanması gafleti yok olur.

(Aldanmış olduğunu Öğrenmekle de kalmaz) söyledigı gibi olmağa çalışır. Allaha yaklaşmasında kemali arar, ve böylece, anlattığı, söylediği, rivayet ettiği ve yazdığı (kötü huyların) çoğundan sivrilmiş olduğunu görerek başarıya ulaşmak ister.

Haris el Muhasibi,Er-Riaye

Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir