Nebi ve Resul Kelimelerin Manaları ve Farkları

NEBİ VE RESÛL KELİMELERİNİN MÂNALARI VE ARALARINDAKİ FARKA DAİR İNCELEMELER Nebî, haber mânâsına «nebe» kökünden alınmış olursa ya ism-i fâil mânâsınadır ki, peygamber olduğunu haber verici demek olur. Ta ki, peygamberliği kabul edilerek hakkında vâcip olan saygı yerine geti­rilsin. Resûllüğü de varsa Allah tarafından halka Allah’ın hükümlerini haber veren zat demek olur. Veya ism-i mef’ûl […]

Daha fazla oku
Allah’ın İlk Varlık Karşısındaki önceliği Zât ve Şeref İtibarıyladır

Yetmiş İkinci Fasıl  Bil ki, söz arasında beliren bu fasıllarının faydası çoktur. Fakat burulan çok az kimse yararlanır. İlmi ve aklıyla gurur duyan kimse çoğu kez bun­dan ne etkilenir ne de yararlanır. Bunlar arızî olarak belirtilince bana yakı­şan şey belirtildiği ölçüde özetlemek ve şunu söylemektir: Belli olmuştur ki, “Âlem zaman itibarıyla kadîmdir.” diyen kimsenin sözü […]

Daha fazla oku
Ezeliyyetin Mânâsı

Elli Dördüncü Fasıl  İç dünyandan melekût âlemine küçük bir pencere açılırsa bu sırada karşılaştığın her şeyi apaçık hâliyle görür ve hikâyesini dinlemeye ihtiyaç duymazsın. Belki de şimdi ezeliyyetin mânâsını ve melekûta yolculuğun nasıl olduğunu bilmek isteyeceksin. Zâhirde bu, imkânsız gibidir. Bilmen gerekir ki, ezeliyyetin mânâsını geçmiş bir şey olarak zanneden kimse Fahiş bir hata işlemiş […]

Daha fazla oku
Âlem Zaman İtibarıyla Kadîmdir.” Sözü Ne Söyler?

Elli Birinci Fasıl  “Âlem, zaman itibarıyla kadîmdir” diyenin sözü altı boş bir hevestir. Çünkü o kimseye “Âlemle neyi kastediyorsun?” diye sorulsa “Gökler ve temel unsurlar gibi cisimlerin tamamını kastediyorum.” diyecek veya “Al­lahtan başka her şeyi kastediyorum.” diyecektir. Bu son cevaba göre akıl­ların, nefislerin ve cisimlerin hepsi âleme dâhil olacaktır. Şâyet “Âlem söz­cüğü ile cisim olan […]

Daha fazla oku
Varlıkta Olan Her Şey, Hakikatte Fânidir

Kırk İkinci Fasıl  Varlıkta olan her şey hakikatte fânidir; bakilik hay ve kayyumun varlığı­na aittir. Nitekim aynadaki suret hakikat itibarıyla fâni olup, bakilik, hârici sûrete aittir. Bu, halk nazarında kanaat oluşturmak üzere hissi misallerle verilen bir örnektir. Yoksa ârif nazarında aynadaki suret fâni olduğu kadar aynayla birlikte hârici sûret de fânidir. Kırk Üçüncü Fasıl [Aynayı […]

Daha fazla oku
Allah’ın Bilmesi

On İkinci Fasıl Kur’ân’daki eşsiz âyetlerden biri de Allah Teâlâ’nın “Ve onlara (olup bitenleri) tam bir bilgi ile mutlaka anlatacağız. Biz (olup bitenlerden) uzakta değiliz.” (Arâf, 7/7) mealindeki sözüdür. Bu âyet göstermektedir ki, her şey onun için hâzır olduğu gibi o da her şeyle birlikte hâzırdır. Bu nedenledir ki, hiçbir şey onun ilminden uzak değildir. […]

Daha fazla oku
Hz. Âdem ve Hz, Havva’nın Yeryüzüne İnmesindeki Hikmetler

Söz bizi buraya kadar getirdiğine göre, bu olayda Hz. Â-dem’e (a.s.) bahşedilen faydaları ve özellikleri görelim ve böylece havâssın Allah katında başkalarının sahip olmadığı hâllere sahip olduklarını öğrenelim. Allah’ın onlar hakkında öyle bir tedbiri vardır ki onlardan başkasına bu tedbiriyle yönelmez. Hz. Âdem’in (a.s.) ağaçtan yemesinde ve yeryüzüne in­mesinde bazı faydalar vardır: 1.Âdem ve Havvâ […]

Daha fazla oku
Katolikliği Olmayan Bir Dinde Protestanlık Icad Etmek

İslam’ın on dört asırlık serüvenini pesimist [kötümser] bakış açısıyla okuyan zevatın içine düştüğü temel hata, İslam’ın tarihini, kavramlarını ve kurumlarını, Batılıların kendi tarih, kavram ve kurumlarını okuduğu biçimde okuma hastalığına yakalanmalarıdır. Hani hadiste “onlardan biri keler deliğine girse siz de [bir hikmeti vardır diyerek] gireceksiniz” buyruluyor ya işte tam da bu hastalık. Yanlış analojilere / […]

Daha fazla oku
Peygamberlerin Günahlardan Masum Oluşu

Bizim tercih ettiğimiz görüşe göre peygamberler peygamber oldukları zamanda mutlak olarak büyük günahlardan ve kasten küçük günahlardan masumlardır. Bizim buna dair birkaç delilimiz vardır. Birincisi: Eğer onlar günah işleseydi günah işledikleri hususta onlara tabi olmak haram olurdu. Zira günah işlemenin haramlığı bunu zorunlu kılar. Bu yani söz ve fiillerinde peygamberleri izlemek ise vâciptir. Zira bu […]

Daha fazla oku
Cennet ve Cehennem Şu Anda Yaratılmış mıdır?

Cennet ve Cehennem Şu Anda Yaratılmış mıdır Yaratılmamış mıdır? Ashâbımız ile Ebû Ali el-Cûbbâî, Bişr b. Mu‘temir ve Ebüî- Hüseyirı el-Basrî cennet ve cehennemin yaratılmış olduğu görüşüne vardılar. Abbâd b. Süleyman es-Saymerî, Dırâr b. Amr, Ebû Hâşim el-Cübbâî ve Kâdî Abdülcebbâr gibi Mu‘tezile’nin çoğunluğu bunu inkar edip cennet ve cehennemin kıyamette yaratılacağını söylediler. Bizim iki […]

Daha fazla oku