İslam
İnsan Kalbinin Özellikleri10 Haziran 2026
Arif
12:24 - 11 Kasım 2017
Yusuf aleyhisselam’ın kıssasında ilginç ayrıntılardan biri, onun ana-babası ve kardeşleri Mısır’a geldiklerinde söylediği sözdür. Âyet bize bu olayı şekilde anlatır: … “Ana ve babasını tahtının üstüne çıkartıp oturttu ve hepsi onun için (ona kavuştukları için) secdeye kapandılar. (Yusuf) dedi ki: “Ey babacığım! İşte bu, daha önce (gördüğüm) rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Doğrusu Rabbim bana […]
Arif
19:43 - 10 Kasım 2017
0 Yorumlar
Ben Midye Diyeyim, Sen Mezheb Anla.. Direk konuya gireceğim, çünkü artık “girizgâh yapma” âdab- erkânına riayet edecek lüksümüz de kalmadı. Toplumun bünyesine ur gibi tasallut eden vebayı karantinaya almanın aciliyeti, uzun soluklu yazıların pabucunu tozlu rafların ardına attı.. Midye konusunda iddia aynen şöyle: “Mâide 96. ayette Kur’an deniz avının ve yenilmesinin helal olduğundan […]
Arif
18:47 - 9 Kasım 2017
0 Yorumlar
Emaneti sahib-i hakikisine satmak. İşte o satışta beş derece kar içinde kar var. Birinci kar: Fani mal bekà bulur. Çünkü Kayyum-u Baki olan Zat-ı Zülcelale verilen ve Onun yolunda sarf edilen şu ömr-ü zail, bakiye inkılab eder, baki meyveler verir. O vakit ömür dakikaları, adeta tohumlar, çekirdekler hükmünde, zahiren fena bulur, çürür; fakat alem-i bekàda […]
Arif
23:30 - 7 Kasım 2017
0 Yorumlar
ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ ﻭَ ﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻰْﺀٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩِ ﺍَﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ ﺍَﺑَﺪًﺍ ﺩَﺍﺋِﻤًﺎ Aziz, sıddık, mübarek kardeşlerim! Evvela: Medresetü’z-Zehra erkânlarının arzularıyla verilen bir dersin bir hülâsasını sizlere de söylemeyi münasip gördük. O dersin mevzuu da: Umum kâinat mevcudatı hesabına Mi’rac Gecesinde, Fahr-i kâinat ve netice-i hilkat-i âlem Peygamber aleyhissalâtü vesselâm, […]
Arif
16:33 - 6 Kasım 2017
0 Yorumlar
İnsanın kendini düzeltip olgunlaştırması, Mevlânâ’ya göre öncelikle insanın kendi kusurunu bilmesine bağlıdır. Çünkü eksikliği hissedilmeyen bir şeyin telafisine gidilemez. “Meselâ on kişi bir eve girmek istese de, bunlardan dokuzu girip biri dışarıda kalsa, bu kişi muhakkak kendi kendine: ‘Acaba ben ne yaptım, ne terbiyesizlik ettim de beni içeriye almadılar?’ diye düşünür.” Kişinin de yolunda gitmeyen […]
Arif
13:44 - 6 Kasım 2017
0 Yorumlar
Mevlânâ’ya göre insanı değerli kılan; insanın asıl varlığını oluşturan rûhun bir yetisi olarak kabul edilen düşünce ve zihindir. Dolayısıyla insanın değerini belirleyen, onun düşüncesinin ne olduğudur. Bu konuda Mevlânâ şöyle der: “Ey birâder! Sen ancak o endişesin, o ruhtan ibaretsin. Geri kalan şeyin kemik ve deriden başka bir şey değildir.559 Eğer senin endişen gül ise, […]
Arif
13:37 - 6 Kasım 2017
0 Yorumlar
Mevlânâ’ya göre, sâlikin sahip olması gereken bilinç unsurlarından biri, Hakk’a güven bilinci; dinî literatürdeki ifadesiyle tevekkülüdür.370 Genelde yanlış anlaşılarak eylem pasifliğini öngören bir kabule mesned yapılan ve kişinin, kendi gayretsizliğini örtmek için kullandığı bir savunma mekanizmasına dönüştürülmesinden dolayı, tevekkülü tanımlarken Mevlânâ, onun ne olmadığına vurgu yaparak bu yanlış kanâati izaleye çalışmaktadır. Tevekkül, bir fiil ve […]
Arif
13:29 - 6 Kasım 2017
0 Yorumlar
Mevlânâ’nın düşünce sisteminde, varlığın sûret-mânâ sarmalı üzerine yaratılması ve sûretin, kendi hakikatini teşkil eden mânâyı perdelemesinden dolayı; varlığın sûreti ile mânâsı arasında bir çelişki, hakikati ile görünümü arasında bir zıtlık ortaya çıkmaktadır. Sûretin, mânâya erişmedeki bu perde rolünü Mevlânâ, isim ve mânâ arasındaki ilişkiyi örnek vererek, birçok parlak ismin altında mânâ kıtlığı olduğunu; bu […]
Arif
01:15 - 6 Kasım 2017
0 Yorumlar
İNSAN Tasavvufî düşüncede ve bilhassa vahdet-i vücûd anlayışında insan, varlık hiyerarşisinde kendinden önceki tüm yaratılış basamaklarım zatında toplayan, nihai hedef konumundaki bir varlıktır. Özel anlamda bunu temsil eden ise insan-ı kâmil yani üstün insandır. Âlemlerin hulasası olan insan-ı kâmil, Hakk’ın isim ve sıfatlarının tecellîgâhı olmuş, böylece başlangıçtaki ilahı irade tahakkuk etmiştir.113 1. insanın Yaratılışı Mevlânâ’ya […]
Arif
23:27 - 28 Ekim 2017
0 Yorumlar
Şerri Yaratmak Şer Değidir,Şerri Işlemek Şerdir.. Halk-ı şer, şer değil, belki kesb-i şer şerdir. Çünki halk ve icad, bütün netaice bakar; kesb, hususî bir mübaşeret olduğu için, hususî netaice bakar. Meselâ: Yağmurun gelmesinin binlerle neticeleri var, bütünü de güzeldir. Sû’-i ihtiyarıyla bazıları yağmurdan zarar görse, “Yağmurun icadı rahmet değildir” diyemez; “Yağmurun halkı şerdir” diye hükmedemez. […]

0 Yorumlar