Tasavvuf
“İşi Kolay Kılmak”12 Ekim 2026
Arif
20:31 - 18 Mart 2018
Yarın, “üç aylar” başlıyor. Halkımız arasında Receb, Şaban ve Ramazan ayları “üç aylar” olarak isimlendirilerek bu aylara, diğer kamerî aylara göre daha fazla önem verilir. Bu ayların “kutsal”, “mübârek”, “faziletli” olduğuna inanılır. Dahası bu aylarda yer alan kimi gecelerin (Reğâib, Mirac, Berat, Kadir ) özel bir takım ibadetlerle ihyâ edilmeye çalışıldığı görülür. Örfte bu şekilde […]
Arif
00:22 - 14 Mart 2018
0 Yorumlar
Otuzbirinci âyetin işaretinin beyanında, ﻳَﺴْﺘَﺤِﺒُّﻮﻥَ ﺍﻟْﺤَﻴَﻮﺓَ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ bahsinde denilmiş ki: Bu asrın bir hâssası şudur ki; hayat-ı dünyeviyeyi, hayat-ı bâkiyeye bilerek tercih ettiriyor. Yani kırılacak bir cam parçasını, bâki elmaslara bildiği halde tercih etmek bir düstur hükmüne geçmiş. Ben bundan çok hayret ediyordum. Bugünlerde ihtar edildi ki: Nasıl bir uzv-u insanî hastalansa, yaralansa sair a’zâ […]
Arif
00:08 - 14 Mart 2018
0 Yorumlar
Musibetlerin en büyüklerinden birisi de: Ecnebilerden gelip içimize girmiş, onların hissiyatları ile meşbu’ tarz-ı üslüblarındaki, hamele-i din ve medrese âlimlerine karşı hiss-i istihfafdır. Halbuki bu din âlimleri şu insanların kâffesinden daha çok hürmet, merhamet ve muhabbete layıktırlar. Hem de kusur ve hata onların vücûdundan değil, belki zamanın müsaadesizliği ile kâmil muhakkiklerin bulunmamalarındandır. Evet, din âlimleri […]
Arif
21:41 - 12 Mart 2018
0 Yorumlar
Zünnun şöyle demiş: ‘Dünya işlerinde akıllı ve zeki iken ahiret işlerinde ahmak olan biri zekâ ve akıl sahibi sayılmaz.Hilim gösterilmesi gereken yerde sefih davranan, tevazu izhar edilmesi gereken yerde kibirli olan akıllı değildir. Tabiatına ait işlerde ve yerlerde arzusunu yitiren, hakikat söylendiğinde öfkelenen veya akıllı insanın ardından koştuğu şeyi değersiz gören veya zeki insanların değersiz […]
Arif
15:19 - 10 Mart 2018
0 Yorumlar
İçtihad kapısı açıktır. Fakat şu zamanda oraya girmeye altı mani vardır. Birincisi: Nasıl ki kışta, fırtınaların şiddetli olduğu bir vakitte, dar delikler dahi seddedilir. Yeni kapıları açmak, hiçbir cihetle kâr-ı akıl değil. Hem nasıl ki büyük bir selin hücumunda, tamir için duvarlarda delikler açmak gark olmaya vesiledir. Öyle de şu münkerat zamanında ve âdât-ı ecanibin istilası anında ve […]
Arif
19:21 - 7 Mart 2018
0 Yorumlar
İkinci Dal Çok esrarın anahtarlarını tazammun eden iki sırrı beyan eder. Birinci Sır: Evliya, niçin usûl-ü imaniyede ittifak ettikleri halde meşhudatlarında, keşfiyatlarında çok tehalüf ediyorlar? Şuhud derecesinde olan keşifleri bazen hilaf-ı vaki ve muhalif-i hak çıkıyor? Hem niçin ehl-i fikir ve nazar, her biri kat’î bürhan ile hak telakki ettikleri efkârlarında, birbirine mütenakız bir surette hakikati […]
Arif
18:59 - 7 Mart 2018
0 Yorumlar
Müslümanlar teknolojide neden bu kadar geri kaldılar? Sorun müslümanlarda mı? Üçüncü İşaret: Ehl-i bid’a diyorlar ki: “Bu taassub-u dinî, bizi geri bıraktı. Bu asırda yaşamak, taassubu bırakmakla olur. Avrupa, taassubu bıraktıktan sonra terakki etti?” Elcevab: Yanlışsınız ve aldanmışsınız veya aldatıyorsunuz. Çünki Avrupa, dininde mutaassıbdır. Hattâ bir âdi Bulgar’a veya bir nefer-i İngiliz’e veya bir serseri Fransız’a “Sarık […]
Arif
19:32 - 5 Mart 2018
0 Yorumlar
Yûnus Emre için şiir, asıl gâye olmamakla berâber şunu gâyet iyi biliyoruz ki o, dilimizin en büyük şâirlerinin başında gelir. O yüzden, eğer şiirden söz edeceksek, Türkçe’nin en güzel şiir verimlerini ondan okuyacağız demektir. Fakat bu samîmî dervişin bu mânâda bize sağlayacağı imkân sâdece şiirleri değildir. O, aynı zamanda bize şiir dersleri de veren bir […]
Arif
22:14 - 25 Şubat 2018
0 Yorumlar
Kur’an ve sünnette çoğu zaman hükümler bazı vasıflara bağlanır. Ancak nasslarda bu vasıfların tanımına, sınırlarına, içeriğine dair bir bilgi verilmez. Bu meseleye birkaç örnek verelim: 1. Kur’an ve Sünnet’te, “içnizden âdil iki kişiyi şahit tutun” (Talak, 2) buyrularak şahitlerin âdil [güvenilir] olması gerektiği ifade edilir. Ancak adalet vasfının nasslarda bir tanımı olmadığı gibi dilde de […]
Arif
20:25 - 25 Şubat 2018
0 Yorumlar
Zaman zaman Müslümanların azınlıkta olduğu ülkelerde ve hatta kimilerince Türkiye gibi ülkelerde bile (!) “darulharpte Cuma namazı kılınmaz” denilerek Cuma namazının kılınmayacağı ile ilgili görüşler ortaya konulabilmektedir. Bu soruya cevap verebilmek için önce klasik fıkıhta Daru’l-İslam ve Daru’l-harp kavramlarına temas edip sonrasında Cuma namazı meselesini ele alacağım. 1. Dâru’l-İslam ve Dâru’l-Harb Kavramları 1.1. Kavramsal Çerçeve […]

0 Yorumlar