İslam
İnsan Kalbinin Özellikleri10 Haziran 2026
Arif
12:34 - 22 Aralık 2018
Kudret ve irade, Allah’ın zâtına zâid sıfatlardandır. Kudret, âlemin yaratılmanın ve bu yaratıma işinin terk edilmesinin sahih olmasından ibârettir (Allah yaratmaya da yaratmamaya da gücü yetendir). O hâlde yaratmak ve yaratmamaktan hiç birisi Allah’ın zâtı için lâzım değildir. Bütün mezheplerin mensupları bu konuda hemfikirdirler. Ancak filozoflar diyorlar ki, mevcut nizâm gereğince Allah’ın âlemi yaratması zân […]
Arif
12:32 - 22 Aralık 2018
0 Yorumlar
Hak Teâlâ’nın fiil ve sıfatı da zâtı gibi tektir ve asla çok olmaz. Yani, Allah’ın zâtı birbirinden ayrı bir çok iş ile irtibat kurduğu gibi, O’nun Fıil ve sıfatı da irtibat kurar. Çünkü bunlar hâriçte zâtın aynısıdır. O hâlde, tıpkı zâtın birçok şey ile irtibât kurması sebebiyle bir çok zâtın görünmesi gibi, Allah’ın sıfat ve […]
Arif
12:14 - 22 Aralık 2018
0 Yorumlar
Cenâb-ı Hak ezelden ebede kadar tek kelâm ile konuşandır. O kelâm bölünmez ve parçalanmaz. Süküt ve konuşmama durumu, Hak Teâlâ hakkında imkânsızdır. Hak Teâlâ üzerine zaman geçmeyeceğine göre, mademki ezelden ebede kadar olan süre tek bir ândır, o bir ânda tek ve kapsamlı bir söz (konuşma) meydana gelmiştir. Ve o söz, bağlı bulunduğu şeylerin sayısınca […]
Arif
12:11 - 22 Aralık 2018
0 Yorumlar
Allah Teâlâ zâtı ile mevcuttur, vücüd (var olma sıfatı) ile değil. Diğer varlıklar ise böyle değildir, onlar vücüd ile mevcutturlar. Binaenaleyh, Hak Teâlâ var olma konusunda Vücüda muhtaç değildir ki, gayrıya ihtiyacı olmasın diye “Onun vücüdu zâtının aynısıdır, zâid değildir” desinler. Böyle olursa vücüdun zât ile aynı olduğunu ispat konusunda birçok delillere ihtiyacımız olur ve […]
Arif
17:33 - 19 Aralık 2018
0 Yorumlar
Besmele, hamd ve salat u selamdan sonra.. Olacağı buydu.. Evvela olanca kifayetsizliklerine, cahilliklerine, idraksizliklerine, şaşkınlıklarına ve sapkınlıklarına rağmen yeni ortaya çıkan meseleler için içtihat etme davasıyla meydana atıldılar. Ancak, zamanla hemen hiçbir alakası bulunmayan ve devrinde hakiki erbabı tarafından yapılıp biten ve yerleşen içtihatları alt üst ettiler.. Kimselere satılmayan ve satılık olmayan Rabbani İslam âlimlerinin […]
Arif
17:24 - 19 Aralık 2018
2 Yorumlar
Anlatıldığına göre Emevî halîfesi Süleymân b. Abdülmelik, Mekke’ye giderken Medîne’ye uğradı. Burada birkaç gün kaldı. Yanındakilere ashâbdan birini görmüş olan bir kimsenin bulunup bulunmadığını sordu. “Evet, Ebû Hâzım ashâb-ı kirâm’a yetişmiştir” denildi. Bunun üzerine birini gönderip onu huzûruna çağırttı. Ebû Hâzım,yanına gelince aralarında şu sohbet cereyan etti. Süleymân b. Abdülmelik dedi ki: – “Yâ Ebâ […]
Arif
17:19 - 19 Aralık 2018
0 Yorumlar
… Gazali, Kitabu’l-Erbain Fi Usuli’d-Din adlı eserinde, “Kaza’ya Rıza” başlığı altında şunları söyler: “Sonuçlar sebeplerine en mükemmel ve en güzel şekilde bağlanmışlardır. İmkan dahilinde bundan daha güzeli ve daha mükemmeli yoktur. Eğer olsaydı bu cömertlik değil, cimrilik veya kudretin aksine acizlik olurdu.”4 O, İhyau Ulumi’d-Din adlı eserinin “Tevekkül” bahsinde de benzer şekilde şu açıklamaları yapar: […]
Arif
17:01 - 19 Aralık 2018
0 Yorumlar
Bir insanın başkaları üzerine tercih olunması, ancak işi iledir. Nasıl ki Peygamber Efendimiz (s.a.v) de: “Bir kimsenin diğer biri üzerine fazileti ve üstünlüğü ancak fiilleri ve amelleri iledir.” buyurmuşlardır. Binaenaleyh insanın ölçüsü işidir. İş denilen şey, iradeye tâbîdir, irade ile olur. İrade sayesindedir ki, insan daima kendisine sahip, nefsine o nispette hâkim olur, insana bir […]
Arif
16:58 - 19 Aralık 2018
0 Yorumlar
En’am 103. “Gözler O’nu idrak edemez, halbuki O gözleri idrak eder. O en ince şeyleri bilir ve her şeyden haberdardır:’ Gözler O’nu idrak edemez, halbuki O gözleri idrak eder. Denildi ki: Allah burada gözler anlamına gelen “ebsar” lafzını yaratılanlardan kinaye olarak kullanmıştır. Sanki şöyle buyurmuştur: Yaratılanlar O’nu idrak edemez, halbuki O yaratılanları idrak eder. Her […]
Arif
16:49 - 19 Aralık 2018
0 Yorumlar
Bu mesele, Hak Teâlâ´nın yaptığından sorumlu olmayacağına dair deliller getirme hakkındadır: Bu Hususta Ehl-i Sünnetin Delilleri Ehl-i sünnet bu hususta pekçok biçimde istidlalde bulunmuşlardır: 1) Şayet her şey, bir sebebe bağlanmış olsaydı, o zaman, o sebebin sebep olması da, diğer bir sebebe bağlanmış olurdu ve böylece de, teselsül gerekirdi. Binâenaleyh, bir teselsülü sona erdirme hususunda […]

0 Yorumlar