İmam Mâturîdî’nin Düşünce Sisteminde İnsanın Anlamı ve Değeri

Hülya Alper İslam düşünce geleneği içinde ilk dönemden itibaren “in­san” bir mesele olarak ele alınmış, neye insan denilece­ğinden başlayarak özünün neden teşekkül ettiği, nasıl bir varlık olduğu, niçin yeryüzünde var kılındığı, gayesinin ne olduğu, yetkileriyle sorumluluklarının nelerden ibaret bulunduğu ve bunların neye dayanarak belirleneceği gibi bir dizi sorunun cevabı tarih boyunca tartışılagelmiştir. Bu bağlamda ruh […]

Daha fazla oku
Fıkhı Açıdan İnsan Kavramı

Bezm-i Elestten Kabire İnsanın Mükellef Oluşunun Serüveni Tuba Erkoç Baydar İlk bakışta insanın mahiyetinden ziyade muhatap oldu­ğu şer’î amelî hükümler ile ilgilenen fıkıh İlmî aslında in­sanın kendi iç dünyasını anlama sürecidir. Zira fıkhî bir bükme ulaşmada kritik noktayı oluşturan “mükellefiyet kavramı” ancak insanın mahiyetini anlamak ile mümkün olur. Nitekim Hz. Peygamberden (s.a.v) itibaren bilfiil Müslümanca […]

Daha fazla oku
Mâtürîdîyye ve Tasavvuf İlişkisi

İslamî ilimler genel olarak ele alındığında Kur’an ve hadis, diğer İslamî ilimlere malzeme sunan ilimler olarak görülür. Bu malzemeleri alıp yorumlayan en önemli ilimler ise fıkıh, kelâm ve tasavvuftur. Cibril hadisi diye bilinen ve Cebrail’in Hz. Peygamber’e bazı sorularını içeren meşhur hadiste “İslam nedir? Sorusunun cevabı olan namaz, oruç, hac, zekat gibi konular sonraki asırlarda […]

Daha fazla oku
Önkabuller: Ehl-i sünnet, mutezile, şia, modernizm

Hemen hatırlatmam gerekir: Önkabuller derken kastımız ehl-i sünnet, mutezile veya şianın kendisi değildir. Bunlar tüzel kişilik veya devlet gibidir. Devlet soyut bir kavramdır. Ancak devleti temsil edenlerin görüşleri vardır. Devleti tem­sil edenlerin yaklaşım ve bakışları devleti yönlendirir. Yer yer yeni konseptler de ortaya çıkabilir. Ama devletin en temel bakış açısı bellidir. O devleti devlet yapan […]

Daha fazla oku
Kur’an’ı Anlamak Ama Nasıl Anlamak?

Giriş Malum olduğu üzere günümüzde İslam’ın kaynaklarına yaklaşımda geçmişe nazaran bazı farklı görüşler vardır. Me­sela tek kaynak Kur’an’dır. Bu ehl-i Kur’an ve mealcilerin gö­rüşüdür. Bunu tartışmanın fazla bir anlamı yoktur. Bunun yanında Kur’an ve sünneti kaynak kabul eden anlayış vardır. Bunlar da kendi aralarında ayrılmaktadır. Örneğin sünneti kaynak kabul eden ama bu sünnetin Kur’an’da olduğunu […]

Daha fazla oku
Ehl-i Sünnetin İtikadi Alandaki Mutedil Yaklaşımı

Dün paylaştığım yazıda ehl-i sünnetin tarih boyunca mutedil bir yaklaşımı benimseyen, bünyesinde farklı grupları barındıran bir şemsiye kavram olduğundan söz etmiştim. Bu söylemin kuru bir slogan olmadığını ortaya koyma sadedinde bu yazıda ehl-i sünnetin mutedil yaklaşımının itikat (usulüddin) alanındaki tezahürlerinden söz edeceğim. (Kısmetse bir başka yazıda ehl-i sünnetin usul-i fıkıh alanındaki ortayolcu yaklaşımının temel özelliklerini […]

Daha fazla oku
Başka Ülkelerde Doğan veya Farklı Dinlere Bağlı Olan İnsanların Durumu Ne Olacak?

I Önce problemi açık bir şekilde ifade edelim: İnsanlar genel olarak doğdukları ye içinde yaşadıkları toplumların inanç­larını ve kültürel değerlerini benimserler. O halde Ortadoğu ülkelerinde dünyaya gelen insanların Müslüman, Avrupa’da doğanların Hıristiyan, Uzakdoğu’dakilerin Taoist veya Şin- toist, Hindistan’dakilerin ise Hindu dinine uymaları gayet doğaldır. Eğer insanlar doğdukları coğrafyaya bağlı olarak inanç sistemlerine tabi oluyorlarsa ve […]

Daha fazla oku
Din Bilim İlişkileri ve Sorunlar

Son iki asırlık süreç içinde bilim, felsefe ve dinler arasın­daki mesafenin giderek açıldığı ve gerginliğin birbirini dışlama noktasına ulaştığı görülmektedir. Bilim adamları evrenin fiziksel özellikleri ve oluşumu üzerinde öylesine ince ve derin araştırmalar yapmaktadırlar ki, her biri kendi uzmanlık alanı sahası içindeki bilgilerin arasında kaybolup gitmektedir. Böylece evrendeki bütünlük, karşılıklı ilişkiler ve ahenk gözden kaçırılmaktadır. […]

Daha fazla oku
Niçin Yaratıldık?

  I Şüphe yok ki, mutlu ve huzurlu bir hayatın en temel unsur­larından biri de, onu tutarlı bir amaca göre yaşamak ve ki­şisel varlığını anlamlı hale getirebilmektir. Makul ve belirli bir maksada yönelik olmayan her fiil boş, absürd ve mana­sızdır. O halde insanın anlam arayışı ve makul cevap bek­lentisi kendi potansiyeline uygun ve beklenen bir […]

Daha fazla oku
Peygamberlere ve Kutsal Kitaplara Ne İhtiyaç Var?

I Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet dinlerinde peygam­berlerin merkezcil bir önemi vardır, çünkü peygamberler vahye muhatap olan ye Tanrı’dan haber (Kitap) getiren kişi durumundadırlar, dolayısıyla peygamberlik meselesi ye- rine oturtulmadan kitaplı dinlerin anlaşılması ve kabulü mümkün değildir. Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor ki Tanrı’nın insanları yarattıktan sonra evren ve insanlarla iliş­kisini tamamen kestiğini düşünmek hiç de makul […]

Daha fazla oku