Hikmet ve Manası

Hikmetin mânasına gelince kimileri bu konuda şöyle demiştir: “Hik­met, ilim ve ameldir.”   Kimileri: “Hikmet Kuranın anlaşılmasıdır.” demiştir.   Bazıları da Allah Teâlanın ‘’Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir.’’âyetinite’vil etmek suretiyle hikmetin nü­büvvet (peygamberlik) olduğunu söylemişlerdir.   Aslında fesadın girmesine izin verilmeyen her hüküm hikmettir. Doğru­luk (sıdk), vefa ve ihlâs şartına […]

Daha fazla oku
Riya,Şirk,Kendini Beğenme ve Riya ve Nifak Arasındaki Fark

  Haris el-Muhâsibî’ye riyanın aslının (ne olduğu) sorulduğunda o şöyle ‘ cevap vermiştir: “Riyânın aslı, dünya sevgisinden kaynaklanır.” Bunu biraz daha açıp delilini açıklaması istendiğinde, el-Muhâsibî: “Evet, açıklaya­yım. Kişi dünyayı sevdiğinde dünyada kalmayı ister. Böylece ehl-i dünya­nın yanında şöhreti ister ve murâdını elde etmek için de insanlar yanında görüşlerinin güzel görünmesini ister.” demiştir. “Riyânın mânası […]

Daha fazla oku
Fakirlik ve Zenginlik

  Fakirlik ve zenginlik konusuna gelince, Ebû Bekir şöyle der: “Fakirlik üç kısma ayrılır: 1. Mahlûkât olarak Allah Teâlâ’ya muhtaç olmak. 2. Dünya mallarından mülk ve zenginliklerden herhangi bir şeye sahip olmama mâ­nasında fakirlik. 3. Nefis fakirliği ki Hz. Peygamber (s.a.) bundan Allah’a sığınmıştır.” Sûfilerin üzerinde konuşup faziletine işaret ettikleri fakirliğe gelince; bu konuda Cüneyd-i […]

Daha fazla oku
Kulun Allah-u Teala’dan Razı Olması

  Hâris el-Muhâsibî’ye mrızâdan sorulduğunda o şöyle cevaplamıştır: “Al­lah’ın hükmünde âdil olduğunu ve hiç bir hükmünde ithâm edilemeyeceği­ni kulun bilmesidir.” “Rızânın kaynağı neredendir?” denildiğinde o: “Allah hakkında hüsn-i zanda bulunmak ve O’nun, hükmünde zulümden beri olduğunu bilmektir.’’ demiştir. Bunu biraz daha açıklaması istendiğinde o şöyle devam etmiştir: “Allah Teâlâ’nın, yarattıklarının hayrına olacağını bildiği şeylerin gerçekleşmesini […]

Daha fazla oku
Hamd ve Şükür

  Hâris el-Muhâsibî’ye şükürden şükürden soruldu: “Nedir şükrün mâhi­yeti? Mânası nedir?” Şöyle cevap verdi Muhâsibî: “Nimetin yalnızca Allah Teâlâ’dan olduğunu bilmendir. Semâvât ve arz ehli mahlûkâta ihsan edil­miş hangi nimet var ise hepsinin başlangıcı Allah a aittir. Bunu böylece bi­lirsin ki Allah Teâlâ’nın hem senin hem başkalarının üzerindeki nimetlerini tanımakla O’na şükreden bir kul olasın.” […]

Daha fazla oku
Sıdk (Doğruluk)

Sıdkın mânasına gelince, bir tâife şöyle demiştir “Sıdk, maksada ulaş­mada gayreti sonuna kadar sarf etmektir.” Diğerleri ise şöyle demişlerdir:   “Sıdk, varılmak istenen maksada ulaşmak için mevcut olan (her şeyi) sarf etmektir.”   “Sıdk, Hakk’ı tanımak ve halktan uzaklaşmaktır.”   “Sıdk, zorluk ve ihtiyaç esnasında bütün gücü itaate sarf etmektir.”   “Sıdk, Allah sözünü, ruh […]

Daha fazla oku
Zühd ve Manaları

Zühd ve hakikati hakkında bazıları şöyle demişlerdir: “Fuzulî (ihtiyaçtan fazla) olanı terk edip umuda Allah’a yönelmektir! Bir kısım kimseler ise şöyle demişlerdir: “Zühd, nefsi arzularından uzaklaştırıp; onu, kendisini gören, var eden (tekvin) ve Yaratan a yöneltmektir.” Zühd, ahiret rahatı için dünya rahatını terk etmektir. Zühd, insanlar arasında şöhret görüntüsünden kalbi soyutlamak ve tama- mini değil, […]

Daha fazla oku
Sadi Şirazi – Gülistan ve Bostan’dan Hikayeler ve Nasihatlar

  Cemşid ve Çeşme Taşı Hikâyesi Cemşid ve Çeşme Taşı Hikâyesi İyi huylu Cemşid11 meğer bir çeşme taşma şunlan yazdırmış; “Bizim gibi nice insanlar vardı, bu çeşme başında oturdu, dinlendi, sonra gözlerini kapayıverdi. Kimi mertlikle, kimi kuvvetle dünyaya hükümdar oldu. Ne ki aldıkları yerler hep geride kaldı. Süleyman peygamberi düşün. Mal-mülk, güç-erk her şey ondaydı. […]

Daha fazla oku
Tashihe muhtaç tutumlar

Gerek tarih içinde gerekse günümüzde Tasavvuf pek çok çevre tarafından tenkit ve hücum konusu yapılmıştır. Ancak bunların Tasavvuf ve ehli üzerin­de yıkıcı bir etki yapmadığı müsellem bir hakikattir. Özellikle günümüzde Tasavvufa asıl büyük zararın,”içeriden”geldiğini üzülerek müşahede ediyoruz. Bilhassa uydurma hadisler konusunda, İlm-i Hadis’te behresi olan Tasavvuf büyüklerinin ikaz­larını hiçe sayarak, hatta “Kim benim üzerimden bilerek […]

Daha fazla oku
Hakîkat-i Muhammediyye

Hakîkat-i Muhammediyye anlayışının Hıristiyan mistisizminden alındığını iddia etmek ise doğrusu çok zorlama bir yaklaşımdır… Hakikatle bağdaşma­yan bir tutumdur. Çünkü Hıristiyan mistisizmi Hz. Mesih üzerine yoğunlaşır. İslam’da ise tasavvufun etrafında döndüğü merkez ve mihver, Allah Gelle ve A’lâ’ya teveccühtür. Evet Rasûlullâh (s.a.v)’in büyük, şerefli ve kâmil bir makamı vardır ancak 0 (s.a.v), merkez ya da mihver değildir. […]

Daha fazla oku