Mâsumların hukukunu çiğneyen bir zâlimi cezalandırmak

Bismillahirrahmanirrahim   İkinci Nükte   Cehennemin vücudu ve şiddetli azabı, hadsiz rahmete ve hakiki adalete ve israfsız, mizanlı hikmete zıddiyeti yoktur. Belki rahmet ve adalet ve hikmet, onun vücudunu isterler. Çünkü, nasıl bin mâsumların hukukunu çiğneyen bir zâlimi cezalandırmak ve yüz mazlum hayvanları parçalayan bir canavarı öldürmek, adalet içinde mazlumlara bin rahmettir. Ve o zâlimi […]

Daha fazla oku
Hayatı rızıkla idame eden de O’dur

Bismillahirrahmanirrahim   يُحْيِى Yani, hayatı veren O’dur. -Ve hayatı rızıkla idame eden de O’dur. -Ve levazımat-ı hayatı da ihzar eden yine O’dur. -Ve hayatın âli gayeleri O’na aittir ve mühim neticeleri O’na bakar; yüzde doksan dokuz meyvesi O’nundur.   İşte şu kelime, şöyle fâni ve âciz beşere nidâ eder, müjde verir ve der:   Ey […]

Daha fazla oku
Resul-i Ekrem (asm) salâvata bir anda vakıf olur

Bismillahirrahmanirrahim İ’lem eyyühe’l-aziz! Cam, su, hava, âlem-i misal, ruh, akıl, hayal, zaman ve saire gibi, tecellî-i timsal akislere mahal ve mazhar olan çok şeyler vardır. Maddiyat-ı kesifenin timsalleri hem münfasıl, hem ölü hükmündedirler. Çünkü, asıllarına gayr oldukları gibi, asıllarının hâsiyetlerinden de mahrumdurlar. Nurânîlerin timsalleri ise, asıllarıyla muttasıl ve asıllarının hâsiyetlerine mâlik ve asıllarına gayr değillerdir. […]

Daha fazla oku
Kur’ân’ın yüksek meziyetlerinden biri de şudur

Bismillahirrahmanirrahim İ’lem eyyühe’l-aziz! Kur’ân’ın yüksek meziyetlerinden biri de şudur ki: Kesrete ait bahislerden sonra vahdet tezkirelerini yazıyor. Tafsilden sonra icmal yapıyor. Cüz’iyatın bahislerinden sonra rububiyet-i mutlakanın düsturlarını, sıfât-ı kemâliyenin namuslarını fezlekelerle zikrediyor. Bu gibi fezlekelerin, âyetlerin sonundaki faideleri, âyetlerin ortalarında zikredilen mukaddemelere neticeler hükmündedirler. Veya illet olurlar, ta ki sâmiin fikri âyetlerde zikredilen cüz’iyatla meşgul […]

Daha fazla oku
Allah’ın muhabbetine Sünnet-i Ahmediye ile mazhar olunur

Bismillahirrahmanirrahim   Cenâb-ı Hakkın hadsiz merhameti olduğu gibi, hadsiz bir muhabbeti de vardır. Bütün kâinattaki masnuatın mehâsiniyle ve süslendirmesiyle kendini hadsiz bir surette sevdirdiği gibi; masnuatını, hususan, sevdirmesine sevmekle mukabele eden zîşuur mahlûkatı sever.   Cennetin bütün letâif ve mehâsini ve lezâizi ve niamâtı bir cilve-i rahmeti olan bir Zâtın nazar-ı muhabbetini kendine celbe çalışmak […]

Daha fazla oku
Her kim kendisini Allah’a mal ederse

Bismillahirrahmanirrahim İ’lem eyyühe’l-aziz! Her kim kendisini Allah’a mal ederse, bütün eşya onun lehinde olur. Ve kim Allah’a mal olmasa, bütün eşya onun aleyhinde olur. Allah’a mal olmak ise, bütün eşyayı terk ve herşeyin O’ndan olduğunu ve O’na rücû ettiğini bilmekle olur. Bediüzzaman Said Nursî – (Mesnevi-i Nuriye-Hubâb)

Daha fazla oku
Hayvanata taksim edilen rızıklara dikkat lazım

Bismillahirrahmanirrahim   Gıda olarak mahlûkata, bilhassa hayvanata taksim edilen rızıklara dikkat lâzımdır ki, bu rızık vakt-i muayyeninde yetişir, vakt-i ihtiyaçta sevk edilir.   Ve derece-i ihtiyaç nisbetinde yapılan sevkiyatta büyük bir intizam vardır.   İşte, bu umumî rızık hakkında görünen geniş ve muntazam rahmet ve inayetler, ancak herşeyin mürebbîsi ve herşeyin müdebbiri ve herşey yed-i […]

Daha fazla oku
Kainatın sahibi, Hz.Muhammed ile konuştu

Bismillahirrahmanirrahim   Şu kâinatın Sahip ve Mutasarrıfı, elbette bilerek yapıyor ve hikmetle tasarruf ediyor ve her tarafı görerek tedvir ediyor ve herşeyi bilerek, görerek terbiye ediyor ve herşeyde görünen hikmetleri, gayeleri, faideleri irade ederek tedvir ediyor.   –Madem yapan bilir, elbette bilen konuşur.   –Madem konuşacak; elbette zîşuur ve zîfikir ve konuşmasını bilenlerle konuşacak.   […]

Daha fazla oku
Peygamber Sevgisinin Bir Tezahürü: Teberrük

Teberrük lügatte “teyemmün”, yani bir şeyin hayrını ve bereketini aramak, yapılan işten hayır ve bereket ummak anlamına gelmektedir.(Cevheri,Sıbah,’’brk’’md.) Dilimize de geçmiş bulunan bereket kelimesi ile aynı kökten yani “berake” kökünden gelmektedir. Mütercim Asım Efendi, bereketi “bir nesnenin artıp çoğalması” olarak açıkladıktan sonra “bir şeye hayr-ı İlâhî’nin sübûtuna bereket denilmiş ve ondan, ziyâde, nemâ ve saadet […]

Daha fazla oku
Mezheplerin Doğuşu

1.BÖLÜM Hz. Peygamber’ (s.a.v.)in ebedi aleme irtihalinden sonra, Ebubekir (r.a.) döneminde irtidât edenler, aralarındaki münafıkların tahrikiyle dünya işlerini dinden ayırma propagandası yapanlar ortaya çıktı. Bunlar zekatı vermekten imtina ettiler. Sahabe, dünya işlerini dinden ayırmayı, önünden ve ardından hiçbir batıl gelmeyen Kitab/Kur’an’a aykırı bulduğu için onları münafık olarak kabul edip durum normale dönünceye kadar onlarla savaştı. […]

Daha fazla oku