”Eline,Diline,Beline Sahip Ol”

  Hacı Bektaş Veliye ait “Eline, diline, beline sahip ol!” sözü, Sûfi Yolunda çok önemli bir ilkedir. Bu sözde geçen “el”in esi (elif) harfi, “dirin dsi (dal) harfi, “berin b’si (be) harfi Arapça’ya göre bir söz oyunuyla bitiştirilirse ortaya “edeb” kelimesi çıkar. Sûfi Yolunda edebin çok özel bir yeri vardır. Bunun için “Edeb Ya Hû” […]

Daha fazla oku
Lale,Hilal,Allah

Arapça’da lâle ve hilâl sözcükleri, Allah lafzı ile aynı harflerden oluşur. Her üçünde de bir elif, iki lâm ve bir gözlü he harfi yer alır. Arapça esas olan sessiz haflerdir. Ebced hesabına göre, “Allah” lafza-i celâl’inin sayısal karşılığı 66 dır. Elif: 1, iki adet lâm: 30+30=60, he: 5. Bunun için lâle ve hilâl, Allah ismini […]

Daha fazla oku
Sufiler Dünya İşlerinden Uzak mı Durur ?

Sûfiler, “dünyayı kınarken dünyanın amaç haline geti­rilmesini eleştirmişlerdir. Yoksa dünyanın araç olarak kulla­nılması zaten kaçınılmazdır. Kuranda da bir yanda semavat (göklerde) ve arzda ( yeryüzünde) olanların “Allah’ın ayetle­ri” (varlığının tanıkları) olduğu vurgulanırken öbür yandan dünya hayatının (el-hayatu’d-dünya) “oyun ve eğlence” ol­duğu vurgulanır. Eğer dünya yalnızca bir araç olarak kulla­nılırsa, insan için Allah’ın ayeti olur. Ama […]

Daha fazla oku
Dört Mezhebden Birine Taklid Vacib Birinden Diğerine Geçiş Caizdir

  Asrı saadette ashabdan her biri,Râsulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işitmiş olduğu Kur’an ve hadisle hükmederdi.Kendileri vahyi müşahade ettiklerinden dolayı,karşılarına çıkan herhangi bir hükümle müşkül çekmezlerdi. Allah’ın Rasûlü sallallâhu aleyhi ve selem de ümmetin, ashabın arkasında gitmesini emretmiştir.Tâbiîn ve tebei tâbiîn devresinde heva ve hevesler çoğalınca,en itimadlı müctehidlerin arkasında gitmenin vacib olduğu hakkında, Ehli Sünnet […]

Daha fazla oku
İstiğfar, Dua ve Sadakalarımız Ölülerimize Ulaşır

  Malum olduğu üzere ölüm, yok olmak değildir; yeni bir varlığın, hayatın kapısının açılmasıdır. Nasıl ki dünyada varlıklı .bir kimse, muhtaç olanı faydalandırırsa, ölü kimseyi de faydalandırmak mümkündür. Bunu inkar eden Ehli Sünnetten değildir. Ehli Sünnet vel Cemaatin ittifakıyla, ölüler iki sûretle dirilerden fay­dalanırlar: Birincisi, kendi bıraktığı eserden faydalanır; salih evlad, ilim ve vakıf­lar gibi.. […]

Daha fazla oku
Velînin Kerâmeti Nebisinin Mucizesidir

Peygamberlerin mu’cizeleri, hayatlarından sonra da devam eder. Allah Teâlâ, tevfîkiyle kendilerini hidayete erdirdiği kulları vasıtasıyla bu mu’cizeyi izhar eder. Bu cihetle kerâmeti inkar eden mu’cizeyi inkar et­miş olur. Kerâmet; tâat ve ibadeti isyanından, takvâsı gafletinden fazla olan zevatta görülür. Allah Teâlâ bunlar hakkında tabiî kanunları iptal eder; Aklın idraki dışında olayları izhar eder. Kerâmet, ikram […]

Daha fazla oku
Tevbeye Muvaffak Olabilmek İçin Sebebleri

Tevbeye muvaffak olabilmek için sofiler birçok usuller tayin etmiş­lerdir; âdab kitablarından taleb edilir. Burada mühim olan İlmî, fiilî ve hâlî olmak üzere sekiz sebebi beyan etmeyi münasib gördüm. Tevbeye muvaffak olmanın, İlmî olarak üç sebebi vardır: Birincisi, günahların kul ile Allah arasında perde olduğunu; kalbi Allah Teâlâ’nın sevgisinden gayra döndürdüğünü; ve bu yüzden Allah Teâlâ’nın […]

Daha fazla oku
Peygamberlerden Medet Beklemek Hak’tır

  Daha evvelden dediğimiz gibi, enbiya, evliya ve salihlerin şefaati haktır. Teşeffu’, tevessül, teveccüh kelimelerinin manaları aslında birdir. Şefaat: suçluyu kurtarmak için yalvarmak; vesile: zararlardan kurtarmak, faydalara ulaştırmaktır. Teveccüh ise, kulunun kadir ve kıymetiyle Allah Teâlâ’dan faydalara, nimetlere ulaşmayı ve zarardan kurtuluşu istemek­tir. “Ya Rabbi Rasûl-ü Ekrem’in kadir ve kıymeti için benim ihtiyacımı gider”; “Ya […]

Daha fazla oku
Cennete Girmeye Vesile Olan Ameller

İmam Suyûtinin Temhîd-ul-Ferş adlı kitabında ve daha başka kitablarda, hesabsız cennette girmeye vesile olan ameller hadislerle yazıl­mıştır. Temhîd-ul-Ferş ve Delîl-ul-Fâlihîn’den şöyle özetliyoruz: 1-Küçüklüğünde, yani gençliğinde Hazreti Kur’ân’ı ezberleyip ihti­yarlığında tilâvet etmek, 2-Güneşe, saate riayet edip namaz ve her ibadeti vaktinde yapmak Doğrusu, vakti tanımak ve değerlendirmek. 3-Konuşurken şer-i ilimden konuşmak ve sükût ederken yumuşak­lıkla sükût […]

Daha fazla oku
Kabir,Kabir Hayat ve Kabir Azabı

Kabir, ahiret âleminin, doğrusu ebedî hayatın ilk kapısıdır. Bu kapı­dan sonraki olaylar hakkında akıl yürütme imkanı yoktur. Kabir âlemi ve kabirden sonra haşir, neşir, cennet, cehennem, nimet ve azaba inan­mak, sadece teslimledir. Allah Teâlâ Zülcelal Hazretleri nebilerine bildi­rip, nebileri de ümmetlerine bildirdikleri gibi, akıl yürütmeksizin âhirete inanmak farzdır. Allah Teâlâ dünyayı bir imtihan, ahireti de […]

Daha fazla oku