Beni İzleyin

Bir haber başlığı dikkatimi çekiyor: “YouTube şakası çekerken erkek arkadaşını öldürdü.” Herhalde gerçek değildir diye düşünüp gediyorum. Aynı haber başka bir yerde de karşıma çıkınca okumaya başlıyorum. Maalesef gerçek Çektikleri “şaka” videolarını YouTube kanallarında yayınlanan Amerikalı bir çift bu sefer daha tehlikeli bir”şaka” denemeye karar veriyorlar ve kadın adama 30 cm’den ateş ediyor. Adam göğsün­de […]

Daha fazla oku
Aşk İle ”Ben”i Seyretmek

Kaz Dağları’nın eteklerindeki güzelim Yeşilyurt köyünün kahvesinde, bes öğretmen oturmuş şevkle TEOG sorularını tartışıyor. Ağızlarından bir şikâyet cümlesi çıkmıyor, öğrencilerine daha iyi nasıl yardımcı olabilirlerdi, sorular nasıl olup da daha iyi düzenlenebilirdi, bütün dertleri bu. Türkiye’de işini seven ve bulunduğu yerden bir yakınma üretmeyen insanlarla karşılaştığımda seviniyorum. Bu bir güzellik. İnsanı mihver alan, insana su […]

Daha fazla oku
Teknoloji İle Ne Yaparız?

Mircea Eliade, Dinsel inançlar ve Düşünceler Tarihi’nde şöyle der:,”Her yenilik bir toplu ölüm tehlikesi­ni de beraberinde Şaşıyordu.” Atom bombasını üreten ve binlerce kilometre uzakta kullanılmasını sağlayan, teknoloji değil miydi? İki dünya savaşı da ölüm kusan savaş teknoloji sindeki gelişmelere paralel seyretme­miş miydi?, Teknoloji hayatımızı kolaylaştırdığı gibi, onu gerçek özünden uzaklaştıran, toplu ölümlere geçit veren bir […]

Daha fazla oku
Tut Elimi

Soğuk ve rüzgârlı bir kış günü, apartman önünde bir dostumu bekliyorum. Kapıdan bir anne ve çocuk çıkı­yor. Dışarıya adımını atar atmaz,anne durup çocu­ğun montunun önünü kapatıyor. Aradan on dakika geçmeden bir adam ve yaşlı annesi çıkıyor kapıdan, adam durup annesinin paltosunun düğmelerini dik­liyor. Anne çocuğa, çocuk anneye bakıyor; anne çocu­ğun elini tutuyor, çocuk annenin. Yaşam, […]

Daha fazla oku
Akılla Tutmak-Akılda Tutmak

Yazar: Özkan Öztürk* Bilmeye yönelik kavramlarımızı genellikle “el” analojisi üzerinden üretmişizdir. El, tutar, alır, kavrar, yakalar. Bir şeyi bilmek, genellikle yakalama eylemine benzetilmiş ve insanın anlama yetisine soyut bir el misyonu yüklenmiştir. El, epistemolojik iktidarın amblemi gibidir. Elin fiilleri, zihne de yüklem olmuştur hep. Birçok dilde yaygın bir analojidir bu. Nitekim “kavram” kelimesi kavramakla ilişkilidir. […]

Daha fazla oku
Toplumsal Cinsiyet ve Cinsiyet Özgürleşmesi

Zygmunt Bauman, Hıristiyanlığın “Baba, Oğul, Ruh’ul Kudüs’ten” müteşekkil teslisinin, Aydınlanma ile “Akıl, Bireysellik ve Özgürlüğe” evrildiğini, Modernite ile “Bilim, Ulus ve Devlet/Vatan”ın oturduğu kutsal teslis tahtına, Postmodern dönemde “Vücud, Haz ve Karışılmazlığın (özgürlük)” oturduğunu söyler. Sonuncuları olan Postmodernite, tıpkı kendinden öncekilerin daha öncekilerle dalga geçtiği gibi Modernitenin kutsallarına (kahramanlık, fedakârlık, şehitlik ve benzeri ütopyacı kutsallarına) […]

Daha fazla oku
Yaratılışa Müdahale ve Yeni Bir Evrimci Neo-Darwinist Bir Yaklaşım Olarak Transhümanizm

ÖZ   Evrim teorisi, hem küresel hem de yerel olarak tartışılmış ve hâlâ tartışılmakta olan bir süreçtir. Evrim konusunda tartışmalar ve yeni yaklaşımlar bitmeyecek gibi görünüyor. Bu bağlamda transhümanizm, yeni evrimci yaklaşımlardan biridir. Transhümanizm kavramı, modern sentez olan evrimci teorinin İngiliz kurucusu evrimci teorisyen J. Huxley’in kullandığı yeni bir sözcüktür. Teknolojik araçlar vasıtasıyla insan doğasının […]

Daha fazla oku
Fatih’in Büyük Mirası

Büyük atamız Fatih’in bize bıraktığı mirası Kostantiniye’nin fethinden ibaret görmek onu anlamamaktadır. Roma’nın varisi olan Bizans İmparatorluğu’nun dünya haritasından silinerek cihan tarihinde yeni bir devrin, Peygamber’in duasına mazhar olmuş bir kılıçla açıldığını düşünmek de bu mirasın bütün servetini ihtiva etmez. Çaldıran kahramanıyla, Plevne gazisini, Mehmed Akifle, Hüseyin Avni’leri de içerisine alan bu muhteşem miras, Türk […]

Daha fazla oku
Kemal Sayar,Sadettin Ökten – Dünyaya Geldim Gitmeye ”Alıntılar”

Sadettin Ökten: O kadar geniş bir mana denizi ki gönül, uçsuz bucaksız. Hayatta her şeyin bir sınırı var, dünyanın bir sınırı var. Bedenimizin, hayatımızın, bilgimizin, duyularımızın bir sınırı var. Gönlümüzün bir sınırı var mı? Sevgimizin, muhabbetimizin, hüznümüzün, şevkimizin bir sınırı var mı? Gönül deyince insanın sonsuzluğa açılması, sonsuzla olan muaşeret, muhasebe ve muarefesinden söz ediyoruz. […]

Daha fazla oku
Hayâsızlığın kısa tarihi

30 Haziran 2019 Daha önce birkaç defa bölümler halinde yayınladığımız bu diziyi tek parça halinde yayınlıyoruz: ÜMİT ŞİMŞEK Dünya sapıklarının bizim topraklarımızda, gözümüzün içine baka baka sergiledikleri hayâsızlıklar, bizi çok gecikmiş bir muhasebeyle karşı karşıya getiriyor: Bundan otuz kırk sene önce hayalimizden bile geçmeyen şeyler bugün bu ülkede nasıl yaşanır hale geldi? Vaktiyle en iğrenç, […]

Daha fazla oku