İslam
İnsan Kalbinin Özellikleri10 Haziran 2026
Arif
16:20 - 8 Mart 2015
Herşeyin O’ndan bilinip O’na tevdi edilmediği bir hayat tasavvurunda; bu dünyanın ahiretin tarlası bir fidanlık ve bir dâr-ı imtihan olarak görülmediği tek hayatlı bir dünya tasavvurunda, sevdiği herşey geçici hazlara karşılık kalıcı acılar yükler insana. Baharı görür, sonbaharı düşünür. Oynaşan yavru kediyi görür, ölüp gideceği günü düşünür. Gençliğine bakar, kabre konulacağı gün aklına gelir. Çocuğuna […]
Arif
16:00 - 8 Mart 2015
0 Yorumlar
Ebu Leheb, Muhammed-i Arabi’yi ‘Resulullah’ olarak tanımamış; atalar dinini, ‘İnsanlar ne der?’i, ‘Koskoca amca küçük yeğenine mi tâbi olacak?’ kuruntusunu aşamamıştı; nefsimiz de, çağı, toplumu, göreneği sünnet-i seniyyenın karşısına çıkarıp. bizi Resul’ün izinde olmadığımız bir hayata sürüklemeye çalışıyor. Bu bakımdan, Leheb sûresini her okuyuşumuzda, her Ebu Leheb’in ”elleri kurusun; kurudu da” deyişimizde şöyle bir ürpermemiz gerekiyor. […]
Arif
15:40 - 8 Mart 2015
0 Yorumlar
Nasr sûresi, ilkönce, bizi ‘insanların Rabbine sığınmaya çağırmaktadır. Rabbe sığınma… Çünkü, şu kainatta en açık,en berrak ve en bariz biçimde görünen tecelli, rububiyettir.Her bir şey, eşsiz bir düzen içinde terbiye ve idare edilmekte ve küçücük zerrelerden koskoca güneşlere kadar herşey bir tertib ve tanzim içinde tutulmakta; en küçük sinekten en büyük balinaya kadar her canlının […]
Arif
15:20 - 8 Mart 2015
0 Yorumlar
Nefis, kendini kendisinin maliki görmek ister. Sonra, elinin yetiştiğini düşündüğü şeyleri de sahiplenir. Sonra bu sahipliği daha da genişletmek ister; elinin yetişmediği yerleri ise, kırk harami misali, başka maliklere dağıtır. Hemen her şeytanî fitnede, bunun izini görürüz. Açık-saçıklığın ardındaki iddia “Bu beden benim; nasıl kullanacağıma ben karar veririm”dir. İsrafın ardında “Bu para benim. Dilediğim gibi […]
Arif
15:00 - 8 Mart 2015
0 Yorumlar
Bu sûreden öğrendiğimize göre, gün gelecek, yeryüzü deprenecektir. Zaten, zeminin tamamının depreneceği o kıyamet ânına bedel, parça bölük depremler ile el’an bunun nümuneleri sergilenmektedir. Yer sarsılır; yıkar, mahveder, ezip geçer. Beka yatırımının arsası olarak, uygun bir seçim değildir kısacası. Hem, öyle bir deprem sûretinde deprenir ki, ona yüklediğimiz bütün ağırlıkları dışarı atar. Ne ‘biz gitsek […]
Arif
14:20 - 8 Mart 2015
0 Yorumlar
Bu kâinat gerçeği, kâinat içinde insanın da gerçeğidir. İnsanlar âleminde de, kış misali musibetler, fırtına misali hüzünler, diken misali acılar, yaz sıcağı misali hastalıklar içerisinde olgunlaşır insan. Acıyla, hüzünle, musibetle, zorlukla kemalini bulur; onlarla tamıtamına bir insan olur. O acıların tazyikiyle istidat çekirdeklerini çatlatıp kabiliyet filizleri verir; o acıların tazyikiyle o filizlerin büyümesini sağlayacak suya […]
Arif
14:00 - 8 Mart 2015
0 Yorumlar
ASLOLAN NİTELİKTİR. Bir milyon yalanın, tek bir doğru kadar değeri yoktur. En küçük baki hakikat, en büyük fani gerçeldikten sonsuz derece daha büyüktür. Niceliğin, niteliğe nisbetle hiçbir önemi yoktur. Bu gerçekleri bize öğreten o kadar âyete, onca hadise ve o kadar çok hadiseye rağmen, yine de ‘niceliğin egemenliği’ne maruz halde yaşıyor insanoğlu. Aile, sülâle, şehir, […]
Arif
08:07 - 5 Mart 2015
0 Yorumlar
Er-Rahmân ismi de, er-Rahîm ismi de Allah’ı rahmetiyle tarif eder ve sonsuz rahmet ve merhamet sahibi olarak tanıtır. Bakılsa, er-Rahmân da Allah’ı ‘sonsuz rahmet ve merhamet sahibi’ olarak bildirir, er-Rahîm de. Ama alemlerin Rabbi’ olan Allah’ı sonsuz rahmetiyle tanıtan bu iki isim arasında bir nüans vardır. O nüans nedir peki? Bir açıdan bakılırsa, ikisi de […]
Arif
15:41 - 3 Haziran 2014
0 Yorumlar
P. Böylesi bir perde nice gözleri bürümüşken, nice aklı meşgul edecek; yaşamayı herşeye tercih ettirecek, “dünyayı dine tercih rejimini’’ meyve verecek bir felsefenin temelleri de atılır adım adım. Daha Cumhuriyet ilân edilmeden, bu temelin ilk direğı dikilmiştir bile.İzmir Kongresinde ‘’İktisadiyat demek, herşey demektir.’’der Mustafa Kemal. “Öyle bir iktisat devri ki, onda memleketimiz mamur olsun» milletimiz […]
Arif
20:00 - 31 Mayıs 2014
0 Yorumlar
Böyle bir ruh halinin insanı olan M. Kemal, bırakın 1920leri.Daha 1910’lu yıllarda, “ileride, günün birinde, duruma hakim olunduğunda” yapılacak şeyleri, kafasında kurar durur Nitekim, “Kurmay başkanı ile tesettürün kaldırılması ve İçtimaî hayatımızın ıslahı hakkında sohbet” diye yazar 9 Aralık 1916 tarihli Hattra Defteri ne. Üç sene sonra 8 Temmuz 1919’dâ, deftere şu notlar yazılır: “,. […]

0 Yorumlar