Tasavvuf
“İşi Kolay Kılmak”12 Ekim 2026
Arif
14:27 - 1 Mayıs 2020
İrfanın varlıktan devşirdiği diriltici nefeslenme, İnsan’ı hep harikuladeliğiyle görünür kılmıştır bu diyarda. İnsan; kardeşleriyle birliğinde, muhabbetinde, yapıp eylediklerinde, imar ettiklerinde, taşında toprağında, dahası tarlaya soğan dikişinde; her türlü hâl içinde bu eşsiz güzelliğiyle seyr olunmuştur. Ve [hâlâ baki kalanla bu kubbede] seyrine doyulmamıştır bu güzelliğin. Hâkim söylemin yeteneksizliği onu ifadeden acizdir. İnsanlık macerası, gecesi de, […]
Arif
14:38 - 27 Mart 2020
0 Yorumlar
İnsanın zahiri güzelliği büyük bir nimettir ve bu nimeti ihsan edeni görmezden gelmek tam bir nankörlük demektir. Maddi güzellik ancak bir bahar mevsimi kadar kısa sürer, sonra sonbahar ve kış gelir, saçlara kar yağmış gibi ak düşer. Manevi güzellik ise edep ve iffet sayesinde ortaya çıkar; edebini muhafaza edebilen kişi maddi ve manevi güzelliğini ebedileştirmeyi […]
Arif
18:54 - 9 Mart 2020
0 Yorumlar
Modernitenin tanımlayıcı iki önemli özelliğini rasyonalite ve sekülerleşme olarak tespit etmek mümkün. Her ikisinin de köklerini, Rönesans’ın keşfi ve mirası olan insan ve nesnel gerçeklik anlayışında bulabiliriz. Zira ikisi de modern toplumun inşası sürecinde yerlerini daha muhkem kıldılar. Aklın aydınlatıcı rehberliğinde metafiziğin bütün tahakkümcü yüklerinden kurtularak özgürleşmeyi umut eden insan, yine aklın rehberliğinde nesnel gerçekliği […]
Arif
18:10 - 4 Mart 2020
0 Yorumlar
Ali Ömer Akbulut TEHLİKELİ HEDİYE Peki, biz ne yapacağız şimdi barbarlar olmadan? Kavafis Hakikatten söz etmeye başlanıldığı an ele geçmezliğiyle eli hep boş çıkaran, kendi “söz”ünü durmadan “söken” bir fikriyatla yüzleşilir. Bir belirsizlik ve bilinmezlik içindeyiz. Hakikat adına örülmek üzere örneği çıkarılan1 örgü sökülmeye başlanmıştır. Bu bir bengidönüş, biraz mesiyanik bir durumdur belki. […]
Arif
16:08 - 23 Temmuz 2019
0 Yorumlar
Beşer cinsi kendisine ilginç ve tehlikeli tuzaklar kurar, hem de bilerek ama bilmezden gelerek. Yukarıda dillendirdiğim hüküm cümlesi ilk etapta çok yadırgatıcı gelebilir. Üzerinde biraz düşündükten sonra ise bana hak vereceğinize kaniyim. İnsan nisyanla malüldür, malum olduğu üzere. Nisyan, yani unutmak… Genellikle gayr-i ihtiyari unutur insan. Bazı durumlarda da bilerek ve isteyerek tercih eder nisyanı. […]
Arif
16:56 - 13 Mart 2019
0 Yorumlar
İslâm, bir kültür formu değildir. Islâm’ın gerçeklik ve doğruluk tasavvurunu yansıtan düşünce sistemi ve ondan elde edilen değer sistemi, yalnızca bilim tarafından desteklenen kültürel ve felsefî unsurlardan oluşturulmamıştır; bilakis onun temel kaynağı, dinin tasdik ettiği aklın ve keşf yoluyla ulaşılan ilkelerin kabul ettiği Vahiydir. Islâm kendisini, başlangıcından itibaren mükemmel oluşu sebebiyle gelişim sürecinde işgal ettiği […]
Arif
16:49 - 2 Mart 2019
0 Yorumlar
Eğer kelimeler eşyanın göstergesi ise bir konuşmada ya da yazılı bir metinde -yani dil ile- kastedileni anlamak eşyayı tabiatı anlamaktan sonra mümkün olabilir. Kelimelerin gösterdiği eşyânın mâhiyetleri/manaları hakkında kati bir veriye sahip değilsek, nihayetinde eşya ve hadiselere delalet eden birer göstergeden ibaret olan dil kelimelerinin manayı gösterdiğini söylemek nasıl mümkün olabilir ki? Bu hususa sâbık […]
Arif
20:40 - 19 Ocak 2018
0 Yorumlar
o * Doç. Dr., Büyükelçi, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü –Ankara/Türkiye Öz Bu çalışmada maneviyat geleneğimizin en önemli temsilcilerinden olan Hoca Ahmed Yesevî’nin ölümsüz eseri Divan-ı Hikmet’ten ve tasavvuf geleneğimizden hareketle hikmet ve hüküm kavramları üzerinde durulmuştur. Yesevî’nin açtığı ilim ve irfan yolunun takipçileri medeniyet yürüyüşümüzün temel adımlarını teşkil etmişlerdir. Hakikat yolculuğunun ana hedefi olarak hükümlerin arkasındaki hikmetleri […]
Arif
23:45 - 13 Aralık 2017
0 Yorumlar
7. Dil: Gönül-ve-Lisan Hakikatin tezahür mahalli dildir (kelam/logos) ve dil öznenin en âlâ imkânıdır, dahası dil özneliğe ortamdır, işaret etmeden geçemeyeceğiz: Türkçede “dil” denince ilkin iki şey anlaşılır. Bir, lisan anlamında dil ki Eski Türkçe “til’den gelir; iki, gönül anlamında dil ki Farsça “dil” den gelir. Bu kökenleri farklı ama bugünkü Türkçede aynı yazılıp […]
Arif
13:29 - 6 Kasım 2017
0 Yorumlar
Mevlânâ’nın düşünce sisteminde, varlığın sûret-mânâ sarmalı üzerine yaratılması ve sûretin, kendi hakikatini teşkil eden mânâyı perdelemesinden dolayı; varlığın sûreti ile mânâsı arasında bir çelişki, hakikati ile görünümü arasında bir zıtlık ortaya çıkmaktadır. Sûretin, mânâya erişmedeki bu perde rolünü Mevlânâ, isim ve mânâ arasındaki ilişkiyi örnek vererek, birçok parlak ismin altında mânâ kıtlığı olduğunu; bu […]

0 Yorumlar