İslam
İnsan Kalbinin Özellikleri10 Haziran 2026
Arif
23:16 - 31 Mayıs 2015
Mustafa Kemal bu şapka işini darbe ile yaptı ve bunun müthiş zararları oldu: 1 – Vicdanlara tahakküm. İnsan ne isterse onu giyer. Kimin ne karışmak hakkıdır. Bu kadar da hürriyet olmazsa o hayat mıdır? Bu istibdattır. Çirkin. İslâmiyetin muamelât-ı hâs namıyla insanların yediğine, içtiğine kadar karıştığım söylerler ve bunu tenkid ederler. Bu fikir yayılmış, revaçta […]
Yusuf Aslan
19:47 - 31 Mayıs 2015
0 Yorumlar
A.Türklerin İslam Medeniyetindeki Yeri Türk kültürünün bağlı olduğu medeniyet İslâm medeniyetidir. Türk milletinin son bin yılı aşkın tarihi, Türk kültürünü oluşturan büyük eserlerin ilham kaynağının ve Türk toplumunun sosyolojik temelinin İslâm medeniyeti olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. İslâmiyeti kabulünden bu yana Türk milletinin ruhu bu dinin her zaman temel ilkeleri ile şekillenmiştir. Bu kaynak ve bu […]
Arif
13:54 - 31 Mayıs 2015
0 Yorumlar
İbrahim içimdeki putları devir. Asaf Hâlet Çelebi Mimesis teorisinin, Aristo’yu Avrupa’ya öğretenler, yani müslümanlar tarafından anlaşılmaması -yahut önemsenmemesi- antik sanatlara ilgi duyulmaması yüzündendir. Antik örneklere yönelmeyen bir tecessüs, Aristo’nun mimesis görüşünü de kavrayamazdı. Gazzali’den sonra bile medreselerde asırlarca okutulan Aristo, bilindiği gibi, müslüman filozoflar tarafından “muallim-i evvel” olarak kabul edilmişti. .Bilinen bütün eserleri, tabii […]
Arif
13:51 - 23 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Hz.Muaviye’nin, oğlu Yezid’iveliahd yapmasında bu durum bahis konusudur. Fakat Muaviye’nin hareket tarzı, ancak halkın bu hususta kendisine muvafakat etmeleri hali ile beraber bu konuda bir hüccet olmuştur. Lâkin başkasını değil de oğlu Yezid’in veliahdı iğini tercih etmeye Muaviye’yi sevkeden sebep sadece, o zaman meseleleri halletme ve karara bağlama yetkisine sahip olan Emevîlerin Yezid üzerinde ittifak […]
Arif
13:35 - 23 Mayıs 2015
0 Yorumlar
‘Asabiyetin gereği olarak Hz.Ali ile Hz. Muaviye arasında fitne hadisesi vukua gelince, bu hususta da sahabe içtihatlarına göre hak ve doğru olan bir yol tutmuştu. Bazı kuruntulu kimselerin vehim ve mülhidlerin meylettikleri gibi yaptıkları muharebelerin sebebi dünyevî garaz ve maksat veya bâtılı tercih veya intikam hissi değildi, sadece hak olanın ne olduğu hususunda içtihatları değişiklik […]
Arif
13:28 - 23 Mayıs 2015
0 Yorumlar
İbn Batûta seyahatından ve dünyanın çeşitli ülkelerinde gördüğü acaip şeylerden bahsedermiş. Anlattıklarının çoğu Hint hükümdarlarına dairmiş. Hükümdarın ahvâline dair dinleyenlerin garipsedikleri şeylerden sözedermiş. Meselâ bunlardan biri şu imiş; Hind hükümdarı sefere çıkacağı zaman, kadın, erkek, çocuk bütün şehir halkını saydırır, bunların altı aylık erzakını ayırır, ihsanından olmak üzere bu erzakı onlara verirdi. Hükümdar seferden dönünce, […]
Arif
13:40 - 22 Mayıs 2015
0 Yorumlar
…Siyaset ve mülk, halk için (İlahî) bir kefalettir, Allah’ın kullardaki hilafetidir. Bu kefalet ve hilafetin maksadı ise, insanlar arasında ilahi ahkâmın icrâ ve tatbik edilmesidir. Şer‘î hükümlerin de şahitlik ettiği gibi Allah’ın halkı ve kullarıyla ilgili hükümleri ise, sırf hayırdır, (ferdî ve İçtimaî menfaat ve) maslahatlara riayet etmekten başka bir şey değildir. Şer kanunları ise […]
Arif
01:42 - 22 Mayıs 2015
0 Yorumlar
‘Sözkonusu durum itibariyle kuruntu, en fazla israiloğullarında kök salmıştır. Zira soy şeceresi bakımından dünyadaki hanelerin en muazzamına sahip idiler: Çünkü Hz.İbrahim a.s’den,dinlerinin ve şeriatlarının sahibi olan Hz. Musa’ya gelinceye kadar bir çok nebi ve resul mevcud olagelmiştir.Bu haneye ikinci olarak da asabiyetle ve bu sayede Allah’ın kendilerine vermeyi vaad ettiği mülkle sahip olmuşlardı.Fakat daha sonra […]
Arif
01:29 - 22 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Sahabe dinî ve şer‘î ahkâma tâbi olmuştur, buna rağmen bu durum onların metanetini eksiltmemiştir. Bilakis onlar insanların en metini idiler, denilmek suretiyle anlattıklarımız yadırganamaz ve reddedilemez. Çünkü Şâri‘den (s.a.) aldıkları kanunlara ve dinî hükümlere tabi olan müslümanlar, içlerindeki (manevî ve vicdanî bir) müeyyideye uyarak sözkonusu hükümleri uyguluyorlardı. Onlara okunan teşvik ve ikaz (terğib ve terhib) […]
Arif
00:11 - 22 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Bir kültürün maneviyatını, anlam-değer dünyasını, duyarlılığını, kısaca vicdanını koruyan, sürekli kılan, Din ile Dil’dir. Din ile Dil’ini kaybeden kültür, vicdanını kaybeder. Din en üst seviyede kendisini o kültürün theo-ontolojisinde ifade eder; Dil ise en üst seviyede o kültürün şiirinde dile gelir. Öyleyse, theo-ontoloji din’in, şiir ise dil’in özüdür. Din ile dili, theo-ontoloji ile şiiri bir […]

0 Yorumlar