Osmanlı Kültürden Medeniyete Geçiştir…

Osmanlıdan önceki türk tarihi canlı,diri,yaşayan fakat henüz kıvamını bulmamış,henüz medeniyet safhasına girmemiş bir tarihtir.Osmanlı,çeşitli Türk devletlerinin bütün tecrübelerinden faydalanmış,bütün kudret ve hayatiyetini kendinde toplamış,onları İslam’ın ışıklı ve muhteşem mirası mezcetmiştir. Osmanlı,bir kelimeyle kültürden medeniyete geçişir. Mustafa Armağan,Bulutları Delen Kartal (Cemil Meriç)

Daha fazla oku
Avrupa bir fetih olmalıydı,istilaya uğradık…

Eğer islam dünyası kendi değerlerinede sadık kalsaydı,daha doğrusu kendi değerlerine taassupla sadık kalsaydı,Şarkla Garp arasında mesut bir terkib imkanı bulanabilirdi belki.Zira,o zaman ezilmez,küçülmez ve Batı’dan gelenleri irfan abidemize harç olarak katabilirdik.Ben de Naci gibi düşünüyorum.Kendi dilini,kendi tefekkürünü,kendi imanını sadakatle koruyabilenler için yabancı kültürlerin taarruzu hiçbir tehlike teşkil etmez. Evet,kapılarımızı Avrupa irfanına ister istemez açacaktık ve […]

Daha fazla oku
Kültür

Her ülkenin -her kavmin diyecektim- ayrı bir kültürü var. Kültür bütün tarihin eseri. Kültür, kişiliğimiz…Avrupalı eski top­rak kölelerinin veya eşkıyaların “oluşturduğu” bir toplum. İlk vasfı, istismar. Düşman bir dünyayı veya düşman bir medeniyeti. Avrupa’nın farikası burjuvazi. Burjuvazinin farikası hodgâmlık. Asırlarca esaret içinde yaşamış… insanlığa hıncı buradan geliyor. Avrupa’nın kültürü -gerçek Avrupa’nın demek istiyorum- mad­deci bir […]

Daha fazla oku
Hafızasını Kaybeden Nesiller

Köklerinden koparılmış bir toplum ve onun hasta, çarpık bedbaht ifadesi: edebiyat, ihanet ve hamakatin uyuz bir dili.  Herkes kendini bir “izm”e hapsetmiş. Herkes herkese düşman.  Başka hiçbir medeniyet bu kadar vahim ameliyatlara, bu kadar tehlikeli yalanlara göğüs geremezdi. Dil, argoların en sakili, idrakler mefluç, gönüller sağır… Sanat adamının ilk vazifesi dili kur­tarmak. İdrak kendiliğinden canlanır. […]

Daha fazla oku
Tanzimat İntelijansiyasi

Tanzimat intelijansiyası için Avrupalılaşmak diye bir mefhum yoktur. Sadece Batı’yı bazı sahalarda örnek alarak müesseselerimizi ıslâh etmek, kendi ahlâkî değerlerimize sımsıkı sarılmak söz konusudur. Tunuslu Hayreddin, Batı me­deniyetinin ışığında kendi müesseselerimizi yeniden gözden geçirmenin lüzumuna inanır. Namık Kemal “Dünyada mevcut kanunların en mükemmeli” diye vasıflandırdığı şeriat ahkâmının sadık müdafîidir. Sadece bütün insanlık için faydalı ve […]

Daha fazla oku
İslamiyet Bir Nomokrasi İdi

İslamiyet bir nomokrasi idi. Nomokrasi şu veya bu ferdin, şu veya bu zümrenin değil, Hakkın, yani şeriatın, mutlak ve ilahi hakikatlerin -çağdaş bir tabirle- kanunun hakimiyeti demekti. Mutlak ve çılgın bir hükümdar olan II. Mahmut yeniçeriyi ilga etmişti. Yeniçeri, ulemanın tabii müttefiki idi. Ulema, şeriatı ihmal eden hükümdarı bu kuvvet sayesinde doğru yola sevk edebiliyordu. […]

Daha fazla oku
Teknoloji ile Gelen Modern Hayat ve Öncesi

Bilim ve teknoloji 20. yüzyılın ortalarına kadar bir fatih edasıyla toplum hayatında yer etti. Modern bilimin  doğduğu 17. yüzyıldan 20. yüzyılın ortalarına kadar  dünya ölçüsünde eskiye galebe çalan bir yeniden sözedilebiliyordu. Fakat modern hayat katettiği her merhalede insan hayatını öylesine değişikliğe uğrattı ki bilim ve teknolojinin güdümüne girmeden yaşanılan zamanlar hatırlanamıyacak kadar geride kaldı ve […]

Daha fazla oku
İslamın Tarihe Bakışı,

İslamın tarihe bakışı, insanın özgürlüğü temeline dayanır. Ademin cennetten düşüşü ya da çıkışı, prototip bir öykü olarak, bu özgürce davranışın en açık ifadesidir. Oysa Marx ve Hegel karşıt kamplarda yer alıyor gibi gözükseler de, gerçekte antik Yunana dek dayanan bir düşünsel süreklilik içinde ve bunun süreğinde, tarihi maddi ya da tinsel değişmeler sürecinde, sonuçta insanı […]

Daha fazla oku
Çağdaş İnsan,Kendi Varlıklarını Üretimsel-Tüketimsel Sisteme Dönüştürmüştür

Çağdaş toplumlar kendi varlıklarını neredeyse büsbütün bir iktisadi işletmelere,üretimsel-tüketimsel bir sisteme dönüştürmüşlerdir.Daha fazla tüketmeye koşullanan toplumlar dolayısıyla daha fazla üretmeye icbar edilmekte;bu döngü ise doğal ve insani kaynaklara israfına ve kitletilmesine neden olmaktadır. Tabiata karşı kazanıları her zafer insanın daha bir aşağılandığı çağdaş sınıflı toplumların varlığını yoksullarla zenginler arasındaki uçurumu derinleştirerek pekiştirmektedir. Kâinatın muhkem bir […]

Daha fazla oku
Hegel ya da Marx’in Tarih Yorumları

Hegel ya da Marx’in tarih yorumları, İslam’ın tarih anlayışının idealist ve maddeci birer uyarlamasıdır. Sağ ve sol yorumlarıdır. Belki her ikisinde de doğruluk payları ve yönleri bulunmaktadır. Ancak her ikisi de kendi açılarından ilahî aşkınlığı kâinata içselleştirerek tarihin ve insanın aşkın yönlerini tırpanlamalardır. Dolayısıyla her iki tarih anlayışı; yani idealizm ve materyalizm, tarihi mevcut kâinat […]

Daha fazla oku