Müminlerin Emiri Muaviye (radıyallahu anh)’ a Yöneltilen İthamlar ve Cevapları Bölüm:2

İtham: Muaviye baş olma iddiasıyla Ali (radıyallabu anb)’ın halifelik makamına göz dikmiş, Ali (radıyallah u anh) kendisini Şam valiliği görevinden aldığı için ona biat etmemiş hatta onunla savaşmıştır. İbnu’l-Kevva’nın Ebu Musa el-Eş’ari’ye şöyle dediği kayıtlıdır: “Şunu bil ki Muaviye, Mekke’nin fethiyle İslam’a girmiştir, babası da hiziblerin başıdır. Muaviye şuraya başvurmadan halifelik iddiasında bulunmuştur. Eğer Muaviye […]

Daha fazla oku
Müminlerin Emiri Muaviye (radıyallahu anh)’ a Yöneltilen İthamlar ve Cevapları Bölüm:1

  Tarihi vakaların yalancı ravilerin uydurma haberleri ile hakikatten koptuğu bir gerçektir ki bu rivayetlerin doğruluğunu araştırmadan yapılan okumalar neticesinde günahsız insanların haksız eleştirilere mahkum kaldığı da bilinmektedir. Tarih, nitekim senet ilmiyle alakalıdır ve vakaları aktaran insanların güvenilirliliği neticesinde yaşanan olayların gerçekliği ve keyfiyeti ortaya çıkmaktadır. Tıpkı hadis rivayetlerinde olduğu gibi tarihi nakillerde bulunan ravi […]

Daha fazla oku
Yezid bin Muaviye ve Kerbela Vakası

1) Tarih kitaplarının hiç şüphesiz yalan ve iftira karışmış haberleri ile dolu olduğu bu elim vakanın rivayetlerini, taraftar olmadan ve senetlerini inceleyerek zikretmeye gayret edeceğiz. Hazreti Muaviye’nin vefatından başlayan ve Hazreti Hüseyin’in şehid edildiği ana kadar devam eden bu vetire, Müminlerin kederden kahrolmasına, Allah Rasülü’nün öptüğü saçların kan  dolmasına, peygamberlerini katleden geçmiş ümmetlerin ardından peygamber […]

Daha fazla oku
Tekfîr ve İlâhî Rahmetin Genişliği

Gazzâlî [1] çev. Zeynep Şeyma Özkan Faysalü’t-tefrika beyne’l-İslâm ve’z-zendeka ve el-Mustafa’sından seçilen bu metinlerinde Gazzâlî (ö. 505/1111), bir kişiye ya da zümreye küfür ve inkâr isnad etmenin her şeyden önce risâlete yönelik bilinçli bir yalanlayışla ve bu doğrultuda sergilenen inatçı bir karşı koyuşla ilgili olduğunun tespiti­ne odaklanır. Öncelikle küfür isnat etme fiilinin {tekfir) şer‘î bir […]

Daha fazla oku
Ölümün Hakikati, Ölümün Acı Verici Oluşu ve Ölümün Hakikatine Dair Rüya Yoluyla Bilgi Edinme*

    Gazzâli çev. Hümeyra Özturan Gazzâlî (ö. 505/1111) İhyâu ulûmi’d-dîn adlı eserinin son kısımlarında ölüm ve ölüm sonrası haller meselesini genişçe ele almıştır. Dikkat çektiği ilk husus, ölümün ne olduğuna dair muhtelif fikirlerin varlığına rağmen isabetli olan tek görüşün âyetler ve güvenilir rivayetler yoluyla bize ulaşanlar olduğudur. Buna göre ölüm, ruhun bedeni alet olarak […]

Daha fazla oku
Kur’ân’da ve Tefsirlerde Ehl-i Kitap ve Fetret Ehli

Mâtürîdî & İbnü’l-Cevzî &Kiyâ el-Herrâsî & Fahreddin er-Râzî & Bikâ’î & Bursevî & Âlûsî Kur’ân’da ve Tefsirlerde Ehl-i Kitap ve Fetret Ehli çev. Muhammed Coşkun Hak dinin hangisi olduğu, âhirette kimlerin kurtuluşa ereceği, Hz. Muham– med’e iman etmenin kurtuluş için gerekli/zorunlu olup olmadığı gibi temalar, nüzûl koşullan çerçevesinde Kur’ân açısından anlamlı ya da tartışmaya açık […]

Daha fazla oku
İnsanlar Niçin Farklı Tanrı Tasavvurlarına Sahip?*

  Gazzâlî çev. Mahmut Kaya Gazzâlî (ö. 505/1111), sembolik anlatımıyla Kur’ân’daki en dikkat çekici âyet­lerin başında gelen “nur âyeti”ni (Nûr 24:35) yorumlamak için kaleme aldığı Mişkâtü’l-envârın aşağıda iktibas edilen üçüncü bölümünde bu defa sembolik bir hadisi yorumlamaya koyulmaktadır. Allah’ın nurdan ve zulmetten yetmiş (veya yedi yüz) perdesinin bulunduğunu, bunlan açacak olsa zâtının ihtişa­mının O’nu gören […]

Daha fazla oku
Allah’ın Kaderinden Öbür Kaderine Kaçıyorum

  Burada kader tartışmalarına girmek istemiyorum. Konum o değil. Ama bir rivayet var. Başlıkta geçen ifade orada yer alıyor. Bu ifadeyi anlamakta zorlanıyordum. Ama Türk dizi ve filmlerinde çokça zikredilen bir repliklerle karşılaştır­dığımda bu ifadeyle ne kastedildiğini anlar gibi oldum. Önce olayı nakledeceğim, ardından repliği nakledip bir değerlendir­mesini yapacağım. İbn Abbas anlatıyor: Hz. Ömer,Şam’a gitmek […]

Daha fazla oku
Kur’an ve Bilim İlişkisi Ama Nasıl?

Modern bilim, bilim adamının fiziksel evreni ve insan ger­çekliğini rasyonel bir şekilde kavramak için başvurduğu bir yöntemin adıdır. Bu anlamıyla modern bilimin tamamen seküler veya laik karakterli olduğu tartışmasızdır. Bilimsel ger­çeklerin doğrulanması ve kanıtlanması için ilahi bir otoriteye başvurma söz konusu değildir. Bırakın başvurmayı, İlahî bir yönlendirme, İlahî bir ilham, İlahî ilkeler ışığında çalışma gibi […]

Daha fazla oku
”Naklin Doğruluğu Ancak Akılla Bilinir” Ne Demek?

  Bu ifade kelamcılara aittir. Gazali ve Razî gibi… İlk planda çarpıcı ve sarsıcı olduğu görülür. Akla bu kadar vurgu, bu kadar ehemmiyet fazla olmadı mı? Naklin doğruluğu haber ve­renin doğruluğu ile bilinmiyor muydu? Hemen belirtelim ki, burada nakilden kasıt hadis de­ğil, Kur’an’dır, Kelamullah’tır. Bu durumda yukarıdaki ifade “Kur’ahın doğruluğu ancak akılla bilinir” şeklinde anlaşılma­lıdır. […]

Daha fazla oku