Sevginin Epistemolojideki Rolü ve Yaşamın Sezgisel Rolü

(1) İnsan gerçekliği iki farklı kipte tecrübe eder: bilerek ve sezerek. Bilmek, nesneleri ayırır, sınıflar, temsil eder; sezmek ise ayrılmış olanlar arasındaki anlam bağını fark eder. Bu nedenle sevgi bir duygu değil manevi gerçekliğin insanda beliren epistemik kipi­dir. Nesne değildir, ölçülemez ve temsil edilemez ve fakat neyin korunmaya, neyin çoğaltılmaya ve neyin terk edilmeye değer […]

Daha fazla oku
İmgesel Dünyanın Hikmetle Kavranması

    Bilgi Nazarı ve Sevgi Nazarı: Dünyaya İki Farklı Pencereden Bakmak Nasıl ki okuyarak bilgi sahibi olan insan, bilgisiz (cahil) bir insandan farklı olarak dünyaya bilgi nazarıyla bakmaya başlarsa, benzer şekilde fıtri bir hakikatin varlığına İnanarak sevgi sahibi olan insan da sevgisiz (gaddar) bir insandan farklı olarak dünyaya sevgi nazarıyla bakmaya başlar. Sevgi nazarı […]

Daha fazla oku
Doğru, İyi, Hikmet ve Epistemik Tekâmül Üzerine

İnsanlık bilgiye her zaman fıtrî hakikati esas alarak ulaşmıştır. Bu nedenle bilgi sistemleri zamanla iyilik, yani Tanrı’nın muradı olan sevgi temelinde inşa edilmiştir. Bu inşa süreci, genel olarak canlılığı, özel olarak ise insanın fıtrî tahakkukunu destekleyen bir yönelim taşır. Bu perspektifi yakalayamayan doğrular ise kalıcı olamaz. Çünkü doğru dediğimiz şey, iyilikten bağımsız düşünüldüğünde zaten nispi, […]

Daha fazla oku
Hanefi Usul Geleneğinde Vicdâniyyât Kavramı: Ahlâkî Bilincin Nesnel Doğası

  Ömer Türker Vicdan kelimesi, Batı ahlâk felsefesi eserlerinin Türkçeye çevrilme­siyle yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır. Kelime, ahlâki bilinç anlamına gelen “moral consciousness” ifadesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. Kelimenin ahlâki bilinç anlamında yaygın kullanı­mının, 19. yüzyılın ikinci yanımda yapılmaya başlayan tercümele­rin sonrasında görülmesi, modern bir terim olduğu ve klasik İslam düşüncesine ait metinlerde kavram olarak karşılığı bulunabilirse […]

Daha fazla oku
İnsan Doğası

1.İNSAN DOĞASI Konusu ‘insan’ olan birçok bilim ve sanat dalı vardır: iktisat, tıp, biyoloji, tarih, edebiyat, psikoloji, sosyoloji, antropoloji… As­lına bakılırsa Ay, Güneş, nesneler, her şey insanın emrine veril­miştir; insan bu varlık ve nesnelerden yararlansın diye yaratıl­mıştır. Bu nedenle her bilim dalı, çalışmalarını kolaylaştırmak, daha verimli hâle getirmek için iş bölümü yapmıştır. Antropoloji de bu […]

Daha fazla oku
Hamdi Yazır’ın Sosyal Felsefesi’ne Giriş.

Tahsin GÖRGÜN “Zira vücudda ruh ile cismin derin bir ihtilafa vardır. Ya bir tezahûr-i cismâni ifade edemeyen ruhaniyetin hiçbir hükmü yoktur. Ruhun en büyük şiarı vahdet olduğu ve aynı zamanda her kalp ü vicdanın ruhanî duygusu sırf kendine ait bulunduğu için cismâni bir tezahürde bir- leşmeyen ruhlar arasında bir rabita-i vahdet tezahür edemez ve bi­naenaleyh […]

Daha fazla oku
Alexis Carrel – İnsanlar Uyanın -Notlar

Din, felsefe ve ilim arasındaki mücadele Batılı insanların ruhunu derinden sarstı, Hayatta nasıl davranılması icap ettiğini gösteren, münakaşa kabul etmez, kat’i bir kaide yoktu. Ahlâki prensipler gevşemişti. San’at ve şiir güzelliği fazilete tercih edildi. İnsan iradesi artık bu âlemden ötesine doğru yönelmiyordu Bu dünyanın servetlerini ele geçirmekle ıktifa ediyordu. Machiavel’in cüretkârca ilân ettiği gibi, hayatın […]

Daha fazla oku
Aldır Gönül

Ayrı bir gezegenden buraya ışınlanmışlar sanki, iyiliğin yıldız tozu ruhlarına serpilmiş de buraya bizim elimizden tutup doğruluğa götürmeye gelmişler. Süslü kelimelerin bizi bir yere götürmediğini görecek kadar yaşlıyım artık. Ama onlar yok mu, o iyiler, gerçek soyluları bu dünyanın? İşte onlarla karşılaştığım her seferinde ruhum ümit ve nurla doluyor, bir insan olarak dünyaya salındığıma hamd […]

Daha fazla oku
Kemal Sayar – Başı Sınuklar İçin Kılavuz ”Notlar” -1

Hüzün size bir şeyler sunmak ister, o bağışa gönlünüzü açmazsanız, sizi terk eder. Kelebekler çiçek tozlarını getirmiyorsa odanıza, belki de pencereleri açmayı unutmuşsunuzdur. İçine gömüldüğümüz evreni mutlak zannediyoruz. Rahatlık alanımızdan dışarı çıkmak gerek, üzerimizde unvanlarımızdan ve şanlı zaferlerimizden bir hale taşımaksızın insan yüzlerini dolaşmak, pişmekte olan bir yemeğin kokusunu içimize çekmek, kalabalığın içinde bir fani […]

Daha fazla oku
Latife Tesellisi

Organlarımızdan herhangi biri zarar görse hayatı idame ettirmek oldukça zorlaşabilir. Ayaksız yolculuk etmek, elsiz yemek yemek hayli meşakkatli… Bedenin nispeten daha latif organları olan beş duyudaki hastalıklarsa, hayatı daha da zorlu kılar. Görme, işitme veya dokunma hislerimizin bir anda yok olup gittiğini hayal edelim. Ne büyük felaket! Sobaya dokununca aynı, buza dokununca aynı his elde […]

Daha fazla oku