Düşünce Yazıları
Ali Sait Sadıkoğlu – Düşüncenin Kıyameti 2...25 Mart 2026
Arif
02:35 - 15 Mayıs 2015
EY KARDEŞİM, bilmiş ol ki akıl ancak şeriatle hidayete erebilir. Şeriat de ancak akılla açıklık kazanıp, anlaşılabilir. Şeri- ati bina olarak kabul edersek akıl bu binanın temeli konumundadır. Nasıl temelsiz bina olmaz ise aynı şekilde bina olmayınca da temel bir işe yaramaz. Akıl göze, şeriat ışığa benzer. Işık olmayınca göz bir işe yaramayacağı gibi, göz […]
Arif
02:26 - 15 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Sûreti idrak eden hiss~i müşterektir. Buna Bintasya da denir. Bunun hazmeden hayaldir. Mânâyı idrak eden ise vehmi kuvvettir. Bunun hazînedârı ise hafıza ve zâkire kuvvetidir. Kuvve-i mütehayyile hem idrak eder, hem de akleder. Vehim ve his ise akletmez. Bu söylenenlerin ispat edilmesi vicdânı bir şekilde mümkündür. Hiss-i Müşterek: Bu konuyu bir örnekle açıklamaya çalışalım. Mesela […]
Arif
02:22 - 15 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Ey kardeşim bilmiş ol ki canlılara özgü olan ihtiyari hareketin mebdei, vasatı ve kemâli vardır. İhtiyarî hareketin mebdei nâkısın kemâle ihtiyaç hissetmesi ve tâlibin iştiyakıdır. Kemâli,matluba nail olmak; vasat, istenen şey doğrultusunda çaba sarfetmektir. Hayvanlara özgü ihtiyarî hareketler istemli, bilinçli ve bilgili bir şekilde değişik yönlere doğru mekânsal ve fiilî olarak gerçekleşir. Bitkilerin hareketi gayr-i […]
Arif
02:16 - 15 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Ruh öyle bir varlıktır ki, insan onu tezkiye ettiğinde felaha erer, onu kirlettiğinde hüsrana uğrar. O mevcudatın hülasasıdır, ahiret âleminde zübde-i kainâttır. Bedenin ölmesiyle ölmez. Eğer ruh marifetlerle bezenirse Allah-u Tealâ’ya kavuşmanın müjdesini alarak ferahlar ve saadet-i ebediyeye kavuşur. Nitekim Allah-u Tealâ: “Onlar diri(hayy)dırlar ve Rableri indinde rızıklanmaktadırlar. Allah’ın fazl-ı keremiyle kendilerini verdikleriyle ferihtirler.’’ buyurmuştur. […]
Arif
02:07 - 15 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Bilesin ki, gerçekte insanın cevheri, akleden, düşünen, algılayan, eyleyen nefistir. Tüm düşünülür biçimler, onda bilkuvve vardır. O, kendinden daha yetkin, daha akıllı ve daha bilgili birinden öğrendiği ve istifâde ettiği vakit, bilkuvve bulunan biçimler ortaya çıkar ve nefis, bilfiil akıl olur ve duyulurları tetkike ve cisimli şeylerin tadını tatmaya ihtiyaç duymaz. Düşünen nefisler saf, datif […]
Arif
02:03 - 15 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Bilesin ki, Yüce Allah, insan bedenini yeryüzü toprağının toplamından yarattı. Bu toplamaya, toprağın iyisi, kötüsü, serti, yumuşağı, kırmızısı, siyahı ve beyazı dâhildir. Her şahsa belli bir bileşim ve özel bir karışım verdi. Bu bileşim ve karışımdan ona özgü ve tabiatının durumuna göre, güç ve tâkatı oranında onda tasarruf eden bir mîzâç doğdu. Bu durum insana […]
Arif
01:59 - 15 Mayıs 2015
0 Yorumlar
”O, göklerin ve yerin doğrudan yaratıcısıdır (Bedi’), birşeye karar verdiği zaman ona’ol’der ve o da olur”. Şu halde, O’nun demesi ve söylemesi, icât etmesi ve doğrudan yaratmasıdır. Yazması ise sözü demektir. O’nun emrinden yaratma (ıbdâ’) doğduğu vakit o söz olur. Yerine ulaşıp, yaratılan şey ortaya çıkınca o da yazı olur. Yazılanın harfleri, feleklerin şahıslarıdır, yazılanın kelimeleri […]
Arif
01:44 - 15 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Akıllı kişinin düşünmesi ve bilmesi gerekir ki, Yüce Allah’ın sıfatları sadece ifâde düzenleri ve işâret basamakları bakımından çoğalır ve birbirinden ayrılırlar. Nitekim O’nun ilmi zorda kalmış birinin duasını işitmeğe nispet edildiği zaman O’na “işiten” (Semi) denir. O’nun ilmi, büyük ve küçük her şeyi görmeye nispet edildiği zaman O’na “Gören” (Basîr) denir. O’ndan bir rızka erişildigi […]
Arif
01:39 - 15 Mayıs 2015
0 Yorumlar
İnsan, varoluşuna ilkin düşünme ile başlar ve amacına doğru düşünme ile ilerler. Çünkü onun varoluş başlangıcı, büyüme ve biçimlendirme yetisidir. Bu yeti, bitkisel nefsin yetilerinden biridir. İnsanın amacı ise meleklik yetisidir. Bu yeti, Yüce Allah’ın kitabında belirttiği Kutsal Ruh’un askerlerinden biridir: “O gün, Ruh ve melekler sıra halinde kalkar”. Şu halde, insan, düşünmeden başkasıyla amacına […]
Arif
01:27 - 15 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Rüyânın hakikatini bilmiyen kimse rü’yâ kısımlarının hakikatlarını bilmez. Rasûl (A.S.) ve şâir Peygamberleri, ölmüş kimseleri rüyâda görmenin hakikatini bilmiyen kimse de Allah Teâlâ’yı rüyâda görmenin mânâsını bilmez. Âmî (âlim olmıyan) bir kişi, rüyâsında Allah’ın Rasulünü gören her hangi bir kimseyi hakikaten Peygamberin şahsını, kendisini görmüş olarak tasavvur eder. Nasıl ki zihninde vâki olan bir […]

0 Yorumlar