İslam
İhsanın Ahlâkî Motivasyonu: Fahreddin er-Râzî Açısından Bir...3 Haziran 2026
Arif
02:44 - 1 Haziran 2016
Ebubekir Sifil: Sizin de malumunuz olduğu üzere İslam tarihi boyunca felsefe ile İslâmî ilimler arasında en azından genel itibariyle çok uyumlu bir ilişki olmamış. Felsefeden bahseden, İslam tarihine felsefe açısından bakan insanlar İslâmî ilimleri; İslâmî ilimler açısından bakanlar ise genelde felsefeyi ihmal ederek yaklaşmışlar; Tarafgir bir gidişat söz konusu. Fakat biz biliyoruz ki, en azından […]
Arif
16:23 - 24 Ekim 2015
0 Yorumlar
Üstelik, barış söylemini sosyal çatışmaya ve onun önlenmesine tevdi etmek, müşterek ve toplumsal barışın olmazsa olmazı olan bireyi ihmal etme riskini taşır. İslam’da sosyal müşterekçiliğe karşı “manevi bireyciliğin” sahneye girdiği yer burasıdır: Bireyin, barış halini sadece kamusal alanda değil aynı zamanda kendi şahsi (private) alanında da sürekli hale getiren niteliklerle donanması gerekir. Hem kendisi ile […]
Arif
17:28 - 10 Ekim 2015
0 Yorumlar
Bu karmaşaya modern zamanlara ait kavramlar ya da modern zamanların yeniden şekillendirdiği kavramlar mı sebep oluyor? E.sifil:Modernitenin kendini yaşanabilir kıldığı zeminler, çok önemli ölçüde kavramlarla vücut buluyor. Kendisini önce evrensel ilan ediyor. Bu kavramlara hiçbir dinin hiçbir ideolojinin itiraz etmemesi gerektiğini söylüyor. Bu kavramlar algılarımıza da yerleşince dinimizi, kendi kimliğimi, kimlik unsurlarımızı bu kavramlar zemininde […]
Arif
15:34 - 3 Ekim 2015
0 Yorumlar
Nefret adaletsizliği tetikler, adaletsizlik de şiddeti. Nefret sözcüğü ağzınızdan çıktığında, düşmanı ortadan kaldırılası bir varlık olarak tanımlamış olursunuz. Bugün Türkiye’de aklı başında gibi görünen pek çok insan, demokratik bir ülkede nefret suçu’ sayılabilecek söylemlerde bulunuyor, nefret konuşmasını çoğaltıyor. Sokaktaki vatandaşın ‘karadonlu/kıllı’ veya ‘göbeğini kaşıyan adam’ olarak aşağılandığı, hikâyesinin ve dolayısıyla yapağı seçimin önemsizleştirildiği ayrımcı yaklaşımlar, gazete […]
Arif
13:04 - 4 Temmuz 2015
0 Yorumlar
1-Kuvve-i Ilm 2-Kuvve-i Gazap 3-Kuvve-i Şehvet 4-Kuvve-i Adl 1-İlim Kuvveti Bu dört kuvvenin ilki olan ilim kuvveti övülmüş/ beğenilmiş bir kuvvedir ki, sözlerde olan doğru ve yalan, itikâttaki sevap ve hata, işlerde olan iyilik ve fenalık bu kuvvenin güzelliği ve salâhı [iyiliği, faziletli olması] ile bilinir. Eğer bu kuvve sâlih [iyi, iyi işler sahibi] olur ise […]
Arif
00:13 - 24 Haziran 2015
0 Yorumlar
Hiç mümkün müdür ki, zerrelerden güneşlere kadar cereyan eden hikmet ve intizam, adalet ve mizanla Rububiyetin saltanatını gösteren Zât-ı Zülcelâl, Rububiyetin cenah-ı himayesine iltica eden ve o hikmet ve adalete iman ve ubûdiyetle tevfik-i hareket eden mü’minleri taltif etmesin? Ve o hikmet ve adalete küfür ve tuğyan ile isyan eden edepsizleri te’dip etmesin? Halbuki […]
Arif
00:09 - 24 Haziran 2015
0 Yorumlar
وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ عِنْدَنَا خَزَاۤئِنُهُ وَمَا نُنَزِّلُهُ اِلاَّ بِقَدَرٍ مَعْلُومٍ âyetinin bir nüktesi ve bir İsm-i Âzam veyahut İsm-i Âzamın altı nurundan bir nuru olan Adl isminin bir cilvesi, Birinci Nükte gibi, Eskişehir Hapishanesinde uzaktan uzağa göründü. Onu yakınlaştırmak için yine temsil yoluyla deriz: Şu kâinat öyle bir saraydır ki, o sarayda […]
Arif
20:35 - 21 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Hiç bir işaret, simge olarak bizatihi kendisini göstermez; belirli bir duruma, eyleme işaret eder. Her bir kavram da delalet ettiği nesneyi ortaya çıkarırken diğer tüm nesneleri örter. Tüm bunların nedeni ise işaret ve kavramlarla iş gören insanın nutkiyetidir [düşünen/konuşan bir canlı olmasıdır]. Bu gerekçeyle öncelikle kadim kültürümüzde kullanılan ve hala kullanılmaya devam eden ‘nizam-i âlem’ […]
Arif
21:40 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Şecaat Şecâat itidal üzere olursa atılganlık ve çekingenlik yerli yerinde meydana gelir. İşte Övülen ve güzel ahlâk budur. “Kafirlere karşı şiddetli, birbirine karşı merhametlidirler.’’âyetiyle anlatılmak istenilen bu hakikattir. Şiddet ve merhamet her yerde ve her zaman iyi değildir. Bilakis iyi ve güzel olan, aklın ve şeriatın ölçülerine uygun olandır. Bir kişi kendini kritik ettiğinde kendisinin […]
Arif
01:26 - 9 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Yüce Görev (Misyon) Uğruna Yaşananlarla Ülküsel Hayat İnşâa olunur: ‘Devletiebedmüddet’ (1)Ta Hsiung-nu varsayılı atalarından, demekki M.Ö. Dördüncü yüzyıldan beri Avrasya anakarasının bütün bellibaşlı inanç câmialarına -Kamlık, Göktanrı itikadı, Taoculuk, Burkancılık, Mazdaklık, Manicilik, Yahudilik ile Hıristiyanlığın kollarından Nasturîlik, Katoliklik ile Ortodoksluk- girip çıkmış Türklüğün,(130) hayata ve insana karşı vazgeçilmez ülküsü, yâni tarihî ödevi, îslâmın yüce […]

0 Yorumlar