Duanın ‘Kabulü Gecikirse Kaygılanma!

Allah’a yalvarıp yakarmasının karşılığını görememesi, tekrar tekrar dua etmesi ve hayli zaman geçtiği halde kendisi için hiçbir netice elde edememesi bir mümin açısından zorlu bir imtihandır. Müminin bunun sabır isteyen bir imtihan olduğunu bilmesi gerekir. Duanın kabulünün gecikmesiyle baş gösteren vesveseler, kuruntular, tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.

Bu türden bir durum benim de başıma geldi. Bir sıkıntıya düştüm. Allah’tan ne kadar yardım diledim, ne kadar yakardımsa da bir sonuç elde edemedim. O sırada İblis bütün hile ve desiseleriyle bana karşı “Cömertliği sonsuz, cimriliği imkânsızken, duanın kabulünün gecikmesi acaba neden ?” diyerek saldırıya geçti. Ben de ona şöyle seslendim: “Defol melun! Senin benim davamı üstlenmene ihtiyacım yok, senin avukatlığını istemem!”

Ardından da kendime gelip nefsime şöyle dedim: “Sen şeytanın vesveselerine kendini kaptırma! Çünkü Yüce Allah ’ın seni sınadığî bu cevabın gecikmesinde, düşmanın olan şeytanla mücadele etmekten başka bir çaban olmasaydı, bu bile Allah ’ın hikmeti olarak sana yeter de artardı! ” Nefsim de bana şöyle seslendi: “İçine düştüğüm bu kötü durumda duanın kabulünün gecikmesinin sebebi konusunda beni teselli et öyleyse!” Kendisine şunları söyledim:

Birincisi, şurası kesindir ki Allah bir kraldır ve kralın verme veya vermeme yetkisi vardır. Kimse de O’nun kararlarına karşı çıkamaz!

İkincisi, Allah’ın hikmeti kesin delillerle sabittir. Senin için yararlı olacağını sandığın şey, aslında Allah’ın hikmeti ve ilmi açısından hiç de öyle değildir. Meselâ doktorun bazı uygulamaları sana hikmetten yoksun görünebilir, görünüşte zararlıyken, netice itibariyle hasat için yararlıdır.

Üçüncüsü, gecikmesi yararlı, acelesi ise zararlı olabilir. Nitekim Peygamberimiz aleyhisselâm şöyle buyurmuştur: “Dua ettim de kabul olunmadı diyerek acele etmedikçe kul daima hayırdadır!” (Müsned)

Dördüncüsü, duanın karşılık bulmaması, belki sendeki bir kusurdan ötürüdür: Meselâ yiyeceğinin helâl olup olmadığı şüphesi vardır. Veya dua ettiğin sırada dalgın ve gafilsindir. Yahut da bir günahtan samimiyetle tövbe etmemişsindir. Duana icabet edilmemesinin sebebini sen işte bu sebepler arasında ara! Umulur ki o gecikmenin sebebini bulursun.

Beşincisi, istediğin şeyden maksadın nedir iyi bilmelisin. Belki o isteğin, seni günaha sürükleyecek veya daha üst bir düzeye yükselmene mâni olacaktır. İsteğinin reddedilmesi belki senin için daha hayırlıdır. Rivayet edildiğine göre, eski dönemlerin seçkin dindarlarından biri Allah’tan savaşa gitme imkânı vermesini istiyormuş. Kendisine hâtiften şöyle seslenilmiş: “Savaşa gidersen esir düşeceksin, esir düştüğünde de hıristiyan olacaksın.”’

Altıncısı, duanın kabul edilmemesi belki de senin Allah’a yaklaşman ve O’na sığınman için bir vesile olacak; kabul edilmesi de, sen o isteğimle meşgul olacağın için Allah’ı unutmana yol açacaktır. Gerçekten de senin o ihtıyacın olmasaydı, Allah’ın kapısını çalmayacaktın! Yüce Allah bilir ki nimetlere dalan kullar O’ndan gafil olurlar. O yüzden zevk u safa arasında onlara bazı musibetler gönderir ki O’nun kapısına koşup yardımını dilesinler. Musibetin içine saklanmış bir lütuftur bu! Çünkü asıl musibet, seni Allah’tan uzaklaştırandır. Seni O’na yönlendiren belâ ise, senin açından ne güzeldir!

Anlatıldığına göre, Yahya el-Bekkâ rüyasında Rabbini görmüş ve şöyle demiş: “Yâ Rabbi, kaç defa sana dua ettim, duama hiç karşılık vermedin! ” O da “Ey Yahya! Senin seslenişini duymak benim hoşuma gidiyor! ”buyurmuş.

Bütün bunlar üzerinde kafa yorarsan, kaybettiğini ele geçirmekten ziyade senin için daha faydalı olan bu yönlere yönelirsin. Böylece de af dileyip bir hatamdan kurtulmaya, bir yanlışını düzeltmeye daha çok önem verir ve hep Yüceler Yücesi’nin kapısında durursun.

….

74 Duam Kabul Edilmiyor Diye Üzülme!

Garip bir durumu düşündüm: Bir müminin başına bazen bir felaket gelir, dua eder, durmadan niyaz eder, fakat duasına hiçbir karşılık alamaz. Fakat tam o umutsuzluğa düşmek üzereyken kalbine bakılır. Allah’ın kader ve kazasına razı ise, Allah’ın lütfundan ümidini kesmemişse, genellikle onun duasına hemen karşılık verilir. Çünkü o kişi imanında samimidir ve şeytanın iğvalarına aldırmayıp onu alt etmiştir. İnsanın değer ve kalitesi de böyle durumlarda ortaya çıkar. Yüce Allah’ın şu sözü bu tür durumları ima eder: “Peygamber ve beraberindeki müminlere şunu dedirtecek kadar: Allah ‘ın yardımı ne zaman! ” (Bakara, 2/214)

Oğlunu (Hz. Yusufu) kaybettiğinde, o uzun bekleyişine rağmen, selâmete erme konusunda asla umutsuzluğa kapılmayan Hz. Yakup’un içinde bulunduğu durum işte böyle bir durumdu. İkinci oğlu da elinden alındığında Rabbinin lütfuna olan güveni hiçbir şekilde sarsılmadı ve şöyle dedi:

Umulur ki,Allah onların hepsini (ikisini) de bana getirir. ” (Yusuf, 12/83)

Şu şekilde dua eden Zekeriya aleyhisselâmın kanaati de onunki gibiydi: “Sana yönelttiğim duada cevapsız bırakıldığım hiç olmadı.”(Meryem, 19/4)

Duanın kabul edilmesini uzun bulmaktan sakın! Bil ki Hükümdar O’dur ve işleri evirip çevirmede en yüce Bilge O’dur, yararlı olan şeyleri tek Bilen de O’dur! Bil ki O senin iç dünyanı test etmek, senin yakarışlarını duymak, sabundan ötürü seni mükâfatlandırmak, daha pek çok şey istiyordur. Ayrıca duanın kabulünü geciktirerek, İblis’in vesveselerine karşı vereceğin mücadelede seni sınamak istiyordur.

Bütün bu saydıklarımız, senin O’nun lütuf ve merhametine olan inancını güçlendirir ve seni O’na şükür ve hamd etmeye yöneltir. Çünkü bütün bu sınamalardan sonra seni O’na yönelip O’ndan yardım dileyecek kul olmaya layık görmüştür. O’na başvurmak ihtiyacı duyan kimsenin fakirliği en büyük zenginliktir!

İbnü’l-Cevzi – Bir Alimin Günlüğü,syf.85;146

Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir