Ehl-i Sünnet’in İnanç Esasları

Şimdi kısaca Ehl-i sünnet’in inanç esaslarını açıklayalım. Da­ha sonra inançlarımızı buna göre düzeltip bizi bu çizgi üzerine sa­bit kılması için Allah Subhânehû’ya yalvaralım. Allah’ın Varlığı ve Sıfatları Allah (c.c) zâtıyla mevcuttur ve varlığının başlangıcı yoktur (kadîmdir). O’nun dışındaki her şey onun yaratmasıyla mevcut olmuş ve bu sayede yokluktan varlık sahnesine çıkmıştır. Allah Sübhânehû’nun varlığının sonu […]

Daha fazla oku
Ehl-i Sünnetten İmamlar Tek Bir Ailedir

Ehli Sünnet vel’Cemaat ulemâsından her bir imam, bir aile reisi gibidir. Bu ailelerin riyâsetini teşkil eden ashabın da en büyüğü, Fahr-i âlem sallallâhu aleyhi ve sellem’dir. Bu itibarla kıyamete kadar ashaba uyan zevatlar, yani büyük payeye sahib olan ulemâ, icazeli oldukları münasebetiyle Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in halîfeleridir. İşte Alîyy-ul-Kârî diyor ki: «ibnu Abbas’ın, Ali […]

Daha fazla oku
Velînin Kerameti, O Velînin Kendisine Tabi Olduğu Peygamberin Mucizesidir

Evliyanın Kerameti Bilmelisin ki, evliyanın kerametine dâir sözler iki mesele­de toplanır: ·         Kerâmetin câiz olması ·         Kerâmetin meydana gelmesi Kerametin câiz olmasına gelince: Evliyâdan kerâmetlerin zuhûr etmesi meselesi, mümkün olan işlerdendir. Şayet bu, gerçekleşmesi mümkün olan işler­den olmasaydı bu takdirde gerçekleşmesi zorunlu olan yahut gerçekleşmesi asla mümkün olmayan işlerden biri olurdu. Kerametin gerçekleşmesi asla mümkün […]

Daha fazla oku
Zâlimlerin tasallutu özel duaların vaktidir

Bismillahirrahmanirrahim İ’lem eyyühe’l-aziz! “Bazı dualar icabete iktiran etmez” diye iddiada bulunma. Çünkü dua bir ibadettir. İbadetin semeresi âhirette görünür. Dünyevî maksatlar ise, namaz vakitleri gibi, dualar ibadeti için birer vakittirler. duaların semeresi değillerdir. Meselâ, şemsin tutulması küsuf namazına, yağmursuzluk yağmur namazına birer vakittir. Ve keza, zâlimlerin tasallutu ve belâların nüzulü, bazı hususî dualara vakittir. Bu vakitler […]

Daha fazla oku
Tükürün zalimlerin hayâsız yüzlerine!

Bismillahirrahmanirrahim Hem madem bir zalim ve vicdansız bir adam, birisini yere atıp ayağıyla onun başını kat’î ezecek bir surette davransa, o yerdeki adam eğer o vahşî zalimin ayağını öpse, o zillet vasıtasıyla kalbi başından evvel ezilir, ruhu cesedinden evvel ölür. Hem başı gider, hem izzet ve haysiyeti mahvolur. Hem o canavar, vicdansız zalime karşı zaaf […]

Daha fazla oku
Mâsumların hukukunu çiğneyen bir zâlimi cezalandırmak

Bismillahirrahmanirrahim   İkinci Nükte   Cehennemin vücudu ve şiddetli azabı, hadsiz rahmete ve hakiki adalete ve israfsız, mizanlı hikmete zıddiyeti yoktur. Belki rahmet ve adalet ve hikmet, onun vücudunu isterler. Çünkü, nasıl bin mâsumların hukukunu çiğneyen bir zâlimi cezalandırmak ve yüz mazlum hayvanları parçalayan bir canavarı öldürmek, adalet içinde mazlumlara bin rahmettir. Ve o zâlimi […]

Daha fazla oku
Hayatı rızıkla idame eden de O’dur

Bismillahirrahmanirrahim   يُحْيِى Yani, hayatı veren O’dur. -Ve hayatı rızıkla idame eden de O’dur. -Ve levazımat-ı hayatı da ihzar eden yine O’dur. -Ve hayatın âli gayeleri O’na aittir ve mühim neticeleri O’na bakar; yüzde doksan dokuz meyvesi O’nundur.   İşte şu kelime, şöyle fâni ve âciz beşere nidâ eder, müjde verir ve der:   Ey […]

Daha fazla oku
Resul-i Ekrem (asm) salâvata bir anda vakıf olur

Bismillahirrahmanirrahim İ’lem eyyühe’l-aziz! Cam, su, hava, âlem-i misal, ruh, akıl, hayal, zaman ve saire gibi, tecellî-i timsal akislere mahal ve mazhar olan çok şeyler vardır. Maddiyat-ı kesifenin timsalleri hem münfasıl, hem ölü hükmündedirler. Çünkü, asıllarına gayr oldukları gibi, asıllarının hâsiyetlerinden de mahrumdurlar. Nurânîlerin timsalleri ise, asıllarıyla muttasıl ve asıllarının hâsiyetlerine mâlik ve asıllarına gayr değillerdir. […]

Daha fazla oku
Kur’ân’ın yüksek meziyetlerinden biri de şudur

Bismillahirrahmanirrahim İ’lem eyyühe’l-aziz! Kur’ân’ın yüksek meziyetlerinden biri de şudur ki: Kesrete ait bahislerden sonra vahdet tezkirelerini yazıyor. Tafsilden sonra icmal yapıyor. Cüz’iyatın bahislerinden sonra rububiyet-i mutlakanın düsturlarını, sıfât-ı kemâliyenin namuslarını fezlekelerle zikrediyor. Bu gibi fezlekelerin, âyetlerin sonundaki faideleri, âyetlerin ortalarında zikredilen mukaddemelere neticeler hükmündedirler. Veya illet olurlar, ta ki sâmiin fikri âyetlerde zikredilen cüz’iyatla meşgul […]

Daha fazla oku
Allah’ın muhabbetine Sünnet-i Ahmediye ile mazhar olunur

Bismillahirrahmanirrahim   Cenâb-ı Hakkın hadsiz merhameti olduğu gibi, hadsiz bir muhabbeti de vardır. Bütün kâinattaki masnuatın mehâsiniyle ve süslendirmesiyle kendini hadsiz bir surette sevdirdiği gibi; masnuatını, hususan, sevdirmesine sevmekle mukabele eden zîşuur mahlûkatı sever.   Cennetin bütün letâif ve mehâsini ve lezâizi ve niamâtı bir cilve-i rahmeti olan bir Zâtın nazar-ı muhabbetini kendine celbe çalışmak […]

Daha fazla oku