İslam
İhsanın Ahlâkî Motivasyonu: Fahreddin er-Râzî Açısından Bir...3 Haziran 2026
Arif
14:47 - 28 Ocak 2017
Birçok Avrupamerkezci bilim adamı ‘Avrupa’nın dinamikliğinin’ kökenini Rönesans olarak tanır, bu da Avrupalılara gerekli ‘bilimsel rasyonalite’ ve ‘bireyselcilik’ duygusunu vermiştir. Rönesans saf Antik Yunan biliminin yeniden keşfedilmesi olarak düşünülüyordu. Bunun tipik bir ifadesi şöyledir: Avrupa, modern bilimin yaratamayacağı hiçbir şey almadı Doğu’dan, diğer taraftan ödünç aldıkları şeyler de yalnızca Avrupa aydın geleneğine dahil edildiği için […]
Arif
14:48 - 4 Kasım 2016
0 Yorumlar
20. yüzyıl ilerledikçe, modern bilinç kendisini eşzamanlı olarak hem bir genişleme, hem de bir daralmanın yaşandığı yoğun bir çelişkili sürecin ortasında kıskıvrak yakalanmış bir vaziyette bulmuştu. Olağanüstü entelektüel ve psikolojik sofistikasyona, sürgit tırmanan anomi ve marazilik duygusu eşlik ediyordu. Benzersiz bir ufuk genişlemesi ve diğerlerin tecrübelerine açılma gibi gelişmelerle birlikte, hiç de küçümsenmeyecek oranlarda gözlenen […]
Arif
14:46 - 4 Kasım 2016
0 Yorumlar
İki Kültür Rönesans’ın karmaşık dölyatağından Batı zihni/yeti/nin başlıca karakteristiği olan insan varoluşuna ve hayatına ilişkin iki farklı kültür damarı, iki farklı temayül ya da iki genel yaklaşım teşekkül etmişti: Bunlardan birincisi, Bilim Devrimi ve Aydınlanmaca ortaya çıkmıştı ve akılcılığa, ampirik bilim’e ve şüpheci sekülerizme vurgu yapıyordu. İkincisi ise, onun diğer kutupta yer alan tamamlayıcısıydı ve […]
Arif
20:57 - 19 Şubat 2016
0 Yorumlar
‘”Çeşitli vesilelerle de söylediğimiz gibi, Rönesans aslında birçok şeyin ölümü olmuştur. Greko-Romen uygarlığına dönmek bahanesiyle bu uygarlığın ancak dış kabuğu alınmıştır. Çünkü yazılı metinlerde yalnızca buyönü açıklanabilmişti. Dolayısıyle eksik onarımın zaten çok iğreti bir özelliği olabilirdi, çünkü yüzyıllardan beri gerçek hayatlarını yaşamayı bırakmış olan şekiller söz konusuydu. Ortaçağ’ın geleneksel bilimlerine gelince, bu çağda onlar, son […]
Arif
23:07 - 11 Şubat 2016
0 Yorumlar
Put diken, puta tapmayı hortlatan, puta tapan asırdır bu asır. İnsanlığın en büyük yanılgısı, ortak sevgi ve saygı alanında oldu çağımızda. İnsan, kalbinin bağını Tanrıdan kopararak eşyaya, güçlü görünen insanlara, düşüncelere ve sistemlere bağlıyor. Bu bağlanışı şöyle veya böyle ölçülü bir bağlanış sanmayın. Bu, aklın veya sağduyunun kabul edeceği veya mazur göreceği bir ilgi değil, […]
Arif
22:40 - 11 Şubat 2016
0 Yorumlar
Vahiy nişanı, Peygamber izi: işte insanın yitirdiği cennet işaretleri. Kalbi diri tutan öz ve işaretler. Çekilişi inşan kalbinde onulmaz bir boşluk, bir anlamsızlık doğuran kutsal söz ve ruh. İnsanın hayvana, bitkiye ve eşyaya dönüşmeye yüz tutmasıyla uygarlığın parça parça olma tehlikesi önünde çığlık çığlığa gelmesi, fakat çığlıklarını yüreğinde boğma zorunda kalışı. Geçmiş zaman, şimdiki zaman […]
Arif
00:41 - 6 Şubat 2016
0 Yorumlar
…’Ortaçağ Avrupası’nda kilise düşünceyi tekeline almış, insanı diğer canlılara ve tabiata hakim kılan aklı kelepçelemişti. Bunu kırmak, eski Yunan ve Roma eserlerinden de faydalanarak çok farklı nitelikle hitaplar yazmak, Aristo mantığının karşısında hür bir mantık oluşturmakla Rönesans doğdu. Bizde ise düşünceyi tekellerine alan dinî kurumlar Engizisyona benzeyen mahkemeler kurulmadı. Akıl, düşünce, ilim dinimizin asıl kaynaklarında […]
Arif
23:27 - 30 Ağustos 2015
0 Yorumlar
Hümanizma, sanıldığı gibi, Batı kültüründe, Rönesans hareketiyle ortaya çıkmış bir anlayış değildir Bu anlayışın kökleri Grek filozofu Protagoras’a kadar uzatılabilir. Hümanizma da aslında insan sevgisinin soysuzlaşmasıdır: Çifte standardın kaynacı da belki burada aranabilir. İnsan her şeyin ölçüsüyse (Protagoras), kendi çıkarına olan şeyler de iyidir! İnsan her şeyin ölçüsüyse insan sayısı kadar doğru vardır! Bu rekabet […]
Arif
00:00 - 24 Mart 2015
0 Yorumlar
Tanzimat’tan bu yana bizim aydınımızın din eleştirisi de, çözüm önerisi de Protestanların ve kalvinistlerin dine yönelttikleri eleştirilerle neredeyse aynıdır. Gözden kaçırılan, unutulan ise Hıristiyanlığın tahrif edilmiş, İslâm’ın ise tahrif edilmemiş sahih bir din olmasıdır. Geri kalmışlık duygusuyla Batı’da gördüklerimizi ‘zaten o bizde var, bu anlayış İslâm’ın anlayışı şeklinde yorumlarla Batı düşüncesi içselleştirilemez, meşrulaştırılamaz. İslâm ve […]
Arif
11:06 - 27 Ocak 2015
0 Yorumlar
İslâm Tarihinin ilk yüzyyıllarını, “İslâm’ın Yayılış Tarihi” saymak mümkündür. Nitekim Peygamberimizin vefatından yüzyıl sonra Çin’den Fransa içlerine kadar uzanan topraklar Halifenin hükmettiği, hükümet ettiği topraklardı. Daha Hazreti Ebu Bekir ile Ömer zamanında Doğu Akdeniz’e kıyısı olan Suriye, Filistin ve Mısır fethedilmişti. Sonra sırasıyla Trablusgarp, Kıbrıs, Rodos Adası’nın fethi, Sicilya çıkarması, Kuzeybatı Afrika’nın fethi gerçekleştirilmiştir. 711’de […]

0 Yorumlar