İslam
İnsan Kalbinin Özellikleri10 Haziran 2026
Arif
23:24 - 30 Ağustos 2015
İnsanın “eşref-i mahlûkat” olduğu hususundaki söylem, müslümanca kavrayışta ona, Batı kültüründe olduğu gibi yeryüzü tanrısı olduğu vehmini vermemiş, tersine ona kul olma bilincini getirmiştir. Müslüman, kendisini “eşref-i mahlûkat” olarak görünce, bu görüş, ona Allah indinde kendisini kul olarak kavrayabilmesinin yolunu açmıştır. Çünkü insan, eğer “eşref-i mahlûkat” (yaratılmışların en şereflisi) ise, bu durum ona tabiata ve […]
Arif
01:53 - 12 Temmuz 2015
0 Yorumlar
Bismillahirrahmanirrahim ÜÇÜNCÜ NÜKTE İnsan, fiil ve amel cihetinde ve sa’y-i maddî itibarıyla zayıf bir hayvandır, âciz bir mahlûktur. Onun o cihetteki daire-i tasarrufâtı ve mâlikiyeti o kadar dardır ki, elini uzatsa ona yetişebilir. Hattâ, insanın eline dizginini veren hayvânât-ı ehliye, insanın zaaf ve acz ve tembelliğinden birer hisse almışlardır ki, yabanî emsallerine kıyas […]
Arif
01:42 - 12 Temmuz 2015
0 Yorumlar
Bismillahirrahmanirrahim İkinci Mebhas İnsanın saadet ve şekavetine medar Beş Nükteden ibarettir. İnsan ahsen-i takvimde yaratıldığı ve ona gayet cami’ bir istidat verildiği için, esfel-i sâfilînden tâ âlâ-yı illiyyîne, ferşten tâ Arşa, zerreden tâ şemse kadar dizilmiş olan makamâta, merâtibe, derecâta, derekâta girebilir ve düşebilir 1 bir meydan-ı imtihana atılmış, nihayetsiz sukut ve suûda […]
Arif
01:05 - 21 Haziran 2015
0 Yorumlar
Sade bir harpten muzaffer çıkmak bir milletin kurtuluşu demek değildir. Böyle bir hareket, sonsuzluğa çevrilmiş ve sonsuzluğa yönelten irade ile yapılmışsa kurtuluş getirir. Bazen esaret ve felaket dediğimiz hâllar, sonsuzluk iradesine teslimiyeti bize sağlayarak, bize hareket ahlâkını getirici oldukları takdirde, kurtarıcı oluyorlar. “Ölüden diriyi, diriden ölüyü” çıkaran kudret, sefaletlerimizden kurtuluşumuzu, bahtiyarlıklarımızdan ve en parlak emellerimizin gerçekleşmesinden […]
Arif
00:34 - 4 Haziran 2015
0 Yorumlar
Âdemoğlunun yaratılışı ne acâiptir! Yaratıcı onda ne enteresan defineler saklamıştır. Hevâsına tâbi olmazsa, bir melektir. Kesâfet onu kaplamazsa latîf bir mânâdır. Gaybın ilginç sırlarını saklayan ve bütün ilimleri kendinde toplayan bir hazînedir. Nûr ve zulmet dolu bir kaptır. İçinde, ruh gelininin ağyârın gözlerinden sûret örtüleri ile gizlendiği bir kalıptır. Kader, onun güzelliğini “Biz onları üstün […]
Arif
23:08 - 21 Mayıs 2015
0 Yorumlar
…İnsan yalnızca kavramına sahip olduğu şeyi görebilir. Bu yalnızca yaşamaya ilişkin konular için değil; tersine insanın hemen hemen tüm vicdanî ve fikrî üretimleri için geçerli bir yargıdır. Bu nedenledir ki, kavramlar insan aklının makroskobu veya mikroskobu gibidir; uzağı yakın eder; küçüğü büyültürler. Nasıl ki bu âletler insanın görme’sini mümkün kılmak içinse, kavramlar da insan aklının […]
Arif
21:50 - 21 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Düşüncenin sağlıklı bir biçimde dile getirilmesi, bizatihi dilin sağlıklı olmasını gerekli kılar. Sözcüklerin anlamı, kavramı ve yöntimi göz önünde bulundurulmaksızın yapılacak her konuşma, denilmek istenileni ortaya koymaktan çok, ortalığı karıştırmaya yarar. Sözcüklerin anlamıyla oynamak, kavramları gelişigüzel kullanmak, referanslarını sıkça değiştirmek, anlaşılmayı, anlaşmayı engeller; çünkü her bir durumda da anlam, elden kaçar. Öyle ki, düşünce hayatındaki […]
Arif
21:40 - 21 Mayıs 2015
0 Yorumlar
….Varlıka (vucud) ilişkin yargılar ile var-olana (mevcud) ilişkin yargıları ve her ikisi ile onlara ilişkin bilgileri (malumat); kısaca mevcudiyetleri (var-olma) ile idraklerini (bilgi) birbirine indirgemeden yürünülecek yol, insanı mutlaklaştırmadan alıkoyabilir. Kudema bu meyanda “âlim-malum-ilim” ya da “âkil-makul-akl” denklemini kurarken vucud ve mevcudu değil; insandan başlayan ve biten bilgiyi kast etmiştir. Vucud ya da mevcuda ilişkin malum […]
Arif
20:35 - 21 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Hiç bir işaret, simge olarak bizatihi kendisini göstermez; belirli bir duruma, eyleme işaret eder. Her bir kavram da delalet ettiği nesneyi ortaya çıkarırken diğer tüm nesneleri örter. Tüm bunların nedeni ise işaret ve kavramlarla iş gören insanın nutkiyetidir [düşünen/konuşan bir canlı olmasıdır]. Bu gerekçeyle öncelikle kadim kültürümüzde kullanılan ve hala kullanılmaya devam eden ‘nizam-i âlem’ […]
Arif
20:18 - 21 Mayıs 2015
0 Yorumlar
… Tarih boyunca insana saadetini sağlamak iddiasında bulunan her yanıtın en çok zorlandığı, idealler/fikirler ile gerçekliğin en çok çatıştığı alan, hiç şüphesiz kişinin inancını/görüşünü korumadır. Çünkü ister beşerî, ister dinî her inanç ve görüş varoluşunu, büyük oranda, bir başkasının varlığını ortadan kaldırmakta görmüştür. Yanıtın –ilkece- hem kendi benimseyenlerinin, hem de katılmayanlarının inanç ve görüşlerini koruması, […]

0 Yorumlar