Mutlak Vasıta, Mümkün Varlık

MUTLAK VASITA, MÜMKÜN VARLIK Şendedir mecma’-ı kavseyn-i vücûb u imkân Şensin ey nûr-ı ezel vâsıta-i Rabb u ibâd “Sen benim, halk senin edin içindir.”[1] dedi Hak Bundan a lâ dahi bir mertebe olmaz müzdâd Sana ikrâr iledir sıhhat-i îmân-ı enâm Rütbeni anlamağa kimsede yok istfdâd Nâbî[2] Kuvveden Fiile lâ şey’e illâ ve hüve bihî menût […]

Daha fazla oku
İlk Söz:Sırların Çağlayışı

  Her zerre senin lema-i vechinle celidir Zâhirde fakat mihr-i hafiyyü’l-lemeânsın Hüsn-i ezelî, âşık-ı hüsn-i ezelindir Bir öyle cemîlsin ki cemâllerde nihânsın Aşkındır eden sûret-i hestîyi nümâyân Aşkınla ki âyîne-i imkân ü mekânsın İbnülemin Mahmud Kemâl[27] Allâhümme Hitâbı *Allâhümme salli alâ men minhu’nşakkati’l-esrâr. “Allah’ım! Salât eyle onun müba­rek varlığına ki bütün sırlar ondan çağlamıştır.”[28] İbn […]

Daha fazla oku
Hakîkat-i Muhammediyye

Hakîkat-i Muhammediyye anlayışının Hıristiyan mistisizminden alındığını iddia etmek ise doğrusu çok zorlama bir yaklaşımdır… Hakikatle bağdaşma­yan bir tutumdur. Çünkü Hıristiyan mistisizmi Hz. Mesih üzerine yoğunlaşır. İslam’da ise tasavvufun etrafında döndüğü merkez ve mihver, Allah Gelle ve A’lâ’ya teveccühtür. Evet Rasûlullâh (s.a.v)’in büyük, şerefli ve kâmil bir makamı vardır ancak 0 (s.a.v), merkez ya da mihver değildir. […]

Daha fazla oku
Alem Hakîkat-i Muhammediyye’nin Yansımasıdır

Sûfîler, anlatabildikleri kadarıyla, tecelliyatın kendisinden neş’et ettiği yani Hakk’ın umûr-ı dünyeviyyeye yönelik kısmı olan o Logos’a “Muhammedi Hakikat” demişlerdir. Hakîkat-i Muham- mediyye kavramı bedenlenmiş, Mekke’de doğmuş, Medine de vefat etmiş, Abdullah’ın oğlu, Âmine’den doğma Hazret-i Muhammed dediğimiz o şahs-ı mücessemin hakikatidir. Bu hakikat yara­tılmamış olması hasebiyle, zaman zaman Hazret-i Muhammed le hakîkat-i Muhammediyye arasında anlatımda […]

Daha fazla oku