Sünnet Üzerine

91785-300x166 Sünnet Üzerine

“Ağacı budamak” ile “ağacı kökünden kesmek” arasındaki farkı anlatmaya gerek yok… Biri ağacın ömrüne ömür katar, güçlendirir, gürbüz hale getirir. Diğeri ağacı kurutur, öldürür…

Allah Resûlü’nün (s.a.v.) sünnetini bir ağaca, o ağacın dikili olduğu zemini Kur’an’a benzetebiliriz. Sünnetin kökleri Kur’an toprağının dört bir yanına sapasağlam yayılmıştır. Sünnetin gövdesini amelî tevatür oluşturur. Dallar, yapraklar ve meyveler ise haber-i vâhidlerdir.

Kökleri ve gövdesi sapasağlam bu ağacın dalları içinde sağlam olanlar olduğu gibi kurumuş olanlar da vardır… Yapraklar içinde yeşil olanlar olduğu gibi sararmış olanlar da vardır… Meyveler içinde körpe, canlı ve taze olanlar olduğu gibi kurtlanmış, çürük olanlar da vardır. Ama bir gerçek var ki asırlardır sapasağlam bir zemin üzerinde olan bu ağacın kökleri de gövdesi de dallarının çoğunluğu da sağlamdır. Gölgesinde nice nesilleri eskitmiş, nice nesiller bu ağacın meyvelerinden yemişlerdir.

Tarih boyunca sünnetin sağlamını çürüğünden ayrıştırmak konusunda gerek ehl-i hadis gerekse ehl-i rey ulemanın çabasını ağacın budanması, meyvelerinin toplanması ve servis edilmesi olarak nitelemek mümkündür. Bu âlimlerimizin tek derdi hem ağacı en sağlıklı bir şekilde muhafaza etmek, hem de insanlığın bu ağacın meyvelerinden en güzel şekilde istifade etmesini sağlamaktı. Modern zamanlarda sözüm ona tarlayı korumak adına o tarladaki gürbüz ağacı kökünden kurutmaya, gövdesinden etmeye yönelik teşebbüsler var. Bağa destursuz giren, baltasına sarılan herkes ağaçtaki üç beş kurumuş yaprağı bahane edip ağacı kökünden kesmeye çalışıyor.

Biz iki kesimden çok çekiyoruz:

1. “Ağacı asla budattırmayız!” deyip ağacı kötü gösteren ve zayıflamasına yol açan kurumuş dalları ve sararmış yaprakları kopartmaktan, ağacı çürütebilecek haşeratla savaşmaktan geri duranlar. Bunlar, işi konusunda ehil olan bağcıya da ağacı budadığı için kızarlar. Çünkü bunların amacı “meyve yemek” değil “bağcıyı dövmek”tir.

İnceleyin:  Hadis-i Şerif'e Saldıranlar

2. Ağacı, birkaç kuru dalı, birkaç sarı yaprağı, üzerinde gezinen bazı zararlı haşerâtı sebebiyle kökünden koparmaya, sökmeye çalışanlar… Bunlar, binlerce yıllık köklü ağacı söküp yerine kendi yapmacık, sentetik bitkilerini ikame etme heveslisi tiplerdir. Bunlar da bağcıya ağacı kökünden sökmedi diye kızarlar…

Amaç üzüm yemekse işinin ehli bağcı yetiştirmek zorundayız…Öyle bir bağcı ki…Bu iki kesim var diye ne ağaçtan ne de gerektiğinde onu budamaktan vazgeçsin ! Ne ağaca merhametsizlik etsin, ne kuru dallara merhamet….

Amacımız “meyve yemek” olunca kurumuş üç beş dal, sararmış birkaç yaprak, kurtlanmış ve çürümüş birkaç meyve, zararlı birkaç böcek ile mücadele etmek bize vız gelir. Elverir ki budayacak el ehil olsun, kullandığı âlet iş görsün, yoksa maazallah ağacın kanına girmek işten bile değildir! Demek ki iş yine usule geliyor. Vallahu a’lem.

Soner Duman – Usul Yazıları,syf:209-210

Muhammed Ali

Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir