Ben Demiyorum Allah Diyor

Kuran-Muslumanligi-250x250 Ben Demiyorum Allah Diyor

“Bizim mahalle”de modern zamanlara has “enteresan” durumlardan biri de mebzûl miktarda “İslam’da” ve “Kur’an’da” diye başlayan eserin yazılmasıdır. Sanırım sizler de araştırdığınızda ne kadar çok “İslam’da” ve “Kur’an’da” diye başlayan kitap olduğunu göreceksiniz.! Sadece yazılı eser mi? Konuşmalarımızda da sürekli bu kelimeleri vurgular olduk! “Bunda ne var ki!” diyebilirsiniz. Peki bu durum neyin işareti? Bunu nasıl yorumlamalı? Acaba dine bağlılığımızın daha da arttığını, artık her şeyi İslam nokta-yı nazarından görmeye başladığımızı, “vizyon” ve “misyonumuzu” Kur’an’ın belirlediğini mi gösteriyor? Hiç sanmıyorum!

Haydi genelleme yapmayayım ama bu tarz eserlerin çoğunluğu, “gelenek bağından kurtulmak”, “mezhep taassubundan sıyrılmak”, “hurafelerden arınmak” parolasıyla yola çıkanların, bir sistem içinden konuşma meşrûiyetini yitirdiklerinden kendi görüşlerinin meşrûiyetini “İslam’da” veya “Kur’an’da” diye başlayan kitaplar yazarak kotarmaya çalışmasından başka bir şey değil. Şimdilerde çoğu yazar Kur’an ve İslam’dan kendi anladığını Kur’an ve İslam’ın kendisi gibi takdim ediyor.

Peki biz hiç “İslam’da” ya da “Kur’an’da” diye başlayan cümle kuramaz mıyız? Elbette kurarız ancak….Kur’an ve İslam kimsenin noteri, payandası, babasının malı değildir. Bir müslüman, ancak bütün müslümanların üzerinde ittifak ettiği bir konudan bahsederken “İslam’da” veya “Kur’an’da” cümlesini kurabilir, ihtilaflı bir meselede bu cümleyi kuramaz. Örneğin “İslam’da namaz farzdır” diyebilirsiniz, ama “İslam’da vitir namazı vâciptir”, “İslam’da velisiz nikâh kıymak caizdir” diye bir cümle kuramazsınız, çünkü bu konular öteden beri müslümanların farklı görüşler ileri sürdüğü konulardır.

Muhtasar bir fıkıh kitabını okuyanlar bilir ki amele ilişkin görüşler “Ebu Hanife’ye göre”, “Şâfiî’ye göre”, “Mâlik’e göre” diye etten kemikten bir şahsa (müctehid âlime) nispet edilerek zikredilir. Üzerinde icma olan konular ise İslam’a mâl edilir.

“İslam’da / Kur’an’da evlilik”, “İslam’da / Kur’an’da kadın”, “İslam’da / Kur’an’da ekonomi”, “İslam’da / Kur’an’da devlet yönetimi” gibi kitaplar yazarak evlilik, kadın ve ekonomi konusunda kendi anladıklarını Kur’an âyetlerine giydirmenin varacağı son nokta “ben demiyorum Allah diyor!” cümlesidir. (Sırf bu sebepten, İslam Hukuku ve İslam Ekonomisi gibi kullanımlara da öteden beri alerjim vardır.)

İnceleyin:  Kıskaçtaki ''Ehl-i Sünnet''

Eslafımızın güzel huylarından biri de kendi şahsî fikirlerini, dinin sabitelerinden ayırma konusundaki özenleriydi. Onlar, bir görüş ortaya koyduğunda “şayet doğru ise Allah’ın lütfudur, yanlış ise benden ve şeytandandır” derlerdi. Ulemâ bir meselede son sözü hep Allah’a havâle ederek “vallahu a’lem / Allah daha iyi bilir” derlerdi. Eskilerin atıf harfi ve ism-i tafdil şeklinde söylediği bu söz şimdilerde -sanki- kasem şeklinde ve muzarî fiille söyleniyor: “Vallahi a’lemu / vallahi ben biliyorum!”

Bakalım bu kulaklar daha neler duyacak, bu gözler daha neler görecek!

Soner Duman – Usul Yazıları,syf:164-165

Muhammed Ali

Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir