Hörmet

0x0-ahlk-davasiyla-gecen-bir-omur-nurettin-topcu-1510569931383-300x169 Hörmet

 

Gençliğimizin kurban edildiği yer, hörmet mihrabıdır. Hörmet denen cevher, alelâde bir küçülmeden, bir tevazudan ibaret değildir. O, her şeyde bir sonsuzluğun huzurunda olduğunu hissetme ve kendini böylece bilme halidir. Filhakika her an Allah’ın eseri karşısında olduğunu düşünen insan, yine her an Allah’ı düşünür. Sevginin yaşattığı bu sürekli düşünüş, sevilenin huzurunda insan ruhunu eritir, sonsuzluğun karşısında bir nokta gibi küçültür. İşte hörmet hali budur. Sevgiyi bilmeyen hörmeti de bilmez.

Hörmet, Rabbinin huzurunda olduğunu bilen insanın halidir. Her an Rabbinin huzurunda olduğunu bilen uyanık ruh, daima ve her varlığın huzurunda hörmet halini yaşar. Kaynağı ilâhi olan bu hörmet halini yaşarken biz, kendimizi sonsuz olarak küçültmek istediğimiz halde, “filozof Kant’ın dediği gibi, “hörmeti duyduğumuz anda kendimizi büyümüş, yükselmiş, kendi varlığımızın üstüne yükselmeye, hattâ bütün âlemin üstüne yükselmeye kakabiliyet kazanmış bulunuruz. Hörmet öyle bir cevherdir Ki, istesek de istemesek de, lâyık olduğu yerde o mutlaka doğacaktır. Biz onu dış yüzden göstermesek bile, içimizde onun varlığını hissetmekten kendimizi alamayız.”

Hörmet, insanı insan yapan cevherdir. Dikkat edelim ki, ileri gitmek isterken attığımız adımlar bizdeki bu ilâhi cevheri ezmesin. Gençliğimiz hörmet duygusundan bütün bütün yetim kalırsa, insanlık âleminde binlerce yıl gerilemiş oluruz. Yeryüzünde bugün hörmet cevherinin baş düşmanı, komünistlerdir. Ruhların birbirine ancak hörmetle yakınlaşabildiği bu kubbenin altında mutlâk mânada hörmetsiz insan yetiştiren mektep, komünizmin mektebidir. Komünisti tanımak mı istiyorsunuz? Yerlere serilen hörmet duygusunun kendi varlığından da utandığı yerde onu bulursunuz.

Gençliğimizi yetiştirecek hörmet mektebini nerede arayalım? “Ben seni uzaklarda ararken, sen kendi yanımda idin!” dedirten hikmet bizi irşâd edecek. Esasen bizde ilâhi cevher olan hörmet duygusunun çevrildiği ilk ve en büyük varlık Allah’dır. İbadetlerimiz, O’na hörmetin şekilleridir.

İnceleyin:  İnsanın Sefaleti

Gençliğimize örnek ararken uzaklara gitmeyelim. Tarihimizin Alpaslan’dan sonra yeniden kurucuları olan Osman Bey’in veya babası Ertuğrul Bey’in Anadolu toprağına geçerken, misafir olarak gecelediği evde, “Allah’ın kitabı huzurunda yatılmaz!” diye sabaha kadar Kur’an karşısında el bağlayıp, ayakta durduğunu düşünelim, Ulu Hakanımız Yavuz Sultan Selim’in Firavunlar ülkesini fethedip de vatana dönüşünde Adana civarında, devlette fitne meyvası bir beyanı üzerine, henüz sadrazam yaptığı Yunus Paşa’nın kendi eliyle kellesini uçurttuktan daha birkaç dakika sonra, üzerindeki kaftana çamur sıçratan İbni Kemâl’in mutlak ölüm korkusu ile titreyişi karşısında söylediği sözler yüzlerce genç nesillere hörmet telkinine yeterlidir: “Alınız bunu, tabutuma örtünüz. Zira ulemanın atının ayağından sıçrayan çamur dahi bizim için şereftir.” Bunları söyleyerek ulu önder, büyük ata, kaftanını çıkarır ve kaftancı başıya teslim eder. Türbesinde onu hâlâ içerisine bürünerek yattığı işte bu kaftandır.

Bizim insafsız ve gaddar elimizle çilelerden çıkarılan gençlerinize, daha ilkokul sıralarında iken, bütün insanlığa ziyaretgâh olabilecek kadar mânevi değer taşıyan bu türbe ve bu hörmet hatırasiyle bezenmiş kaftan gösterilse ve onun huzurunda hörmete düşündürülselerdi belki bugün başınızı böylesine dövmezdik. İlkokuldan üniversiteye ve Hüseyin Avni’nin Kâbe-i millet diye adlandırdığı her yeri, her beldeyi hörmetle doldururduk. Hörmet o zaman nüsha-i kübra olan insanın yüzünden değil şehirlerin simasından bile silinmezdi.

Allah’a götüren büyüklüklerin rehberi hörmettir. İnsanlığa hörmetle insanlık yükselir. Hörmetin bittiği yerde ise insanlık aşağı canlıların dünyasına düşer. İslâm ahlâkının esası hörmettir.

Hür Söz, 23 Mart 1963.

 

Nurettin Topçu – Hareket’in Sakladığı Sır,syf:89-92

Muhammed Ali

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir