Felsefe
Din ve Ahlak5 Haziran 2026
Arif
13:28 - 31 Aralık 2014
İnsandaki büyük illet, kendini mükemmel sanma dalâletidir. Ruh hastalıklarının en zararlısı budur. İlâhî kudrete yabancı kalıp, kendi kudreti vehmiyle kibirlenmek, gururlanmaktır. Şeytanın büyük illeti kendini Adem’den daha yüksekte görmesıydi. Bu yüzden Adem’e secde etmekten sakındı. İlâhî emre karşı geldi ve Şeytan adıyla lânetlendi. Kendini herkesten ve herşeyden üstün görme tezâhüründeki (görünme) bu şeytan ruhu çok […]
Arif
13:26 - 31 Aralık 2014
0 Yorumlar
Nice insanlar vardır ki ibâdet vazifelerini Allah’tan karşılık bekleyerek yaparlar. Bundan mükâfat görmeyi beklerler, ibâdet ederlerse Allah nazarında makbul olacaklarına ve Cenâb-ı Hakkk’ın, bu ibâdeti kendilerine ödeyeceğine inanırlar. Hakikatte böyle ibâdetlerin arkasından türlü günah işlemekten çekinmezler. Yaptıkları ibâdetin, kıldıkları namazın geçmiş ve gelecek günahlarına bedel olacağı zannındadırlar. Böyle hakikatte ibadetin günahtan farkı yoktur. Bu bir […]
Arif
13:24 - 31 Aralık 2014
0 Yorumlar
Nefsi mağlup etmek, gazâda düşmanı yenmekten güçtür. Nefsi mağlup etmek, Kaf Dağı’ndan, iğne ile kaya koparmak kadar müşküldür. Nefse galip ve bu zorlu ülkeye hâkim olmak ancak Hakk’ın yardımıyla ve Hak velîlerinin gösterdikleri yoldan yürümekle mümkündür. Nefsi yenmek katı silâh, uzun mızrak İstemez. Nefsi yenmek insan gönlünü İlâhî aşk nuruyla aydınlatmak, bu ışıkla doldurmak sâyesinde […]
Arif
13:22 - 31 Aralık 2014
0 Yorumlar
Evdeki kadın onu kendine çağırdı, kapıları sıkıca kapadı ve “Gelsene” dedi. Yûsuf: “Günah işlemekten Allah’a sığınırım, doğrusu kocan benim efendimdir; bana iyi baktı. Haksızlık yapanlar (zâlimler) felah bulmaz (Yûsuf, 23) And olsun ki, kadın Yûsuf’a arzulu idi. Rabbinden bir işaret olmasa Yûsuf da onu isteyecekti,işte ondan kötülüğü ve aşırılığı engelledik. O bizim çok içten kullarımızdandır” […]
Arif
13:18 - 31 Aralık 2014
0 Yorumlar
Her şey zıddı ile daha iyi bilinir. Çokluk olmasa birliğin, çok renk olmasa renksizliğin, kötülük olmasa iyiliğin, çirkinlik olmasa güzelliğin ve bilhassa ölümün yani yokluk olmasa varlığın ne kıymeti, ne hikmeti bilinir. Yine bunun içindir ki yeryüzünde kâfirler, sapıtmışlar, azmışlar, ahlâksızlar ve imansızlar yanında nebiler, velîler, mü’minler ve saf gönüllü ve yaratana bağlı sâdık ruhlu […]
Arif
13:14 - 31 Aralık 2014
0 Yorumlar
Kıyamet günü, her şeyin Hakk’a arz (sunmak) edileceği gündür. O günde, İnsanî vakfelerini yapmış olanlar, temiz ve faziletli kişiler, kendilerini göstermek isterler. O kendini gösterme gününde, kötü işler yaparak yüklerini karartmış kişiler, artık kendilerini gidilemeyecekler ve rezil olacaklardır. Güneş gibi parlak yüzü olmayan ve günahlarla yüklerini karartmış kişiler elbette kendi kirliliklerini göstermemek için gecenin karanlığı […]
Arif
19:14 - 29 Aralık 2014
0 Yorumlar
Kıyamet gününde Allah: “Ey kullarım!” diyecektir, “bana hediye olarak hangi güzel ve iyi davranışlarınızı getirdiniz? Ömrünüzü neye ve nereye harcadınız? Size nimetler verdim, ne yaptınız? Size kuvvetler verdim, nereye sarf ettiniz? Size akıl verdim ne yolda kullandınız?” Kıyamet günü, Hakk’ın huzuruna iletilmesi gereken, îman, amel (dinin emirlerini yerine getirmek için yapılan iş) ve muhabbet (sevgi) […]
Arif
19:10 - 29 Aralık 2014
0 Yorumlar
Niçin bu câhiller Allah’a yakın olan sâlih kimseleri, mekânın her yerinde ve zamânın her çağında dinlemez olurlar? Bilmezler mi ki, Allah dostlarının ruhlarını incitmeye gelmez çünkü onların ruhu, Allah ile devamlı vuslat halindedir. Bir hadis-i kudside;Allah ”Bir velîme kötü muamele eden kişi hakikatte bana savaş açmış demektir” buyurur: Bir hadîs-i şerifte ise “Beni inciten, Hakk […]
Arif
21:17 - 3 Aralık 2014
0 Yorumlar
Ulu Allah her ikisinin de belli olması için, insanlıkla hayvanlığı bir araya getirmiştir. Eşya zıddı ile belli olur. Zıddı olmayan bir şeyi tarif etmek imkânsızdır. Yüce Allah’ın zıddı olmadığından: “ Ben gizli bir hazine idim bilinmek istedim”(Hadis-kudsi) buyrulduğu gibi, bu nurun belli olması için, karanlık olarak yaratılmış bulunan bu âlemi yarattı. Bunun gibi nebilerin ve […]
Arif
22:40 - 24 Eylül 2014
0 Yorumlar
Ledün ilimlerine anadan doğma istidatlı olmakla beraber zahir ilimlerle de fevkalade şöhretli olan Hak lisanının tercümanı Şems Tebrizî Hazretleri, Mevlâna Celâleddin Rûmî Hazretlerini irşad etmek için Tebriz’den ta Konya’ya gelmiş, irşad etmeden önce Mevlana’nın medresesinden hücresine döndükleri sırada yol üzerinde bekliyordu. Hazreti Mevlâna mehtabın etrafında çevreleyen hâre gibi yanlarında toplanan talebelerle birlikte büyük bi debdebe […]

0 Yorumlar