Bize Ne Oldu?

“Üç kıt’ada yüz beldeye, bin beldeye sahip Bir memleketim vardı, sen ey Rabb-ı mesaip…” Süleyman Nazif Cemiyeti yapan ferttir; fert de kendi iç hayatının tarihinden ibarettir. Neslimizin bedbaht çocuklarının iç dünyası nasıl bir âlemdir? Bunu dünya psikologları birleşse bilemezler. “Padişahım çok yaşa!” ile gözlerimizi dünyaya açtık. “Büyük yanında konuşulmaz” dediler. “Büyüklerimiz çehar yâr-ı güzin ile […]

Daha fazla oku
Milli Eğitim Davamız ve Düşman

Devlet bir irade ise, maarif onun hayat noktasıdır. İnkılâbın mânasını anlayabilenler, işe her zaman ve her türlü şartlar içinde maariften başlar, maarifte bitirirler. Devletimizin büyük kurucuları olan Alpaslanlar, Nizamülmülkler gibi modern Hint dünyasını ihya eden Gandi de bu devletleri yıkılmaz, sarsılmaz maarif temelleri üstüne kurdular. O Nizamülmülklerin çocukları, o Alpaslanların torunları İstiklâl Harbi’ni zaferle bitirdikten […]

Daha fazla oku
Tarihin Görüntüleşmesi ve Maket Mekanlar

Müzeleştirme Cahildim dünyanın rengine kandım… – Neşet Ertaş Hafıza, bir iz ve göstergenin maket hali değil, hayat ha­lidir. İz ve gösterge, bugün yaşadığımız hayatta sürekliliğe sahip değilse, onunla ilgili bir geçmişten ve tarihten söz edi­lemez. Bu anlamda hafıza, daha çok dünle değil bugünle il­gilidir. Bundan dolayıdır ki geleneği olan toplumlarda (bu ister Doğu’da olsun ister […]

Daha fazla oku
Mekân’ın Ötesi

Evim, evim, vah evim, gönül bucağı evim! Tadım, rengim, ışığım, anne kucağı evim! – Necip Fazıl Senden ayrı ben bir mekân kurmadım… – Neşet Ertaş Mânâ görünmek için sû ret ister… – İbn Arabî Allah ol dedi ve her şey oldu. Ol’an, oluş’an yer’leşti. Ol emri sonucunda murad, mekânda yer tuttu ve göründü. Şüphesiz ki […]

Daha fazla oku
Türkiye’de Seçkin Zümrenin Değişimine Dair Bir İzah Denemesi

Mezar gıpta o devr-i kadîm efendisine Ne kendi kimseye benzer ne kimse kendisine Yahya Kemal / Süleyman Nazif “Herkesin rûhanî kurbiyeti ne kadar ise, Muhammedi verasetten de o kadar varistir.” Bayram-ı Veli Medeniyetleri, kültürleri, ülkeleri, devletleri, hâkimi­yetleri, hükümetleri, iktidarları (adına ne dersek diyelim insan topluluklarının eseri olan ve onları bir arada tutan “anlam yapıların) gerçekte […]

Daha fazla oku
Bilginin Sebep Olduğu

Filozofların aydınlatamadığı toplumu, şarlatanlar aldatır… Condorcet Anlamıştım ki, her şeyin temelinde siyaset vardı ve ne yapılırsa yapılsın, bir halk ancak onu yönetenin niteliğini haiz oluyordu. J. Rousseau “Var olmak, düşünmek ve hareket etmektir.” demiş­ti Nurettin Topçu. Ne dediğini bilen insanlardandı Rah­metli: “Vakıa hayvanlar da hareket ediyorlar. Lâkin onla­rın hareketleri şuurlu değildir; alelâde yer değiştirmeden, kımıldanmadan […]

Daha fazla oku
Müslümanların İktidarla İmtihanı: Bir Muhasebe

  İBRAHİM HALİL ÜÇER Müslümanlar son iki yüzyıl içerisinde İslam tarihinde daha önce şahit olunmamış iki büyük travma yaşadı. Bunlardan ilki 19. yüzyıla aitti, İkincisi ise 20. yüzyıla. Her ikisi de Müslüman varoluşuyla ilgili önemli krizlere sebep olan bu travmalardan ilki bir şüphe krizi iken İkincisi siya­set kriziydi. Şüphe krizi etrafında Müslümanlar onları ta­rih sahnesinde […]

Daha fazla oku
Gündem ve Biz

  Bugün pek çoğumuz dakika dakika gelişen olayları, son dakika siyaset ve spor gelişmelerini takip ediyoruz. Cep telefonu elimiz­de kah sosyal medyada tartışmalara giriyor, fotoğraf ve videolara bakıyor, kâh birileriyle muhabbete dalıyoruz. Bazen televiyonda- ki bir tartışmaya saatlerce takılıp ekran başında uyuyakalıyoruz. Ertesi sabah gün boyunca birbirimizle haberlerde duyduğumuz, okuduğumuz haberleri konuşup duruyoruz. Dünyada televizyon […]

Daha fazla oku
Şikayeti Bırak, İşine Bak!

  Bu devirde yaşamış bir Allah dostu doktora gider. Doktor so­rar: “Şikâyetiniz nedir efendim?” O büyük zât cevap verir: “Şikâ­yetimiz yoktur, derdimiz vardır.” Bu sözdeki mânâyı kavrayan kulluğunu kavramış demektir. Tabii ki bu, acı tatlı her şeyi Rab- binden bilen râzı olmuş bir kulun sözleridir. Bir de kendimize bakalım. Nereye baksak, neden bahsetsek, nereye gitsek […]

Daha fazla oku
Aldanmak ve Aldatmak

  Bir gün Resûlullah [sav] pazarda bir buğday sergisine uğradı. Elini buğday yığınının içine daldırdı, parmakları ıslandı. Bunun üzeri­ne satıcıya, “Ey zahireci! Bu ıslaklık nedir?” buyurdu. Adam: “Ey Allah’ın Resûlü! Yağmur ıslattı” dedi. Resûl-i Ekrem: “İnsanların görüp aldanmaması için o ıslak kısmı ekinin üstüne çıkarsaydın ya! Kim bizi aldatırsa, bizden değildir.” buyurdu (Müslim). Mümin ne […]

Daha fazla oku