Filozoflardan Sözler:Aristo

hikmetli-sozler

Bilesin ki sen bozukken halkını düzeltemezsin; sen yoldan çıkmış iken halkını yola getiremezsin; sen yolunu kaybetmiş iken halkına rehberlik edemezsin. Bir kör nasıl yol tarif edebilir! Bir fakir nasıl zengin edebilir. Zelil olan nasıl yüceltebilir! Zayıf bir kişi nasıl güçlü kılabilir! Bilesin ki başkalarını düzeltmek isteyen kişi bunu ancak kendisini düzeltmek süretiyle başarabilir. Başkalarını bozmak isteyen ise bunu ancak kendisi bozuk olduğunda başarabilir. İyisi mi sen üzerlerinde yetkili olduğun insanları düzeltmek gayesi güdüyorsan işe kendini düzeltmekle başla.

———————–

Dünya hayatının değişkenlik ve bulanıklığının emaresi bir tarafın düzelmesiyle başka bir tarafın bozulmasıdır. Dünya ehli, başkasını zelil  etmeden aziz, fakir etmeden zengin olamaz. Bilesin ki dünyayı niceleri sağlam bir görüş ve dindarca bir yaşam olmaksızın elde etmişlerdir. Do­layısıyla hatalı olduğun hâlde istediğini elde edebilmişsen veya doğru olduğun hâlde dünya sana sırtını dönmüşse bu, seni hatanı tekrarlama­ya ve doğrudan uzaklaşmaya yöneltmesin.

———————–

Şehvetlerden kendini sakın. Şehvetlerin seni yücelmekten alıkoyaca­ğını, zihnini bulandıracağını, namusunu kirleteceğini ve seni önemli işlerini yapmaktan geri bırakacağını bilmek, onlardan kaçmak konu­sunda sana yardımcı olsun. Çünkü onlar, bir eğlenceden ibarettir. Eğ­lence devreye girince ciddiyet kaybolur. Din ve dünya düzeni ise ancak ciddiyet ile kaim olur. Nefsin şehvetler ve eğlence konusunda sana karşı diretirse seni en kötü yere sürüklemiş ve makbul olan yolun tersine bir şey istemiş olur. Bundan dolayı ona sağlam bir şekilde karşı koy ve dilenebildiğin kadar diren. Ondan hakka doğru yönel. Çünkü hakka dair her neyi terk edecek olursan bâtıla doğru yol almış olursun; doğru­ya dair her neden taviz verirsen hataya doğru yelken açarsın. Nefsinin hevâsına birazcık yüz verirsen o senden daha çok şey ister. Küçük bir hata dahi işleyecek olsan bundan rahatsızlık duy. Çünkü her işin bir alışma süreci vardır. Nefsini az bir şeyi yapmaya alıştırırsan o seni daha çoğuna sürükler.

———————–

Yok olmaya mahkûm olan şeylerle övünülmez. Kalıcı olmayan şeylerde zenginlik bulunmaz. Kanaat et ki zengin olasın. Dünyaya karşı aşın hırslı olma; çünkü orada çok az kalacaksın.

———————–

Laf taşımak kalplerde öfkeye yol açar. Kusurunu yüzüne (fütursuzca) vuran kişi sana sövmüş demektir; sana başkasından laf taşıyan senden de başkasına laf taşıyordur.

———————–

Her özgür cömerttir ama cömert olan herkes özgür değildir, özgür olan kişi doğası gereği cömerttir; cömertliği hürriyetten kaynaklanmayan kişi ise alışkanlık ve sonradan edindiği huydan dolayı cömert davranır.

———————–

Ey dinleyenler ! İnsanların birbirlerine karşı üstünlükleri, soyla değil akılladır. Ben bilge Eflâtun’un: “Hikmet, ilimlerin başıdır, edeb ise anlayışların (eflhâm) aşısı ve zihinlerin ürünüdür.” dediğini duymuştum.Fark edilmesi zor olan görüş, sağlam düşünce de idrak edilir. Elde edil­mek istenen şeylere, acele etmemekle (teenniyle) daha kolay ulaşılır

———————–

Tatlı sözle sevgi süreklilik kazanır. Başkalarına kol kanat germekle işlet tamamlanır. Güzel ahlâk ile yaşam güzelleşir ve mutluluk kemâle eter. Susmasını bilmek, yüksek heybet kazandırır. İsabetli düşünmekle değer ve şeref artar. Hakkı gözetmekle insanlar arasında barış meydana gelir.Tevazu ile sevgi çoğalır. İffetle ameller arınır. Başkalarına ihsânda bu­lunmakla kişi yücelir. Adaletle düşmana üstünlük sağlanır. Hoşgörü ile destekçilerin sayısı artar. Yumuşak başlılıkla kalpler kazanılır. Başkaları­nı kendine tercih eden kişi cömert adını hak eder. Karşılıksa iyilikle âli­cenaplık vasfı hak edilir. Arkadaşlık, vefa ile daim olur. Üstünlük doğ­rulukla elde edilir. Güzel düşünce-davranış, örnek gösterdir. Zaman, kişiyi hoşgörü (hilm) sahibi yapar. İşini sağlam yapmak, (değer) artışı sağlar. İrfan sahibi olan kişi dünyaya değer vermez.

———————–

Her şeyin dalı kökünden (aslından), parçası bütündendir (kemaldendir). Eğer dünyaya yüz çeviriyorsanız (zâhidlik yapıyorsanız), zühdünüz bekaya rağbet etmekle tamamlanır. Zira dünyaya rağbet etmenin kökü, bâki kalmanın güzel olmasıdır. Dolayısıyla her kim cennetten (na’im) yüz çevirir de dünyaya rağbet ederse kökü bırakmış, dalı almış olur. Kâmil kişi, dallarla birlikte köke de sahip olandır.

———————–

Soru soran doğru bir şekilde sormadıkça o soruya cevap vermeyen kişi, bu yüzden kınanmaz. Çünkü sorunun doğru bir şekilde sorulması, doğru cevap vermenin ön şartıdır.

Kaynak:İbn Fatik-Muhtarul Hikem(Hikmetli Sözler) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı

———————–

“Faydasız yere ömrünü tüketme, haksız yere malını harcama, boş yere kuvvetini sarf etme, doğru olmayan bir fikre görüşünü yönlendirme. Bu söylediklerimi iyi koru ve bu konuda ve özellikle de kendisi dışındaki her şeyin sonradan elde edildiği ömrün konusunda ihtimam göster. Eğer senin kendini mutlaka bir hazla oyalaman gerekiyorsa bu, âlimlerle sohbet etmek ve hikmet kitaplarını incelemek şeklinde olsun.”

———————–
“Adalet yüce ve ulu Allah’ın arzındaki terazisidir. Onunla güçsüz güçlüden; haklı haksızdan hakkını alır. Allah’ın kulları için koyduğu bu teraziyi kim bozarsa çok büyük cahillik etmiş ve Allah’ı tanıma konusunda büyük bir küstahlıkta bulunmuş olur.”

———————–

Ölmek üzere iken şöyle dedi: “Benim için sekizgen bir ev yapın.Onun her bir yüzüne şu sözlerden birini yazın: “Âlem bahçedir; duvarı devlet. Devlet iktidardır; koruyucusu kanun. Kanun siyasettir; yürütücüsü hükümdar. Hükümdar çobandır; destekçisi ordu. Ordu yardımcılardır; geçindiren mal. Mal rızıktır; biriktireni halk. Halk kullardır; onları itaat ettiren adalet. Adalet kaynaşma sebebidir;onunla dirlik bulur toplum”. Bana göre bu gerçekten yüce bir sözdür.

———————–

“Biliniz ki kötülerin bedenleri daha dayanıklı, iyilerin ise nefisleri daha dayanıklıdır. Övgüye değer olan dayanıklılık, adamın cildinin dayağa karşı arsız veya ayağının uzun yola karşı güçlü ya da elinin ağır işe karşı kuvvetli olması değildir. Çünkü bunlar hayvanların özellikleridir. Fakat asıl dayanıklılık nefsini yenebilmek, çeşitli durumlara göğüs gerebilmek, güzelce sabretmek, kararlılığı tercih edebilmek, heva-hevesi terk etmek, sonunun layığına varacağını umduğu meşakkate katlanabilmek, arzu ve tutkularına karşı sürekli mücadele etmektir.”

———————–
“Cahil kişi boğulmak üzere olan kişiye benzer. Ona uzaktan öğüt ver, ancak sakın yanına yaklaşma. Eğer kurtulursa sen kurtarmışsın demektir, eğer helak olursa seni de kendisiyle birlikte helâke sürüklemesinden kurtulmuş olursun. Sözünü dinlemesi için ikaz et.”

Kaynak:Şemseddin Şehrezuri – Nüzhetü-l Ervah

T.C Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı

Devamını Oku: http://ilimcephesi.com/lokman-hekimden-sozler/#ixzz43fl4j1gG
Follow us: @ilimcephesi on Twitter

Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir