Felsefe
Din ve Ahlak5 Haziran 2026
Arif
18:39 - 25 Ocak 2015
Islâm insanları hem bireysel faaliyetleri bakımından hem de toplum hayatına katıldıkları noktalarda sınırları sarahaten belirlenmiş ve fakat insanı bütün zaafları ve faziletleriyle tabii bir varlık olarak kabul eden bir yaşama düzenine çağırır. Bu hayat tarzında eğer zorlayıcı unsurlar varsa, bunlar insanın samimiyetinde, itikadı kuvvetlerinde işleyiş gösterirler. Yani İslam’da sınırlar dıştan konulmuş yasaklar olmaktan çok içten benimsenen mükellefiyetler biçimındendir. Bu […]
Arif
18:37 - 25 Ocak 2015
0 Yorumlar
Müslümanlar olarak hayatımızın düzenlenmesinden dünyayı değerlendirme tutumlarımıza kadar her alanda bugüne kadar “itikada mı” yoksa “imana mı” daha çok imkân tanıdığımızı sormamız gerekir. Bu sorunun cevabı bizim bir ölçüde “kalitemizi” de ortaya koyacaktır. Kuşku yok ki itikadı bağlar biz insanları birbirine yaklaştırır. Birbirimizi anlamanın, yardımlaşmanın ve müşterek bir yol tutturmanın yolu itikad birliğinden geçer. Ama yapıp […]
Arif
18:23 - 25 Ocak 2015
0 Yorumlar
Dikkat ediniz, doğru sözler her zaman değerli sözler değildir. Hatta bir adım daha giderek söyleyebiliriz ki doğru sözler gerçek anlamlarıyla doğru sözler olmayabilir.Sözleri doğru kılan, onların doğruluğuna dayanaklık eden şey bu sözlerin mantık bakımından tutarlı olmaları mıdır? Hiç de değil. Mantıkî tutarlılığın doğruluğa, gerçekliğe karine teşkil etmediği artık günlük hayatımızın sıradan bilgilerinden biri oldu. Peki […]
Arif
21:35 - 16 Ocak 2015
0 Yorumlar
Aklın insan hayatındaki yeri olaylar ve nesneler arasındaki ilişkiyi kavrama alanıyla sınırlıdır. Bu ilişki kavrandıktan sonra doğru ve yanlışı seçmek her dayanak noktasına göre değişecektir. Aldığımız dayanak noktası hangisi ise bize göre doğru öylece temayüz edecektir. Bu yüzden aynı olay birine doğru gelirken diğerine yanlış görünebilir. Akim yolu birdir diyerek bütün insanları kendi görüşümüze sığdırmaya […]
Arif
21:33 - 16 Ocak 2015
0 Yorumlar
İnsanlar arasında sağlıklı bildirişin ancak bildiriyi alanın karşı karşıya kaldığı bildiri önünde “boş” bulunmasıyla mümkün olur. Daha doğru bir ifadeyle, bir hitap veya bir metin bize ancak o metnin veya hitabın “altında” kaldığımız taktirde Öğretici olabilir. Eğer benimseme iradesini önceden gösterirsek bir düşünceyi, bir sanat eserini anlayabiliriz. Yani hiçbir bildiriye peşin “biliyorum”la yanaşamayız. Yanaşırsak bu […]
Arif
21:28 - 16 Ocak 2015
0 Yorumlar
Doğru sözler, diyor Lao Tse, her zaman aykırı görünürler ama başka hiçbir öğretme biçimi onun yerini tutamaz. Aykırı (paradoxical) olmak yani toplumda genel kabul gören yargıların dışında bazı düşünceler ileri sürmek, doğruyu araştıranların neredeyse kaçınılmaz akıbeti. Doğru peşinde olmak,çoğu zaman mevcut durumdan yararlanmakla ters, birbirine zıt noktalarda yer aldıkları için genel geçer yargılardan kolayca kuşku […]
Arif
21:26 - 16 Ocak 2015
0 Yorumlar
Kelimelerin mevcudiyetlerinin amacı anlamı iletmek düşünceleri aktarmaktır. Bir kez anlam kavranıldıktan, düşünceler anlaşıldıktan sonra kelimelerden vazgeçebiliriz. Ama güzel konuşma sanatıyla uğraşan insan için belki kelimeler anlamlardan önce gelir. İşte onlar da araçlarla amaçları karıştırmışlar, başka amaçlar için aynı araçları kullanır olmuşlardır. Eğer düşünceleri aktarmak istiyorsak kelimeler bizi tutmamalı, sadece geçirgenlik yapmalıdırlar. Kelimelerin ötesindeki anlama varmak, gerçekte […]
Arif
21:21 - 16 Ocak 2015
0 Yorumlar
Nasıl sorusunu zincirleme olarak her cevabın peşi-sıra sormak bizi daha çok bilgiye, bilimin ilerlemesine götürür. Bir hekim hastasını nasıl tedavi edeceğini düşünür. Bulduğu çareleri nasıl daha uygun hale getirebileceğini araştırır. Bu süreç eksilmeksizin devam eder. Daha etkin, daha çabuk, daha ucuz tedavi yollan bulmak tıp bilgisinin sona ermeyecek meselelerini oluşturur. Ama bir hekim bir insanı […]
Arif
21:14 - 16 Ocak 2015
0 Yorumlar
Susmaktır aşkınlığın önemli bir belirtisi. Gösteriş olsun, derin düşünceli sayılsın diye değil, çok boyutlu bir konuşmayı içine sığdırabilmek için susmak. Konuşmak isteyen, konuşmakla varlığını kanıtlama yolunda bulunan konuşmalıdır, samimiyeti bunu gerektirir. Bağlantıyı konuşmakla kurma aşamasındaki insanın susması kendine zarar getirir. Aşkınlık kendini çetin bilmeceler içine salmakla değil, safiyeti ele geçirmeye çabalamakla değil; bilmecenin bir birimi […]
Arif
21:06 - 16 Ocak 2015
0 Yorumlar
İnsanın davranışları kendi başlarına bir sonuç olamıyorsa hiçbir zaman doyurucu bir hedefe ulaşmıyacaktır. Yani bir iş kendisi yapılırken, o işi yapmak için bir çaba harcanırken sonucunu da üretmiyorsa o işten iyi bir sonuç beklememiz boşunadır. Bir insanı sevmek tek başına bir amaç, bir sonuç olduğu zaman tamamlanmış, hedefine varmış bir edim olur. Ve lâkin bir […]

0 Yorumlar