Uydurukça

İki İnsanın karşılıklı »ulaşabilmeleri için ilk temel şart,ortak bir lisan konuşmalarıdır. Zamanımızda(1978) gerek «Öz-türkçe imalâthaneleri», gerekse «Oztürkçe imalâtçıları»nın gayretleri neticesinde baba ile oğul, karı ile koca, genç ile ihtiyar, hoca ile talebe, usta ile çırağın anlaşmalarına imkân kalmamıştır. Tarihimizle, milletimizle, evimizle, ananemizle aramız açılmıştır. Kendilerine göre «A-va-nak» vezninden «olanak» ve «sa-la-ta-lık» vezninden «olasılık», bize göre ise imkân ve ihtimal kalmamaktadır bü kopuntuyu dikmeye… Millet, radyosunu, televizyonunu, gazetesini, Hükümet, ricalinin «Demeç»lerini anlıyamamaktadır. Hele bu uydurukça kelimeleri gerekli gereksiz kullanma yarışı ayrı bir âlem… «Boğa» vezninden «doğa», «kansız» vezninden «yansız» ve daha saymakla bitmez nice cinayet… Hele bir tanesi var ki, tam uydurma: Bu «tilcik», «betik»… Yani sizin anlayacağınız, kitap… Bakm şimdi kitap kelimesi nasıl «betik» olacak? Kitap’ın aslı «kitab»dır. Bunu sağdan okursak, olur «Batik»… «A» harfini de «Türkçede kaim sesli ile başlayan kaim sesli ile biter, ince sesli ile başlayan ince sesli ile biter» kaidesine göre «e» yaparsak bizim «batik» olur «betik»… Kitaba da öztürkçede «betik» denir. Anladınız mı nasıl öztürkçe oldu? Eğer bu sağdan okuma «huy» haline gelirse, bizde bu «huy»u bunlara sağdan okur. «YUH!» deriz.

Yuh ervahına bu millî suikastı yürütenlerin!.«

Taha Özışık

Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir