Varlıkların Yaratılış Hikmetleri

(Gazzali )

[Islam din felsefesinde, âlemdeki nizam ve gaye Allah’a bir alem olarak düşünülür. Bizzat Kur’an, insanın, aklım alemdeki nizam ve gaye üzerine yine olabildiğince aklî olarak düşünmesi için teşvik eder. Alemdeki hikmet dolu nizam ve gaye, kendisi hakim olan bir Tanrı’ya işarettir. Konuyla ilgili müstakil bir kitap kaleme alan Gazzali, aşağıda yer alan metinde bu durumu oldukça başarılı bir
şekilde göz önüne sermektedir.]

Güneşin Yaratılış Hikmetleri

Allah-ü Teâlâ Kur’an-ı Kerimde:

”Onlarda ay’ı bir nur yapmış, güneşi de bir kandil olarak asmıştır.”2 buyurur. Cenab-ı Hak, güneşi kendisinden başka hiç kimsenin tam manasıyla bilemeyeceği ve ancak zatını bildiği bir takım işler için yaratılmıştır. O kadar ki, güneşin yaratılış hikmetlerinden biri, onun hareketinden gece ve gündüzün meydana gelmesidir.3 Eğer güneş olmasaydı dünya karanlık olurdu. Insanlar dini vecibelerini (Namaz, oruç vesaire gibi) yerine getiremezlerdi. Bu karanlık dünyada insanlar bir birleriyle anlaşamaz ve işlerini göremezlerdi. Aynı zamanda böyle bir karanlık dünyada hayatî ihtiyaçları için çalışmazlardı. Güneş ışığı olmasa gözlerden istifade edilemez, renkler görülemezdi.

Ey Insan! Güneşin batışındaki ve doğuşundaki sonsuz hikmetleri düşün!… Güneşin hareketi olmasaydı, yaratıklar dünyada yerleşmeye mecbur oldukları halde bu mümkün olmazdı. Ve gene vücutların rahatı, sindirim ve solunum organları çalışmaz, alınan besinlerden gerekli şekilde istifade edilemezdi. Eğer güneşin hareketi olmasaydı devamlı gündüz olacağından haris olan insan hiç durmadan çalışır, bundan dolayı da bedenleri zayıf düşerdi. Zira ekseri canlılar gecenin gelmemesiyle durup dinlenmez, gündüzden faydalanmak için devamlı gayret gösterir. Güneşin batmamasiyle yeryüzünün ısısı yükselir kızar; üzerindeki bitkileri ve hayvanları yakar. Muayyen vakitlerde güneşin doğup, kâinatı aydınlatması; bir ev halkını aydınlatan kandil gibidir. Onun batışı da varlıklar için bir ailenin evinde geceleyin istirahat etmesine benzer. Güneş, ısısıyle de ev halkının yemeğini pişirten ateş gibidir ki yemek pişince ve o ateşe ihtiyaç kalmayınca, onu muhtaç olan bir başka komşusu alır ve bu böylece devam eder.4 Tıpkı bunun gibi; Güneş bir birini takip eden doğuş ve batışlariyle yeryüzündeki varlıkların devamlı olarak faydalandığı ilâhî bir nimettir. Bu hakikati Cenab-ı Hak Furkân-ı Mübini’nde şu âyetiyle işaret buyurmaktadır:

”Deki: Eğer Allah-ü Teâlâ üzerinizde geceyi ta kıyamete kadar fasılasız devam ettirecek olsa, Allah-ü Teâlâdan başka size bir zıya verecek Tanrı kimdir? Bana haber verin. Hâlâ dinlemeyecek misiniz?”5

Güneşin erken doğup geç batması veya geç doğup erken batmasiyle mevsimler meydana gelir.6 Bu suretle bitkiler ve hayvanlar hayatlarını devam ettirmek için muhtaç oldukları imkânlara sahip olurlar.

Güneşin yıl boyunca başka başka yerlerden doğup batması, yüce yaratıcının takdiriyledir. Eğer onun doğuşu ve batışı olmasaydı gece ve gündüz meydana gelmezdi. Dünya devamlı olarak karanlıkta kalsaydı bütün mahlükat mahvolurdu.

Düşün! Cenab-ı Hak geceyi istirahat anı, gündüzü de maişet zamanı olarak tayin etti! Bak, Cenab-ı Hak geceyi gündüze, gündüzü de geceye nasıl birleştirdi! Hususi bir tertip üzere gece ve gündüzü nasıl uzatıp kısalttı. Bak Cenab-ı Hak, mevsimlerin meydana gelmesi için güneş ekseninin nasıl eğik tuttu! Zira güneş eğik seyretmeyip daima bir taraftan seyretseydi hava devamlı olarak soğuk olur ve devamlı kış olurdu. Güneş semanın tam ortasından devamlı olarak gitseydi yazlar çok sıcak olurdu. Güneş, yukarda geçen bu iki yörünge arasında seyrettiği için zaman mutedil olur ve böylece dört mevsim meydana gelir, hayvanlar ve bitkilerde bu sayede muhtaç oldukları yaşama ortamını bulurlar.7 Yukarıdaki hadiselerden bir takım faydalar vardır

Kış mevsiminde ağaç ve bitkilerdeki ısı azalır, bu suretle ağaç ve bitkilerin meyve verecek olan tomurcukları meydana gelir. Havanın sıcaklığı düşer; bundan bulutlar ve yağmur meydana gelir. Hayvanların vücutları ve tabiat olayları kuvvet bulur.

İlkbaharda kışın meydana gelen tomurcuklar harekete geçer. Cenab-ı Hakkın izniyle bitkiler doğar, ağaçlar çiçeklerini açar. Birçok hayvanlar da nesillerini devam ettirmek için birleşme arzuları meydana gelir.

Yazın havalar ısınır. Meyveler olgunlaşır. Vücutlar ter ve ısı tesiri ile zayıflar. Yeryüzü kurur. Yazın yapılması gereken şeyler yapılır.

Sonbaharda hava ılır. Hastalıklar çoğalır, geceler uzar. Bu mevsimde yapılması gereken bazı işler yapılır, ziraat işleri gibi. Bu saydıklarımız yeryüzünde yapılan işlerden bir kısmıdır. Zira hepsini bir defada anlatmak mümkün değildir. Bununla beraber, bütün bunlar Hakîm, Alîm ve ilmi hudutsuz olan Allah-ü Teâlâ’nın varlığına seni ulaştırır.

Bak, semadaki sayısız burçlar güneş sistemine ”bağlı olarak, seneyi tamamlamak için nasıl seyrediyorlar! Bildiğimiz dört mevsim bu sayısız gezegenlerin güneş etrafında dönmeleriyle meydana gelmektedir. Gene, bu mevsimlerin belirli zamanlarda gelişi ile sebze ve meyveler olgunlaşır. Sene tamam olur, zamanlarımızı doğru olarak tayin etmek mümkün olur.

Bak, Allah’ü Teâlâ bu âlemi nasıl idare ediyor! Güneş, ışık ve ısı veriyor. Eğer güneş devamlı olarak bir yerde dursaydı sayısız ısı ve ışık şuaları bir yere isabet eder, birçok yerler güneşin ısı ve ışınlarından istifade edemezdi. Çünkü dağlar ve yüksek kayalıklar ısı ve ışınların her tarafa ulaşmasına mani olurdu.

Bunun içindir ki Cenab-ı Hak güneşi başlangıcında doğudan doğduruyor ta batıya kadar hiç bir boşluk bırakmadan güneşin ısı ve ışınlarını her yere ve her canlıya ulaştırıyor, öyle ki güneşin bu nimetlerinden doğu ile batı arasında hiç bir yer ve hiç bir canlı mahrum bırakılmıyor. Her şey güneşten ölçülü olarak istifade ediyor.

Bak, Cenab-ı Hak geceyi ve gündüzü varlıkların ihtiyacına uygun olarak, yerli yerince nasıl yarattı! Eğer gece ve gündüz bir birlerini bugünkü gibi takip etmeselerdi, yeryüzündeki bütün varlıklara zararlı olurlardı. Hayvanlar güneşin devamlı ışığında kalır istirahat ve sükünlarını temin edemezler, devamlı güneş sebebiyle kırlarda otlanamazlar netice itibariyle telef olurlardı. Bitkilerde

devamlı güneş altında kalacaklarından sıcakta kavrulur, kurur ve nihayet yanıp yok olurlardı. Keza, gecede devamlı olsaydı, karanlık yeryüzündeki bütün hayvanları yaşamaları için hareket etmek ve yiyecek temin etmekten alıkordu.

Güneş olmadığından tabii hararet -ısı düşer-donar, bitkiler kokar, çürür ve bozulurlardı.

Recep Alpyağıl – Din Felsefesine Dair Okumalar 1,syf.383,386

——————————

1 Metnin almdığı yer: Gazzali, Varlıkların Yaratılış Hikmetleri, çev. Hasan Akarsu, Mürsel Sıradağ (Istanbul: Dede Korkut Yayınları, 1971), s. 13-17.

2 Nuh Süresi, Ayet: 16.

3 Bu zahiri görünüştür. Hakikatte gece ile gündüz dünyanın hareketinden meydana gelir.

4 Güneşin arz üzerinde bir beldeden bir beldeye doğudan batıya doğuya doğru hareketini işaret etmektedir.

5 Kasas Süresi, Ayet: 71.

6 Bundan kasıt, kışın günlerin kısa olup, yazın uzun olmasıdır.

7 Oğlak ve yengeç dönencelerinin arası kast edilmektedir.

Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir