Öğretmen Peygamber (s.a.v)1

hz_muhammed_hayati2-702x336-300x144 Öğretmen Peygamber (s.a.v)1

Kıymetli dinleyenler, Allah’ın selamı, rahmeti ve bereke­ti üzerinize olsun.

Bugün sizinle konuşmamın başlığı: Muallim Peygamber s.a.v dır.

Bu önemli konu özet ve kısa bir şekilde verilse de tek bir sohbete sığdırılamaz. Bunun için iki veya üç günde bu ko­nu ele alınacaktır.

Cenab-ı Allah’a imandan sonra insana bahşedilen en iyi kişisel kazanç ilimdir. Çünkü bu varlıkta insan için ilmin yeri, bedenin için ruhun konumu gibidir. Ve Rasul-i Ekrem okuma-yazma bilmeyen bir ümmîdir, Allah ona hiçbir insanın ona (bırakın kıyaslamayı) yaklaşamayacağı bir ilim bahşetmiştir. Ona bunu lütfettiğini Cenab-ı Allah şu buyru­ğu ile ifade etmektedir: “Allah, sanaKitab (Kur’an)ı ve hik­meti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah’ın sana olan lütfü büyüktür.”[10] [11]

Hz. Peygamber insanlar arasında ilmi açıkça ifade etti ve yaydı. Hz. Peygamber’in sav açıklamalarının güzelli­ği, konuşmasının fasihliği, kelâmının netliği, üslûbunun tat­lılığı, ikazlarının nezaketi, ruhunun aydınlığı, bağışlayıcılı- ğı, son derece dikkatli olması, zekâsının keskinliği, insanla­ra karşı aşırı merhametiyle o gerçekten de bu dünyada ha­yır için ilk muallimdi.

Burada, ilk öğretmen olan Rasulullah’ı insanlara iyilik yapmak ve beşere dinini tebliğ etmek üzere Allah’ın, Pey­gamberi olarak yarattığı yüce nebevi şahsı tanıtacak ve özel­liklerini içeren bir grup hadis-i şerifi zikredeceğim.

“Rasulullah sizin yaptığınız gibi çabuk çabuk konu­şarak sözlerini arka arkaya sıralamazdı. Onun konuşması açık anlaşılır, onunla birlikte oturan kimse ezberleyebilirdi. Enes r.a şöyle dedi: Rasulullah daha iyi anlaşılsın diye sözünü üç defa tekrar ederdi.[12]

İşte O’nun talebeye karşı nezaketini ve büyük teva- zuunu gösteren iki güzel hadis.

Müslim Sahih’inde Muaviye b. Hakem es Sülemî r.a ’den rivayetle o şöyle demiştir: Rasulullah ’savla birlikte namaz kılarken cemaatten biri aksırdı. Ben de hemen “yerhamu- kellah” dedim. Cemaat bana ters ters bakmaya başlayınca:

-Vaaay evlatsız kalasıcalar bana niçin öyle ters ters ba­kıyorsunuz, deyince elleriyle uyluklarına vurmaya başladı­lar. Onların beni susturmalarına karşılık sustum.

Anam babam Rasulullah s.a.v’a feda olsun ne ondan ön­ce ne de ondan sonra kendisinden daha iyi bir öğretici gör­medim beni ne azarladı ne sövdü ne de dövdü. Namazı kıl­dırıp bitirince de şöyle söyledi:

“Bu namazdır. Bunda dünya kelamının yeri yoktur. Çün­kü namazda Allah teşbih edilir, tekbir getirilir ve Kur’an oku­nur, dedi veya buna benzer bir şey söyledi.”[13]

Tirmîzî Şemâil adlı eserinde Enes b. Mâlik r.a’ten rivayet ettiğine göre o şöyle dedi: Bir kadın Hz. Peygamber’e geldi ve ona şöyle dedi: Benim size bir ihtiyacımı arz etmen ge­rekiyor. Hz. Peygamber şöyle buyurdu: Medine’de istemiş olduğun (ve herkesin görebileceği) herhangi bir yol (kenarın)da otur ben de seninle birlikte oturacağım (o zaman ba­na durumunu arz edersin).

Ve Allah’ın Elçisi sav, eğer arkadaşlarına açıkça söyle­mekten haya edebileceği bir şeyleri öğretmek isterse, yumuşak ve nazik bir giriş hazırlardı. Ebu Dâvûd Sünen’in- de Ebu Hüreyre r.a’den rivayetle şöyle demiştir. Rasulullah sav şöyle buyurmuştur: “Ben sizin babanız yerindeyim, sîz­lere (gereken her şeyi) öğretiyorum. (Sizden) biriniz hela­ya vardığında önünü veya arkasını kıbleye çevirmesin, sağ eliyle de taharetlenmesin” yani sağ eliyle istinca yapmasın.

Rasulullah s.a.v ashâbıyla çok değişik şekillerde konuşur­du. Bazen soru sorar bazen cevap verir; bazen soruları soru­nun kendisine göre cevap verir bazen bu soruların cevabını ayrıntılı olarak ifade eder bazen vermek istediğini örnekle­me yapmakla gerçekleştirirdi. Bazen de soru soran kimse­nin sorusuna son derece hikmetli bir şekilde cevap verirdi.

Bazen soru sorana sorduğundan daha fazlasıyla cevap verirdi. Bu konudaki cevaplarından birisi İmam Mâlik Mu- vatta adlı eserinde Ebu Hüreyre r.a’nin şöyle dediğini riva­yet etmiştir: “Benî Müdlec’den bir adam Rasulullah SFın huzuruna gelerek: Yâ Rasulallah, biz denizde sefere çıkı­yoruz, yanımıza biraz su alıyoruz. Onunla abdest alsak iç­meye kalmıyor. Deniz suyu ile abdest alabilir miyiz?” de­di. Rasulullah sav de: Denizin suyu temiz, ölüsü helâldir.” buyurdu.

Bazen Hz. Peygamber soru soran kişinin sorusunu değişti­riyordu. Kimin sorusunu değiştirdiyse bu bir hikmet sebebiy­leydi. Buhârî ve Müslim, Enes r.a’den rivayet ettiklerine göre şöyle dedi: Bir bedevi adam Hz. Peygamber’e sa.v:

“Kıyamet ne zaman kopacak Yâ Rasulallah?” diye sor­du. Bunun üzerine Hz. Peygamber sav: “Onun için ne ha­zırladın?” buyurdu. Oda: Allah ve Rasulünün sevgisini de­di. Bunun üzerine Hz. Peygamber sa.v: “Sen sevdiğin kim­selerle beraber olacaksın.”[14] Hz. Peygamber s.a.v Onun sa­dece Allah’ın bildiği kıyamet zamanıyla alakalı sorusunu başka bir soruya çevirmiştir. O soru da onun daha çok ihti­yaç duyduğu ve daha faydalı olanıdır. Oda kıyamet için sa- lih amel hazırlanmasıdır. O arız ona kıyametin zamanında sorduğunda: sen onun için ne hazırladın?” diye sordu. Bu adamda: Allah Rasulü’nün sevgisi dedi. O da: “Sen sevdi­ğin kimselerle beraber olacaksın” buyurdu.

Hz. Peygamber s.a.v’in ashabına bir şeyler sorup sonra onların adına cevap vermesi onun eğitim üslubundandır. Buhârî ve Müslim, Ebu Hüreyre’den rivayet ettiklerine göre şöyle dedi: Rasulullah sa.v şöyle buyurmuştur: Müflis kim­dir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashâb: -Bizim aramızda müflis, parası ve malı olmayan kimsedir, dediler.

Rasulullah “Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnâd ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şu­na buna verilen ve üzerindeki kul haklan bitmeden sevaplan biterse, hak sahiplerinin günahlan kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir”[15] buyurdular.

Önce onlara sorduğu soruda, sonra sorusunun cevabı­nın ne olduğunu açıklaması, ikinci olarak da: Gerçek ifla­sın kıyamet günü iflas olduğu konusunda akıllara bir uya­ndır. O gün insan amelinin karşılığını görecek, her bir maz­lum için iyiliklerinden eksilmeler olacak, insanlara karşı iş­lemiş olduğu suçların karşılığında alınan sevapları yeterli ol­mazsa işte o zaman kendilerine kötülük yaptığı kimselerin günahlarından alınacak, onun üzerine bırakılacak ve aza­ba çarptırılacaktır. İşte o kişi müflistir.

Bazen, Hz. Peygamber :sav, konuşmasına Allah’a yemin ile başlar ve söylediklerinin önemi konusunda onu uyanrmış olurdu. Bunun örneklerinden biri de, Hz. Peygamber sav’in, Müslim’in Sahih’inde Ebu Hüreyre r.a ‘den gelen şu rivaye­tidir: O şöyle dedi: Rasulullah ’SEF şöyle buyurmuştur: “Ca­nım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seve­ceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız!”[16]

Buhârî, Ebu Şüreyh el-Kelbî’den rivayet ettiğine göre o şöyle dedi: Rasulullah şöyle buyurmuştur: Vallahi iman etmiş olmaz. Vallahi iman etmiş olmaz. Vallahi iman etmiş olmaz” buyurdu.

Sahâbîler:

-Kim iman etmiş olmaz, Yâ Rasulallah, diye sordular.

-Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olma­yan kimse,[17] buyurdu.

Sözü doğru ve doğruluğu Allah tarafından ifade edilmiş Hz. Peygamber’in Allah’a olan yemini sadece selamın in­sanlar arasındaki bağı ve sevgiyi güçlendirmedeki etkisinin önemine ve komşuya zarar vermenin çirkinliğine karşı uya­rıda bulunmaktır.

Bazen kendisi bildiği halde ashabına bir şeyler sorardı. On­lara kıvrak zekalarını uyandırmaları, zekalarını harekete ge­çirmeleri ve ilmi aynı sonuca ulaştıran deliller zinciri şeklinde vermek için soru sorardı. Buhârî, Müslim ve başka muhad- dislerin de Abdullah b. Ömer r.a’den olan şu rivayet bunun örneklerindendir: Rasulullah sav şöyle buyurmuştur:

İnceleyin:  2-Alimlerin Dünya Zevklerinden Uzak Kalmaları

“Rasulullah Efendimiz sav: “Ağaçların içinden bir nev’i vardır ki yaprağı düşmez. O ağaç, kâmil bir müslümana benzer. Nedir o, söyleyin!

Oradakiler çöldeki ağaçları saymaya daldılar. Bunun hur­ma ağacı olduğu hatırıma geldi. Gönlüme o ağacın hurma olduğu geldi. Ancak baktım Hz. Ebu Bekir ve Ömer o topluluktalar (konuşmuyorlar) ve ben yaş olarak en küçük­leriyim, ben de konuşmayı uygun görmedim. İnsanlar (isa­betli) bir cevap veremeyince Rasulullah Efendimiz sav: “O hurma ağacıdır” buyurdular.

Oradan ayrıldığımızda babam Ömer b. el-Hattâb’a: “Ba­bacığım, gönlüme o ağacın hurma olduğu geldi.” dedim.

Peki, niçin söylemedin?” dedi. “Topluluktaki en küçük kişi kendimi gördüm ve yine toplulukta Ebu Bekir ve Ömer de vatdı bundan dolayı utandım.

Bunun üzerine babam bana şöyle dedi: “Sen onu söy­lemiş olsaydın, bu benim için şundan şundan daha sevim­li durdu.”9

Zihni hareket ettirmede ve zekayı keskinleştirmede bu­na yakın olan, Tirmizî’nin eş-Şema’il’de Enes r.a’ten riva­yet ettiği hadistir. “Adamın biri Peygamber Efendimiz’den evine ait eşyaları yüklemek için binek devesi istedi, Rasu­lullah (latifede bulunarak):

“Seni dişi devenin yavrusuna bindireceğim” buyurdu. Deve isteyen sahâbi:

“Ya Rasulullah! Ben, deve yavrusunu ne yapayım?” de­yince de:

“Her deveyi bir dişi deve doğurmaz mı?” buyurdu.

Bu ince ve latif espirisi ile Hz. Peygamber deve iri, kuvvetli ve ağır yükleri taşıyabilen olsa da kendisine deve yavrusu denileceğini ona anlatmış oldu.

O kalplerine gelipte, yerleşir ve o kötü fiili yaparlar korkusuyla şüphenin cevabını ortaya çıkmadan önce asha­bına bildirirdi. Buhârî ve Müslim’in Ebu Hüreyre’den olan şu rivayetleri bunun örenğidir: Rasulullah şöyle buyur­muştur: “Sizden herhangi birinize şeytan gelir ve “Şunu böyle kim yarattı? (Şunu) böyle kim yarattı?” en sonunda, “Rabbini kim yarattı?” diye sorar(ak sürekli vesvese verir). İş bu raddeye gelince o kişi derhâl Allah’a iman ettim de­sin, (şeytandan) Allah’a sığınsın ve (vesvesesine) hemen son versin!”10

Bunlar Rasulullah sav’ın öğretme metodunun basit ör­nekleridir, Allah’ın izniyle önümüzdeki hafta Salı akşamı randevumuza kadar bunlarla yetineceğim.

es-Selamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu.

 

ÖĞRETMEN PEYGAMBER 2[18]

Kıymetli dinleyenler, Allah’ın selamı, rahmet ve bereke­ti üzerinize olsun..

Bugünkü sohbetimizin konusu: Muallim Rasulullah ” ’ın eğitimdeki metotlarıdır.

Bugünkü konuşman dünkü konuşmamı tamamlayıcı ma­hiyette olacaktır. İlk öğretmen olan Rasulullah’ı insanlara iyi­lik yapmak ve beşere dinini tebliğ etmek üzere Allah’ın, Pey­gamberi olarak yarattığı yüce nebevi şahsı tanıtacak özellik­lerini içeren bir grup hadis-i şerifi zikrettim.

Rasulullah ’sav’ın öğretme, din ve ilimi yayma ve bunları ruhlara aşılama metodunu izleyen ikinci bir grup hadis-i şe­rifleri burada zikredeceğim. Ta ki Allah’ın yardımıyla o gad­dar çöl ruhlarını şefkatli ve merhametli ruhlar haline geti­rip, onu insanlar arasında yaymaya muktedir olana kadar, yumuşak huylu, ilim ve hidayeti yakalayan ve onunla kör kalplen, cahil kulakları ve zihinleri açana kadar. İnsanlar Allah’ın dinine tarihin görmediği bir şekilde akın akın giri­yorlar. Bunda garipsenecek bir durum da yoktur. Allah’ın sa- lat ve selamı onun üzerine olsun, ilk öğretmen olan Elçi nin öğretisinden doğru yolda olanlar için, bu, onların ruhlarını anndırır ve onlarda iyiliğin anlamlarını ve dünyaya liderlik etme kapasitesini açar. Bunlar, bizi bu parlak ve şanlı geç­mişe bağlayan Hz. Peygamber ’sav’in öğretim yöntemleri­nin örnekleridir.

Allah Rasulü ’sav” beyan etmek istediği manaları açık­lamaya çok hevesliydi. Bazen de insanların gözleriyle şa­hit oldukları, dilleriyle tattıklarından duyularının altında ve ulaşabilecekleri bir yerde, misaller vererek bunun için yar­dım alırdı. Bu yöntemde öğrencinin neyi öğrettiğini veya uyardığını anlaması ve netleştirmesi kolaydır. Ebu Dâvûd ve Nesâî, Hz. Enes’ten (rivayet edildiğine göre) Rasulullah sav (şöyle) buyurmuştur:

(Devamlı) Kur’an okuyan mü’min, kokusu hoş, tadı gü­zel bir turunçgiller (portakal gibi meyveler) gibidir. (Devam­lı) Kur’an okumayan bir mü’min de tadı güzel olup da ko­kusu olmayan bir hurma gibidir. Kur’an okuyan günahkâr kimse kokusu güzel olup tadı acı olan reyhan gibidir.

Kur’an okumayan günahkâr kimse ise tadı acı olup ko­kusu olmayan Ebu Cehil karpuzu gibidir. İyi arkadaş, güzel koku satan kimse gibidir. Sana, ondan hiç bir şey isabet et­mese bile (en azından) güzel kokusu isabet eder. Kötü ar­kadaş da bir körükçüye benzer. Onun ise; is ve kokusun­dan bir şey bulaşmasa da (en azından) sana dumanı isabet eder. Ve bu nübüvvete benzetmede, iyiliğe en güzel teşvik ve kötülüğe karşı en edepli uyarı, muhatapların anlayacakları en yakın yaklaşımdadır.

Hz. Peygamber sav” teşbihten döner, işaretle veya yere çizerek öğretirdi. Buhârî ve Müslim Ebu Mûsâ el-Eş’arî r.a ’den rivayet edildiğine göre, Rasulullah şöyle buyurdu:

“Mü’minin mü’mine karşı durumu, bir parçası diğer par­çasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir.” Hz. Peygam­ber bunu açıklamak için, iki elinin parmaklarını birbiri ara­sına geçirerek kenetledi.2

Buhârî’nin Sahîh’inde, Sehl b. Sa‘d r.a’den rivayet edil­diğine göre Rasulullah ’SB: “Ben ve yetimi himâye eden kimse cennette şöylece beraber bulunacağız” buyurdu ve işaret parmağıyla orta parmağını, aralarını biraz aralaya­rak, gösterdi.[19]

Buhârî’nin Sahih inde, Abdullah b. Mesud r.a’dan riva­yet edildiğine göre şöyle dedi:

Reygamber s.a.v yere bir dörtgen çizdi. Dörtgenin orta­sına onu bir kenarından keserek dışarı çıkan bir çizgi çekti. Ortadaki bu çizginin iki tarafına da bir takım küçük çizgiler çizdi ve çizgileri göstererek şöyle buyurdu:

“Şu kalın siyah çizgi insandır. Şu çift çizgiler ise onu her yandan kuşatmış olan eceli ölümüdür. Dörtgeni keserek dı­şarı çıkan siyah çizgi ise insanın arzu ve hevesleridir. Ortada­ki küçük çizgiler ise dert ve ızdıraplardır. İnsan bu dertlerin birinden kurtulsa öteki gelip çarpar. Birinden kurtulsa bir di­ğeri gelip yakalar.[20] Bunlardan hiç biri insanı rahatsız etmez­se ecel mutlaka gelip yakalar.” Bunun üzerine Rasul-i Ek­rem, önlerine yere çizdiği şeylerle, bir insanın engin emelle­rinden ani ölümün, hastalılkların, sakat bırakan hastalıkların veya öldüren yaşlılığın nasıl ayırabileceğini onlara açıkladı.

Bazen Hz. Peygamber sav bir şeyi öğretirken yasakladığı bir hususta söz ile işareti birlikte kullanırdı. Bu kişileri sakın- dırmada daha etkili, yasaklama ve harama delaletinde da­ha kesindir. İmam Ahmed, Ebu Dâvûd, Nesâî ve İbn Mâce Ali b. Ebu Tâlib r.a’in şöyle dediğini rivayet ettiler: “Rasulullah sav sol eline ipeği sağ eline de altını aldı sonra elle­riyle onlan kaldırdılar ve şöyle dediler: “Bu ikisi ümetimin erkeklerine haram kadınlarına ise helaldir.”[21]

Bazen söz, işaret ve resimden uygulamalı açıklama me­toduna dönerdi. Bu şekilde en iyi eğitim ve en iyi izah ya­pılır. Buhârî’nin Sahîh’inde, Osman b. Affân S ’dan riva­yet edildiğine göre Rasulullah sav, sahabeden bir toplulu­ğun önünde abdest aldı sonra da şöyle buyurdu:

“Her kim şu abdestim gibi abdest alıp iki rekât namaz kılar ve bu iki rekât içinde hatırına (namaz ile münasebeti olmayan) bir şeyi getirmezse ne kadar geçmiş günahı varsa mağfûr olur.”6 Buhârî, Müslim, Nesâî ve Ebu Dâvûd Sehl b. Sa‘d >”den rivayet edildiğine göre kendi şuna şahit ol­du: Rasulullah minbere çıktı, kıbleye döndü ve tekbir aldı (namaza durdu), insanlarda onun arkasında namaza durdular. Bir şeyler(fatiha ve zammı sure) okudu ve ruku- ya gitti. Arkasından insanlar da rukuya gittiler sonra baş- larını kaldırdılar ve minderden geri geri aşağı geldiler, ye­re secde ettiler sonra bir daha minbere dönüp, okudular, rükuya gittiler, başlarını rükûdan kaldırdılar, bir daha geri­singeriye aşağı indiler yere secde yaptılar. Namazı bitirince insanlara yönelip şöyle buyurdular: Ey insanlar ben bunu, siz bana uyasınız ve namazımı öğrenesiniz diye yaptım.

İnceleyin:  Kur'an, o dönemin koşullarına göre mi inmiştir?

Hz. Peygamber sav, çoğu zaman ashabına geçmiş halk­lar hakkında anlattığı hikayeler ve kıssalar yoluyla öğretti. Dinleyicilerinin kalbinde (bu kıssa ve hikayeler) en iyi etki­yi ve en iyi rehberliği yapacak ve dinleyicilerinin tüm faali­yet ve ilgisine etki edecektir. Bunlardan birisi de hayvanla­ra merhameti teşvik eden, onlara iyilik yapma, ona kötülük yapmama ve eziyet etmeme hakkında ki hadisidir. Buhârî ve Müslim Ebu Hüreyre’nin şöyle dediğini rivayet ettiler: Hz. Peygamber sav‘ şöyle buyurdu: “Bir adam yolda, yü­rürken susadı ve susuzluğu arttı. Derken bir kuyuya rastla­dı. İçine inip susuzluğunu giderdi. Çıkınca susuzluktan so­luyup toprağı yemekte olan bir köpek gördü. Adam kendi kendine: ‘Bu köpük de benim gibi susamış.’ deyip tekrar kuyuya inip, mestini su ile doldurup ağzıyla tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah onun bu davranışından mem­nun kaldı ve günahlarını affetti.”

Rasulullah ’sav’ın yanındakilerden bazdan: “Ey Allah’ın Rasulü! Yani bize hayvanlar (a yaptığımız iyilikler) için de ücret mi var?” dediler. Aleyhissalâtu vesselâm: “Evet! Her ‘yaş ciğer’ (sahibi) için bir ücret vardır.” buyurdu.”[22] Yani ruh sahibi herkese yapılan iyiliktir.

Buhârî ve Müslim Abdullah b. Ömer r.a’dan rivayet et­tiler dedi ki: Rasulullah $8? şöyle buyurmuştur: “Bir kadın, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediyi hapsederek yiyecek vermemiş, yeryüzünün haşerâtından yemeye de salmamıştı.”[23]

Rasulullah sav, hükümleri mukayese eder ve hükümle alakalı ashabına sebeplerini de verirdi. (Anlam) Yolları ken­dilerine muğlak ise ve hükümleri onlara kapalı gelirse, on­ları akıllarına yaklaştırıyordu.

Müslim’in Sahîh’inde Ebu Zer r.a’den rivayet edildiği­ne göre bazı insanlar: Ey Allah’ın Rasulü zenginler tüm se­vapları alıp götürüyorlar, çünkü onlarda bizler gibi namaz kılıyor, oruç tutuyor, ayrıca zenginliklerinden dolayı sada­ka da veriyorlar dediler. Rasulüllah “Allah sizlere sa­daka verme ve bu yönde sevap kazanma imkânı vermedi mi sanıyorsunuz?

Her sübhanallah demek bir sadakadır,

Her Allahu ekber demek bir sadakadır,

Her elhamdülillah demek bir sadakadır,

Her lâ ilahe illallah demek bir sadakadır, iyiliği emretmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır. Hatta her birini­zin hanımıyla birlikte yatması sadakadır” buyurdu. Bunun üzerine sahâbîler: “Ey Allah’ın Rasulü hanımımızla şehve­timizi tatmin etmekle bize sevap mı var?” dediler. Peygam­ber sav.: “Kişi bu istek ve ihtiyacını haram yoldan gidersey- di, günah olmayacak mıydı? Helal yoldan gidermesinde de elbette sevap vardır” buyurdular.[24]

Buhârî, Müslim, Nesâî ve Ibn Mâce rivayet etiklerine göre. Veda haccmda Hz. Peygambes.a.v Has’am kabilesinden bir kadın geldi. ‘Allah’ın hac farizası babama, binek üzerin­de durmaya gücü yetmezken yaşlı iken erişti. Ben onun ve­kili olup, onun yerine hac yapabilir miyim?” diye sordu. Hz. Peygamber s.a.v de kadına: -“Evet” diye cevap verdi. Rasu- lullah da: “Babanın bir borcu olsa öder miydin?” buyurdu. Kadın: “Evet Ya Rasulullah” deyince, Rasulullah da: “Öy­leyse babanın yerine hac yap” buyurdu.[25] [26]

Hz. Peygamber s.a.v‘, kadınlara bir şey öğretebileceği özel bir gün ayırmıştı. Onların yanına gider ve onlara, çocuklarını kaybeden ve kendilerine ölüm gelen çocuk sahibi kadın­lar ve anneler gibi hayatla alakalı şeyleri öğretirdi. Buhârî, Müslim ve onların dışında başka muhaddislerinde rivayet et­tiğine göre, Bir kadın Rasulullah sav’a geldi ve: -Ey Allah’ın Rasulü, senin sözünden hep erkekler istifade ediyor. Biz ka­dınlara da bir gün ayır, o gün toplanalım, Allah’ın öğrettik­lerinden bize de öğret, dedi. Peygamberimiz Peki şu gün şurada toplanınız, dedi.

Kadınlar toplandılar. Peygamber gidip Allah’ın ken­disine öğrettiklerinden onlara da öğretti. Sonra onlara:

“Sizden ergenlik çağına ulaşmamış üç çocuğunu kim ahi- rete göndermişse Allah o çocukları anneleri için cehenne­me karşı siper yapar”, dedi. Kadınlardan biri: “Bu durum iki Çocuk gönderenler için de geçerli midir?” dedi. Rasulullah ’sav’de: “Evet iki çocuk için de geçerlidir” cevabını verdi.11

Hz. Peygamber sav” insan düşüncelerini ve insan nef­sinin hislerini gözetirdi. Bu psikolojik olgulardan biri ona belirirse, onu açık sözlü ifadesiyle çevreler ve bu durumun kendisinde ortaya çıktığı kimselerin insanlık yönünü hesa­ba katar ve kendisinin masum bir Peygamber olma yönü­nü görmezden gelirdi. Buhârî ve Müslim Ali b. el-Hüseyn r.a’den rivayet ettiklerine göre şöyle dedi: Mü’minlerin an­nesi Safiyye bnt. Huyey r.aşöyle demiştir: Rasulullah sav itikâfa girmişti. Bir gece onu ziyaret edip sohbet ettikten son­ra evime dönmek üzere kalkmıştım. O da beni uğurlamak için kalkmıştı. Bu sırada Ensardan iki kişi mescidin önün­den geçmekteydi. Peygamber 3EF1 görünce daha hızlı yü­rümeye başladılar. Peygamber ’s.a.v de onlara “Biraz yavaş olun, aceleye gerek yok, yanımdaki kadın anneniz Safiyye bnt. Huyey’dir” dedi. Onlar da

Sübhanallah, sizin hakkınızda ancak hayır ve iyilik dü­şünürüz, deyince de onlara.

“Şeytan insanoğlunun vücudunda kan gibi dolaşır. Onun sizin kalbinize bir kötülük veya bir şüphe atmasından kork­tum” buyurdular.[27]

Hz. Peygamber sav, öğretme tarzında hiçbir nezaket ve inceliğin geçemeyeceği bir nezaket ve inceliğe sahipti. Bu­nun örneklerinden biri de Abdullah b. Ömer hakkında- ki şu buyruklarıdır: Rasulullah sav: “Abdullah ne iyi adam­dır, bir de geceleyin namaz kılsa”[28] Abdullah b. Ömer’i ge­ceyi ibadetle geçirmesi için zarif bir ifadeyle ve çok nazik bir üslupla teşvik etti. Bu nasihati Abdullah’a övgüyle sunmuş­tur ki, içi rahat etsin ve bedeni de dinç olsun.

Bu, Rasulullah’ın dini öğretme ve yayma yönteminin çok kısa bir özetidir ve biz Allah’ın bizi sözü dinleyen ve onun en güzeline uyanlardan kılmasını umarak bu kadar­la yetineceğiz.

es-Selamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu

Abdulfettah Ebu Gudde – Gönülden Gönüle Sohbetler,syf:178-190

Dipnotlar:

[1] Bu, 9 Zilkade 1385 Sah günü Riyad Üniversitesi’ndeki halka açık konferans salonunda verdiğim bir konferanstır. Aslında, Şam’a ve oradan da şerefli Hicaz a seyahat ettiğim gün olan 24 Zilkade 1376 Cuma akşamı Halep Radyosundan yayınladığım bir sohbettir..

[2] Tirmizî, Kıyamet 1.

[3] Hicr, 15/92.

[7] Taberânî, Mı/cem, h. nu:7949.

  • Müslim, Birr 128

* Ahmed, Müsned, X, 110.

* Fâtır, 35/8.

[11] Kehf, 18/6.

[12] Buhârî, Şirket, 6

[10] 1381 yılının Ramazan ayının 16’ncı akşamı, Salı akşamı Şam’dan yayınlandı, Allah kendi katında makbul eylesin. Amin.

[11] Nisâ, 4/113.

[12] Buhâri, İlim 30.

[13] Müslim, Mesacid 33.

[14] Buhârî, Edeb, 96.

[15] Müslim, Birr 59.

[16] Müslim, îmân 93-94.

[17] Buhârî, Edeb 29; Müslim, îmân 73.

[18] 1381 yılının 23. Ramazan ayının akşamı olan Salı akşam namazından sonra Şam’dan yayınlanmıştır. Allah onu halisane yapılmış kendi rızası için olanlardan eylesin.

[19] Buhârî, Edeb 24.

[20] Buhârî, Rikâk 4.

[21] İbn Mâce, Libas: 19.

[22] Buhârî,‘Şirb 9.

[23] Buhârî, Bed’u 1-Halk 17; Müslim, Birr 151.

[24] Müslim, Zekat 53.

[25] Buhârî, Hac 1, Müslim, Hac 407.

u Buhârî, İlim 36, Müslim, Birr 152.

[27] Buhârî, İtikâf, 11; Müslim, Selâm, 23.

[28] Buhârî, Teheccüd 2

Muhammed Ali

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir