Akılcı İnsan

Akılcı insanlar acılara son vermek istiyorlar veya kendi haklılıklarını ancak bu yolla savunabiliyorlar. Diyorlar ki insanoğlu yoksulluğun, hastalıkların, mahrumiyetlerin kıskacında kaldıkça kendisinden beklenen gelişmeyi gösteremez. Bununla zımnen şunu söylemiş oluyorlar: İnsanlar maddî refah içinde olmakla, vücut sağlığını korumakla ve elinin erdiği, gözünün gördüğü, özlemini çektiği nesneleri hizmetine sokmakla kurtuluşa ererler. Yani kurtulmuş olanlar bir bakıma zengin, sağlıklı ve tatmine ulaşmış bulunanlardır. Örneklerini şimdiden gördüğümüz bu tip insanların pek de kurtulmamış olduklarını bildikleri için de refahın sıhhatin, tatmin vasıtalarının bütün insanlara teşmil edildiği zamanları gerçek hedef olarak gösteriyorlar. Bu akıla yaklaşımın sonucu aklımız hep ızdıraplara takılı kalıyor ve aklımızı başımıza bir türlü alamıyoruz.

Akıllı insanlar da ızdırabın aklı baştan aldığını biliyorlar. Ama onlar aklı başa getirmenin yolunun yoksulluğu, hastalığı ve mahrumiyeti kökten yok etmekle sağlanamayacağını bildiklerinden yoksulluktan öğrenmek, hastalıktan öğrenmek, mahrumiyetten öğrenmek yolunu benimsiyorlar. Akılcı insanların yoksullukta öğrenilecek bir şey bulamayışları, onların yoksulluk ortadan kalktıktan sonra boşlukta kalmalarını getiriyor.

Aklımızın başımızda olması insanın nihaî iyinin, nihaî doğrunun ne olduğu hususunda yeterli bilgilere sahip olmasıyla mümkündür, insanlar hele yoksulluğu, hastalığı, mahrumiyeti geride bıraksınlar, sonra akılları başlarına gelir demek bütün bilgi kaynaklarını yok etmekle âlim olunabileceğini iddia etmek gibidir. Öyle de olmuyor mu zaten?

Kaynak:

İsmet Özel-Taşları Yemek Yasak

Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir