Namaz Niçin Kılmalıyız

Namaz

Basiret gözleri körleşmiş olması hasebiyle bunlar hakiki cevheri idrak edemeyerek nazarları zahiri kabuğa takılı kalmıştır. Namazı terk kabahatlerini tevil sadedinde ifade etmekte oldukları boş mazeretleri ise saçmalıklar nevinden addolunmaya şayandır.
‘Derler ki: “Rabbimiz dalkavukluktan müstağnidir. Bizim namazımıza ne ihtiyacı vardır?”

Ne âli feraset! Ne büyük irfan!

Evet, alemlerin rabbi olan Allah alemlerden müstağnidir; her şeyden müstağnidir. Fakat ey aklı kıt, namazın intaç edeceği sonsuz kazançlardan sen ne vecihile müstağni olabilirsin! Rabbin işte o faydalı kazançları sana kazandırmak için namazı üzerine farz kılmıştır. Şüphe yok ki senin ibadetin Allah Azimüşşan’ın azametini artıracak değildir.

Bu eğri yola sapan zümreye de ki: Acaba nefis terbiyesi ve tövbe yenilemekten yahut Halikınızın celal ve cemalini hatırlayıp mütalaadan kendinizi müstağni mi görüyorsunuz? Yoksa nefs-i emmarelerinizi itaat ve inkıyat hulusuna temrini, muayyen vakitlerde kardeşleriniz ile içtima üzerine terettüp edecek kalp ülfetini ve muaşereti, icabı takdirinde muavenet semerelerini lüzumsuz ve fazlalık mı addediyorsunuz?

Zannetmeyiniz ki bu iddialara kıyam edebilsinler. Bilfarz cehalet ve inatları kendilerini bu gibi davalara sevk edecek olursa, biz bu derece ahmak olanları adam addetmeyiz ki bunlarla muhatap olmaya tenezzül edelim.

Bu takdirce bunlar şu hastaya benzerler: Kendisine faydalı devayı almayı emreden hazık bir tabibin sözünü tutmayarak ona karşı “Benim şu devayı kullanmamda sana ne fayda olacak? Sen bundan müstağni değil misin?” diye,  vaki olan hastalığın kötü tesiriyle sersemleşip de çılgınca hezeyan kabilinden söylenmeye başlar. Mülahaza edemez ki tabibin emri kendi faydasına müstenit olmayıp o biçarenin iyileşmesi maksadına binaendir.

Nefislerini namazın kazançlarından mahrum bırakan o zalimlere sormalıdır ki: Namazı terk hususuna cesaretlerine sebep nedir? Eğer farz olduğunu inkar veya kıt akıllarıyla onu beğenmeyip reddediyorlarsa, bilmiş olsunlar ki İslam Şeriatı onların küfürlerine hükmediyor Bu halde mademki küfre muadil başka bir günah tasavvur edilemez, kendilerine namazı terk etmelerinden dolayı söz söyleyemeyiz. Fakat iman yenilemelerini nasihat makamında ihtardan geri durmayız.

Yok tembellikten dolayı terk ediyorlarsa, tembelliğin de bu nevi pek ahmakçadır ve aklıselim nezdinde çirkinlikte haddi aşmıştır. İyice düşünmelidirler ki gece gündüz tam yirmi dört saat zarfında ınnefsani arzuları ve dünyevi hazları ile uğraşıyorlar. Halbuki bunlarm hepsi fani ve zail şeylerden ibarettir. İnsan bugün varsa yarın yoktur.

Hepsi bir yere cem olunsa hemen bir saat içinde eda olunabilecek namazlara gelince vakit bulamıyoruz diyebilirler mi? Heyhat!
İnsaf ve iş bilirlik müsaade eder mi ki fani istekler ve zail lezzetler uğruna son derece hırsla sarf edilen vakitlerin onda birinden pek az bir müddetin, büyük ve daimi menfaatler intaç edecek beş vakit namaz edasına tahsis edilmesi çok görülsün ve hakiki saadeti tahsil babında tembellik gösterilsin!

Doğru yolları bulmaya uygun bir aklıselime malikiyet iddiasında bulunanların aklî çıkarımlarının bundan ibaret olması reva mıdır?
Nefsine nasihat veren ve hayat sermayesinin encamını mülahazaya az çok nail olan şuurlu insanların dinî vazifelerini her şeyden aziz ve ehemmiyetli tutması lazım gelirken, bu mühim noktayı eksik bırakan gafillerden ne istikama beklenir ve ne hayır ümit edilir! Bunlar hakim olurlarsa adalet midir ?

Kaynak:

Risale-i Hamidiye – Hüseyin Cisri

Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir