<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fatih Çıtlak | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/fatih-citlak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 20 Feb 2016 14:09:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Fatih Çıtlak | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cenâb-ı Hakk Sizlere Ve Alemlere Rahmet Olarak Onu (s.a.v) Gönderdi Ve Kendi Boyasıyla Boyadı</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/cenab-i-hakk-sizlere-ve-alemlere-rahmet-olarak-onu-s-a-v-gonderdi-ve-kendi-boyasiyla-boyadi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/cenab-i-hakk-sizlere-ve-alemlere-rahmet-olarak-onu-s-a-v-gonderdi-ve-kendi-boyasiyla-boyadi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2015 12:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Cenâb-ı Hakk Sizlere Ve Alemlere Rahmet Olarak Onu (s.a.v) Gönderdi Ve Kendi Boyasıyla Boyadı]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Çıtlak]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Çıtlak-Mesnevi Şerhi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Mesnevi]]></category>
		<category><![CDATA[Mesnevi Şerhi]]></category>
		<category><![CDATA[Resulullah]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2679</guid>

					<description><![CDATA[<p>Müşrikler, Efendimizi  anlayamadıklarından (zaten mü&#8217;mînler de tam anladı denemez ya!) bu idrak eksikliklerini &#8220;Bu bizim gibi bir insan, yiyor içiyor, pazarda dolaşıyor, Nasıl peygamber olur?&#8221; (Furkan-7) diyerek boş sözleriyle mânâdan gafletlerini gösteriyorlardı. Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de bıı husustaki âyetler hakîkaten dikkati celbedicidir. Aynı zamanda Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de, bir başka âyet-i kerîmede &#8216;sıbgatullah&#8217;, &#8216;Allah boyası&#8217; ifadesi geçmektedir. (&#8220;Allah&#8217;ın boyasına [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/cenab-i-hakk-sizlere-ve-alemlere-rahmet-olarak-onu-s-a-v-gonderdi-ve-kendi-boyasiyla-boyadi/">Cenâb-ı Hakk Sizlere Ve Alemlere Rahmet Olarak Onu (s.a.v) Gönderdi Ve Kendi Boyasıyla Boyadı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Müşrikler, Efendimizi  anlayamadıklarından (zaten mü&#8217;mînler de tam anladı denemez ya!) bu idrak eksikliklerini &#8220;Bu bizim gibi bir insan, yiyor içiyor, pazarda dolaşıyor, Nasıl peygamber olur?&#8221; (Furkan-7) diyerek boş sözleriyle mânâdan gafletlerini gösteriyorlardı. Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de bıı husustaki âyetler hakîkaten dikkati celbedicidir. Aynı zamanda Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de, bir başka âyet-i kerîmede &#8216;sıbgatullah&#8217;, &#8216;Allah boyası&#8217; ifadesi geçmektedir. (&#8220;Allah&#8217;ın boyasına bak, (Vaftiz ne ki?) Kim, Allah&#8217;tan daha güzel boya vurabilir ki? İşte biz O&#8217;rıa ibadet edenleriz.&#8221; Bakara-138) Bu iki âyetin alâkası anlaşılmıştır amma bir cümlecikle biz de anlayışınıza iştirak edelim. O öyle bir nurdur ki; siz onu asla müşahede edemezsiniz, onun yakınlığına aklınız ve hafsalanız asla erişemez lâkin Cenâb-ı Hakk sizlere ve âlemlere rahmet olarak onu gönderdi ve kendi boyasıyla onu boyadı. Beşer sûretinde nûrumu göresiniz ve ona tâbi olarak beşer sıfatının ardındaki hazret-i insanlığa yükselesiniz diye kendisini çileye, ızdıraba, meşakkate, türlü türlü belalara uğrattık. Cemâlimize nâil olmasına ve her ân bizimle beraber olmasına rağmen sîzlerle beraber bulunmak hususunda hiçbir beşerin gösteremeyeceği tâkât nispetinde sabreylemektedir. Sizler onun makamından bir zerrenin tecelliyâtını âşikâre görseniz, bu âlemde bir ân bile kalmaya tahammül ve tâkât getiremezsiniz. O Makam-ı Mahmud&#8217;un efendisi, gelmiş geçmiş cümle beşerin efendilerinin efendisi tenezzül ediyor da biriniz daha Allah yoluna sülük etsin, hak ve hakikate  yönelsin diye sizlerin içinde, sizler gibi davranıyor.</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Fatih Çıtlak-Mesnevi Şerhi</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/cenab-i-hakk-sizlere-ve-alemlere-rahmet-olarak-onu-s-a-v-gonderdi-ve-kendi-boyasiyla-boyadi/">Cenâb-ı Hakk Sizlere Ve Alemlere Rahmet Olarak Onu (s.a.v) Gönderdi Ve Kendi Boyasıyla Boyadı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/cenab-i-hakk-sizlere-ve-alemlere-rahmet-olarak-onu-s-a-v-gonderdi-ve-kendi-boyasiyla-boyadi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Her Şeye Meyil Duyulabilir</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/insan-her-seye-meyil-duyulabilir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/insan-her-seye-meyil-duyulabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2015 11:53:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Her Şeye Meyil Duyulabilir]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Çıtlak]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Çıtlak-Mesnevi Şerhi]]></category>
		<category><![CDATA[Heva-Heves]]></category>
		<category><![CDATA[Keramet]]></category>
		<category><![CDATA[Meyil]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2677</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan her şeye meyil duyulabilir. Bazen aslımıza, bazen aslımızın aslına, hariçten içeriye dahil ettiklerimize ya da aslımıza yakın olan ârâzlara. Bu durum şuna benzer: Bir arazi düşünün; bir tarafı ormanlık ve yeşillik, bir diğer tarafı deniz, başka bir tarafı şehir, bir başka tarafı da tarlaların, ahırların bulunduğu hayvancılık yapılan büyük bir mevki. Ortada bir yerde [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insan-her-seye-meyil-duyulabilir/">İnsan Her Şeye Meyil Duyulabilir</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan her şeye meyil duyulabilir. Bazen aslımıza, bazen aslımızın aslına, hariçten içeriye dahil ettiklerimize ya da aslımıza yakın olan ârâzlara. Bu durum şuna benzer: Bir arazi düşünün; bir tarafı ormanlık ve yeşillik, bir diğer tarafı deniz, başka bir tarafı şehir, bir başka tarafı da tarlaların, ahırların bulunduğu hayvancılık yapılan büyük bir mevki. Ortada bir yerde duran kişinin burnuna rüzgâr estiğinde deniz kokusu gelirse denize iştiyakı artar, orman tarafından rüzgâr gelirse o tarafı yâdına alır, şehir tarafından gelen rüzgar ona şehri hatırlatır, gübre, tezek veya toprak kokusunu alırsa hemen hayâlinde tarlalar, otlaklar ve ahırlar canlanır. Kendi durumu neye müsaitse o tarafa doğru meyi eder. Hangi tarafa muhabbeti varsa o esintiyle beraber hoşnut olur. Muhabbetinin olmadığı cihetten (yönden) gelen rüzgâr onu memnun etmez, zevk alamaz, hoşlanmaz.</p>
<p>İşte insanın başında bazen nefsinden, bazen aklından, bazen kalb-i hayvanisinden yahut hepsinin haricinde, dışarılardan tesirlerle daima bir heva-heves rüzgârı esmektedir. Eğer bu rüzgâr nefis cihetinden eserse buna heva-heves adı verilir. Kalb-i hayvani cihetinden eserse aslında bu da heva-hevestir ama onun adı elem olur. Çünkü kalp, gurbette olduğunu bilen rûhla alâkalıdır ve çok geniş sahaları istediği, bu âleme sığamadığı için terbiye edilmemiş kalpten gelen rüzgâr kişiyi melankolik bir hâle sokar, elemi artar, ızdırap duyar. Bu esinti akıl cihetinden olursa kişide emel oluşur. Bu zuhûr eden hâllerden birisine karşı çok alâkalı olmak meyi hâlini, bununla ziyâde meşgul olmak ise muhabbet hâlini doğurur. Tek başına akıl, kendi meylini muhabbete dönüştürürse tûl-i emel içersinde helâk olur. Nefis, meylini muhabbete sevk eder ve hiçbir şey buna mâni olmazsa aklı da, kalbi de peşine takar, heva-hevesle helak olur. Kalp, kendi eleminin ızdırabından hoşlanır ve nefsi, aklı peşine takarsa kişi cinnet geçirir, deli olur, duyduğu ızdırap onu helâk eder.</p>
<p>Bu hissiyatların hepsini tefrik edecek ve bunların hepsini yerli yerince idare edecek bir kuvveye ihtiyaç vardır. İşte o kuvve bizim asıl cevherimizle irtibata geçer. Asıl cevherimiz zaten bu âleme ait değildir. Onun harekete geçmesi bu âlemin bazı sebep-sonuçlarıyla alâkalı gibi görünse de esasında gayb âlemlerinin sevkiyledir. îşte buradan esen rüzgâr anlattığımız esintilerin hiçbirine benzemez. Onun adı bazen mucize, bazen kerâmet, bazen ilhamât, bazen feraset ve rüya olarak tavsif edilmiştir</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Fatih Çıtlak-Mesnevi Şerhi</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insan-her-seye-meyil-duyulabilir/">İnsan Her Şeye Meyil Duyulabilir</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/insan-her-seye-meyil-duyulabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nefs Ve Akıl Kalp&#8217;e Bağlıdır</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/nefs-ve-akil-kalpe-baglidir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/nefs-ve-akil-kalpe-baglidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2015 11:46:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Çıtlak]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Çıtlak-Mesnevi Şerhi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Mesnevi Şerhi]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs ve Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs Ve Akıl Kalp'e Bağlıdır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2675</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp nefse dedi ki; &#8220;Akıl da bana tâbidir. Dolayısıyla sen ona değil aslında bana tâbisin. Zaten his olarak bana daha yakınsın. Benimle irtibatım unutma. Ey nefs-i İnsanî! Senin muharrikin (seni hareket ettiren) rûh-i insanîndir. O akıl da benden. Ben, aklın vehimlerinden uzak, müşahede makamındayım.&#8221; Akıl, nefis, kalp alâkasından anlaşılıyor ki kalp tam orta yerdedir. Hem [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/nefs-ve-akil-kalpe-baglidir/">Nefs Ve Akıl Kalp’e Bağlıdır</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp nefse dedi ki; &#8220;Akıl da bana tâbidir. Dolayısıyla sen ona değil aslında bana tâbisin. Zaten his olarak bana daha yakınsın. Benimle irtibatım unutma. Ey nefs-i İnsanî! Senin muharrikin (seni hareket ettiren) rûh-i insanîndir. O akıl da benden. Ben, aklın vehimlerinden uzak, müşahede makamındayım.&#8221;</p>
<p>Akıl, nefis, kalp alâkasından anlaşılıyor ki kalp tam orta yerdedir. Hem akla hem de nefse yakındır. Nefsin akla veya aklın nefse doğrudan tahakküm etmesi (hükmetmesi) ekseriyetle neticede zulmü ve yanlışlığı doğurur. Kalp nefse yakındır, ancak bu yakınlık ona zarar vermez. Zira îmân nûru ve muhabbet-i İlâhî ile pür nûr olan kalp hem nefse tâbi olmaktan korunmuş hem de nefsi nûrdan nasibdar kılmış olur. Bu özellikleriyle kalp akla da tercüman olur. Kalp, nefsin taleplerini süzer ve bu ameli yeden sonra akla bu hisleri tercüme eder, tanıtır. Bir nev&#8217;î arabuluculukla aklı ve nefsi korumuş olur. Akıl bu bilgiler sayesinde komuta ve otorite merkezi olarak yapılanmaya girer. Hikâyedeki cariyenin aşk hastalığına tutulması nefsin kalbe yakınlığını açıkça gösterir. Nefsin hâlleri akla yabancıdır. Padişahın cariye ile hemdert (dert ortağı) olamayışı ve onun hâcetini anlamayışı bu durumu âşikârâne gösterir.</p>
<p>Kalp/nefis ve akıl cevherlerinin toplum hayatında bile yansımalarını görebiliriz. Halk nefis gibidir, her yerde bulunur ve yaygındır. Halkın saygı gösterdiği, sevdiği idareciler kalp, halkı koruyan kolluk kuvvetleri akıl gibidir. Asker ve Halk temsil makamında kanunları koyan, otoriteye yön veren idareciye tâbi olmazlarsa sıkıntı doğar. Halkın seçtiği idareciler halka ve onların duygu ve isteklerine daha yakındır. Temayüllerini (eğilimlerini) ve arzularını daha çabuk kavrarlar. Yani halka âşinâdırlar. Halkla daha iç içe olmak zorundadırlar. Nizamı sağlamakla mükellef olan (sorumlu bulunan) kuvvetler ise toplumun duygularına karşı soğuk ve yabancıdır. Belki de üstlendikleri vazifeyi daha iyi yapabilmek için bilhassa böyle eğitim almışlardır. Halk ve asker doğrudan etkileşime girerlerse bunun nasıl bir netice verdiği tarih sayfalarında çok net olarak görülmüştür. Çeşni olarak bunu da zikretmiş olduk.</p>
<p>Hülâsa beyitte geçen remizler anlaşıldıktan sonra bizler şöyle düşünebiliriz: Kalp; &#8220;Ey nefis! Beni devreden çıkararak doğrudan akla müracaat etme. Sırrını bana emanet et yoksa müşkülün hallolmadığı gibi, bir de gadaba mârûz kalır, daha beter helâk olursun. Akıl, şendeki sırları eşelerse gördükleri onu hiç memnun etmez. Sonra izahtan da âciz kalır, iyice mahrûm olursun.&#8221; demektedir.</p>
<p>&#8220;Kalbin, sırrının mezarı olursa muradın çabucak husûle gelir.&#8221; Bu, hemen hemen herkesin tecrübe ettiği, başına gelen bir gerçektir. Evet, öyledir. Kalpte gizlenen murad daha çabuk oluverir. Hatta bazıları bu durumu, muradın söylenmesiyle işin sihri kaçar yahut kişinin kendi kendine bile nazarı değer şeklinde kendilerince açıklamaya çalışmışlardır. Hâlbuki bu sözde büyük bir mânâya işaret mevcûddur.</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Fatih Çıtlak,Mesnevi Şerhi</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/nefs-ve-akil-kalpe-baglidir/">Nefs Ve Akıl Kalp’e Bağlıdır</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/nefs-ve-akil-kalpe-baglidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğer Gönlünde Diken Yoksa Sen Niye Gamlanıp Kederleniyorsun ?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/eger-gonlunde-diken-yoksa-sen-niye-gamlanip-kederleniyorsun/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/eger-gonlunde-diken-yoksa-sen-niye-gamlanip-kederleniyorsun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2015 11:33:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Eğer Gönlünde Diken Yoksa Sen Niye Gamlanıp Kederleniyorsun ?]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Çıtlak]]></category>
		<category><![CDATA[Gam]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Pir]]></category>
		<category><![CDATA[Keder]]></category>
		<category><![CDATA[Mesnevi Şerif]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğer herkes gönüldeki manevî dikenleri görebilseydi kişi gam ve kederlerin pençesinde kalıp bunlara karşı mağlûb olur muydu? Bu beyitlerin îzaha ihtiyaç duyulmayacak şekilde anlattıklan âşikârdır. Lâkin tefekkür etmeden geçilmemesi îcab ediyor. Bir yerden bir yere gitmek için ayaklarımızı kullanırız. Vücûdumuzun yükünü ayaklar taşır. Daima bu yükü taşıdıkları hâlde ayağımıza bir hastalık ârız olmadan hamallık yapan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/eger-gonlunde-diken-yoksa-sen-niye-gamlanip-kederleniyorsun/">Eğer Gönlünde Diken Yoksa Sen Niye Gamlanıp Kederleniyorsun ?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eğer herkes gönüldeki manevî dikenleri görebilseydi kişi gam ve kederlerin pençesinde kalıp bunlara karşı mağlûb olur muydu?</p>
<p>Bu beyitlerin îzaha ihtiyaç duyulmayacak şekilde anlattıklan âşikârdır. Lâkin tefekkür etmeden geçilmemesi îcab ediyor.</p>
<p>Bir yerden bir yere gitmek için ayaklarımızı kullanırız. Vücûdumuzun yükünü ayaklar taşır. Daima bu yükü taşıdıkları hâlde ayağımıza bir hastalık ârız olmadan hamallık yapan bu uzvumuzu fark etmeyiz bile. Ne zaman ki rahat rahat yürümemize mâni bir durum çıkar hatta küçücük bir diken ayağımıza batarsa o ayağı bulunduğu konumdan daha yukarı bir yere alır, özen ve itina gösteririz. Çok ince bir iğne ile o incecik dikeni çıkartmaya çalışırız.</p>
<p>Ayak ağızdan en uzak uzuvlarımızdandır amma diken battığında ayağın kıymetini anlar, ağzımızla alâka kuracak derecede hastalığı tedaviye gayret ve mücahede ederiz. İğneyi tutmak için el kuvvemizi kullanmak, elimizin titrememesi için nefesimizi ayarlamak, dikkatli iş yapmak için sinirlerimizi kontrol etmek, vücûdun pozisyonunu değiştirip, iki büklüm olup âdetâ o ayak için tüm vücûdu seferber etmek, gözümüzün nûrunu ve ondan doğacak idrak nazanmızı daha evvel hiç bakmadığımız, dikkat etmediğimiz ayak tabanına yoğunlaştırmak gibi hâllerle âdetâ tüm vücûdumuzu o işe sevk ederiz. Peki, ayak bu kadar ihtimamı hak ediyor da acaba insanı daima menzilden menzile koşturan, emaneti yüklenmiş, sırat-ı müstakimde îmân yükünü kaldıran benliğimizi buldurmak ve esas benliğe kavuşturmak gibi sayısız vazifesi olan, Allah Teâlâ&#8217;ya muhatab olmakla diğer canlılardan bizi ayıran en önemli cevherimiz ilgi ve alâkayı hak etmiyor mu? Ayaktaki dikeni bulmak için tüm vücûd seferber olur da kalpteki dikeni çıkartmak için bu vücûdumuz hiç seferber olmaz mı? Allah Teâlâ&#8217;nın gayrı kabul edilen mâsivâ dikenliğinden bir kıymık bu kalbe batar da bunun acısını hisseden kişi, buna bir çare bulmak için tüm gayretini teksif etmez mi ya da nasıl etmeyebilir? Nasıl böyle bir hastalıkla yaşamayı göze alabilir?</p>
<p>&#8220;Efendim, kalbimizde böyle bir diken olduğunu nereden varsayıyorsunuz? Elbet olsaydı biz de fark ederdik.&#8221; diyenlere  118. beyitte Hz.Pîr çok ârifâne ve zarifâne bir cevap veriyor: Az evvel de söylediğimiz gibi bir adam ayağına herhangi bir illet gelmezse o uzvun hamallık yaptığını hissetmez bile. Lâkin diken battığı zaman hissedilen sancı ayakta bir şey olduğunu hatta ayağımızın olduğunu bize hissettirir. Gam ve kederler de böyle değil midir? Gam ve kederler insan emanetini yüklenen kalbin dikenlere mârûz kaldığının alâmetidir ve hatta bunlar senin kendini tedavi etmen için Allah&#8217;ın lûtfu mesabesindeki ikazlardır. Kalbini fark et de kalp sahibi olan bir insana teslim ol, adam ol ve gerçek menzilinden haberdar ol. İşte gam ve keder bizlere bu nasihatlan ve vaazları vermektedir.</p>
<p>Vücûdun ateşlenmesi, hastalıkla mücadele için bünyemizin alarm vermesidir. Ateş bastı diye dövünmektense, hastalığın tedavisine kalkışmak her akıllının yapacağı iş değil midir? Ya o mikrop sessiz sedasız ilerleseydi, bize hiç ateş basmasaydı ne yapardık? Uzun uzun düşünmeye gerek yok, helâk olur gider hatta öldüğümüzü bile anlamazdık. Tabiî bu sözün gelişidir yoksa adam öldüğünü çok iyi anlar. İşte bunun gibi eğer sende gam ve keder varsa diken de vardır kardeşim. Amma bu ayak tabanına benzemez. Zira kalbin istikameti ve onun katettiği yol dünyaya ve bu âleme ait değildir. Kalıbın gittiği yol dünyaya, kalbin gittiği yol ukbâya (âhirete) ve cemâle aittir ki kalbin gittiği o yollar çok yüce âlemlerdir. Erbabını bul, en kestirme yoldan hemen bu dikeni çıkartsın.</p>
<p>Yalamakla, iğne ucuyla bu diken çıkmaz. Sen yine elini, gözünü kullan, ağzını ve cümle ecza-i vücûdunu seferber et. Vücûdu kendi hâline bırakma, kalp dikenini çıkartmak için vaziyetini değiştir amma bu sefer kendi bilişine göre değil o dikeni kalbinden söküp atacak tabîb ve habîb olan zâtın isteğine göre şekil al. Tedbirini ve takdirini mürebbînin söylediklerine teslim et, o feyz ile sıhhat bul. İşte o zaman bu âleme ait gam ve kederler, kalıbın çekmekte olduğu elemler ve emeller seni asla yıkamaz. Aksine bunların sana yaptığı tesirden uzak ve hiç hissetmeden saadet üzre yaşarsın. Gam ve kederler sana galebe çalıyorsa, elemin ve emelin seni çaresiz bırakıyorsa kalıptan kalbe batan dikenin iyice derinlere doğru gitmekte olduğunu artık anla ve bu hususta kendi heva ve hevesine kapılarak inat edip kibir göstererek durumu daha da vahim hâle sokma.</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Fatih Çıtlak-Mesnevi Şerhi</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/eger-gonlunde-diken-yoksa-sen-niye-gamlanip-kederleniyorsun/">Eğer Gönlünde Diken Yoksa Sen Niye Gamlanıp Kederleniyorsun ?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/eger-gonlunde-diken-yoksa-sen-niye-gamlanip-kederleniyorsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sen Alemde Ne Yapılıyorsa Neyi Görüyorsan Bil Ki Bu Gözle Göremediğin Mânâ Aleminin Maddî Aleme Taşması Ve Tezahürüdür</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/sen-alemde-ne-yapiliyorsa-neyi-goruyorsan-bil-ki-bu-gozle-goremedigin-mana-aleminin-maddi-aleme-tasmasi-ve-tezahurudur/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/sen-alemde-ne-yapiliyorsa-neyi-goruyorsan-bil-ki-bu-gozle-goremedigin-mana-aleminin-maddi-aleme-tasmasi-ve-tezahurudur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2015 06:00:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Alem]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Çıtlak]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Çıtlak-Mesnevi Şerhi]]></category>
		<category><![CDATA[Mana]]></category>
		<category><![CDATA[Sen Alemde Ne Yapılıyorsa Neyi Görüyorsan Bil Ki Bu Gözle Göremediğin Mânâ Aleminin Maddî Aleme Taşması Ve Tezahürüdür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2669</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hz. Pîr cevap veriyor: &#8220;Gözle görebildiğin sulh de, cenk de, övünülecek şeyler de, hâyâ ve utanmalar da aslında gözle görülemeyen hayâllerden doğmuştur. Bu gerçekleşen hadiseler evvelce hayâl şeklinde bulunmaktaydı.&#8221; Sen ne zannediyorsun! O saltanatı besleyen, bu âlemin maddî sahasında senin gördüğün tüm fiillerin hepsi evvelce hayâldi. Sonra onlar birer birer vücûd buldu. Fezâlara çıkmak, çok [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sen-alemde-ne-yapiliyorsa-neyi-goruyorsan-bil-ki-bu-gozle-goremedigin-mana-aleminin-maddi-aleme-tasmasi-ve-tezahurudur/">Sen Alemde Ne Yapılıyorsa Neyi Görüyorsan Bil Ki Bu Gözle Göremediğin Mânâ Aleminin Maddî Aleme Taşması Ve Tezahürüdür</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/nefs-cihadi.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="  wp-image-3109 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/nefs-cihadi-300x225.jpg" alt="Sen-Alemde-Ne-Yapılıyorsa-Neyi-Görüyorsan-Bil-Ki-Bu-Gözle-Göremediğin-Mânâ-Aleminin-Maddî-Aleme-Taşması-Ve-Tezahürüdür" width="504" height="378" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/nefs-cihadi-300x225.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/nefs-cihadi-360x270.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/nefs-cihadi.jpg 600w" sizes="(max-width: 504px) 100vw, 504px" /></a></p>
<p>Hz. Pîr cevap veriyor: &#8220;Gözle görebildiğin sulh de, cenk de, övünülecek şeyler de, hâyâ ve utanmalar da aslında gözle görülemeyen hayâllerden doğmuştur. Bu gerçekleşen hadiseler evvelce hayâl şeklinde bulunmaktaydı.&#8221;</p>
<p>Sen ne zannediyorsun! O saltanatı besleyen, bu âlemin maddî sahasında senin gördüğün tüm fiillerin hepsi evvelce hayâldi. Sonra onlar birer birer vücûd buldu. Fezâlara çıkmak, çok zenginleşmek gibi gördüğümüz şeylerin altında başkalanna karşı üstünlük taslamak, bu âlemde ben muktedirim demek, herkesi sömürmek ve benliğini tatmin etmek yatıyorsa, etrafı îmar ediyormuş gibi gördüğün bu fiiller neticede sadece zulmü ve sıkıntıyı arttıracaktır. Efendim, insanların felahını istiyorlar da o yüzden çalışıyorlar. Peki, madem öyle niye milyonlarca insan aç? Niye ellerinde yer altı servetlerini bulunduran, madenlere sahip birçok devlet ve millet inim inim inlemekte? Niçin hastalıklar bu kadar arttı? Niçin tarihte görülmemiş vahşetler yaşandı ve yaşanmakta? İletişim ve ulaşım, insanların birbirini kolayca görmesi, tanışması ve böylece birbirini anlaması, rahat etmesi hayâliyle vücûda getirildiyse niçin insanlar bugün birbirini anlamamak hususunda eşi benzeri görülmemiş bir dönem yaşıyor? Uzaydan bakıp sahrada yürüyen adam görülüyor da, niçin metropollerde, büyük şehirlerde hâlâ insanlar burunlarının dibinde olduğu hâlde açlıktan ölüyor, uyuşturucuyla hayatlarını söndürüyor, nesiller sefil hâlde yaşıyor? Hissiyata önem vermeyin demek bile kendi kurdukları düzenin yıkılmasından korkmanın bir alâmeti olabilir mi acaba? Rûhunu ve rûhunun gıdasını fark eden bir toplum böyle zulümlere el pençe divan durabilir mi?</p>
<p>Baş tâcı edilmesi gereken serlevha bir yazı: &#8220;Hak kuvvette değil/ kuvvet haktadır.&#8221; Kuvvetli olmakla hakkı da elde ederim düşüncesiyle ortaya çıkan zulmün nasıl başladığına bakılmalı. Altında sefih hayallerin, mânâsız, boş garezlerin (niyetlerin, kasıtların) çöreklendiği hemen görülecek.</p>
<p>Kibir, şirk, hırs, şehvet, gadap (öfke), kizb (yalan), taklit, buğz, heva, heves, makam mevki sevgisi, riya (yani imaj için yaşamak)&#8230; Bu ifadelerin hepsi rûhî hastalıkların adıdır. Amma rûh ortada görülmez ki. O hastalıklar bedene taşınır, bedende durmaz ve muhakkak başkasına sirâyet eder. Hiçbir insan tek başına günah etme ve kendisiyle güzel amel işleme kudretine sahip değildir. Gerek hayır gerekse şer, muhakkak başka insana tesir eder. Sadece bedenden mi bulaşılır zannediliyor. Hayır, gözle göremediğimiz rûh başka bir rûhu tesiri altına alır. Aynı ilk bakışta göremediğimiz mikrobun bulaşıcı hastalık olarak bedenlere sirâyeti gibi. Binlerce insan bir mikroptan kırılır. Zâhirde baktığımızda mikrop denilen şey varla yok arasıdır. Habis (kötü, fena) olan böyle küçücük bir şey dahî yüz binlerce insanı etkiliyorsa çok büyük bir cevher olan rûh, nasıl başkalarına tesir etmez yahut bu tesirleri fark etmez.</p>
<p>Evet, insanlar hayâllerinin ve hislerinin peşinden koşarlar. Kimileri bu sefih (aşağılık, çirkin) duygularını örtmek için ilmi kendilerine siper ederler. Kimileri ise kendilerindeki ulvî duyguları ve zuhûr eden vâridâtı (Allah&#8217;ın kalpler indirdiği ilhamâtı) dışarıya fark ettirmemek adına ilmi örtü yaparlar. O azgın insanın ilmi ve bildikleri zehir gibi âleme yayılır. Kâmil insanların sahip oldukları ilim ve onlardaki fiiller ise nûr ve ahlâk olarak âlemi tutar.</p>
<p>Bu beyitler bize bu gerçekleri hatırlatır ve şöyle der: Ey sûretperest insan! Sen mânâyı inkâr ediyorsun amma o mânâsız zannettiğin insanların bile yaptıkları, bozulmuş ve içi boşaltılmış hastalıklı mânâsızlıklarmın ve rûhlarının eseri olarak karşında durmakta. Sen âlemde ne yapılıyorsa, neyi görüyorsan bil ki bu, gözle göremediğin mânâ âleminin maddî âleme taşması ve tezahürüdür. Madde, mânânın yoğunlaşmış şekline denir. Bir şeyin maddesini görüyor musun, beş duyu organınla kavrayabildin mi, ne kadar küçük olursa olsun o en küçük dediğin şeyin ardında bir mânâ âlemi bitişiktir ki devâsâ boyutlardadır.«&#8217;</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Fatih Çıtlak-Mesnevi Şerhi</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/sen-alemde-ne-yapiliyorsa-neyi-goruyorsan-bil-ki-bu-gozle-goremedigin-mana-aleminin-maddi-aleme-tasmasi-ve-tezahurudur/">Sen Alemde Ne Yapılıyorsa Neyi Görüyorsan Bil Ki Bu Gözle Göremediğin Mânâ Aleminin Maddî Aleme Taşması Ve Tezahürüdür</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/sen-alemde-ne-yapiliyorsa-neyi-goruyorsan-bil-ki-bu-gozle-goremedigin-mana-aleminin-maddi-aleme-tasmasi-ve-tezahurudur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saadet Cenâb-ı Hakk&#8217;ın Vereceği Bir Unsurdur</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/saadet-cenab-i-hakkin-verecegi-bir-unsurdur/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/saadet-cenab-i-hakkin-verecegi-bir-unsurdur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2015 05:50:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Cenâb-ı Hakk]]></category>
		<category><![CDATA[Cenab-ı Hakk'ın ihsanı]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Çıtlak]]></category>
		<category><![CDATA[Saadet]]></category>
		<category><![CDATA[Saadet Cenâb-ı Hakk'ın Vereceği Bir Unsurdur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2664</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kişi çoğu zaman elde edemeyeceği heves peşinde koşar, hiçbir zaman kendisinin elinde olmayan saadeti arar. Saadeti eliyle edindiği nimetlerde zanneder. Mal, mülk, eş, çocuk, ilim, araba, ev, aklınıza gelebilecek her şey Cenâb-ı Hakk&#8217;ın vereceği ve Hakk&#8217;ın elinde olan saadetin tezahür ettiği birer unsurdur. Yani mal ve mülkün bizzat kendisi saadet değildir. Saadete vesile olabilecek nimetlerden [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/saadet-cenab-i-hakkin-verecegi-bir-unsurdur/">Saadet Cenâb-ı Hakk’ın Vereceği Bir Unsurdur</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kişi çoğu zaman elde edemeyeceği heves peşinde koşar, hiçbir zaman kendisinin elinde olmayan saadeti arar. Saadeti eliyle edindiği nimetlerde zanneder. Mal, mülk, eş, çocuk, ilim, araba, ev, aklınıza gelebilecek her şey Cenâb-ı Hakk&#8217;ın vereceği ve Hakk&#8217;ın elinde olan saadetin tezahür ettiği birer unsurdur. Yani mal ve mülkün bizzat kendisi saadet değildir. Saadete vesile olabilecek nimetlerden ibârettir. Hak celle ve âlâ bu nimetlere saadetini yüklemişse sahiplerine o saat mutluluk erişir. Amma saadetini bu nimetlerine vermediyse kişinin sadece yükü ve hamallığı kalır. Hatta huzursuzluğu da artabilir. Adam konaklarda oturur, malı mülkü vardır, içi daralır, sıkılır; bir diğeri kıt kanaat geçinir, aç karnına dolaşır fakat mes&#8217;uddur. Gönlü rahattır. Kafasını yastığa koyduğunda ipek kumaşlar üzerinde, kuş tüyü yataklarda yatıyormuşçasına derin bir uyku çeker. Çalışırken o kişinin sırtından akan ter, içi sıkıntıdan, kasvetten bunalmış olan kişinin üzerine sürdüğü parfümden çok daha fazla keyif verir.</p>
<p>İnsan devamlı olarak emelleri ve elemleri arasında çalkalanıp durur. Bugün hoşumuza giden şey yarın hiç istemediğimiz bir şey oluverir. İstediğimiz bir şey olsa şartlar değişmiştir ve o istenilen gözümüzden düşmüştür. O ânki hâlimize göre işimize yaramaz. Bu hâliyle insan hakîkaten gülünecek bir durumdadır. Hırsıyla elde edemeyeceği şeylere kapılan ve ben yaparım, ben ederim sevdasında olup da bunıın içir tedbirler alana takdiri gülermiş. Eskilerin tâbiriyle &#8216;Takdîr tedbire, ecel de emellere gülermiş&#8221;</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Fatih Çıtlak-Mesnevi Şerhi</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/saadet-cenab-i-hakkin-verecegi-bir-unsurdur/">Saadet Cenâb-ı Hakk’ın Vereceği Bir Unsurdur</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/saadet-cenab-i-hakkin-verecegi-bir-unsurdur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Ne Hissederse Akıl Onu Uygular</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/kalp-ne-hissederse-akil-onu-uygular/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/kalp-ne-hissederse-akil-onu-uygular/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2015 05:42:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın Bir Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Çıtlak]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp ve Akıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2650</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlar hislerinin, duygu olarak meylettikleri şeylerin esiridir. Akıl bu hislerin hayata yansımasını ve nasıl tatbik  edileceğini organize etmekle kalbe yahut hislere tâbidir. Şayet kalp nifak,fesat, heva ve heves, gazap, hırs, yani bir şer odağı haline gelmiş ise onun hizmetinde olan akıl da yalan, riya, hırsızlık,aldatma ve benzeri nice kabahatleri işlemek için kolları sıvar; böylesi bir [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kalp-ne-hissederse-akil-onu-uygular/">Kalp Ne Hissederse Akıl Onu Uygular</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar hislerinin, duygu olarak meylettikleri şeylerin esiridir. Akıl bu hislerin hayata yansımasını ve nasıl tatbik  edileceğini organize etmekle kalbe yahut hislere tâbidir. Şayet kalp nifak,fesat, heva ve heves, gazap, hırs, yani bir şer odağı haline gelmiş ise onun hizmetinde olan akıl da yalan, riya, hırsızlık,aldatma ve benzeri nice kabahatleri işlemek için kolları sıvar; böylesi bir kalbin emrinde elinden geleni ardına koymaz.Ancak kalp zevk-i İlâhîyle dolmuşsa, canına canan bulmuşsa, o sevdiğinin ve sevgilinin izinde gitmek ve ona ulaşmak için bütün gücüyle, fikriyle yollara düşer ve her türlü fedakarlığı yapabilmek için akla emreder. Hatta bu yetmez; benlikten kurtarabilme makamına yükselen bu can kalbin emriyle bu cananına götürüp aklını kurban eder.</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Fatih Çıtlak-Aşkın Bir Noktası</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kalp-ne-hissederse-akil-onu-uygular/">Kalp Ne Hissederse Akıl Onu Uygular</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/kalp-ne-hissederse-akil-onu-uygular/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efendimiz Teşrif Etmeseydi Ne Kur&#8217;ân’ın Ne Esmâ-i İlahînin Ne İnsanın Kadrinin Bilmek Mümkün Olmayacaktı</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/efendimiz-tesrif-etmeseydi-ne-kuranin-ne-esma-i-ilahinin-ne-insanin-kadrinin-bilmek-mumkun-olmayacakti/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/efendimiz-tesrif-etmeseydi-ne-kuranin-ne-esma-i-ilahinin-ne-insanin-kadrinin-bilmek-mumkun-olmayacakti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2015 05:35:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın Bir Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimiz Teşrif Etmeseydi Ne Kur'ân’ın Ne Esmâ-i İlahînin Ne İnsanın Kadrinin Bilmek Mümkün Olmayacaktı]]></category>
		<category><![CDATA[Esma-i İlahi]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Çıtlak]]></category>
		<category><![CDATA[Kıyamet]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2643</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kıyameti sonuç yahut ferdî mesûliyetimizin uzandığı en ‘son uç’ olarak düşünürsek, mademki kıyâmette cümle peygamberler ve ümmetleri dahi Hz. Muhammed ümmetinde cem olup hepsi orada buluşacaklar, o halde bu âlemin başlangıç sebebi olarak Efendimiz’in nurunu kabul etmekte ne gibi bir tuhaflık var? Rahman, en önce Kur’ân’ı öğretti. Kime öğretti? İşte o tâlim ilk yaratılıştaki, taayyündeki [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/efendimiz-tesrif-etmeseydi-ne-kuranin-ne-esma-i-ilahinin-ne-insanin-kadrinin-bilmek-mumkun-olmayacakti/">Efendimiz Teşrif Etmeseydi Ne Kur’ân’ın Ne Esmâ-i İlahînin Ne İnsanın Kadrinin Bilmek Mümkün Olmayacaktı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/541b840fefa9b0611b928a29b7f2c7cb.jpg"><img decoding="async" class="  wp-image-4020 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/541b840fefa9b0611b928a29b7f2c7cb-300x225.jpg" alt="Efendimiz-Tesrif-Etmeseydi-Ne-Kur'ân’ın-Ne-Esmâ-i-İlahînin-Ne-İnsanın-Kadrinin-Bilmek-Mümkün-Olacaktı" width="495" height="371" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/541b840fefa9b0611b928a29b7f2c7cb-300x225.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/541b840fefa9b0611b928a29b7f2c7cb-360x270.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/541b840fefa9b0611b928a29b7f2c7cb.jpg 600w" sizes="(max-width: 495px) 100vw, 495px" /></a></p>
<p>Kıyameti sonuç yahut ferdî mesûliyetimizin uzandığı en ‘son uç’ olarak düşünürsek, mademki kıyâmette cümle peygamberler ve ümmetleri dahi Hz. Muhammed ümmetinde cem olup hepsi orada buluşacaklar, o halde bu âlemin başlangıç sebebi olarak Efendimiz’in nurunu kabul etmekte ne gibi bir tuhaflık var?</p>
<p>Rahman, en önce Kur’ân’ı öğretti. Kime öğretti? İşte o tâlim ilk yaratılıştaki, taayyündeki nur-ı Muhammedi’ye işarettir. Halaka İnsân, Efendimiz ve O’nun nübüvvetini; Beyân eden cümle peygamberler ve hazret-i insan namzeti olarak yaratılmış zâtlara işaret etmektedir ki Kuran-ı âyetleri insanla beyân edilmektedir. Efendimiz teşrif etmeseydi ne Kur&#8217;ân’ın, ne esmâ-i İlahînin, ne de insanın kadrinin bilmek mümkün olacaktı..</p>
<p>Kurân-ı Kerîm, o Furkan, Mübin-i Kitâb kendisinden evvel indirilen bütün sahifeleri ve kitapları câmi idi, hepsini içinde barındırmaktaydı. İşte aynen bunun gibi Hz. Fahr-ul Âlem Efendimizde, bütün enbiyânın hikmeti, şeriatı ve feyzi  mevcuddur. Zâten ancak bunları cem eden bir Ahmed’de (as.) Kuranı Kerim cem olabilirdi.</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Fatih Çıtlak-Aşkın Bir Noktası</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/efendimiz-tesrif-etmeseydi-ne-kuranin-ne-esma-i-ilahinin-ne-insanin-kadrinin-bilmek-mumkun-olmayacakti/">Efendimiz Teşrif Etmeseydi Ne Kur’ân’ın Ne Esmâ-i İlahînin Ne İnsanın Kadrinin Bilmek Mümkün Olmayacaktı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/efendimiz-tesrif-etmeseydi-ne-kuranin-ne-esma-i-ilahinin-ne-insanin-kadrinin-bilmek-mumkun-olmayacakti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilmeyi Menzil Kabul Etmeden Bulmaya Yönelmek</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/bilmeyi-menzil-kabul-etmeden-bulmaya-yonelmek/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/bilmeyi-menzil-kabul-etmeden-bulmaya-yonelmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2015 05:27:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanı insan yapan derdidir]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın Bir Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Bilmeyi Menzil Kabul Etmeden Bulmaya Yönelmek]]></category>
		<category><![CDATA[derd]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Çıtlak]]></category>
		<category><![CDATA[menzil]]></category>
		<category><![CDATA[yönelmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2645</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanı insan yapan derdidir azizim, insanın derecesini,derdinin derecesi belirler. Derdi ve tasası süflî emelleri ve umdukları alçak ve adi olanların aziz insan olması,kamil sıfatlara bürünmesi hayallerden bile öte hayaldir.Biz derdimizi ne zaman kaybettik? Ne zaman bu kadar alçakça dertlere,basit fikirlere gömülü kaldık? Bir kaç kuruşa sattığımız hayatımız ne zaman bu kadar daralıp küçüldü de artık [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bilmeyi-menzil-kabul-etmeden-bulmaya-yonelmek/">Bilmeyi Menzil Kabul Etmeden Bulmaya Yönelmek</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/tasavvufun-kaynagi.jpg"><img decoding="async" class="  wp-image-3471 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/tasavvufun-kaynagi-300x191.jpg" alt="Bilmeyi-Menzil-Kabul-Etmeden-Bulmaya-Yonelmek" width="320" height="204" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/tasavvufun-kaynagi-300x191.jpg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/12/tasavvufun-kaynagi.jpg 400w" sizes="(max-width: 320px) 100vw, 320px" /></a></p>
<p>İnsanı insan yapan derdidir azizim, insanın derecesini,derdinin derecesi belirler. Derdi ve tasası süflî emelleri ve umdukları alçak ve adi olanların aziz insan olması,kamil sıfatlara bürünmesi hayallerden bile öte hayaldir.Biz derdimizi ne zaman kaybettik? Ne zaman bu kadar alçakça dertlere,basit fikirlere gömülü kaldık? Bir kaç kuruşa sattığımız hayatımız ne zaman bu kadar daralıp küçüldü de artık ruhumuzun, gideceği ve erişebileceği menzili birkaç köşk ve huri olarak tasarladık ve îmân haline dönüştürdük? Dertlerin küçüklüğü esas dertten uzaklaşmak dermanımızı da, hayallerimizi de, îmân ve aşkımızı da küçülttü. Basit ve âdi bir hevesten farksız sayılabilecek kalıplara ve şekillere dönüştürdü.</p>
<p>Bilmeyi menzil kabul etmeden bulmaya yönelmek, o bulmayla olamaya doğru gitmek,seyrü sülük denilen yolun ta kendisidir.Bildin de bulmadıysak yazık ! Buldun da olmadıysan yazık! Bilmeyi ve bulmayı, olmak için istemediysen-, îmânı ve İslâm’ı ihsana erişmek için vesile görmediysen; ilk defa ‘âmentü’ dediğinde Allah’a karşı muhabbeti içinde hissetmediysen; namaz, oruç, zekât, hac ve Cenâb-ı Hakk ın bütün emirleriyle bu muhabbeti yeşertip diriltmediysen ey insan, senin diğer canlılardan farkın ne? Eğer maksat zikirden ibâret olsaydı&#8230; Zikretmeyen hiçbir şey yok. Sende bu idrak ve bu yakınlık sevdası bulunmayınca kulluk tamam olsaydı şeytanın yaptığı secdeler, mahlûkatın yaptığı zikirler arasından sen nasıl seçilebilir, nasıl seçkin bir hale gelebilirdin.</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Fatih Çıtlak-Aşkın Bir Noktası</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bilmeyi-menzil-kabul-etmeden-bulmaya-yonelmek/">Bilmeyi Menzil Kabul Etmeden Bulmaya Yönelmek</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/bilmeyi-menzil-kabul-etmeden-bulmaya-yonelmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnşâallah Demek</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/insaallah-demek/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/insaallah-demek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2015 04:37:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[İhmalkarlık]]></category>
		<category><![CDATA[İnşâallah]]></category>
		<category><![CDATA[İnşâallah Demek]]></category>
		<category><![CDATA[İnşâallah ve Gaflet]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Çıtlak]]></category>
		<category><![CDATA[Gaflet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2667</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaflet insanı Allah&#8217;ı zikretmekten alıkoyar. İnşâallah bu gafletten gerçekten kurtuluş niyetiyle zikredilmelidir. Gaflet hâlinde inşâallah demenin hiçbir faydası olmadığı gibi, Allah Teâlâ ile istihza hükmüne geleceğinden kişiye zararı olur. &#8220;Benim kalbim hiçbir zaman Allah&#8217;tan gâfil değildir, inşâallah demesem de olur.&#8221; sözüne binâen de, hiç Allah&#8217;tan gâfil olmadığı halde Resûlullah(sas)&#8217;a dahî inşâallah demesi emrolunduysa senin de [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insaallah-demek/">İnşâallah Demek</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gaflet insanı Allah&#8217;ı zikretmekten alıkoyar. İnşâallah bu gafletten gerçekten kurtuluş niyetiyle zikredilmelidir. Gaflet hâlinde inşâallah demenin hiçbir faydası olmadığı gibi, Allah Teâlâ ile istihza hükmüne geleceğinden kişiye zararı olur. &#8220;Benim kalbim hiçbir zaman Allah&#8217;tan gâfil değildir, inşâallah demesem de olur.&#8221; sözüne binâen de, hiç Allah&#8217;tan gâfil olmadığı halde Resûlullah(sas)&#8217;a dahî inşâallah demesi emrolunduysa senin de demen îcab eder hükmü beyân edilmiş oldu.</p>
<p>Maalesef günlük hayatımızda bu gaflet hâli ağır bastığından artık inşâallah sözü ciddiye alınmaz şekle gelmiştir. Kişi var gücüyle bir şeyi yapabileceğine inanıp karar verdiyse inşâallah demeli ama biz öyle yapmıyoruz. Yapmak istemediğimiz, savsaklayacağımız bir işin alâmeti olarak inşâallahı zikrediyoruz. Halk arasında &#8216;İnşâallah yarın gelirim, haftaya şuraya geliyor musun? şeklinde konuşmalar geçer. Karşıdaki kişi de &#8216;İnşâallah bakarız.&#8217; deyince öteki adam çıkışır: &#8216;Bırak şimdi inşâallahı, maşâallahı. Geliyor musun, gelmiyor musun, onu söyle.&#8217; der. Hâlbuki böyle olmamalıdır. İnşâallah, yapacağımız işe Allah&#8217;ı şahit tutmaktır. Yani ben tüm kudretimi bu işe sevk edeceğim ama muvaffakiyet başarı) Allah&#8217;tandır, ona bir şey diyemem, inşâallah yaparım, mânâsına kullanılmalıdır.«</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Fatih Çıtlak-Mesnevi Şerhi</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insaallah-demek/">İnşâallah Demek</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/insaallah-demek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
