<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hüseyin Yürük-Türkiye Demokrasi Tarihi 1 | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/tarih-yazilari/yakin-tarih-yazilari/demokrasi-tarihi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Oct 2017 12:29:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Hüseyin Yürük-Türkiye Demokrasi Tarihi 1 | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yunan Ordusu’nun Anadolu&#8217;da Gerçekleştirdiği Kıyım</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/yunan-ordusunun-anadoluda-gerceklestirdigi-kiyim/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/yunan-ordusunun-anadoluda-gerceklestirdigi-kiyim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2015 21:45:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Yürük-Türkiye Demokrasi Tarihi 1]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet'in kuruluşu sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Yürük]]></category>
		<category><![CDATA[Mondros Mütarekesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan Ordusu’nun Anadolu'da Gerçekleştirdiği Kıyım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2952</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mondros Mütarekesi’nin ardından Anadolu topraklan birçok ülkenin işgaline uğramışsa da Yunan askerleri tarafından gerçekleştirilen cinayet ve katliamlara hiçbiri tevessül etmemiştir, işgal ettikleri topraklardan çekilirken târihi İzmir şehrini yok etmek üzere kundaklayan Yunan askerlerinin Anadolu topraklarında gerçekleştirdiği cinayet ve katliamlar uzun yıllar boyunca hafızalarda derin izler bırakmıştır. Cumhuriyet&#8217;in kuruluşunun ardından bir devlet politikası olarak Yunanistan ile [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/yunan-ordusunun-anadoluda-gerceklestirdigi-kiyim/">Yunan Ordusu’nun Anadolu’da Gerçekleştirdiği Kıyım</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mondros Mütarekesi’nin ardından Anadolu topraklan birçok ülkenin işgaline uğramışsa da Yunan askerleri tarafından gerçekleştirilen cinayet ve katliamlara hiçbiri tevessül etmemiştir, işgal ettikleri topraklardan çekilirken târihi İzmir şehrini yok etmek üzere kundaklayan Yunan askerlerinin Anadolu topraklarında gerçekleştirdiği cinayet ve katliamlar uzun yıllar boyunca hafızalarda derin izler bırakmıştır. Cumhuriyet&#8217;in kuruluşunun ardından bir devlet politikası olarak Yunanistan ile yakınlaşma safhası ortaya çıkınca Yunanlıların Anadolu&#8217;da gerçekleştirdikleri bu cinayet ve katliamlar sistemli bir uygulamayla hafızalardan silinmeye, unutturulmaya çalışılmıştır.</p>
<p>Yunan Ordusu’nun Anadolu&#8217;da gerçekleştirdiği kıyım, Cumhuriyet&#8217;in ilk yıllarında çeşidi eserlerde kaleme alınmışsa da Devlet katında alınmış yunan Dostluğu&#8217; kararı mucibince bu yayınlar zaman içerisinde fiili varlıklarını kaybetmişlerdir.</p>
<p>‘Yanıp kül olmuş Alaşehir&#8217;in viraneleri arasmda saçını başını yolarak ve &#8216;Ah Adilem&#8217; diyerek kızını arayan aklını yitirmiş ananın acısı'(1), “Edremit&#8217;te odun istifi gibi yığılarak yakılan insanlardan geriye kalan kömürleşmiş et ve kemikten müteşekkil tepecikler; tahrip edilmiş camiler, Ayvalık&#8217;ta öldürülerek denize atılmış 16 yaşlarındaki Türk kızının içler acısı hali, Haymana&#8217;da düşman askerinin çantasından çıkan kanlı altın yüzükler ve ziynet eşyaları, Bandırma&#8217;da Haydar Çavuş Camii&#8217;nde toplanarak camiyle birlikte yakılan 3.500 kişinin hatırası&#8221;(2) resmî ideolojinin bir halka biçtiği yeni role kurban edilmiştir</p>
<p>Herşeyi yeni baştan düzenleyip yeniden inşa edenler, Anadolu halkının birçok değerini devre dışı bırakırken, acılarını da bu kategoriye sokmakta bir mahzur görmememişlerdir.</p>
<p>(1)-Reşef,Ünaydın,Atatürkü Özleyiş,syf;55</p>
<p>(2)Gençoğlu,A.Galip;Kurtuluş Savaşı Günlüğü,syf;67-94-103-104</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hüseyin Yürük,Türkiye Demokrasi Tarihi 1</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/yunan-ordusunun-anadoluda-gerceklestirdigi-kiyim/">Yunan Ordusu’nun Anadolu’da Gerçekleştirdiği Kıyım</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/yunan-ordusunun-anadoluda-gerceklestirdigi-kiyim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnkılap Hareketi İçinde Din</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/inkilap-hareketi-icinde-din/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/inkilap-hareketi-icinde-din/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2015 21:40:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Yürük-Türkiye Demokrasi Tarihi 1]]></category>
		<category><![CDATA[İnkılap Hareketi İçinde Din]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Yürük]]></category>
		<category><![CDATA[Halk Fırkası]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Inkılabı paradoksu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2956</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk inkılabı, en önemli paradoksu din sahasında yaşıyordu. Cumhuriyetçi Türk&#8217;ün kimliğini oluşturma çabası içersinde yapılanlar hayret ve şaşkınlıkla karşılanacak boyuttaydı. 1925 yılında 284 talebesi olan İlahiyat Mektebi&#8217;nin talebesi bir kaç yıl içinde 20&#8217;ye düşürülmüş, 1941 yılında tamamen kapatılmışlardı. Yine 1924 yılında sayıları 29 olan imam Hatip Okulları&#8217;nın sayısı 2&#8217;ye düşürülmüştü(1) Dini dönüştürme kapsamında Kemalistler 30 [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/inkilap-hareketi-icinde-din/">İnkılap Hareketi İçinde Din</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk inkılabı, en önemli paradoksu din sahasında yaşıyordu. Cumhuriyetçi Türk&#8217;ün kimliğini oluşturma çabası içersinde yapılanlar hayret ve şaşkınlıkla karşılanacak boyuttaydı.</p>
<p>1925 yılında 284 talebesi olan İlahiyat Mektebi&#8217;nin talebesi bir kaç yıl içinde 20&#8217;ye düşürülmüş, 1941 yılında tamamen kapatılmışlardı.</p>
<p>Yine 1924 yılında sayıları 29 olan imam Hatip Okulları&#8217;nın sayısı 2&#8217;ye düşürülmüştü(1) Dini dönüştürme kapsamında Kemalistler 30 Ocak 1932&#8217;de Fatih Camii&#8217;nden ilk Türkçe ezanı okuttular. Aynı yıl Kur&#8217;an&#8217;m devlet eliyle Türkçeye çevrilme çalışmaları da başlatılmıştı.</p>
<p>Fuat Köprülü&#8217;nün başında bulunduğu İslam&#8217;da İnkılap Komitesi, sıhhi camiler yapılmasını, ibadette musikiye yer verilmesini savunurken, İstanbul eski şehreminlerinden Cemil Topuzlu, bir kanun teklifi vererek hijyen olmadığı gerekçesiyle sünnet&#8217;in yasaklanmasını taleb ediyordu.</p>
<p>2. Ordu Komutanı Fahreddin Paşa, Konya&#8217;nın simgesi Alaeddin Camii&#8217;ni buğday deposu haline getirmişti.&#8221;Din sahasında uygulanan bu lâikperest politikalar bir tür târih soykırımına dönüşmüştü.&#8221;(2) &#8220;Ülkedeki din unsuru birbiri arkasından karşılaştığı darbelerle baş başa bırakılmıştı”(3)</p>
<p>Türk halkının ancak tepeden inme metodlarla adam edileceğine inanan Ankara seçkinlerinin değişik zeminlerde ifade ettiği fikirler, onların cemiyete bakışlarının çıplak göstergeleriydi. Mustafa Kemal&#8217;in önemli yol arkadaşlarından Mazhar Müfit &#8220;&#8216;Halka seçim hakkı vermek, hacılara hocalara firsat vermektir’&#8221;(4) derken CHP&#8217;nin ideologlarından genel sekreter Recep Peker, &#8220;odasının penceresinden görünen halktan, &#8216;Bir sürü basit insan &#8216;(5) şeklinde bahsedebiliyordu.</p>
<p>Yunus Nadi, “&#8217;Hedefimiz Türkiye&#8217;yi Avrupayla birleştirmek’&#8221;(6) iddialarında bulunurken devrin Adliye vekili Mahmut Esat bir yurt gezisinde&#8221;CHP&#8217;nin Allah&#8217;a bile vereceği hesap yoktur&#8221;(7) şeklinde cüretkar meydan okumalar yapabiliyordu.</p>
<p>Ali Fuat Başgil&#8217;e göre, bu devirde ülkede izlenen din aleyhtarı çalışmalarla Rusya&#8217;da yürütülen din aleyhtarı çalışmalar arasında temelde pek fark yoktur.</p>
<p>Bu devir öyle kesif bir İslam aleyhtarı propagandaya dönüşmüştü ki bazı çevreler &#8216;Türkiye&#8217;nin artık İsa’ya kulak vereceğini&#8217; iddia eder hale gelmişlerdi&#8230;..</p>
<p>(1)-Hikmet Özdemir,TC,syf;127<br />
(2)-Hikmet Özdemir,age,syf;36<br />
(3)-JohnGrew,Türkiye Hatıraları,syf;120<br />
(4)-Sabiha Sertel,Roman Gibi,syf;69<br />
(5)-Osman Akandere,Milli Şef Devri,syf;259<br />
(6)-Ahmad Faroz,Modern Türkiyenin Oluşumu,syf;102<br />
(7)-Çetin Yetkin,Serbest Fırka,syf;163</p>
<p>Hüseyin Yürük,Türkiye Demokrasi Tarihi 1</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/inkilap-hareketi-icinde-din/">İnkılap Hareketi İçinde Din</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/inkilap-hareketi-icinde-din/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1930&#8217;larda Ekonomi ve Halkın Durumu</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/1930larda-ekonomi-ve-halkin-durumu/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/1930larda-ekonomi-ve-halkin-durumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2015 21:37:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Yürük-Türkiye Demokrasi Tarihi 1]]></category>
		<category><![CDATA[1930'larda Ekonomi ve Halkın Durumu]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Yürük]]></category>
		<category><![CDATA[Halk Fırkası]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Fırka Kurulması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2969</guid>

					<description><![CDATA[<p>1930’lara gelindiğinde Anadolu halkının devleti sadece asker gönderme ve vergi verme mükellefiyetiyle tanıdığı, bunun dayanılmaz bir hal aldığı en yetkili ağızlardan dahi artık açıklanmaktadır. Mustafa Kemal, o günlerde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği vazifesinde bulunan Hasan Rıza Soyak&#8217;a taşıdığı ruh halini şu çarpıcı cümleyle özetler:&#8221;Bunalıyorum çocuk. Görüyorsun, her gittiğimiz yerde şikayet ve dert dinliyoruz. Her taraf derin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/1930larda-ekonomi-ve-halkin-durumu/">1930’larda Ekonomi ve Halkın Durumu</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1930’lara gelindiğinde Anadolu halkının devleti sadece asker gönderme ve vergi verme mükellefiyetiyle tanıdığı, bunun dayanılmaz bir hal aldığı en yetkili ağızlardan dahi artık açıklanmaktadır. Mustafa Kemal, o günlerde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği vazifesinde bulunan Hasan Rıza Soyak&#8217;a taşıdığı ruh halini şu çarpıcı cümleyle özetler:&#8221;Bunalıyorum çocuk. Görüyorsun, her gittiğimiz yerde şikayet ve dert dinliyoruz. Her taraf derin bir yokluk maddi ve manevi perişanlık içinde.&#8221;(1)</p>
<p>İsmail Cem’e göre; &#8216;Batı kültürünü, kurumlarını ve yaşantısını zorla kabul ettirmeye çalışan, fakat hiç bir ekonomik rahatlama sağlamayan bürokrat rengindeki iktidarı halk doğal olarak düşman belliyordu.&#8217;</p>
<p>Derine gitmiş yoksulluk yarası cemiyetin alt katmanlarını kasıp kavurmakta, halk bir tabak çorbanın hasretini çekmektedir:<br />
&#8220;Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;nin tahakkümü ve azalarının bazılarının mevkilerinden faydalanarak şahsi kazançlar sağlaması halk arasındaki hoşnutsuzluğu iyice artırmıştı.&#8221;(2)</p>
<p>İsmet Paşa Hükümeti&#8217;nin izlediği ekonomik politikalardan bunalmış ve bıkmış halk, bu tahammülü aşan vaziyetten kurtulmak için adeta bir kurtarıcı bekliyordu. “Halk geçim sıkıntısının kaynağını hükümetin idaresizliğine atfederken, susmaya alışkın basın ise ses çıkarmamakta devam ediyordu.“(3)</p>
<p>Halkın en çok şikayetçi olduğu konulardan biri de; “Anadolu&#8217;ya birer Padişah selahiyetiyle gelen, astığı astık, kestiği kestik Parti mutemetleriydi”(4) Esasen Parti ve Ankara ile halk arasında bir temas ve haberleşme mekanizması olarak düşünülmüş mutemetlik müessesesi çoktan iflas etmiş, halkın üstünde sanan bir Demokles Kılıcı&#8217;na dönmüştü. Cumhuriyet, yalnız dudaklarda kalmış, yüreklere girememişti.</p>
<p>Memleket bir uçuruma doğru gidiyordu. Halkın içinde bulunduğu işte bu içler acısı duruma şahit olan ve son tahlilde bunu rejimin bekası için bir tehlike olarak gören Ankara Rejimi&#8217;nin bazı ileri gelenleri çareler aramakla meşgul olmaya başlamışlardı.</p>
<p>&#8230;..</p>
<p>John Grev’e göre; Mustafa Kemal&#8217;in Serbest Fırka&#8217;yı kurdurmasının sebebi, “Kendi üzerinden sorumluluğu kaldırarak politika oyununu İsmet ile Fethi&#8217;nin omuzlarına yüklemekti“(5)</p>
<p>Prof. Dr. Mete Tunçay da Serbest Fırka teşebbüsüm &#8220;güdümlü muhalefet deneyimi&#8217; diye tanımlayarak inandırıcı bulmaz.”(6)<br />
Tevfik Çavdar da teşebbüsü, “Mustafa Kemal muhalefetin şu ya da bu nedenle bir yerde patlak vereceğinden denetimin yitirilmesinden korkuyordu. Serbest Fırka bu koşulların zorunlu neticesiydi&#8221; tespitiyle yorumlar.(7)</p>
<p>İlim çevrelerindeki kanaat neredeyse ortaktır. Serbest Cumhuriyet Fırkası bazı şartların zorlaması neticesinda Atatürk tarafından kurdurulmuş göstermelik bir muhalefet yaratma teşebbüsünden ibarettir.</p>
<p>(1)-Çetin Yetkin,Serbest Fırka,syf;34<br />
(2)-Kemal Karpat,Tc Demokrasi Tarihi,syf;132<br />
(3)-K.Karaosmanoğlu,Politikada 45 Yıl,syf;114<br />
(4)-Necdet Ekinci,Çok Partili Hayata Geçişte DışEtkenler,syf;85<br />
(5)-John Grew,Türkiye Anılarım,syf;135<br />
(6)-Hikmet Özdemir,T.C,syf;133<br />
(7)-Tevfik Çavdar,Türkiye Demokrasi Tarihi,syf;297</p>
<p>Türkiye Demokrasi Tarihi, Hüseyin Yürük</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/1930larda-ekonomi-ve-halkin-durumu/">1930’larda Ekonomi ve Halkın Durumu</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/1930larda-ekonomi-ve-halkin-durumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serbest Fırka ile Terakkiperver Fırka Kapatılması</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/serbest-firka-ile-terakkiperver-firka-kapatilmasi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/serbest-firka-ile-terakkiperver-firka-kapatilmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2015 21:35:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Yürük-Türkiye Demokrasi Tarihi 1]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Said İsyanı]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Yürük]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Fırka]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Fırka ile Terakkiperver Fırka Kapatılması]]></category>
		<category><![CDATA[Terakkiperver Fırkası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2971</guid>

					<description><![CDATA[<p>Serbest Fırka ile Terakkiperver Fırka&#8217;nın bir çok konuda çakışan kaderleri rejime karşı düzenlendiği söylenen irticai kalkışmalarla irtibat kurulması noktasında da birleşmişti. Şu farkla ki, Terakkiperver Fırka&#8217;nın kurulmasının ardından gerçekleşen Şeyh Said isyanı bu konuda kullanılırken, Serbest Fırka&#8217;nın kapatılmasından sonra tertiplenen Menemen Vakası&#8217;yla İçtimaî muhalefet yeniden yok edilmiş ve bastırılmıştı. “Tek Parti idaresini sürdürmek isteyenler Şark [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/serbest-firka-ile-terakkiperver-firka-kapatilmasi/">Serbest Fırka ile Terakkiperver Fırka Kapatılması</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Serbest Fırka ile Terakkiperver Fırka&#8217;nın bir çok konuda çakışan kaderleri rejime karşı düzenlendiği söylenen irticai kalkışmalarla irtibat kurulması noktasında da birleşmişti. Şu farkla ki, Terakkiperver Fırka&#8217;nın kurulmasının ardından gerçekleşen Şeyh Said isyanı bu konuda kullanılırken, Serbest Fırka&#8217;nın kapatılmasından sonra tertiplenen Menemen Vakası&#8217;yla İçtimaî muhalefet yeniden yok edilmiş ve bastırılmıştı. “Tek Parti idaresini sürdürmek isteyenler Şark Vakası İsyanı&#8217;nın sorumluluğunu nasıl TCF&#8217;ye yükledilerse, Menemen Vakası’nın sorumluluğunu da manen Serbest Fırka&#8217;ya yüklediler&#8221;(1)</p>
<p>Menemen Vakası, tek parti haline dönüşmüş Cumhuriyet Halk Fırkası iktidarının muhalifleri ve geniş halk kitleleri önünde gücünü isbatlaması bakımından iyi bir fırsat olmuştu.(2)</p>
<p>(1)-Samet Ağaoğlu,Siyasi Günlük,syf;30</p>
<p>(2)-Necdet Ekinci,Çok Partili Hayata Geçişte Dış Etkenler,syf;83</p>
<p>Hüseyin Yürük,Türkiye Demokrasi Tarihi</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/serbest-firka-ile-terakkiperver-firka-kapatilmasi/">Serbest Fırka ile Terakkiperver Fırka Kapatılması</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/serbest-firka-ile-terakkiperver-firka-kapatilmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Chp ve Demokrasi</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/chp-ve-demokrasi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/chp-ve-demokrasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2015 12:57:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Yürük-Türkiye Demokrasi Tarihi 1]]></category>
		<category><![CDATA[Chp ve Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Yürük]]></category>
		<category><![CDATA[Halk Fırkası]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Parti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2958</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zekeriya Sertel&#8217;e göre, Cumhuriyet ilan edilmişti ama memlekette hürriyet ve demokrasiye gidildiğine dair hiç bir işaret yoktu. Halka hiç önem verilmiyordu. Halk yine sefaletle başbaşa idi. Ankara Rejimi halka ait sorun ve talebleri parti mutemetleri aracılığıyla takip etmekteydi. Ancak mutemetlerin halka yakınlığı, Ankara egemenlerinin yakınlığından daha öte değildi. “Kendisine vazifesi icabı yaklaşan bir mutemetten kaçan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/chp-ve-demokrasi/">Chp ve Demokrasi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/images3.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-4750" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/03/images3.jpg" alt="Chp ve Demokrasi" width="586" height="428" /></a>Zekeriya Sertel&#8217;e göre, Cumhuriyet ilan edilmişti ama memlekette hürriyet ve demokrasiye gidildiğine dair hiç bir işaret yoktu. Halka hiç önem verilmiyordu. Halk yine sefaletle başbaşa idi. Ankara Rejimi halka ait sorun ve talebleri parti mutemetleri aracılığıyla takip etmekteydi. Ancak mutemetlerin halka yakınlığı, Ankara egemenlerinin yakınlığından daha öte değildi. “Kendisine vazifesi icabı yaklaşan bir mutemetten kaçan köylünün &#8216;Üç ekmeğim vardı elimden ikisini aldı, üçüncüsünü de almasından korktum&#8221;(1) şeklindeki cevabı hâdisenin hududunu gösteren çok anlamlı bir tepkiydi.</p>
<p>Ünlü romancı Kemal Tahir&#8217;in Yol Ayrımı&#8217;isimli romanında dramatik bir şekilde anlattığı üzere, &#8220;halkın 1930 yılında kurulan Serbest Fırka idarecilerine &#8216;Kurtarın bizi bunlardan(2) şeklinde yalvarırken, hangi ruh haleti içersinde oldukları açıktı. Millet, kendisini yabancı işgalciden 7 yıl önce kurtaran kahramanlarından şimdi kurtulmak istemekteydi</p>
<p>&#8230;.Bunda yaşanılan bazı canlı örneklerin de önemli hissesi vardır.&#8217;Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir&#8217; sloganıyla yola çıkan bir hareketin &#8220;Meclisinde birkaç yıl sonra kürsünün arkasında bulunan &#8216;Hakimiyet Milletindir tabelasının artık lüzumu kalmadığı(43 mülahazasıyla yerinden indirilip depoya kaldırılması seçkinlerin neyi, nasıl yapmak istediklerine dair önemli bir ipucu teşkil etmiştir.</p>
<p>&#8230;.1923 sonbaharında kurulan Halk Fırkası, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası&#8217;nın ismindeki yaklaşımdan geri kalmanın endişesiyle 10 Kasım 1924&#8217;te adının başına Cumhuriyeti eklemişti.</p>
<p>Ne garipti ki, bütün milleti tepeden tırnağa dönüştürmeyi hedefleyen &#8220;Halk Fırkası&#8217;nın bir parti programı dahi henüz yoktu.&#8221;(4)</p>
<p>Esasen CHP kurulduğu günden beri ruhsuz bir kalıptan ibaretti &#8220;Parti adeta bir mezhep hiyerarşisinin içinde kapalı bir hayat sürüp gidiyordu.&#8221;(5)</p>
<p>CHP&#8217;nin tepeden dayattığı değişiklikler sıradan insanların hayatında bir iyileşmeye yol açmıyor, aksine kitleleri Kemalist rejimden uzaklaştırıyordu.(6)</p>
<p>Herkes Ebedi Şef tarafından dağıtılan rolleri oynamayı milli bir vasif addediyordu. Demokrasi bütün müessese ve unsurlarıyla işletilmeyince ortaya Şeflik Devri&#8217;ne ait garip uygulamalar çıkıyordu,öncelikle kaydetmek gerekir ki, demokrasinin birinci basamağı olan seçimler, yani halkın iradesini özgürce idareye yansıtması şeklinde bir uygulama hiçbir zaman düşünülmediğinden gerçekleştirilememiştir</p>
<p>O kadar ki, Kuvayı Milliye kahramanlarından Nureddin Paşa&#8217;nın 2. Dönem seçimlerinde Bursa&#8217;dan bağımsız aday olarak kazanması üzerine bölgedeki seçimler iptal edilmişti. Tek Parti devri boyunca yapılan seçimler, milletvekili adayı listelerinin halk tarafından onaylanmasından ibaretti. İktidarın kontrolü dışında milletvekilliğine aday olanların seçilme şansının asla bulunmadığı, sadece tasdik iradesinden müteşekkil bu seçimler daima hadisesiz ve sakin geçiyordu.</p>
<p>Zaman zaman ortaya çıkan ve sessizliği bozan bazı talebler CHP idaresince parti disiplini dahilinde çözülüyordu. Parti Genel Merkezi Atatürk&#8217;e ve Fırka Merkezi&#8217;ne saylavlık (Mebusluk) için başvuran bazı bayan ve bayların taleblerinden rahatsız olmuş olacak ki, bu çeşit müracaatların uygun düşmediği, iyi tesirler yaratmayacağı bildirildikten sonra, seçilmek isteyenlerin taleblerini usulü dairesinde Fırka&#8217;ya bildirmeleri gerektiği ikaz edilmişti.</p>
<p>Tabiî olarak bu şekilde Meclis&#8217;e gelen temsilciler, hiçbir zaman halkın temsilcisi olamadılar. Halk Partisi&#8217;nin koyduğu listeden tayin edilmiş mebuslar halkın değil, kendilerini tayin edenlerin mebusu oldular. Dolayısıyla Demokratik rejim kurulamadı. &#8220;Tek Parti, Tek Şef parolasıyla diktatörlük sistemi kuvvetlendirildi.(7)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>(1)-H.Suphi Tanrıöver,Anılar,syf;316</p>
<p>(2)-Hikmet Özdemir,T.C,Syf;43</p>
<p>(3)-Sabiha Sertel,Roman Gibi,syf;71</p>
<p>(4)-Şükrü Karatepe,Tek Parti Devri,syf;43</p>
<p>(5)-Samet Ağaoğlu,SiyasiGünlük,sf;25</p>
<p>(6)-Hikmet Özdemir,age,syf;146</p>
<p>(7)-Sabiha Sertel,age,syf;68</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hüseyin Yürük,Türkiye Demokrasi Tarihi</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/chp-ve-demokrasi/">Chp ve Demokrasi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/chp-ve-demokrasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milli Şef Dönemi Basın Hayatı</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/milli-sef-donemi-basin-hayati/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/milli-sef-donemi-basin-hayati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2015 14:00:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Yürük-Türkiye Demokrasi Tarihi 1]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Yürük]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Şef Dönemi Basın Hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2990</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu devirde cemiyeti bütün hücreleriyle kuşatan baskı atmosferinin tabi olarak en önemli hedefi basın yayın organları olmuştur. Halkın kendisini ifade etmesinin önündeki bütün kanalları paranoyak bir anlayışla tıkayan Milli Şef bürokratları, yayın dünyasındaki bütün hareketlilikleri de büyük bir dikkatle izlemiş ve çizgi dışı hareket edenleri insafsızca cezalandırmışlardı. Esasen 1931 târihli Matbuat Kanunu hür basının önünde [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/milli-sef-donemi-basin-hayati/">Milli Şef Dönemi Basın Hayatı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/milli-sef-donemi-basin-hayati/huseyin-yuruk-turkiye-demokrasi-tarihi-2/" rel="attachment wp-att-17678"><img decoding="async" class="aligncenter  wp-image-17678" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/huseyin-yuruk-turkiye-demokrasi-tarihi.jpg" alt="" width="161" height="240" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/huseyin-yuruk-turkiye-demokrasi-tarihi.jpg 270w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/huseyin-yuruk-turkiye-demokrasi-tarihi-201x300.jpg 201w" sizes="(max-width: 161px) 100vw, 161px" /></a></p>
<p>Bu devirde cemiyeti bütün hücreleriyle kuşatan baskı atmosferinin tabi olarak en önemli hedefi basın yayın organları olmuştur. Halkın kendisini ifade etmesinin önündeki bütün kanalları paranoyak bir anlayışla tıkayan Milli Şef bürokratları, yayın dünyasındaki bütün hareketlilikleri de büyük bir dikkatle izlemiş ve çizgi dışı hareket edenleri insafsızca cezalandırmışlardı.</p>
<p>Esasen 1931 târihli Matbuat Kanunu hür basının önünde bir utanç duvarı misali durmaktaydı.&#8221;Bu kanunla tüm basın CHP emrine girmişti&#8221;(1)</p>
<p>Bu Kanun&#8217;un en önemli hususiyeti Hükümete iktidarın sürdürdüğü politikalara aykırı yayın yapan gazeteleri kapatma selahiyeti vermesiydi. &#8220;1931 târihli Kanun tek parti idaresinin genel karakterine uygun olarak güdümlü bir basın rejimi oluşturuyor, basın üzerinde hakimiyete dayanan bir karakter taşıyordu.&#8221;(2)</p>
<p>Aynı Kanun&#8217;da 1938 yılında yapılan değişiklikle iktidarın basın üzerindeki hakimiyeti bir kat daha pekiştirilmişti. Buna göre gazete ve dergi çıkarmak için o yerin en büyük mülki emirinden izin almak gerekiyordu. &#8216;Yani hükümet yeni bir yayma tan verip vermemekte tamamen serbest kalıyordu.(3)</p>
<p>Matbuat Kanunu&#8217;nun meşhur 50. maddesi öyle zorlu bir maddeydi ki, *orkestra şefinin istemediği bir ses korodan çıktı mı bu değnek akortsuz sesin sahibinin kafasına iniyordu.(4)</p>
<p>Mesela “İzmir&#8217;de çıkan Yeni Ekonomi Gazetesi, Valinin Oglu&#8217;nun yaptığı bir otomobil kazasını haber yaptığı için kapatılabiliyordu.&#8221;(5)</p>
<p>Bütün ülkenin Şefin korosu olarak kabul edildiği bu siyâsî konjonktürde basın yayın hürriyeti Şefin ve bürokratlarının iki dudağının ucunda varlık yokluk mücadelesi veriyordu.</p>
<p>Çeşitli kademelerdeki Şef bürokratları kendilerince akortsuz buldukları bütün seslere kırmızı renge saldırır gibi saldırıyor ve imha ediyorlardı. Tıpkı krallık ve padişahlık rejimlerinde olduğu gibi Milli Şef iktidarında basın hürriyeti iki dudak uçundaydı.</p>
<p>Milli Şef Devri basın hayatı bu mânâda sayısız örneklerle doludur. Milli Şef bir gazetenin yayınını beğenmedi mi Kapatın şu gazeteyi&#8217; diyor aynı gün gazete telefon emriyle kapatılıyordu. Milli Şefi karşılamak için Ankara garına gelen Muğla Milletvekili Yunus Nadi aynı zamanda Cumhuriyet Gazetesinin sahibiydi. Milli Şef o günlerdeki Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nin yayınlarını beğenmemiş olacak ki &#8220;Yunus Nadi&#8217;nin ‘Hoşgeldiniz’ anlamında uzattığı elini sıkmamış büyük bir sinirlilik içinde &#8216;Ne oluyor Nadi Bey? Nedir bu yazılar? diye bağırmıştı. Hâdisenin ardından gazete Bakanlar Kurulu kararıyla kapatılmıştı.&#8221;(6)</p>
<p>Savaş yılları boyunca gazeteler Matbuat Umum Müdürlüğü&#8217;nün verdiği emir ve direktiflerle yönetilmişti. Basın, idarenin denetimi ve güdümü altına sokulmuştu. &#8220;Savaşın devam ettiği altı yıl boyunca verilen gazete kapatma kararlan, ülkede ilk gazete çıkışından beri verilen toplam kapatma kararlarından daha fazlaydı.&#8221;(7)</p>
<p>&#8216;Savaş yıllarının atmosferi içersinde sabun fiyatlarının yüksekliğinden bahsetmek bir gazetecinin Matbuat Umum Müdürü tarafından aranılıp &#8216;Kanatlarını kopartırım&#8217; ikazına uğramasına sebep olabiliyordu.&#8221;(8)</p>
<p>Gazete sahiplerinin yazar ve muhabirlerinin azarlanması. tehdit edilmesi günlük hadiselerdi. &#8220;&#8216;Bir daha böyle bir şey yaparsanız kemiklerinizi kırarım’gibi sözler o yıllarda gazete sahiplerinin ve gazetecilerin sıkça duydukları sözlerdi.(9)</p>
<p><strong> Hüseyin Yürük, Türkiye Demokrasi Tarihi</strong></p>
<p>(1)-Necdet Ekinci,Çok Partili Hayata Geçişte DışEtkenler,syf;88<br />
(2)-Osman Akandere,Tek Parti Devri,syf;211<br />
(3)-age,syf;210<br />
(4)-Metin Toker,Tek Partiden Çok Partiye,syf;32<br />
(5)-Kemal Karpat,Türkiye Demokrasi Tarihi,syf;133<br />
(6)-Emin Karakuş,İşteAnkara,syf;35<br />
(7)-Osman Akandere,age,syf;218<br />
(8)-Emin Karakuş,age,syf;25<br />
(9)-Osman Akandere,age,syf;218</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/milli-sef-donemi-basin-hayati/">Milli Şef Dönemi Basın Hayatı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/milli-sef-donemi-basin-hayati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Polis Devleti</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/polis-devleti/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/polis-devleti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2015 13:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Yürük-Türkiye Demokrasi Tarihi 1]]></category>
		<category><![CDATA[Çok Partili Rejim]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Yürük]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Şef Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Şef Dönemi Fişlemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Polis Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2988</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şeflik Rejimi&#8217;yle yönetilen Türkiye’nin siyâsî literatürdeki adını koyabilmek için rejimin baskın karakterini İrdelemek gerekir. Milli Şef Rejimi&#8217;ni bariz karakter hususiyetleriyle  tahlil eden araştırmacılar ve devrin şahitleri bir Polis Devleti&#8217; tesbitinde birleşirler. Gerçekten de Şefin ülkesi, gerek baskıcı diktatöryal yapısı, gerekse insan hak ve hürriyetlerini yok sayan icraatlarıyla bu tesbiti teyid eder. Ancak Milli Şef Türkiyesi&#8217;nin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/polis-devleti/">Polis Devleti</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/polis-devleti/indir-159/" rel="attachment wp-att-17680"><img decoding="async" class="aligncenter  wp-image-17680" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/indir-2.jpg" alt="" width="301" height="198" /></a></p>
<p>Şeflik Rejimi&#8217;yle yönetilen Türkiye’nin siyâsî literatürdeki adını koyabilmek için rejimin baskın karakterini İrdelemek gerekir. Milli Şef Rejimi&#8217;ni bariz karakter hususiyetleriyle  tahlil eden araştırmacılar ve devrin şahitleri bir Polis Devleti&#8217; tesbitinde birleşirler. Gerçekten de Şefin ülkesi, gerek baskıcı diktatöryal yapısı, gerekse insan hak ve hürriyetlerini yok sayan icraatlarıyla bu tesbiti teyid eder. Ancak Milli Şef Türkiyesi&#8217;nin emniyet ve istihbarat güçlerinin potansiyel olarak tehlike gördükleri herkesi takibe almaları bu devre ‘polis devleti’ sıfatını veren en bariz sebebdir.</p>
<p>Yabancı araştırmacı Feroz Ahmad; “Bu yıllarda İnönü&#8217;nün kendisini halkın gözünden düşüren bir polis devleti kurduğuna&#8221;’*(1)parmak basar.</p>
<p>Milli Şef devrinde bir polis rejimi ve polis devletinin kurulduğuna, haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine, bazı tanınmış siyâsîlerin ardından hafiyeler dolaştırıldığına, şahsi evrak ve mektupların açıldığına, işaret ederek bu tür uygulamaların faşist rejimlerde ve polis devletlerinde görülen türden uygulamalar olduğuna dikkat çekmiş, ‘Devri ismet&#8217; olarak anılan bu devrin ‘Bir polis devleti, Jandarma Devleti&#8217; olduğu konusunda ittifak etmişlerdir.(2)</p>
<p>Devrin şahitleri de bizzat yaşadıkları bu baskı devrini tanımlarken aynı sıfat üzerinde karar kılmışlardır. Bunun tek adı faşist diktatörlüğü idi. &#8220;Amansız insafsız bir polis devleti,« Nefes almak olanaksızdı.(3)</p>
<p>&#8220;Polis Devleti sadece bizim evde bitmiyor; Sivas’ın köylerinde dahi beni takip ediyordu.&#8221; (4)</p>
<p>Polis-Jandarma Devleti’nin baskın karakteri cemiyetin bütün hücrelerini kuşatan ve kıskıvrak saran baskı rejimiydi. Bilhassa yeni rejimle genetik olarak ters düşmüş cemiyetin dindar kesimleri bu baskı rejiminden hissesini fazlasıyla alıyordu. Şeflik Türkiyesi&#8217;nde jandarmaların bilhassa köy camilerini basması ve buralarda dini eğitim yapan hocalarla çocukları hoyratça hırpalamaları ve dövmeleri gündelik hâdiselerdendi. Uzak vilayetlerin jandarma onbaşısının selahiyeti Ankara&#8217;daki İsmet Paşa&#8217;nın selahiyetinden daha fazlaydı.</p>
<p>Astıkları astık, kestikleri kestikti. Dilediklerini köy meydanında evire çevire dövebiliyorlardı. “0 yıllarda jandarmalar ansızın camilere ve Kur&#8217;an kurslarına baskın yapıyor, körpe çocuklara bağırıyor, bazen dayak atıyor, hocalara hakaretler yağdırıyor, cam isterse alıp götürüyorlardı&#8221;(5)</p>
<p>Bu tür baskınlarda öncelikle Arapça yazılı tüm eserler toplânıp yakılıyordu. Arap alfabesinde yazılmış her şey yakıldığından çok kıymetli el yazması Osmanlıca ve Arapça eserler de köy meydanlarında yakılan ateşlerin dumanlan arasında yok olup gitmişlerdi.</p>
<p>&#8220;Dini şahıslar kadar, dini kurumlar da Milli Şef rejiminin baskısı altındaydılar. Camilerin büyük bölümü at deposuydu.&#8221;(6)</p>
<p>İstanbul Vefa daki Vefa Bozacısının bitişiğindeki Güngör Mescidi, içinde atnallanan bir nalbant dükkanı olarak kullanılıyordu. Bugün o mescitte halen nalbanttan kalma duvar halkası mevcuttu.(7)</p>
<p>&#8220;Köylü, devlet memurları köye geldiği vakit tir tir titriyordu,(8)&#8221;Polisler; kadınların peçelerini güvenlik taraması gerekçesiyle açtırıyor, yüzlerini beğenmedikleri kadınlara surat ekşiterek. “Senin peçeni açmana gerek yoktu'(9)diyorlardı.</p>
<p>Milli Şef İnönü devrinde köylünün enerjisi, ülkenin Batılılaşma idealinin motoru gibi kullanılıyordu. ‘Okulsuz köy kalmasın&#8217; kampanyası bünyesinde köylü, yaşlı» çoluk çocuk demeden insafsızca çalıştırılıyor, bu çalışmadan geri kalanlar cezalandırılıyordu. &#8220;Yetkili amirler köylü üzerinde öyle  ağır bir baskı kurmuşlardı ki, bu kampanya &#8216;Kırbaçlı okul kampanyası'(10) olarak devri anlatan eserlerde yaygın bir  anlatımla yer almıştı.</p>
<p>&#8230;..Polis Devleti Rejimlerinin en çok öne çıkan vasfı rejimin bekası bakımından tehlike potansiyeli arzeden bütün şahıslan izleyerek fişlemesidir. Fişleme, son tahlilde sosyo-psikolojik bir sapma olup belirli bir sının yoktur. Fişleyicinin kafasındaki vazife anlayışına göre dış dünyadan başlayıp takip edilenin en mahrem alanına kadar uzanan bir vazife biçimidir.</p>
<p>Milli Şef devrinde de rejime karşı potansiyel olarak tehlike arzettiği varsayılan herkes büyük bir dikkatle takip edilmiş ve fişlenmiştir. Esasen burada korunan rejimden çok, rejimi elinde bulunduranların iktidarıdır.</p>
<p>Milli Şef devrinde gerçekleştirilen fişlemeler kelimenin tam manasıyla bir yüz karası olarak târihe geçecek sosyal bir cinayettir. Çünkü bu devirde fişlenen insanlar, daha dün rejimi kurmuş, ülkeyi kurtarmış, üst seviye vazifelerde bulunmuş şahıslardır.&#8221;Bayar’ın o vakitler en çok şikayet ettiği şeylerin başında arkasına polis takılması geliyordu.&#8221;(11)</p>
<p>Demokrat Parti iktidara geldiği zaman fişleme dosyalan ortaya çıkmış,&#8221;Celâl Bayar&#8217;ın da DP Başkanı ve İzmir Milletvekili sıfatıyla takip edilip fişlendiği”(12) resmen ortaya çıkmıştı.</p>
<p>Polis Devleti tarafından takip edilip fişlenenlerden biri de Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Rauf Beydi, &#8220;Rauf Beyin arkasına polis koymuşlardı. Kontrolsüz adım atamıyordu. Arkasına polis konmasını anlamıyor ve affedemiyordu.‘(13)<br />
&#8220;Rauf Orbay polis takibine alındığını farkedince iki defa polis müdürüne durumu anlatmış, en nihayetinde İnönü’ye başvurmuştu.(14)</p>
<p>Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Ali Fuat Cebesoy Paşa da fişlenmekten nasibini alanlardandı. Cebesoy Paşa kendi deyimiyle “Tam 25yıldır takip ediliyor ve bu duruma çaresizce göğüs geriyordu.“(15)</p>
<p>Milli Şef, Polis Devleti’nin fişleme konusunda hiçbir sınır tanımamasına örnek teşkil eden sembol fişleme ise Atatürk&#8217;e garson olarak yıllarca hizmet eden Cemal Granda&#8217;nın da takip edilmesidir.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün ölümüne kadar çeşitli mekanlarda onun garsonluğunu yapan &#8220;Cemal granda, tam sekiz yıl polis tarafından takip edilmiş, bu takipten Çankaya&#8217;da görev yapan bir tanıdığı aracılığıyla ancak kurtulabilmişti(16)</p>
<p>Daha önce de zikredildiği üzere takip ve fişlemenin en büyük mağdurlarından biri Zekeriya Sertel&#8217;di. &#8220;Zekeriya Sertel, Milli Şefin polisleri tarafından geceli gündüzlü takip ediliyor, takip eden polis kendisini saklamaya bile lüzum duymuyordu(17)</p>
<p>Çok Partili hayatın başlamasıyla birlikte polis devletinin mesaisi de momatıkman artmış, Demokrat Parti kurucuları ve ileri gelenleri takip edilerek fişlenmeye başlanmıştı.</p>
<p>Çok Partili rejimi ülkeye lütfen bahşetmelerine rağmen hâlâ ülke için hır tehlike olarak gören Milli Şef bürokratları muhalif parti kuruluşlarını ve kurucularını yakın takibe almışlardı. Bilhassa Demokrat Parti&#8217;nin toplântılarına katılan,gölge gibi Bayar ve Menderes&#8217;in yanından hiç ayrılmayan Öz-demir Bey isimli şahsın 1961 yılında Yassıada&#8217;da 1945 yılından beri polis emrinde çalıştığı ortaya çıkmıştı(18)</p>
<p>Milli Şef iktidarının bir hükümet icraatı olarak çeşitli cemiyet kesimlerini polis vasıtasıyla takip ettirdiği ve fişlettirdiği yıllar sonra Demokrat Parti iktidarında bir Meclis oturumunda uzun uzun tartışılmış, fişleme resmen Meclis kayıtlarına geçmişti.</p>
<p>Polis tarafından tutulmuş fişleme dosyalarıyla kürsüye gelen ve CHP iktidarından hesap soran devrin Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu&#8217;na CHFlilerin verdiği cevaplar hem eziyetin hem de &#8216;suçluların telaşının&#8217; bir vesikasından ibaretti.</p>
<p>Açılan fişleme dosyalarında, &#8220;tutulmuş kayıtların bir nüshasının Cumhurbaşkanlığı Hususi Kalem Müdürlüğüne gönderildiğinin bildirilmesi(19) fişlemenin bizzat Milli Şefin kontrolünde ve bilgisi dahilinde gerçekleştiğinin deliliydi.</p>
<p>Mecliste tartışılan fişleme dosyası ayrıntısına göre Milli Şef iktidarı Demokrat Parti&#8217;nin çeşitli vilayetlerde bulunan kurucularını hatta bazı CHP milletvekillerini takip edip fişlemektedir.&#8221;Fişleme dosyası bulunan şahıslardan bazıları şunlardır: Adnan Menderes, Fuad Köprülü, Refik Koraltan, Haşan Polatkan, Ali İhsan Sabis (Paşa)&#8221;(20)</p>
<p>Meclis görüşmelerinde sarfedilen bir söz fişlemenin boyutunu gösteren çarpıcı bir örnektir.&#8221;Sadece İzmir şehrinde 2 bin kişi fişe bağlıydı.*(21)</p>
<p>Milli Şef Rejimi&#8217;nin polisleri Demokrat Parti&#8217;nin 4 kurucusu aleyhinde de fişler tanzim ederek takip yapmışlardı.</p>
<p><strong> Hüseyin Yürük, Türkiye Demokrasi Tarihi</strong></p>
<p>(1)-Ahmad Faroz,Modern Türkiyenin Oluşumu,syf;128<br />
(2)-Osman Akandere,Milli Şef Devri,sf;213-235-243<br />
(3)-Zekeriya Sertel,Hatırladıklarım,syf;241<br />
(4)-Yıldız,Sertel,Ardımdaki Yıllar,syf;128<br />
(5)-İsmail Kara,Kutuz Hocanın Hatıraları,syf;36<br />
(6)-Heyet/Her YönüyleTevfik İleri,sy;63<br />
(7)-Kadir Mısıroğlu,Geçmiş Günü Elerken,s;157<br />
(8)-Yıldız sertel,age,syf;128<br />
(9)-Aksiyon,26-08-2002<br />
(10)-Osman Akandere,age,syf;200<br />
(11)-Zekeriya Sertel,Hatırladıklarım,syf;242<br />
(12)-Samet Ağaoğlu,DP&#8217;nin Doğuşu,syf;133<br />
(13)-Zekeriya Sertel,age,syf;223<br />
(4)-Osman Akandere,Tek Parti Devri,sf;236<br />
(15)-Samet Ağaoğlu,age,syf;125<br />
(16)-Cemal Granda,Atatürkün Uşağı İdim,syf;432<br />
(17)-Zekeriya Sertel,age,syf;243<br />
(18)-age,syf;&#8217;73<br />
(19)-Samet Ağaoğlu,age,sy;122<br />
(20)-age,syf;124<br />
(21)-age,syf;125</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/polis-devleti/">Polis Devleti</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/polis-devleti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Irkçı İcraat: Varlık Vergisi</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/bir-irkci-icraat-varlik-vergisi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/bir-irkci-icraat-varlik-vergisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2015 12:38:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Yürük-Türkiye Demokrasi Tarihi 1]]></category>
		<category><![CDATA[Şeflik Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Irkçı İcraat: Varlık Vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Yürük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2986</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sembolik bazı icraatlar o rejimin karakterini ortaya koyan önemli ipuçlarıdır. Rejimin dünya görüşünü ve hayat felsefesini anlamanın yolu bu sembolik icraatlarını tespit etmekle mümkündür. Milli Şeflik Rejimi&#8217;nin karakter hususiyetlerini ve genetik şifrelerini ortaya koyan belli başlı bazı sembolik icraatlar vardır. Bunlardan biri de Varlık Vergisi uygulamasıdır. Şeflik Rejiminin devrin güçlü devleti Nazi Almanyası’nın tesirinde giriştiği [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bir-irkci-icraat-varlik-vergisi/">Bir Irkçı İcraat: Varlık Vergisi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/bir-irkci-icraat-varlik-vergisi/huseyin-yuruk-turkiye-demokrasi-tarihi-3/" rel="attachment wp-att-17681"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-17681" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/huseyin-yuruk-turkiye-demokrasi-tarihi-1.jpg" alt="" width="174" height="260" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/huseyin-yuruk-turkiye-demokrasi-tarihi-1.jpg 270w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/huseyin-yuruk-turkiye-demokrasi-tarihi-1-201x300.jpg 201w" sizes="(max-width: 174px) 100vw, 174px" /></a></p>
<p>Sembolik bazı icraatlar o rejimin karakterini ortaya koyan önemli ipuçlarıdır. Rejimin dünya görüşünü ve hayat felsefesini anlamanın yolu bu sembolik icraatlarını tespit etmekle mümkündür.</p>
<p>Milli Şeflik Rejimi&#8217;nin karakter hususiyetlerini ve genetik şifrelerini ortaya koyan belli başlı bazı sembolik icraatlar vardır. Bunlardan biri de Varlık Vergisi uygulamasıdır.</p>
<p>Şeflik Rejiminin devrin güçlü devleti Nazi Almanyası’nın tesirinde giriştiği bu uygulama; unutulmuş Türkiye&#8217;yi bir anda dünyanın gündemine getirmiş, sabıkalı ülkeler konumuna indirmiştir. İktidar ise bu uygulamayla &#8216;sakıncalı&#8217; duruma gelmişti.</p>
<p>Varlık Vergisi, Milli Şef Rejimi&#8217;nin dış politika sahasında sürdürdüğü bir &#8216;denge oyunu&#8217;ndan doğmuş bir uygulamaydı.</p>
<p>Yabana araştırmacılara göre ise bu uygulama, Şef Devri&#8217;nin ırkçı icraatlarının bir parçasıydı. İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte azınlıklara duyulan resmî güvensizlik had safhaya çıkmıştı.</p>
<p>Eski aile kayıtları araştrılıyor, kimin Yahudi menşeli olduğu bulunmaya çalışılıyordu. &#8216;1941 yılında Hitier Almanya&#8217;sı ile yapılan anlaşmanın da bunda önemli hissesi vardı.&#8221;(1)</p>
<p>1942 yılının Kasım ayında kabul edilen Varlık Vergisi Kanunu esas olarak tüccarlardan, istisnai olarak çiftçi ve esnaflardan bir defaya mahsus olmak üzere alınacak bir servet vergisi niteliğindeydi.</p>
<p>Verginin miktarı hususi olarak kurulan komisyonlarca tespit edilmişti. Mükelleflerin tespit edilen miktara itiraz haklan yoktu ve vergilerini bir ay içinde ödemeyenler önce kamplara alınmış, daha sonra çalışma yükümlülüğüne tabi tutulmak üzere Aşkale&#8217;ye sevkedilmişti.</p>
<p>Tahsil edilen verginin yandan fazlası azınlıklarca ödendi. Bütün ülke halkını kapsayan topyekün angarya, vergi ve yükümlülükler hiç bir mahfili ilgilendirmezken bu kez hâdisenin mağdur taraflarından biri azınlıklar olunca uygulamayı duymayan kalmadı ve “vergi, azınlıkları hedef alan haksız bir uygulama olarak târihe geçti(2)</p>
<p>Varlık Vergisi Kanunu Şeflik rejiminin bürokratları tarafından bir İçtimaî cinnet aracı olarak kullanıldı. Bir gecede büyük bir gizlilik içinde daktiloya çekilen liste eşliğinde tahsilat başlatıldı.</p>
<p>On beş gün içinde o zamanın parasıyla yarım milyara yakın para toplânması gerekiyordu. Bu arada bazı sadistçe davranışlar da oluyordu. Bir maliyeci kendi bölgesindeki altın ve mücevherat satıcısı kuyumcuların tümüne haciz koydurmuştu. *Dükkanının ondüle kepenklerini yağlayan bir garibana yağ Tüccarı&#8217;olarak büyük vergiler yüklenmişti Vergiyi ödeyemeyenler Aşkale&#8217;ye gönderildi.'(3)</p>
<p><strong> Hüseyin Yürük, Türkiye Demokrasi Tarihi</strong></p>
<p>(1)-Paulton Hugh,Şapka,Bozkurt ve Hilal,syf;138-139</p>
<p>(2)-Şükrü Karatepe,Tek Parti Devri,sy;81</p>
<p>(3)-Cahit Kayra,1938 Kuşağı,syf;107</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bir-irkci-icraat-varlik-vergisi/">Bir Irkçı İcraat: Varlık Vergisi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/bir-irkci-icraat-varlik-vergisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Şeflik Projesi:Köy Enstitüleri</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/bir-seflik-projesikoy-enstituleri/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/bir-seflik-projesikoy-enstituleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2015 12:34:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Yürük-Türkiye Demokrasi Tarihi 1]]></category>
		<category><![CDATA[Şeflik Rejimi]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Şeflik Projesi:Köy Enstitüleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Yürük]]></category>
		<category><![CDATA[Köy Enstitüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2984</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şeflik Rejimi&#8217;nin ileri gelenleri tabii olarak tasavvur ettikleri hayat tarzları ve gelecek ümidleriyle parelellik arzeden yeni nesiller yetiştirmek istiyorlardı. Ancak bunun için yaygın bir eğitim sistemine ihtiyaç vardı. 0 günlerde 40 bin köyün 35 bininde henüz okul yoktu. Bunu dikkate&#8217; alarak sistemli bir eğitim plânını uygulamaya koydular. Plânın birinci kısmı, Türk halkının zihninde yerleşik bulunan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bir-seflik-projesikoy-enstituleri/">Bir Şeflik Projesi:Köy Enstitüleri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/bir-seflik-projesikoy-enstituleri/koy-enstitusu-250x250/" rel="attachment wp-att-17686"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-17686" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/koy-enstitusu-250x250.jpg" alt="" width="250" height="250" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/koy-enstitusu-250x250.jpg 250w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/koy-enstitusu-250x250-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" /></a>Şeflik Rejimi&#8217;nin ileri gelenleri tabii olarak tasavvur ettikleri hayat tarzları ve gelecek ümidleriyle parelellik arzeden yeni nesiller yetiştirmek istiyorlardı. Ancak bunun için yaygın bir eğitim sistemine ihtiyaç vardı. 0 günlerde 40 bin köyün 35 bininde henüz okul yoktu. Bunu dikkate&#8217; alarak sistemli bir eğitim plânını uygulamaya koydular. Plânın birinci kısmı, Türk halkının zihninde yerleşik bulunan değerler manzumesinin yıkılmasından ibaretti, ikinci kısmı ise, bütün kudsî duyguları hayatından dışlamış, bunun yerine ateizme kadar varan pozitivist bir anlayışla nesiller yetiştirmekti.</p>
<p>Devrin Milli Eğitim Bakanı H. Ali Yücel’e göre, bu öğretmenler Türk inkılabının esaslarını&#8217; köylere götüreceklerdi. Köy Enstitüleri Kanunu 1940 yılında Medis&#8217;te 248 milletvekilinin reyiyle kabul edilmişti. 146 milletvekilinin oylamaya katılmaması ise Kanun&#8217;u içine sindiremeyen mebusların gizli bir muhalefeti olarak yorumlanmıştı.</p>
<p>Bu çerçevede ders kitapları yeniden ele alınmış, körpe dimağlarda &#8216;En çok kimi seviyorsun? sorusunun cevabının karşılığı olarak &#8216;Allah&#8217; yerine fani varlıklar konulmaya başlanıştı. Yeni hazırlanan ders kitaplarında ‘Hacerül Esved&#8217; taşı Prigyalılar devrinden kalma bir efsane, &#8216;Hicret&#8217;ise Mekke&#8217;den Medine’ye kaçıştan ibaretti. Ziraat okullarındaki Zootekniği&#8217; isimli den kitabında domuz yetiştiriciliği&#8217; Türk halkına öğretiliyordu.</p>
<p>1942 yılında liselerde okutulan Fiziki Coğrafya kitabı öylesine mânâsız bir şekilde Türkçeleştirilmişti ki, kitabın müellifi dahi eserini anlayamayacak duruma gelmiştir(1)“Okullarda Latin ve Grek kültürünün öğretilmesine ağırlık verilmiş, kültürün klasik eserleri tercüme edilerek devlet tarafından yayınlanmıştı.&#8221;(1)</p>
<p>Devlet okullarında bu çerçevede tedrisat sürdürülürken rejimin ileri gelenleri ve ideologları çeşitli zeminlerde dine ait inançları yozlaştırmak için gayret gösteriyorlardı. &#8220;Yunus Nadi, Kuran&#8217;ın Allah&#8217;ın bildirdiği vahiylerden değil, Peygamberin sözlerinden ibaret olduğunu”(2) savunurken, &#8216;Fahrettin Al tay Paşa, İslam dini&#8217; ismiyle yazdığı kitapta Kuran&#8217;ın modem evrim teorisine destek verdiğini”(3) ileri sürmekteydi.</p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı diğer okullardan farklı bir teşkilat yapısına sahip Köy Enstitüleri&#8217;nde öğretmenlere öğretmenliğin ötesinde bir misyon yüklenilmişti. Bu misyon okulların kurucusu İsmail Hakkı Tonguç&#8217;un ifadesiyle; &#8216;Köy hocasının yerine devrimin dinamizmini taşıyan fertler koymak’tan ibaretti. Bu proje başlı başına bir devrim stratejisi ve taktiğiydi.'(4)</p>
<p>&#8216;Köy Enstitüsü Projesi mimarlarının ana gayesi Anadolu Halkının hayatından köy imamını çekip almak onun yerine, köy enstitüsü mezununu bir inkılap öncüsü olarak köye yerleştirmekti(5)</p>
<p>“Enstitü öğretmenleri bunun için kendi elleriyle diktikleri Atatürk heykelinin önünde Anadolu köylüsünü gericilikten kurtarmak üzere and içiyorlardı.&#8221;(6)</p>
<p>Köy Enstitülerinde bu çok yoğun ideolojik şartlanma ile yetişen öğrenciler, öğretmen olarak gittikleri köylerde &#8220;köylüye süt içirerek ve mandolin çaldırarak görkemli resmi anma merasimleri düzenletiyorlardı&#8221;(7)</p>
<p>Öte yandan ülkeyi kasıp kavuran yokluk ve yoksulluk şartlan bu okulları da etkiliyor, &#8216;bu okullara gelen küçük yaştaki öğrenciler okul yapımında güçlerinin üzerinde çalıştırıldıkları için sakat kalıyor, hatta içlerinde ölenler oluyordu.(8)</p>
<p>Köy Enstitüsü öğrencilerinin bir kısmı ise Anadolu topraklarından çok uzak diyarlarda dünyaya gelmiş Gagauz Türkleriydi. Türkçü fikirleriyle tanınan Hamdullah Suphi Tanrıöver Romanya Büyükelçisi olarak dinleri Hıristiyan ancak ırkları Türk olan bu toplulukla hususi olarak ilgilenmiş ve onlan bizzat köy enstitülerine yerleştirmişti. &#8220;Bunların yaşlarına ve tahsil derecelerine göre kimisi öğretmen kimisi de öğrenci olmuşlardı Köy Enstitülerine.*(9)</p>
<p>Hamdullah Suphi tarafından Türkiye&#8217;ye getirtilen Gagavuzların hüviyet cüzdanlarına 16.09.1943 târihli Bakanlar Kurulu kararınca Türk ortodoks&#8217; yazılması kabul edilmişti.(10)</p>
<p>Şeflik rejimi tarafından sistemli bir şekilde uygulanan bu eğitim politikası zaman içersinde bütün neticelerini doğurmuş Anadolu halkı &#8216;Hocasız&#8217; kalmıştı. Halkın artık cenazesini yıkayacak bir hocası yoktu, ama resmî bayramlarda ona mandolin çalacak öğretmenleri vardı.</p>
<p>Rejimin ideologları Şeflik Devri&#8217;nin sonuna doğru dinin sadece Allah ile kul arasında bir bağ değil aynı zamanda bir sosyal hakikat olduğunu farkettiklerinde iş işten çoktan geçmişti. Köylerde çoğu zaman ölüleri gömmek için bir hoca bulunamamaktaydı.&#8221;(11)</p>
<p>Nitekim iki önemli Rejim ideologu Behçet Kemal Çağlar ve Nadir Nadi &#8220;Ana babaların çocuklarına tanrısal eğitim vermek için din rehberlerinin bulunmadığı gerekçesiyle din dershanelerine kolayca izin verilmesi gerektiğini savunur.&#8217; duruma gelmişlerdi. Başbakan Haşan Saka da &#8216;Mekteplere acilen din dersi konulması’zaruretinden bahseder olmuştu.(12)</p>
<p><strong> Hüseyin Yürük, Türkiye Demokrasi Tarihi</strong></p>
<p>(1)Abdurrahman Dilipak,Menderes Dönemi,syf;245</p>
<p>(2)-Şükrü Karatepe,Tek Parti Devri,syf;104</p>
<p>(3)-Gethard Jeaschke,Yeni Türkiyede İslamlık,syf;48</p>
<p>(4)-age,syf;136</p>
<p>(5)-Şükrü Karatepe,age,syf;97-99</p>
<p>(6)-Sebahattin Eyüboğlu,Köy Enstitüleri,syf;25</p>
<p>(7)-age,syf;90</p>
<p>(8)Şükrü Karatepe,age,syf;98</p>
<p>(9)-Münevver Ayaşlı,İşittiklerim Duyduklarım,syf;95</p>
<p>(10)-H.Suphi,Anılar,sf;160</p>
<p>(11)-Eşref Edib,Kara Kitap,syf;77</p>
<p>(12)-age,syf;79</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bir-seflik-projesikoy-enstituleri/">Bir Şeflik Projesi:Köy Enstitüleri</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/bir-seflik-projesikoy-enstituleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tek Parti Devri’nde Geri Kalmış Ülke Manzaraları</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/tek-parti-devrinde-geri-kalmis-ulke-manzaralari/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/tek-parti-devrinde-geri-kalmis-ulke-manzaralari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2015 12:24:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Yürük-Türkiye Demokrasi Tarihi 1]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Yürük]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Parti Devri’nde Geri Kalmış Ülke Manzaraları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2982</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anadolu topraklarındaki yol(suzluk) problemi devre ait eserlerin çoğunda çeşitli şekillerde yer alıyordu. &#8220;Samsun&#8217;dan 180 kilometre uzaklıkta olan Ordu&#8217;ya karayolundan gitmek mümkün değildi. Vatandaşlar tam 27 yıldır &#8216;yol yapıyoruz&#8217; denilerek yollarda taş kırmış, kürek sallamıştı. Fakat, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin&#8217;i birbirine bağlayan bir sahil yolu dahi yapılmamıştı. Diyarbakır&#8217;dan Siirt&#8217;e beş günde ulaşılıyordu.&#8221;(1) Manisa’dan, Manisa’nın [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/tek-parti-devrinde-geri-kalmis-ulke-manzaralari/">Tek Parti Devri’nde Geri Kalmış Ülke Manzaraları</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/tek-parti-devrinde-geri-kalmis-ulke-manzaralari/tek-parti-donemi-halkin-durumu-420x261/" rel="attachment wp-att-17685"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-17685" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/tek-parti-donemi-halkin-durumu-420x261.jpg" alt="" width="420" height="261" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/tek-parti-donemi-halkin-durumu-420x261.jpg 420w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2015/01/tek-parti-donemi-halkin-durumu-420x261-300x186.jpg 300w" sizes="(max-width: 420px) 100vw, 420px" /></a></p>
<p>Anadolu topraklarındaki yol(suzluk) problemi devre ait eserlerin çoğunda çeşitli şekillerde yer alıyordu. &#8220;Samsun&#8217;dan 180 kilometre uzaklıkta olan Ordu&#8217;ya karayolundan gitmek mümkün değildi. Vatandaşlar tam 27 yıldır &#8216;yol yapıyoruz&#8217; denilerek yollarda taş kırmış, kürek sallamıştı. Fakat, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin&#8217;i birbirine bağlayan bir sahil yolu dahi yapılmamıştı. Diyarbakır&#8217;dan Siirt&#8217;e beş günde ulaşılıyordu.&#8221;(1)</p>
<p>Manisa’dan, Manisa’nın kazası Turgutlu&#8217;ya ve Alaşehir&#8217;e gitmeniz ancak trenle mümkündü. Yoldan gitmek mümkün değildi. Dağ kasabalarına gitmek ise hiç mümkün değildi.(2)</p>
<p>Ülkenin büyük şehirlerinin yol ve ulaşım durumu ise Anadolu’dan pek farklı değildi.<br />
İstanbul&#8217;un burnunun dibindeki Çatalca&#8217;da, bu eski vilayet merkezinde istasyonla şehir arasında adamakıllı bir yol yoktu. Yağışlı havalarda arabalar ortadan çekiliyor, halk muhasarada kalıyor.'(3) 0 gönlerde Istanbul-Ankara arası karadan kamyonla 2 günden fazla sürüyordu(4)</p>
<p>&#8216;Bir gün tatbikat vesilesiyle sabah erkenden ciplerle kışladan hareket edildi. Yakacık, Şamandıra, Alemdağı üzerinden ömerli&#8217;ye kadar gidebildik. Şile yolundan kuzeye ayrılıp sahile ulaşmak mümkündeğildi.&#8221;(5)</p>
<p>&#8220;Kamyonlar, hatta tanklar ve hafif tırtıllı araçlarımız bile mevcut yoldan Şile&#8217;ye kadar gidemezdi. 1940lı yıllarda çevremizde yol durumu böyteydı.&#8221;(6)</p>
<p>İstanbul&#8217;un bizatihi kendi konumu da Anadolu&#8217;daki ve ülkenin büyük şehirlerindeki yol durumunu ifade eden bu yalın gerçekleri taçlandıracak vasıftaydı, vatan Caddesi’nin olduğu yeri Hırka-i Şeriften aşağı giderek ulaşmak istedik. Az sonra yol bitti, önümüz tâ Vakıf Gureba Hastahûnesi&#8217;ne kadar marul tarlasıydı. Kenarda otlayan atlar vardı. Çamurdan arsaya yaklaşamadık..&#8221;(7)</p>
<p>&#8220;1947 yılında harita üzerinde 43 bin 977 km yol gösteriliyordu. Ancak harita üzerinde görülen karayollarının yalnızca 932 km&#8217;si sert yüzey, asfalt ve benzeri vasıftaydı.”(8) Geri kalan 43 bin km yol, yukanda bahsedilen çıkmaz yollardan ibaretti.</p>
<p>Yolsuzluk medeniyetsizlik demekti. Yolun gitmediği yerlere çağdaş medeniyetin hayatı kolaylaştıran yenilikleri de tabiî olarak ulaşmamıştı. Zaten ülke halkını kasıp kavuran yokluk ve yoksulluk, medeniyetin nimetlerine ulaşmayı bütünüyle imkansız hale getiriyordu.</p>
<p>Büyük şehirlerin çoğunda dahi geceleri elektrikler kesiliyordu. Çünkü Türkiye&#8217;nin mevcut baraj sayısı üçten ibaretti. Kişi başına 28 kwh elektrik düşüyordu. Ülke çapında dolayısıyla birçok evde elektrik ve su yoktu. Elektriğin olmadığı yerde radyo da tabiî olarak bulunmuyordu. &#8217;15 milyonluk Türkiye&#8217;de radyo sahiplerinin sayısı lobinden ibaretti.“(9)</p>
<p>&#8220;Telefon ise pek az kimsenin ulaşabildiği bir lükstü. Koskoca İstanbul&#8217;un telefon rehberi 300 sayfayı bulmuyordu.&#8221;(10)</p>
<p>Nüfusun sadece yüzde 33‘ü okuma yazma biliyordu o devirde. Çünkü bütün imkanların sınırlı olduğu gibi,ülke halkının eğitim imkanları da yok denecek kadar azdı. Bir çok il merkezinde lise dahi yoktu. Trabzon Lisesi, Trabzon&#8217;dan başka beş vilayete daha hitap ediyordu. Rize, Artvin, Gümüşha-ne ye Ordu vilayetleri öğrencileri Trabzon’a gitmek zorunda alıyordu. Amasya, Bilecik, Bitlis, Bingöl, Bolu, Burdur, Çanakkale, Çankırı, Çorum gibi vilayetler lise olmayan il merkezlerinden bazılarıydı. Milli Şef Türkiye&#8217;sinde il ve ilçe merkezlerinin hali haritada görüldüğü gibi değildi.</p>
<p>Varlık ile yokluk arasında ince bir çizgi arasında yaşama mücadelesi veren yoksul, unutulmuş insan merkezleriydi bunlar. &#8220;Aşkale, o zaman çok küçük bir köy idi&#8221;(11) &#8220;Kurtalan, Orta Asya çöllerinde kaybolmuş bir köye benziyordu.&#8221;(12)<br />
&#8220;Ankara&#8217;nın Altındağ’ı adeta çamur ve pislik deryasıydı. Evlerinde su olmayan koskoca mahallenin iki çeşmesi vardı. Halk bu çeşmelerin başında saatlerce nöbet beklerdi.&#8221;(13)</p>
<p>O günkü Anadolu&#8217;nun halini en çarpıcı bir şekilde anlatan ifadelerden biri Samet Ağaoğlu&#8217;na aittir. Ağa oğlu geçmişi yüzyıllara dayanan bir târihi şehre Erzurum&#8217;a kavuşmasını şöyle anlatıyor: &#8220;Anadolu&#8217;da nasıl bir hayat yaşandığına gezilerimde şahit olmuştum. Bir tetkik seyahatinde bindiğim aracın şoförü &#8216;Erzurum&#8217;a geldik’ dediği zaman ‘Nerede?&#8221; diye ister istemez sormuştum, önümde sadece bir yangın yeri, toprak içine kazılmış dükkanlar, küçük kerpiç evler ve bir iki cami kubbe ve minaresi vardı. Kendimi tutamamış ve bağırarak sormuştum &#8220;Erzurum bu mudur ?(14)</p>
<p>(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.Yıldız Sertel&#8217;in hâtıralarındaki bazı tespitler o devir ile ilgili nâdir sosyal tahlillerden biridir Yıldız Sertel&#8217;in İstanbul&#8217;un Edirnekapı semti ve Sivas’ın bir ilçesinde şahid olduğu hadiseler ülkenin o gün içinde bulunduğu hali gösteren açık gerçekleridir. O günlere ait tespitleri Yıldız Sertel&#8217;in notlarından takip edelim: .</p>
<p>&#8220;Ben İstanbul’da Edirnekapı isimli bir mahallenin varlığından dahi haberdar değildim. Mahalleyi görünce hayretler içinde kaldım. Moda’da oturan, kolejde okuyan ben böyle bir sefaletin varlığını hayal bile edemezdim. Evler dökülüyor, bazı aileler viraneliklerde oturuyorlardı. Renkler, benekler soluktu. Belli ki verem yaygındı. Vitaminsizlikten sakat doğmuş bebekler, özürlü çocuklar görüyordum. Her kadının kucağında bir bebek vardı ama memelerinde süt yoktu. Yan açtılar. Daha kötüsü pislikten geçilmiyordu. Uyuz vardı ve sabun almaya paraları yoktu. Her açtığım kapıdan bir ah işitiyordum.&#8221;(15)</p>
<p><strong>Hüseyin Yürük, Türkiye Demokrasi Tarihi</strong></p>
<p>(1)-Bilgiç, Sadettin Dr. / Hatıralar / Boğaziçi Yay, / İstanbul, 1998 / Sh|29<br />
(2)-Dünya Dergisi,syı:2002/10<br />
(3)-R.Nuri Güntekin,Anadolu Notları,sy:108<br />
(4)-Kenan Kocatürk,Bir Subayın Anıları,sy;410<br />
(5)-Age,syf;353<br />
(6)age,syf;354<br />
(7)-Kadir Mısıroğlu,Geçmiş Günü Elerken,syf;129<br />
(8)-Cüneyd Arcayürek,Yeni İktidar Yeni Dönem,syf;65<br />
(9)-Özcan Güçlü,Nokta Dergisi,2002/10<br />
(10)-Mihri Belli,Anılar;syf;336<br />
(11)-Kenan Kocatürk,age,sy;375<br />
(12)-Cahit Kayra,1938 Kuşağı,syf;114<br />
(13)-O.Yüksel Serdengeçti,Mabetsiz Şehir,syf;23<br />
(14)-Samet Ağaoğlu,Siyasi Günlük,syf;40<br />
(15)Yıldız Sertel,Ardımdaki Yıllar,syf;62</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/tek-parti-devrinde-geri-kalmis-ulke-manzaralari/">Tek Parti Devri’nde Geri Kalmış Ülke Manzaraları</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/tek-parti-devrinde-geri-kalmis-ulke-manzaralari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
