<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ümit Aktaş | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/umit-aktas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Mar 2015 09:17:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Ümit Aktaş | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kainat ve İnsan Bilinci</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/kainat-ve-insan-bilinci/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/kainat-ve-insan-bilinci/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2015 22:06:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Aktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[Kainat ile İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Kainat ve İnsan Bilinci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3247</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanoğlunun en önemli problemlerinden biri de bir değerler sis­temi olarak değişmez bir bütünlük arzetmeyişidir. İnsanın dışındaki tüm yaratılmışlar kendilerine gömülmüşlerdir. Bütünlük içerisinde ve dışa kapalıdırlar. Ama insan bilinci ve ruhuyla (sezgisel bilinç) kâi­nata ve ötesine açılmıştır; doğal bir bütünlüğe gömülmüş ve stabil bir dengeye haiz değildir. O nedenle insan, dışa açık hassalarının den­ge bozucu işlevlerini [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kainat-ve-insan-bilinci/">Kainat ve İnsan Bilinci</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlunun en önemli problemlerinden biri de bir değerler sis­temi olarak değişmez bir bütünlük arzetmeyişidir. İnsanın dışındaki tüm yaratılmışlar kendilerine gömülmüşlerdir. Bütünlük içerisinde ve dışa kapalıdırlar. Ama insan bilinci ve ruhuyla (sezgisel bilinç) kâi­nata ve ötesine açılmıştır; doğal bir bütünlüğe gömülmüş ve stabil bir dengeye haiz değildir. O nedenle insan, dışa açık hassalarının den­ge bozucu işlevlerini de hesaba katarak dinamik-ozgürlükçü bir denge sağlamak zorundadır. Bilinci ve ruhunun oluşturduğu dış algı ve zorlamaları içsel karşı oluşumlarla sürekli olarak dengeleyebilmelidir. Aksi halde insan olma potansiyelini edimselleştirememek gibi bir özdeşlik<strong>, tekrarlılık ya da</strong> tereddiye düşebilir.</p>
<p>Bilincimiz, duyu organlarından sağladığı algıları değerlendirerek insan hakkında sürekli bir bilgi sunmaktadır bize. Ama bu bilginin kâinatın bizzat kendisi değil, bilince dönüştürülmüş, İnsanî de­ğerler sistemi içerisinde oluşturulmuş bir ifadesi olduğunu gözden kaçırmamalıyız. Yani biz hiçbir zaman gerçek kâinatı taşımamaktayız zihnimize. Onun ışık, ısı, renk, koku, duyu gibi arazlarla bilincimizde remizlendirilen bir tür temsilidir (simülasyon) zihnimizde oluşan. Bu ise bilindiği gibi soyut bir bilgidir. Kâinatla insan arasında olu­şan bir ara-çevirici değerler sistemidir. Kâinatı bilince dönüştürme işlemi de İnsanî değerler sistemi açısından denge bozucu bir özellik arzetmektedir.</p>
<p>Burada insanın kendi bireysel bilincini inşa çabası ile toplumsallığın onun üzerinde inşaya çalıştığı öznellikler arasında­ki çatışmalar, kişilik sorunları kadar, kişilik bölünmelerine de yol aça­bilir. Ama bilinç, her hâlükârda, ne kadar parçalanmış ve dağılmış olsa da, insanın kendi bilincidir. Bilinç kendi karşı değerlerini, yani kendisinin de dahil olduğu dünya bilgisini-bilincini dengeleme iş­lemini yine kendi içindeki bilinçsel faaliyederle sağlar. Dünyaya kar­şı savunur kendisini ve cevaplar üretir. Bu cevaplar etik, estetik, bi­limsel ve politik niteliklerde olabilir. Önemli olan insanın bu üret­kenliğe ulaşabilmesidir. İnsan açısından asıl sorun, kişilik gelişimi­nin bu üretkenliğe geçemediği bir kertede bastırılması, tıkanması ya da kendi içerisine kapanmasıdır. Ama hakikati hiçbir zaman gerçek mahiyetiyle kavrayamayacağımız için, bilincin problemi de hiçbir zaman tam olarak çözülemeyecek, denge kurma çabası hiç dur­maksızın sürdürülecektir.</p>
<p>Ümit Aktaş, İnsan ve İslam</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kainat-ve-insan-bilinci/">Kainat ve İnsan Bilinci</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/kainat-ve-insan-bilinci/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın ve Erkek Eşitliği Olabilir mi?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/kadin-ve-erkek-esitligi-olabilir-mi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/kadin-ve-erkek-esitligi-olabilir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2015 21:27:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Göre Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Aktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Uygarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın ve Erkek Eşitliği Olabilir mi?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3253</guid>

					<description><![CDATA[<p>İslam&#8217;a göre de kadın ve erkek, her şeyden önce ortak bir nefse dayanan sahip olan birer insan olarak telâkki edilir. Aralarında bir karşıtlık değil, bir farklılık bulunmaktadır. Ama toplumsal bütünlük fe­risinde onlar, bir aile hukuku içerisinde de mütalaa edilirler. İslam açısından burada, olgusal duruma işaret eden bazı telmihlerin dışında, herhangi bir nitel üstünlük atfı söz [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kadin-ve-erkek-esitligi-olabilir-mi/">Kadın ve Erkek Eşitliği Olabilir mi?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İslam&#8217;a göre de kadın ve erkek, her şeyden önce ortak bir nefse dayanan sahip olan birer insan olarak telâkki edilir. Aralarında bir karşıtlık değil, bir farklılık bulunmaktadır. Ama toplumsal bütünlük fe­risinde onlar, bir aile hukuku içerisinde de mütalaa edilirler. İslam açısından burada, olgusal duruma işaret eden bazı telmihlerin dışında, herhangi bir nitel üstünlük atfı söz konusu değildir. Ama İslam, so­yut ve hümanist bir eşitlikçilik adına, olgusal gerçekliği de görmez­likten gelmez. Kadın, her şeyden önce bir annedir ve biyolojik-psi­kolojik varlığı buna göre şekillendirilmiştir. Hatta onun bu açıdan ha­yata yakınlığı erkekten daha fazla ve daha içseldir. Erkeğin özellikle soyun sürdürülmesi hususundaki durumu daha arızi ve biçimseldir. O nedenle hayat karşısında kadını ve erkeği belli bir eşitlikte ta­nımlamak, bir yanlış tanımlamadır ve sonuçları da vahimdir.</p>
<p>Zaten  önemli olan toplumsal konfigürasyonun, bu somut olgusallığın rikkate alınarak oluşturulmasıdır. Aksi halde bu durumu dikkate al­madan oluşturulacak soyut bir eşitlikçi nizam, daima zayıf olanın ezil­mesiyle sonuçlanacaktır. Yani tabir caizse, bu açıdan yeri geldiğinde pozitif bir ayrımcılık yapmak, sanırım daha doğru bir davranış volu olacaktır. Sorun ise, bu ayrımcılığın giderek aslî bir ayrımcılığa dön­üştürülmesinden sakınılmasıdır. İslam’ın aile bağlarının korunmasını neredeyse imanî bir esas gibi telakki etmesi, bu temel esastan kay­naklanmaktadır; aile, İslam toplumu açısından temel bir değere ha­izdir ve belki de somut olan yegâne toplumsal kurumdur çünkü.</p>
<p>Kadınlık ya da erkeklik elbette salt cinsel işareder ve değerler de­ğildir. Bir bölünmüşlüğün simgesi gibi dursalar bile, kadın ve erkek apayrı toplumsal karakterleri temsil ederler çünkü. Çoğu kez bu ay­rımı biz salt cinsel bir ayrıma indirgeriz, iki ayrı cins deriz. Gerçi bu iki toplumsal değer, aynı nefse, sorumluluğa, aynı kaynaktan gelmenin benzerliklerine sahiptir. Ayrı duruşlarında ise cinselliğin oldukça yo­ğun etkileri vardır. Ancak bilinmeli ki bu, salt cinsel bir ayrı duruş değildir. Tüm kâinat sisteminde görülen, sistematiklerin oluşumunda karşıtlık oluşturan,iki karşı değer, karşı işaret oluşumunun insanı sistematiğede bir yansımasıdır. Ama cinsel bölünmüşlük, pozitif ve ne- gatif değerler veya olgular gibi birbirlerini matematiksel olarak sı­fırlayan bir karşıtlık anlamına gelmez; burada artık matematiksel değil biyolojik ve hatta İnsanî bir karşıtlaşmadan söz edebiliriz.</p>
<p>Bu, ontolojik bir karşıtlık değil, sadece cinsel bir karşıtlıktır; yani var­lığın sadece bir yönü üzerine hasredilmiş bir karşıdık. Birbirini hem bütünleyen, hem de zıtlayan bu karşıtlaşma, temelsel olmayan bir yön uzerinden sağlanan zıtlıkla, toplumsalın kuruluşunu, akrabalık ilişkilerini, dili (konuşma anlamında) ve üremeyi, ortak bir temel­deki ayrışma üzerinden mümkünleştirir. Cinsel karşıtlık, temelsel bir karşıtlık değil, sadece bir fark yaratır; bu fark ise neredeyse tüm in­sani edimlerin üzerine bina edildiği bir gerilim, mesafe ve çelişme ile, doğal bir üretkenlik temelini oluşturur.</p>
<p>Batı uygarlığı ise, kadın ve erkeği iki ayn değer olarak almak yeri­ne, bir tek ve eşit bir değere indirgemek istemektedir. Sistemin man­tığının bir sonucu olarak üreme olgusu zaman içerisinde çözümlenecek, kadına ve erkeğe bağımlılıktan kurtarılacak bilimsel bir sorun olarak alınmaktadır. Doğal üreme şekli ise şimdilik kaydıyla, ama aile ekse­ninden uzaklaştırılarak sürdürülmektedir. Bu uygarlığın mensupları cinsel haz ve isteklerini evlilik bağıyla kayıtlamadıkları gibi, bu yine illâ da karşı cinsle birleşme, bir sevgi bağı, bir kadın ve erkek ilişkisi ola­rak da değerlendirilmemektedir. Süre giden evlilikler de eşler arasın­da bağlayıcılık ifade etmediğinden (sistemin mantığı gereği), evlilik dışı cinsel ilişkiler, serüvenler, eşdeğiştırmeler, çarpık ve sapık ilişkiler, cinsel yozlaşmalar, cinselliği yadsıma eğilimleri, eşcinsel ilişkiler ya da çözülemeyen sorun ve bunalımlarıyla bu uygarlık,sınırsız bir hazcılığın uyuşturduğu yine sınırsız bir doyumsuzlukla insanlığı hayvanlardan dahi aşağı olan bir seviyeye doğru çekmektedir.</p>
<p>Ümit Aktaş, İnsan ve İslam</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kadin-ve-erkek-esitligi-olabilir-mi/">Kadın ve Erkek Eşitliği Olabilir mi?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/kadin-ve-erkek-esitligi-olabilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanın Özgürleşmesi</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/insanin-ozgurlesmesi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/insanin-ozgurlesmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2015 21:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanın Özgürleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Aktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Maddecilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3257</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özgürlük, kapitalizm ya da maddecilik tarafından anlaşıldığı hâliyle doyum, tüketim ve hedonist serbestleşme olarak anlaşılmamalıdır. Hatta tam aksine özgürlük, her şeyden önce bir vazgeçme, müs­tağnilik, feragat, özveri, dayanışma ve paylaşma becerileridir. İnsan ise, kendisine sunulmuş olan refahtan yararlanma kapasitesince, yani batılı normlar tarafından ölçüt alındığı gibi birtakım maddî tüke­tim kıstasları ölçüşünce değil, tam aksine, bu [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insanin-ozgurlesmesi/">İnsanın Özgürleşmesi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özgürlük, kapitalizm ya da maddecilik tarafından anlaşıldığı hâliyle doyum, tüketim ve hedonist serbestleşme olarak anlaşılmamalıdır. Hatta tam aksine özgürlük, her şeyden önce bir vazgeçme, müs­tağnilik, feragat, özveri, dayanışma ve paylaşma becerileridir. İnsan ise, kendisine sunulmuş olan refahtan yararlanma kapasitesince, yani batılı normlar tarafından ölçüt alındığı gibi birtakım maddî tüke­tim kıstasları ölçüşünce değil, tam aksine, bu tür konformist bir asi­milasyona direnebildiği, yapabileceği halde yapmama iradesini gösterebildiği ölçüşünce nitel anlamda özgürleşebilir. Aksi bir tutum ise sadece serbestleşmek ya da nicel özgürlüktür; ki bu, insanı sadece doygun bir hayvan kılar, bir insan değil.</p>
<p>İnsanların kişiliği, sadece yaptıklarıyla değil, yapamadıkları, yapmadıkları, vazgeçtikleri ve feragat ettikleri şeylerle de oluşur. Kal­dı ki insanlar önlerine sahici sorunları koyabildikleri gibi, sahte so­runlar ya da içi boş uğraşlarla da zamanlarını israf edebilirler. Bu on­ların kişiliklerine olumlu bir katkıda bulunmadığı gibi, bu kişilik­lere &#8216;mış&#8217; gibi yapmak” gibi bir karakter görüntüsü vererek, kendi­lerini aldatmalarına ve yoldan çıkarmalarına da neden olabilir.</p>
<p>Ümit Aktaş, İnsan ve İslam</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insanin-ozgurlesmesi/">İnsanın Özgürleşmesi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/insanin-ozgurlesmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölümün Olmadığı Bir Hayat?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/olumun-olmadigi-bir-hayat/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/olumun-olmadigi-bir-hayat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2015 21:23:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Ölümün Olmadığı Bir Hayat?]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Aktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat ve Trajedi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3259</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ölümün olmadığı bir hayatta çatışma, imtihan, tekâmül, kahramanlık, esaret, kurtuluş, özgürlük, aşk, tra­jedi; iman-küfür ve hak-batıl çatışması&#8230; kısacası insanı insan kılan tüm değerler anlamını yitirecektir. Ölümsüzlüğü talep, aslında ha­yatı trajik kılan o bıçak sırtında yaşamaktan, ya da bir başka deyiş­le “havf ile reca” arasındaki bir hayattan kurtulmak; bir anlamda kon-formist bir muhafazakârlıktır. Ucunda ölüm olmayan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/olumun-olmadigi-bir-hayat/">Ölümün Olmadığı Bir Hayat?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ölümün olmadığı bir hayatta çatışma, imtihan, tekâmül, kahramanlık, esaret, kurtuluş, özgürlük, aşk, tra­jedi; iman-küfür ve hak-batıl çatışması&#8230; kısacası insanı insan kılan tüm değerler anlamını yitirecektir. Ölümsüzlüğü talep, aslında ha­yatı trajik kılan o bıçak sırtında yaşamaktan, ya da bir başka deyiş­le “havf ile reca” arasındaki bir hayattan kurtulmak; bir anlamda kon-formist bir muhafazakârlıktır. Ucunda ölüm olmayan bir hayat çün­kü, hiçbir zaman riske edilemez; ve dolayısıyla da trajikleşemez. Ken­disini bir “bilge kral” değil, bir “bilge öncü” olarak tanımlamanın daha doğru olduğu Aliya Izzetbegoviçe göre de trajedi, aslında dinî bir meseledir. (Özgürlüğe Kaçışım, s.64)</p>
<p>Hayatı trajik kıldığı kadar onu sahicileştiren de, aslında ölüm­süzlüğü değil, ölümlülüğüdür. Ölümü dikkate almadan hayattan, ha­yatı dikkate almadan da hakikatten bahsedemeyiz. Ölümsüzlük, var­lığı hakikatin gölgesi kılarak, hayatı trajedi, zaman, sahicilik ve ya­ratıcılıktan yoksunlaştırır. Ölümlü olmak, hakikate hep belli bir ulaşılamazlık minvali içerisinde; zamanın ve yaratıcılığın asliyetini ken­disine bir kader kılarak, hakikatin karşısında hep belli bir özlem, huşu,haşyet, ürküntü ve huzursuzluk hâli içerisinde olmaktır. Bu, bir an­lamda kendi varlığının iliklerine dek işleyen bir emin olmama hâ­linin pekinleştirilmesidir. Hakikat eminliktir çünkü. Eminlik ise ölüm­süz olmak anlamında beka ve mukavimliktir.</p>
<p>Ümit Aktaş, İnsan ve İslam</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/olumun-olmadigi-bir-hayat/">Ölümün Olmadığı Bir Hayat?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/olumun-olmadigi-bir-hayat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslam Konferansı Örgütü ve &#8220;Vahdet&#8221;</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/islam-konferansi-orgutu-ve-vahdet/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/islam-konferansi-orgutu-ve-vahdet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2015 21:21:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Konferansı Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Konferansı Örgütü ve "Vahdet"]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Aktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Tevhidi Kardeşlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3263</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tevhidî bir esası ve ilahî risaletin öngördüğü yöntemsel tavrı önem­semeyen, birlikteliklerini bu bazda oluşturmayan Müslümanlar paramparça olmaya mahkûmdurlar. Zahire aldanarak kardeşlik edebiyatına girişmek ve temelde sağlanmayan vahdeti üst yapılarda, sözde İslâmî kuramların birleştirilmesiyle oluşturmaya çalışmak tevhidi ve yöntemsel açılardan hareketin henüz yeterince anlaşdmadığının bir göstergesidir. Sözgelimi İslam Konferansı Örgütü, günü­müzde bu tip bir birlikteliğin tipik [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/islam-konferansi-orgutu-ve-vahdet/">İslam Konferansı Örgütü ve “Vahdet”</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tevhidî bir esası ve ilahî risaletin öngördüğü yöntemsel tavrı önem­semeyen, birlikteliklerini bu bazda oluşturmayan Müslümanlar paramparça olmaya mahkûmdurlar. Zahire aldanarak kardeşlik edebiyatına girişmek ve temelde sağlanmayan vahdeti üst yapılarda, sözde İslâmî kuramların birleştirilmesiyle oluşturmaya çalışmak tevhidi ve yöntemsel açılardan hareketin henüz yeterince anlaşdmadığının bir göstergesidir.</p>
<p>Sözgelimi İslam Konferansı Örgütü, günü­müzde bu tip bir birlikteliğin tipik bir örneğidir.</p>
<p>Ümit Aktaş, İnsan ve İslam</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/islam-konferansi-orgutu-ve-vahdet/">İslam Konferansı Örgütü ve “Vahdet”</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/islam-konferansi-orgutu-ve-vahdet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tevhidi Mücaadele Ekseni</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/tevhidi-mucaadele-ekseni/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/tevhidi-mucaadele-ekseni/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2015 21:19:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İlahi Yaradıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Aktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Şirk]]></category>
		<category><![CDATA[Tevhid]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3261</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tevhidi açıdan Allah, sürekli bir faildir. Ama İslam tümtanrıcı değildir. Yanı Allah ile kâinat ilişkisi bir özdeşlik ilişkisi olmayıp, ya­ratıcı ile esen arasındaki illiyete dayanan bir ilişkidir. Ama bu bir neden-sonuç ilişkisi gibi anlaşılmamalı; çünkü nedensellik ilişkisi dünyava ait bir kavramdır, yani yaratılmışlar arası bir ilişkidir. Doğal ola­rak eser, yaratıcısına işaret eder. Ancak dünya bir [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/tevhidi-mucaadele-ekseni/">Tevhidi Mücaadele Ekseni</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tevhidi açıdan Allah, sürekli bir faildir. Ama İslam tümtanrıcı değildir. Yanı Allah ile kâinat ilişkisi bir özdeşlik ilişkisi olmayıp, ya­ratıcı ile esen arasındaki illiyete dayanan bir ilişkidir. Ama bu bir neden-sonuç ilişkisi gibi anlaşılmamalı; çünkü nedensellik ilişkisi dünyava ait bir kavramdır, yani yaratılmışlar arası bir ilişkidir. Doğal ola­rak eser, yaratıcısına işaret eder. Ancak dünya bir imtihan ve insa­nın kendisini ortaya koyma ve gerçekleştirme dünyası da olduğu ve dolayısıyla da bir mizansen olmadığı için, insan özgürdür; ve bu öz­gürlüğün sıhhati ve imtihanın şartları gereği, olumlu ve olumsuz içerimlere de haizdir. Bu dünyanın olası en mükemmel dünya olduğunu söylemek ise doğru değildir. İlahî yaratıcılık sürmektedir çünkü; ve, Allah da özgür olduğu için farklı dünyaları yaratması (yaratmış ol­ması) da mümkündür. Beri yandan yaratıcılık, insanın özgürlüğü ıcabınca da sürdürülmektedir; yani dünya sırf bu açıdan da olsa nakıs bırakılmıştır. Ama bu öyle bir nakışlıktır ki, mükemmelliği de insana sezdirmekte, insanı kendisine müştak kılmaktadır.</p>
<p>Beri yandan tevhid, bir toplumsal şiarı da ortaya koyar. Bu ise, adaletsizliğe ve zulme dayanan batıl sistemler karşısında harekete ge­çen güçlerin birliği anlamındadır. Sınıflara, ırklara, cinsiyete, toprağa ya da kana dayalı ayrıştırıcı ve somut nesnel koşulların icbarı­na dayalı bir toplumsal mücadele ekseninden ise, tevhidi mücaadele ekseni, tüm toplumsallığı kesebilen (kapsayabilen), özgür seçimlere ve imana dayanan, beri yandan ise toplumsal mecburiyetlere mebni olmadığı için özgürleştirici bir niteliğe de haiz olan, zulme ve toplumsal-siyasî-iktisadî güçlerin tanrısallaştırılmasına (bu güçlerin zor­balığına) karşı olan tüm kesimleri kendi safları içerisine alan bir an­layıştadır. Bu kesimler içerisinde mağdurlar, mazlumlar, mustazaflar, sömürülenler, toplumsal-siyasal-dinsel sistemler tarafından kul ya da köle kılınanlar olduğu gibi, bu mağduriyederin hiçbirisini ya­şamadığı halde, kendi rızasıyla baskı, sömürü, şirk ve inkâr sistemi­ne karşı olan, hatta Müslüman olmasa bile haksızlıklar karşısında ada­leti savunan kesimler de yer alabilir. O halde bu mücadele, doğal bir toplumsal antagonizmaya değil, bu antagonizmalan dikkate alsa da, temelde kendi inşa ettiği bir kavramsallığa, yani tevhidi mücadele eksenine (hak-batıl mücadelesi) dayanmaktadır. Bu mücadeledeki temel somuduk, iman’ın tekilliğine ve kararlılığına dayanan, ama kap­sama alanının geniş tutulması nedeniyle de aslında oldukça çeşidenmiş olan bir toplumsal somuduktur. Bu anlamda ise iman ve tevhid, so­yut bir düşünsel ya da kalbî değişim olmayıp, her şeyden önce somut bir İnsanî ve toplumsal durumun, perspektifin ve mücadele ekseni­nin seçimi ve bu eksen dahilinde inşa edilen bir toplumsal somut­luk içerisinde yer almak anlamına gelmektedir.</p>
<p>Ümit Aktaş, İnsan ve İslam</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/tevhidi-mucaadele-ekseni/">Tevhidi Mücaadele Ekseni</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/tevhidi-mucaadele-ekseni/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslâm&#8217;ın Savaş Mantığı</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/islamin-savas-mantigi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/islamin-savas-mantigi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2015 21:16:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslâm]]></category>
		<category><![CDATA[İslâm'ın Savaş Mantığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Aktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3270</guid>

					<description><![CDATA[<p>İslam, gerçekçi bir dindir. Hümanistler, Hıristiyanlar ya da sosyalistlerin yaptığı gibi bir yandan savaşı, insanları öldürmeyi lanet­leyip savaş olgusuna bütünüyle karşı çıkarken, öte yandan tarihin kay­dettiği en acımasız savaşları sürdürmek gibi bir tenakuza düşmez. Sa­vaşın, zulüm ve adaletsizlik sürdükçe kaçınılmaz ve hatta gerekli olu­şunu kabullenirken, hayatın temelinin ise barış olduğunu ortaya ko­yar. Çünkü bizzat İslam [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/islamin-savas-mantigi/">İslâm’ın Savaş Mantığı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İslam, gerçekçi bir dindir. Hümanistler, Hıristiyanlar ya da sosyalistlerin yaptığı gibi bir yandan savaşı, insanları öldürmeyi lanet­leyip savaş olgusuna bütünüyle karşı çıkarken, öte yandan tarihin kay­dettiği en acımasız savaşları sürdürmek gibi bir tenakuza düşmez. Sa­vaşın, zulüm ve adaletsizlik sürdükçe kaçınılmaz ve hatta gerekli olu­şunu kabullenirken, hayatın temelinin ise barış olduğunu ortaya ko­yar. Çünkü bizzat İslam kelimesi bile barış anlamına gelir.</p>
<p>O nedenle de savaş, kaçınılması gereken bir mecburiyet olarak ele alınmış, İslam’ın insanlara iletilmesi daha ziyade tebliğ ve davet yollarıyla sağlanmaya çalışılmıştır. Savaşa ilişkin getirilen sınırlamalarla da mümkün olduğu kadar savaşın alan ve muhatapları daraltılmıştır. Sözgelimi kadınlar, çocuklar ve din adamları, ya da daha geniş bir ifa deyle savaşa doğrudan katılmayan kişilere karşı saldırılar yasaklanmıştır.</p>
<p>Dolayısıyla bugün tüm batılı ve doğulu yönetimlerin çekinmek sizin başvurduktan kimyasal silahlar, atom bombası, biyolojik silahlar gibi kide imha silahlarının kullanımı, İslam’ın savaş mantığına uy­mamaktadır. Oysa bu tip yönetimlerin birçoğu teorik olarak savaşa karşı olmalarına rağmen, yine de bu silahları üretmekte, satmakta vc hiç çekinmeksizin kullanmaktadırlar. Bu ise en büyük iki yüzlülük ve yalancılık değil midir? Beri yandan savaş aleyhtarı olan gerek demokratik gerekse sosyalist batılı yönetimler, aynı zamanda dünyanın en büyük silah üreticileri ve satıcılarıdır. İnsanlarının refah düzeyi ürettikleri silahların satışına bağlı olan bu ülkeler, bu refahı sürdürebilmek için üçüncü dünya ülkelerinde savaş kışkırtıcılığı yapmakta, yapay sorunlar ortaya çıkarmakta ve hatta bizzat bu ülkelerde, salt silah tüketimini sürdürebilmek için gerekçesiz olarak savaşlar başlatmaktadırlar. Afganistan, Nikaragua, İran, Vietnam, Irak gibi ülkelerde çıkarılan savaşlar, bunun çok açık ve somut örnekleridir,</p>
<p>Ümit Aktaş-İnsan ve İslam</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/islamin-savas-mantigi/">İslâm’ın Savaş Mantığı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/islamin-savas-mantigi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kişi Ancak Kendi Emeğinin Karşılığını Mülk Edinebi­lir</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/kisi-ancak-kendi-emeginin-karsiligini-mulk-edinebi%c2%adlir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/kisi-ancak-kendi-emeginin-karsiligini-mulk-edinebi%c2%adlir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2015 21:16:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Aktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[Kişi Ancak Kendi Emeğinin Karşılığını Mülk Edinebi­lir]]></category>
		<category><![CDATA[Marksizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3265</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kişi ancak kendi emeğinin karşılığını mülk (temlik) edinebi­lir. Buradaki temlik kavramı, maddî olmaktan çok manevî kaza­nanlara işaret eder. Bu anlamda salih amel, Marxizmin praksis, ya da kapitalizmin üretim kavramlarını da aşan bir şümûle sahiptir. Çün­kü her iki kavram da, temelde maddî kazanımları ifade etmektedir; en fazla bu kavramlar insanın üretimsel eylemliliği içerisinde man­evî yönlerinin de [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kisi-ancak-kendi-emeginin-karsiligini-mulk-edinebi%c2%adlir/">Kişi Ancak Kendi Emeğinin Karşılığını Mülk Edinebi­lir</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kişi ancak kendi emeğinin karşılığını mülk (temlik) edinebi­lir. Buradaki temlik kavramı, maddî olmaktan çok manevî kaza­nanlara işaret eder. Bu anlamda salih amel, Marxizmin praksis, ya da kapitalizmin üretim kavramlarını da aşan bir şümûle sahiptir. Çün­kü her iki kavram da, temelde maddî kazanımları ifade etmektedir; en fazla bu kavramlar insanın üretimsel eylemliliği içerisinde man­evî yönlerinin de geliştirilmesi gibi bir anlam kazanabilir. Varoluş- salt-ontolojik bir temel kadar, uhrevî bir bilinç, sorumluluk ve şu­urdan da yoksundur bu kavramlar. Uhrevî derken bu salt kıyamet günüyle alâkalı bir ukba değil, davranışlarımızın tümlüğünün ni­haî hedefi ve amacının da gözetilmesi gibi bir anlama da sahiptir. Dolayısıyla bir mümin için eylemlerinin mutlaka somut bir karşı­lığı bulunmaktadır. Bu karşılık, kendisi için olabileceği gibi, dün­ya içindir de. Çünkü onun davranışları artık, ilahî yaratıcılığın da bir parçasıdır. Oysa bir süreç ya da sınıf içerisindeki insanın, bu sü­reç ve sınıfa angaje davranışları bu tür bir iman ve ukba endişesine sahip değildir. Ve hatta bu tür bir endişe, çoğu kez kaçındırılması gereken aşkınlıklar olarak bile telakki edilebilir.</p>
<p>Ümit Aktaş, İnsan ve İslam</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kisi-ancak-kendi-emeginin-karsiligini-mulk-edinebi%c2%adlir/">Kişi Ancak Kendi Emeğinin Karşılığını Mülk Edinebi­lir</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/kisi-ancak-kendi-emeginin-karsiligini-mulk-edinebi%c2%adlir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanın Kainat İçindeki Diğer Bir Özelliği</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/insanin-kainat-icindeki-diger-bir-ozelligi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/insanin-kainat-icindeki-diger-bir-ozelligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2015 20:58:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanın Kainat İçindeki Diğer Bir Özelliği]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Aktaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3245</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanoğlu bir beşer olarak dahil ol­duğu doğal sistemin ötesinde, (düşünsel anlamda) bilinç sahibi olan bir varlıktır (çünkü organik ve hatta inorganik bir bilinçten bahsetmek de mümkündür). Dolayısıyla bu tür bir değer içeren kâinatın tek var­lığıdır. İşte bu tür bir değerin biyolojik bir sistematiğe katılımı (faz­lalığı), insana ait tüm sistematiği etkilemekte, bu değerin mahiyeti tum beşeri [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insanin-kainat-icindeki-diger-bir-ozelligi/">İnsanın Kainat İçindeki Diğer Bir Özelliği</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu bir beşer olarak dahil ol­duğu doğal sistemin ötesinde, (düşünsel anlamda) bilinç sahibi olan bir varlıktır (çünkü organik ve hatta inorganik bir bilinçten bahsetmek de mümkündür). Dolayısıyla bu tür bir değer içeren kâinatın tek var­lığıdır. İşte bu tür bir değerin biyolojik bir sistematiğe katılımı (faz­lalığı), insana ait tüm sistematiği etkilemekte, bu değerin mahiyeti tum beşeri değerler sisteminde bir karşı dengenin gerekliliğini de ka­çınılmaz kılmaktadır. İşte bilinç sahibi ve doğal olmayan bir değe­re sahip olan bu varlık, kendi sistematiğini, sahip olduğu doğa üstü bu değeri, ancak doğa ötesi ya da doğayı aşkın olan Allah’ın onu ulaş­tırmak istediği yine doğayı aşkın olan bir hedefle dengeleyebilecektir. Ya da bir başka deyişle zaten bu tür bir dengenin zorunlu gereği ola­rak insan Allah&#8217;a doğru nihayetsiz bir yürüyüşe, bir çabaya yönlendirilmıştır. Dolayısıyla insan, sadece kâinata tâbi, sadece “abd<sup>’’</sup> olan bir varlık olmayıp, bu düşünsel-bilinçsel üstünlüğü nedeniyle fizikötesine de açık, “velayet’’ (Allah’ın velisi olma, ilahî ahlâka sahip ve Allah ile dost olabilme, yani onu anlamak kadar onunla yoldaş olma, birşeyleri onunla paylaşabilme anlamında) özelliğine de sahip bir varlıktır.</p>
<p>Ümit Aktaş &#8211; İnsan ve İslam</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insanin-kainat-icindeki-diger-bir-ozelligi/">İnsanın Kainat İçindeki Diğer Bir Özelliği</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/insanin-kainat-icindeki-diger-bir-ozelligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kâinat ve Kur&#8217;an</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/kainat-ve-kuran/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/kainat-ve-kuran/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2015 20:57:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Aktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Kainat]]></category>
		<category><![CDATA[Kainat ve Kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Ayetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=3251</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kâinat da tıpkı Kur&#8217;an ayetlerinin birtakım kelimelerden oluşması gibi temelde kelimelere eş tutulabilecek fiziksel kimi ayetlerden oluşmuştur. Kâinattaki her olgunun aynı zamanda birer ayet olduğu Kur&#8217;an&#8217;da vurgulanmaktadır. Kur&#8217;an harf, kelime, ayet ve surelerden oluşmaktadır. Dolayısıyla Kur&#8217;an da bir açıdan, tıpta kâinat gibi bir değerler sistemi olarak görülebilir. Ama kâinat sistemini oluşturan içerik maddeseldir. Yani organik [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kainat-ve-kuran/">Kâinat ve Kur’an</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kâinat da tıpkı Kur&#8217;an ayetlerinin birtakım kelimelerden oluşması gibi temelde kelimelere eş tutulabilecek fiziksel kimi ayetlerden oluşmuştur. Kâinattaki her olgunun aynı zamanda birer ayet olduğu Kur&#8217;an&#8217;da vurgulanmaktadır. Kur&#8217;an harf, kelime, ayet ve surelerden oluşmaktadır. Dolayısıyla Kur&#8217;an da bir açıdan, tıpta kâinat gibi bir değerler sistemi olarak görülebilir. Ama kâinat sistemini oluşturan içerik maddeseldir. Yani organik ya da inorganik diye ayrıştırılan de­ğerler: Atomlar ve hücreler. Tüm kâinat da bir açıdan birtakım ke­lime kümelerinden oluşmuştur. Ayetler ve sureler de tıpkı kâinattaki olay ve olgularda olduğu gibi birbiriyle ilişkilidir. Her iki alana ait ayetler, yani tekvinî ve teşriî ayeder, insan zihni karşısında ayrışsa da, temelde bir bütünlük teşkil etmekte ve bu zihnin farklı boyutları­na hitap etmektedir. Kur&#8217;an ayetleri tekrarlı, akışkan, temel bir ek­sen çevresinde oldukça farklı temalara projektörünü tutan ve ay­dınlatan, temelde muhatabını uyarmayı ve zihnini tevhide açmayı amaçlayan bir anlatım tekniği ve üslubuna sahiptir.</p>
<p>Her sure, nere­deyse apayrı bir bütünlükte olsa da, tıpkı bir senfoni gibi, diğer su­reler içerisinde zenginleşerek daha üst bir birliğe ulaşan bir harmo­ni oluşturmaktadır. Dikkatli bir bakış kâinatta da benzeri şekilde­ki farklılıkların ve tekrarların birliğine tanık olabilecektir. Burada da her değerler sistemi daha üst bir sistemin birliğinde erimekte, homojenlikten heterojenliğe, heterojenlikten homojenliğe doğru bir geçiş ve akış gözlenebilmektedir. Ancak kâinat sistemi insana yaşa­ma ve faaliyet alanı, yani bir bakıma alt yapı oluştururken, Kur&#8217;an bir hedef ve dönüşüm gücü sağlamakta; dolayısıyla kâinat daha çok bedensel sistematiğe hitap ederken, Kur&#8217;an zihinsel sistematiğe hitap etmektedir. Her iki değerler sistemi de mahiyet ve amaçları açısın­dan farklı alan ve yönlere sahip olmalarına karşın, ortak bir alan üzerinde birleşir ve kesişirler: İnsan üzerinde.</p>
<p>Ümit Aktaş- İnsan ve İslam</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kainat-ve-kuran/">Kâinat ve Kur’an</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/kainat-ve-kuran/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
