<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cemal FEDAYi | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/cemal-fedayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 16 Sep 2017 13:22:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.2</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Cemal FEDAYi | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İslami Kimlikten Milli Kimliğe: Din Yok Milliyet Var</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/islami-kimlikten-milli-kimlige-din-yok-milliyet-var/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/islami-kimlikten-milli-kimlige-din-yok-milliyet-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2014 18:22:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cemal Fedayi-Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<category><![CDATA[İslami Kimlikten Milli Kimliğe: Din Yok Milliyet Var]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal FEDAYi]]></category>
		<category><![CDATA[Din Yok Milliyet Var]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizmin Milliyetçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2043</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmanlının sonlarında gelişen İslamcılık ve İslam kimliği as­lında milli yönsemeler içeren gelişmeler olarak görülmelidir. Yani bir kimlik olarak İslamlık, dini bir kimlikten ziyade milli bir kimlik olarak ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet, milli içerik barındıran bu İslami kimliği, Türklüğü önceleyen bir milli kimliğe dönüştürmeye çalışmıştır. Özellikle Milli Mücadele döneminde halkta oluşan dini mensubiyet şuurunu, milli kimliğe tahvil [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/islami-kimlikten-milli-kimlige-din-yok-milliyet-var/">İslami Kimlikten Milli Kimliğe: Din Yok Milliyet Var</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/islami-kimlikten-milli-kimlige-din-yok-milliyet-var/kemal-atatc3bcrk-din-yok-milliyet-var-ruseni-esref-bakir-atatc3bcrk-el-yazisi-bravo-aferin/" rel="attachment wp-att-17077"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-17077" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/kemal-atatc3bcrk-din-yok-milliyet-var-ruseni-esref-bakir-atatc3bcrk-el-yazisi-bravo-aferin.jpg" alt="" width="283" height="447" /></a></p>
<p>Osmanlının sonlarında gelişen İslamcılık ve İslam kimliği as­lında milli yönsemeler içeren gelişmeler olarak görülmelidir. Yani bir kimlik olarak İslamlık, dini bir kimlikten ziyade milli bir kimlik olarak ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet, milli içerik barındıran bu İslami kimliği, Türklüğü önceleyen bir milli kimliğe dönüştürmeye çalışmıştır. Özellikle Milli Mücadele döneminde halkta oluşan dini mensubiyet şuurunu, milli kimliğe tahvil etmek (dönüştürmek) istemiştir.</p>
<p>Esasen dinî mensubiyet şuurunun gelişmesi, kimlik oluş­turucu bir vasfı da bünyesinde taşımaktadır. Müslümanlık kimliğinin gelişmesi, Osmanlıların son dönemlerinden itiba­ren milli kimliğin gelişmesine yardıma olmuştur. Keddie, bir incelemesinde, Pan-İslamizmin bir çeşit Proto-Nationalizm (ön-milliyetçilik) anlamına gelebildiğini belirtmiştir. Keddie&#8217;den bu notu aktaran Hanioğlu, Osmanlı&#8217;mn son dö­nemlerinden örnekler vererek, bu dönemde <strong>Müslümanlar için İslam&#8217;ın; bir din özelliğinden ziyade, milliyet ve farklı­lık göstergesi durumuna geldiğini</strong> belirtmektedir.</p>
<p>Kemal Karpat da bir konuşmasında, dinin kimlik oluşturucu şekilde kullanılmaya başlanması konusunda şunları söylüyor:&#8221;&#8230; Abdülhamid&#8230; İslamcılığı ideoloji olarak kabul ediyor. (&#8230;) Bu aslında İslamcılık olmakla birlikte dinin eski manâda kullanılmasından ibaret değil, <strong>dinin siyasi şekilde kullanılması</strong>, kimlik verici şekilde kullanılması demektir.&#8221;</p>
<p>Cumhuriyetin kurucularının kimlik konusundaki nihai amacı Türk kimliğini Müslüman kimliğin yerine geçirmek (ikame etmek), ya da en azından Türk kimliğini Müslüman kimliğin önüne geçirmektir. Zaten siyasileşmiş Müslüman kimliğin kolaylıkla Türk kimliğine dönüşeceği umulmuştur. Hıristiyan kimliğin Türk kimliğine dönüşmeyeceği düşünülmüştür. Mübadele siyasetinde de bunu görüyoruz.</p>
<p>Lozan sonrası, Karaman-Rumları denilen Türk unsurların sırf Hıristiyan oldukları için Yunanistan&#8217;a gönderilmesi bu unsurların Türklüğü Hıristiyan kimliklerinin önüne almayacakları düşüncesinden kaynaklanmış olabilir. Yani bunların, Müslüman (fakat Türk olmayan) unsurlar kadar Türkleşemeyecekleri düşünülmüş olabilir. Müslüman olmayanlar pe­şinen ayrı kabul edilmişlerdir. Mübadele dışı tutulan gayr-i Müslim nüfus da 6-7 Eylül olayları gibi provokasyonlarla, bir şekilde ülkenin dışına atılmışlardır&#8230; Göç etmeyip Türkiye&#8217;de kalan ve Türk vatandaşı olan gayr-i Müslimler de (hukuken olmasa da fiilen) ayrı bir kategori olarak muamele görmüşlerdir.</p>
<p>Cumhuriyetin kurucuları kimlik olarak İslamlığın yerine Türklüğü, ideoloji olarak da İslamcılığın yerine Milliyetçiliği geçirmek istemiştir. Köker&#8217;e göre Kemalizm&#8217;in milliyetçilik ilkesine yansıyan millet kavramı, dinsel içeriğinden ayrılmış bir kavramdır; Kemalizm milliyetçiliği, İslam dininden ayrı bir değerler sistemi olarak ortaya koymak amacındadır. Tunçay’a göre Cumhuriyet yönetimi, dinin yerini milliyetçi­liğin dolduracağı umudundadır. Jaeschke&#8217;ye göre de CHP, <strong>milliyetçiliği bir çeşit din haline getirmek</strong> istemiştir.</p>
<p>Milliyetçiliğin, dinin yerine geçirilmesi (ikame edilmesi) yönündeki fikirleri, M. Kemal de tasvip etmekte ve olumlamaktaydı. 1926 tarihli, &#8220;Din Yok Milliyet Var-Benim Dinim Türklüğümdür&#8221; isimli ve Ruşeni imzalı kitabı, M. Kemal okumuş, el yazısıyla metnin yanına &#8220;aferin&#8221;, &#8220;alkışlar” diye not düşmüştür. M. Kemal, kitaptaki şu kısımların kenarına &#8220;aferin, alkışlar&#8221; kelimeleri ile not düşmüştür:</p>
<p><em>&#8220;Bizim Kitab-ı Mukaddesimiz, bilgiyi esirgeyen, varlığı taşı­yan, saadeti kucaklayan, Türklüğü yükselten ve bütün Türkleri birleştiren ’milliyetimiz&#8217;dir. O halde felsefemizde &#8216;din&#8217; kelimesinin tam mukabili &#8216;milliyet&#8217;tir. Milletini se­ven, milletini yükselten ve milletine istinat eden insan; da­ima kuvvetli, daima namuslu ve daima şerefli bir insandır. Yüksek bir milletin milliyetçi efradı, ak günde mesut, kara günde metin ve kanlı günde kahhardır. (s. 135) &#8220;Hangi mil­letin azameti, Türklüğün azameti kadar tarihin meçhul en­ginlerine uzanmıştır? Ve en nihayet hangi millet ölürken Azrail&#8217;i tepeleyerek dirilmiştir? Dünyada Türk olmak kadar şeref mi var? Ve Türk olmak kadar &#8216;din&#8217; mi var?&#8221; M. Kemal bu sayfanın kenarına &#8220;aferin, aferin&#8221; notunu düşerek, el ya­zısıyla şu sözleri yazmış: &#8220;Fert ister istemez ölümlüdür; fakat millet isterse ölümsüz olur.&#8221; (s. 137)</em></p>
<p>Cemal Fedayi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Nasıl Geçildi? , s. 324-326.</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/islami-kimlikten-milli-kimlige-din-yok-milliyet-var/">İslami Kimlikten Milli Kimliğe: Din Yok Milliyet Var</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/islami-kimlikten-milli-kimlige-din-yok-milliyet-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hilafet Kaldırıldı Ama Patrikhane Korundu</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirildi-ama-patrikhane-korundu/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirildi-ama-patrikhane-korundu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2014 18:18:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cemal Fedayi-Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal FEDAYi]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet Kaldırıldı Ama Patrikhane Korundu]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet Kaldırıldıktan Sonra Ne Oldu]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafetin Kaldırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2040</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lozan&#8217;da ele alınan önemli konulardan birisi de, Hilafet gibi uluslararası bir etkiye sahip bulunan Patrikhane (Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi) meselesiydi. Türk tarafı bir hıyanet ocağı olarak tavsif ettiği bu kurumun Türkiye&#8217;den çıkarılması taraftarıydı. Türk heyeti müzakereler sırasında özetle, Patrikhane&#8217;nin Fatih&#8217;ten beri kendisine tanınan yetkileri, sonradan siyasal amaçlarla kullandığım, son savaşta da düşmanla işbirliği yaptığım ileri [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirildi-ama-patrikhane-korundu/">Hilafet Kaldırıldı Ama Patrikhane Korundu</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/hilafet-kaldirildi-ama-patrikhane-korundu/hilafetin-kaldirilmasi-2/" rel="attachment wp-att-17074"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-17074" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/hilafetin-kaldirilmasi-1.jpg" alt="" width="343" height="258" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/hilafetin-kaldirilmasi-1.jpg 550w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/hilafetin-kaldirilmasi-1-360x270.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/hilafetin-kaldirilmasi-1-300x226.jpg 300w" sizes="(max-width: 343px) 100vw, 343px" /></a></p>
<p>Lozan&#8217;da ele alınan önemli konulardan birisi de, Hilafet gibi uluslararası bir etkiye sahip bulunan Patrikhane (Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi) meselesiydi. Türk tarafı bir hıyanet ocağı olarak tavsif ettiği bu kurumun Türkiye&#8217;den çıkarılması taraftarıydı.</p>
<p>Türk heyeti müzakereler sırasında özetle, Patrikhane&#8217;nin Fatih&#8217;ten beri kendisine tanınan yetkileri, sonradan siyasal amaçlarla kullandığım, son savaşta da düşmanla işbirliği yaptığım ileri sürdü. Rıza Nur bu konunun müzakereleri sı­rasında alt komisyona yazılı bir bildiri de sundu. Türkiye bu bildiriyle, Patrikhane&#8217;nin çıkarılmasına gerekçe olarak, bu kurumun Türkiye&#8217;nin düşmanları lehine çalıştığı iddiasına ilaveten, Türkiye&#8217;deki rejim değişikliğini de ileri sürüyordu. Bildiride şu cümleler bulunuyordu:</p>
<p><em>&#8220;Müslüman olmayan toplulukların eski ayrıcalıkları teokra­tik bir monarşi olan Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun siyasal du­rumunun bir sonucu olduğundan, Halifelikle Devletin bir­birinden ayrılmasından, Sultanlığa son verilerek tam de­mokratik bir rejimin kurulmasından sonra, bu toplulukların başlarının salt ruhani bir sıfat dışında hiç bir hak ve ayrıca­lıktan yararlanamayacakları kendiliğinden anlaşılır. (&#8230;) Din özgürlüğü; İngiltere, Fransa, ABD, v.b. gibi öteki ülkelerde olduğu üzere, Türkiye&#8217;de çeşitli dinlere bağlı olanlara, din­sel isteklerine serbestçe gelişme olanağı sağlayacaktır. Yeni rejim, böylece, din adamları sınıfını salt din alanında kal­mağa zorlayarak, dine yeni bir atılım verecektir. </em></p>
<p><em>Şimdiye kadar siyasal bir organ olan Patrikliğin Türkiye dışına çı­kartılması gerekir; çünkü Patrikliğin ve ona organik olarak bağlı kuramların siyasal ayrıcalıklarına son verilmesiyle or­taya çıkacak yeni duruma uymasına, Patrikliğin eski davranışları imkân vermeyecektir. Din adamları sınıfının dünya işlerine ilişkin ayrıcalıklarının ortadan kaldırılması ve Pat­rikliğin Türkiye sınırı dışına çıkartılması Türkiye için bir zo­runluluk olduğu kadar, ilgili bulunan topluluk için de bir kurtuluş yoludur.&#8221;</em></p>
<p>Bu isteğe başta Yunanistan olmak üzere bütün İtilaf dev­letleri şiddetle karşı çıktı. Hatta, R. Nur&#8217;a göre tüm Hıristiyan âlemi Patrikhane’nin İstanbul&#8217;da kalması için seferber olmuş, konferansın kesileceği tehditleri, üç büyük devletin Anado­lu&#8217;ya ordular yollayacağı şayiaları yayılmıştı. Türkiye dışındaki, ABD dâhil bütün taraflar, Patrikhane&#8217;nin İstanbul&#8217;da kalmasını istiyordu. Bunlar, Türk tarafının ileri sürdüğü iddiaları, Patriğin ruhani konulara ve kilise yetkilerine son ve­rilmesi için bir neden olarak sayılamayacağını ileri sürüyor­lardı.</p>
<p>Şiddetli tartışmalar sonunda, Müttefik temsilci heyet­ten adına Lord Curzon, Patriklik kuruntunun ileride &#8220;siyasal niteliği ile yönetim alanındaki yetkilerinden&#8221; yoksun bırakılması ve gene İstanbul&#8217;da kalmakla birlikte &#8220;salt bir dini kurum&#8221; halini alması gerekeceğini, Müttefik Devletlerin ka­bul ettiklerini bildirdi. İsmet Paşa&#8217;nın, bu söylenilenleri &#8220;se­net&#8221; kabul ettiğini belirtmesi üzerine Patrikhane&#8217;nin İstanbul&#8217;da kalması kabul edildi. Ancak Curzon&#8217;un bu sözleri Antlaşmanın resmi metninde yer almamıştır. Bu şart zabıt­lara yazılmıştı. Antlaşma metninde özel olarak Patrikhane­den bahsedilmemekte, genel olarak, &#8220;Ekalliyetlerin Himayesi”nden bahseden bir fasıl bulunmaktadır.</p>
<p>Sonuç olarak Müslümanların evrensel bir kurumu olan Hilafet ilga edilirken, Ortodoksların evrensel kurumu olan Patrikhane kaldırılmamıştır. Bu da Lozan&#8217;daki başarısızlıklarımız hanesine yazılması gereken bir konudur&#8230;</p>
<p>Patrikhane konusunun antlaşma metninde açıkça yazıl­maması yüzünden günümüzde Patrikhanenin ekümeniklik söylemi tartışma konusu olmaktadır. Patrik kendisini tüm Ortodoksların ruhani lideri (Ekümenik Patrik) olarak gör­mektedir. Türkiye ise ekümeniklik iddiasını kabul etme­mektedir.</p>
<p>Müslümanlık dışındaki diğer dinlere ilişkin hizmetler Lo­zan Antlaşması hükümleri gereğince cemaatleri tarafından karşılanacaktır. Maarif Vekâleti, Lozan sonrasında, &#8220;Ecnebi mekteplerinde mabed dışındaki resim vb. şeylerin kaldırılması, bu okullardaki Müslüman ve başka mezhepten olanların dini ayinlere cebren ve bil-ihtiyar kabul edilmemeleri”ni içeren bir tamim yayınlamıştır.</p>
<p><strong>Cemal Fedayi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Nasıl Geçildi? , s. 142-144.</strong></p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirildi-ama-patrikhane-korundu/">Hilafet Kaldırıldı Ama Patrikhane Korundu</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/hilafet-kaldirildi-ama-patrikhane-korundu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>M. Kemal Paşa Halife mi Olmak İstiyordu?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/m-kemal-pasa-halife-mi-olmak-istiyordu/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/m-kemal-pasa-halife-mi-olmak-istiyordu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2014 18:13:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cemal Fedayi-Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Halife Mi Olmak İstiyordu?]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal FEDAYi]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Paşa Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[M. Kemal Paşa Halife mi Olmak İstiyordu?]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=2035</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karabekir&#8217;in anılarında anlattığına göre, kendisi de dâhil olmak üzere birçok mebus, M. Kemal&#8217;in Hilafet ve Saltanat&#8217;ı, en azından Hilafet&#8217;i kendi uhdesine alacağından endişe edi­yordu. Yine Karabekir&#8217;in anlattığına göre, M. Kemal&#8217;in Saltanat&#8217;ın ilgasına yönelik olarak hazırladığı ilk metinde, &#8220;Hanedan-ı Al-i Osman madum ve tarihe müntekildir.&#8221; hükmü ya­zılıydı. Yani &#8220;Osmanlı Hanedanı yok olmuştur.&#8221; K. Karabekir bu ifadeden [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/m-kemal-pasa-halife-mi-olmak-istiyordu/">M. Kemal Paşa Halife mi Olmak İstiyordu?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-2036" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/ataturk-halife-mi-olmak-istiyordu.jpg" alt="ataturk-halife-mi-olmak-istiyordu" width="372" height="274" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/ataturk-halife-mi-olmak-istiyordu.jpg 394w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/10/ataturk-halife-mi-olmak-istiyordu-300x221.jpg 300w" sizes="(max-width: 372px) 100vw, 372px" /></p>
<p>Karabekir&#8217;in anılarında anlattığına göre, kendisi de dâhil olmak üzere birçok mebus, M. Kemal&#8217;in Hilafet ve Saltanat&#8217;ı, en azından Hilafet&#8217;i kendi uhdesine alacağından endişe edi­yordu. Yine Karabekir&#8217;in anlattığına göre, M. Kemal&#8217;in Saltanat&#8217;ın ilgasına yönelik olarak hazırladığı ilk metinde, &#8220;Hanedan-ı Al-i Osman madum ve tarihe müntekildir.&#8221; hükmü ya­zılıydı. Yani &#8220;Osmanlı Hanedanı yok olmuştur.&#8221; K. Karabekir bu ifadeden M. Kemal&#8217;in Hilafeti kendi üzerine alacağı sonucunu çıkarmıştı. Hilafetin sahibi bir hanedan yok olursa, hanedan dışı birisi, yani M. Kemal Halife olabilirdi&#8230;</p>
<p>Karabekir, takriri ancak, Hilafetin Osmanlı hanedanına ait olduğu hakkında apaçık bir takrir daha verilmek şartıyla imzalayacağını söylemişti. Karabekir ve Rauf Bey’in itirazları sonucu M. Kemal, &#8220;Hanedan-ı Al-i Osman&#8221; kaydını silerek yerine, “İstanbul&#8217;daki Padişahlık&#8221; kaydını koydu.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> Yani yok olan hanedanlık değil İstanbul&#8217;daki Osmanlı Padişahlığıdır; Osmanlı Devleti&#8217;dir. Sonuç olarak, Devlet yok oluyor ama hanedan devam ediyor. Hilafet de bu hanedanda kalıyor.</p>
<p>Saltanatın ilgası sürecinde iki karar alınmıştır. Önce BMM 30 Ekim 1922’de, 307 numaralı &#8220;Osmanlı İmparatorluğu’nun İnkıraz Bulup BMM Hükümeti Teşekkül Ettiğine Dair Heyet- i Umumiye Kararı”nı almıştır. Karar’da şu ifadeler yer alı­yordu:</p>
<p><em>&#8220;Osmanlı İmparatorluğu’nun münkariz olduğuna ve BMM Hükümeti teşekkül ettiğine ve yeni Türkiye Hükümetinin Osmanlı İmparatorluğu yerine kaim olup onun ’hudud-u milli dâhilinde yeni varisi&#8217; olduğuna ve Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile hukuk-u hükümrani milletin nefsine verildiğin­den İstanbul&#8217;daki Padişahlığın madum ve tarihe müntekil bulunduğuna&#8230; ve Türk Hükümeti’nin hakk-ı meşruu olan Makam-ı Hilafeti esir bulunduğu ecnebilerin elinden kurta­racağına karar verildi.&#8221;<a href="#_ftn2" name="_ftnref2"><strong>[2]</strong></a></em></p>
<p>Yani BMM Osmanlı İmparatorluğuna son veren bir karar alıyor ama bunu açıkça da söyleyemiyor. Metinde, sanki Osmanlı İmparatorluğu zaten kendiliğinden yıkılmış gibi mahcup ve örtük bir dil kullanılmıştır&#8230; Ancak açıktır ki, Osmanlı Devletinin varlığına son veren düşmanlar değil doğrudan doğruya BMM&#8217;nin bu kararıdır.</p>
<p>Karabekir&#8217;in girişimiyle yapılan değişikliğe rağmen me­buslar M. Kemal Paşa&#8217;nın niyeti konusunda tatmin olma­mıştı. M. Kemal&#8217;in Hilafet ve Saltanat&#8217;ı üzerine alacağı endi­şesini taşıyan mebusların Meclis&#8217;e gelmemeleri üzerine, 31 Ekim&#8217;de yapılan ilk oylamada nisab sağlanamadığı için bir karar alınamadı. M. Kemal&#8217;e İsmet Paşa aracılığıyla, &#8220;Hilafet&#8217;in Osmanlı Hanedanına ait&#8221; olduğuna dair bir hüküm konulması isteği iletildi. M. Kemal de ister istemez kabul etti ve ikinci Grub&#8217;u ikna etmesi için Karabekir Paşa&#8217;yı görevlendirdi. Bu girişimlerden sonra ikinci Grup değişiklikleri muvafık gördü. <a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a></p>
<p>Söz konusu ilk takrirde Hilafetle ilgili olarak sadece, Hilafet&#8217;in esir olduğu ecnebilerin elinden kurtarılacağı hükmü vardı.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> Bunun üzerine ilk önergeyi veren Rıza Nur İkinci bir önerge verdi. M. Kemal konuyu Müdafaa-yı Hukuk Gru­bunu toplayarak müzakere edilmesini sağladı. Yaklaşık aynı muhtevada, İkinci Grub&#8217;un liderlerinden Hüseyin Avni Bey de bir önerge verdi. Önergeler Şer&#8217;iyye, Adliye ve Teşkilat-ı Esasiye encümenlerinden oluşan ortak bir encümene gönde­rildi. İki önerge birleştirilerek 1 Kasım 1922’de Saltanat&#8217;ın il­gasına karar verildi.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a></p>
<p>Rıza Nur ve 54 arkadaşının 6. maddeyi değiştirmek üzere verdikleri yeni takrirde &#8220;Hilafet&#8217;in Türklere ait olduğu&#8221; hük­mü yer alıyordu: &#8220;Hilafet Türklere, Hanedan-ı Al-i Osman&#8217;a aittir. Türkiye Devleti Makam-ı Hilafet&#8217;in istinatgâhıdır. Hali­feliğe BMM tarafından bu hanedanın ilmen ve ahlaken erşed ve eslah olanı intihap olunur. BMM Hükümeti hakk-ı meşruu olan Makam-ı Hilafet&#8217;i esir bulunduğu ecnebiler elinden kurtaracaktır.&#8221; Ortak encümenden değişikliğe uğrayarak çı­kan takrir&#8217;de &#8220;Türklere&#8221; kelimesi çıkarılmıştır.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a></p>
<p>1-2 Kasım 1922 tarihli ve &#8220;TBMM&#8217;nin Hukuk-u Hakimi­yet ve Hükümraninin Mümessil-i Hakikisi Olduğuna Dair Heyet-i Umumiye Kararı&#8221; başlıklı karar metni şöyledir:</p>
<p><em>&#8220;Osmanlı İmparatorluğu tarihe intikal edip yerine yeni ve milli bir Türkiye devleti&#8230; Padişahlık merfu (kalkmış, kaldırılmış) olup yerine TBMM kaim olmuştur. (&#8230;) Binaenaleyh TBMM berveçhi ati mevaddı neşr ü ilana karar vermiştir:</em></p>
<p><em>Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile Türkiye halkı hukuk-u ha­kimiyet ve hükümranisinin mümessil-i hakikisi olan TBMM&#8217;nin şahsiyet-i maneviyesinde gayr-i kabil-i terk ve tecezzi ve ferağ olmak üzere temsile ve bilfiil istimale ve irade-i milliyeye istinat etmeyen hiçbir kuvvet ve heyeti ta­nımamağa karar verdiği cihetle Misakı Milli hudutları dahi­linde TBMM hükümetinden başka şekl-i hükümeti tanımaz. Binaenaleyh Türkiye halkı hâkimiyet-i şahsiyeye müstenit olan İstanbul&#8217;daki şekl-i hükümeti 16 Mart 1336 (1920)&#8217;den itibaren ve ebediyen tarihe müntakil addeylemiştir.</em></p>
<p><em>Hilafet, Hanedan-ı Ali Osman&#8217;a ait olup Halifeliğe TBMM tarafından bu Hanedanın ilmen ve ahlaken erşed ve eslah olanı intihap olunur. Türkiye Devleti Makam-ı Hilafetin istinatgâhıdır.&#8221; <a href="#_ftn7" name="_ftnref7"><strong>[7]</strong></a></em></p>
<p>Yukarıda da izah ettiğimiz gibi Padişahlığın kaldırıldığı ilan edildi ve Hilafetin, Hanedan&#8217;a ait olmak üzere devam et­tiği fakat yeni Halifenin seçiminde TBMM&#8217;nin yetkili olduğu karar altına alındı.</p>
<p>Karar ittifakla alındı, ancak, sonradan İzmir&#8217;de asılan Lazistan mebusu Ziya Hurşit, &#8220;Ben muhalifim, binaenaleyh ittifakla değil, ekseriyetle kabul edilmiştir.&#8221; diye itirazda bu­lunmuştur. Fakat &#8220;bu sada, &#8216;söz yok!&#8217; sadalarıyla boğulmuş­tur.&#8221; Karar&#8217;ın alındığı gece Mevlid Kandili olduğu için bu, yapılan ameliyenin hayırlı olduğuna beşaret (müjde) olarak kabul edilmişti.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a></p>
<p>Başvekil Rauf Bey tarafından Karar&#8217;ın alındığı gece ve er­tesi günün bayram olarak kutlanması teklif edildi ve prensip olarak kabul edilerek ileride görüşülmesi kararlaştırıldı. Celse Müfid Efendi&#8217;nin okuduğu &#8220;dua ile&#8221; kapandı.<a href="#_ftn9" name="_ftnref9">[9]</a></p>
<p>Daha sonra İkinci Meclis tarafından Cumhuriyet&#8217;in ilanından 5 gün önce (24.10.1923), Saltanat’ın kaldırıldığı gün olan, 12 Rebiülevvel gecesiyle gününün milli bayram addine dair bir kanun çıkarıldı. Bayrama, &#8220;Hâkimiyet Bayramı&#8221; adı verildi. <a href="#_ftn10" name="_ftnref10">[10]</a></p>
<p>Kararın ittifaka yakın bir çoğunlukla alınmasında iki et­ken dikkat çekiyor. Öncelikle teklifin komisyon aşamasında konunun hukuki ve bilimsel açıdan incelenmesi M. Kemal Paşa&#8217;nın tehdidiyle önlemiştir. Oluşan tehdit atmosferi oy­lamanın seyrini değiştirmiştir.</p>
<p>İkinci etken de şudur: İslama mebuslar, isteyerek ya da istemeyerek, Saltanatın ilgası kararma destek vermişlerdir. Bunun fikri temelleri eskiye dayanır. İslamcılar II. Meşrutiyet döneminden itibaren Saltanatı eleştirip hâkimiyet-i milliyeyi olumlamışlardır. Ayrıca, İslamcıların &#8220;önemli olan şekil değil dini hükümlerin uygulanmasıdır&#8221; şeklindeki anlayışı da il­gayı kolaylaştırmıştır. Ayrıca İslamcılar, Hilafetin korunmuş olmasını da önemli görüyorlardı. Yanı Saltanat kurumu hem laik hem de İslamcı çevreler tarafından zaten yıpratılmıştı. Bu kadar yıpranmış bir kurum, biraz da zorlamayla, ittifaka yakın bir oyla kaldırılmıştır.</p>
<p>Saltanat kurumu hem İslamcı hem laik çevreler tarafından yıpratılmıştı ancak tersine Hilafet Kurumu hem İslamcı hem laik çevreler tarafından önemseniyordu. Saltanat&#8217;ın ilgasını içeren takriri hazırlayan Rıza Nur aralarında, bu takriri hazar­larken Hilafet’in lağvını hiç düşünmediğini, bilakis bu maka­mın güçlendirilmesi taraftan olduğunu; ancak kendisinin laiklik yanlısı olduğunu ve bu makamın hükümetten ayrı bir kuv­vet haline getirilmesini düşündüğünü belirtmektedir. <a href="#_ftn11" name="_ftnref11">[11]</a></p>
<p><strong>Cemal Fedayi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Nasıl Geçildi? , s. 88-93.</strong></p>
<p>Kaynaklar:</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"><sup><sup>[1]</sup></sup></a> Karabekir, a.g.e., s. 98-102; Seçil Akgün, Halifeliğin Kaldırılması ve Laiklik, Ankara, t.y., s, 69.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2"><sup><sup>[2]</sup></sup></a> Düstur 3. Tertip, 3. Cilt, s. 99.</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3"><sup><sup>[3]</sup></sup></a> Erat, a.g.8.; Karabekir, a.g.e., s. 99-108.</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4"><sup><sup>[4]</sup></sup></a> Akgün, a.g.e., s. 69; TBMM ZC, 1.3, D. 1, C. 24, s. 292-293.</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5"><sup><sup>[5]</sup></sup></a> Turan, Safran, Şahin ve Yalçın, a.g.e., s. 234-236; Akgün, a.g.e., 70</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6"><sup><sup>[6]</sup></sup></a> TBMM ZC, 1.3, D. 1, C. 24, s. 304; Karabekir, a.g.e., s. 106.</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7"><sup><sup>[7]</sup></sup></a> Yalçın ve Gönülal, age, s. 287</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8"><sup><sup>[8]</sup></sup></a> Karabekir, a.g.e., s. 107.</p>
<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9"><sup><sup>[9]</sup></sup></a> TBMMZC, 1.3, D. 1,024, s. 315-318; Atatürk, a.g.e., s. 459.</p>
<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10"><sup><sup>[10]</sup></sup></a> TBMM ZC, I. 1. D. 2, G 3, s. 15; Hakimiyet-i Milliye, 25 Ekim 1923.</p>
<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11"><sup><sup>[11]</sup></sup></a> Dr. Rıza Nur’un Lozan Hatıraları, İstanbul, 1991, s.9</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/m-kemal-pasa-halife-mi-olmak-istiyordu/">M. Kemal Paşa Halife mi Olmak İstiyordu?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/m-kemal-pasa-halife-mi-olmak-istiyordu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Devleti Ne Zaman ve Kim Tarafından Yıkıldı?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/osmanli-devleti-ne-zaman-ve-kim-tarafindan-yikildi-2/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/osmanli-devleti-ne-zaman-ve-kim-tarafindan-yikildi-2/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2014 05:51:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cemal Fedayi-Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal FEDAYi]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Fedayi Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti Ne Zaman ve Kim Tarafından Yıkıldı?]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti Ne Zaman Yıkıldı?]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Nasıl Yıkıldı?]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlıyı Kim Yıktı?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1609</guid>

					<description><![CDATA[<p>Saltanatın ilgasına geçmeden önce kısaca Osmanlı Devleti&#8217;nin yıkılış tarihine değinmek gerekiyor. Genel kaynak­larda Osmanlı Devleti&#8217;nin yıkılış tarihi olarak İstanbul&#8217;un İti­laf kuvvetlerince işgal edildiği tarih verilir. (İstanbul 1918&#8217;de fiilen 1920&#8217;de resmen işgal edildi.) Bu, yaygın ama yanlış bir bilgidir. Çünkü Osmanlı Dev­leti işgalden sonra da hukuken ve fiilen yaşamaya devam etmiştir. (Zaten Mondros&#8217;a göre işgal, barış antlaşmasına [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/osmanli-devleti-ne-zaman-ve-kim-tarafindan-yikildi-2/">Osmanlı Devleti Ne Zaman ve Kim Tarafından Yıkıldı?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/osmanli-devleti-ne-zaman-ve-kim-tarafindan-yikildi-2/son-osmanli-meclisi-3/" rel="attachment wp-att-16681"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-16681" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/08/son-osmanli-meclisi-1.jpg" alt="" width="423" height="268" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/08/son-osmanli-meclisi-1.jpg 487w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/08/son-osmanli-meclisi-1-300x190.jpg 300w" sizes="(max-width: 423px) 100vw, 423px" /></a></p>
<p>Saltanatın ilgasına geçmeden önce kısaca Osmanlı Devleti&#8217;nin yıkılış tarihine değinmek gerekiyor. Genel kaynak­larda Osmanlı Devleti&#8217;nin yıkılış tarihi olarak İstanbul&#8217;un İti­laf kuvvetlerince işgal edildiği tarih verilir. (İstanbul 1918&#8217;de fiilen 1920&#8217;de resmen işgal edildi.) Bu, yaygın ama yanlış bir bilgidir. Çünkü Osmanlı Dev­leti işgalden sonra da hukuken ve fiilen yaşamaya devam etmiştir. (Zaten Mondros&#8217;a göre işgal, barış antlaşmasına ka­dar sürecek, geçici bir durumdu.) Bir takım kısıtlamalara kar­şın Osmanlı Devleti&#8217;nin yasama, yürütme ve yargı makam­ları çalışmaya devam etmiş ve devlet çarkı dönmüştür. Bazı devlet organları ve makamları çalışamaz derecede kısıtlandı­ğında ise Osmanlı Devleti kendisine ait makam ve yetkilen Ankara&#8217;ya nakletmiştir.</p>
<p>Ankara&#8217;da kurulan Meclis, İstanbul&#8217;daki Meclis&#8217;in An­kara&#8217;ya taşınmış şeklidir. Zaten Ankara&#8217;daki Meclis ve Hükümet resmen İstanbul&#8217;daki otoriteleri kabul ediyordu; sadece fiilen çalışamadıklarını, esaret altında olduklarını ifade ediyordu. Onların kurtarılması için çalıştığını deklare edi­yordu. Dolayısıyla Osmanlı Devleti, işgalden sonra da huku­ken devam ediyordu, Batılı devletlerle müzakereler yapıyordu ve Ankara tarafından da resmen tanınıyordu&#8230; Tartışma, Osmanlı Devletinin fiilen devlettik edip edemediği noktasında idi; hukuken devam edip etmediği noktasında değil.</p>
<p>Dolayısıyla Osmanlı Devleti&#8217;nin yıkılış tarihi, İstanbul&#8217;un işgaliyle ilintilendirilemez. Osmanlı Devletinin yıkılışı iki hamlede ve iki aşamada olmuştur. Birinci hamlede devletin Saltanat kanadı yıkılmış ve böylece padişahlık kaldırılmıştır (1922). İkinci hamlede ise devletin Hilafet kanadı yıkılmış, Osmanlı&#8217;nın ümmet üzerindeki manevi otoritesi ilga edil­miştir (1924). Sonuç olarak, bir bütün olarak Osmanlı Dev­leti&#8217;nin yıkılış tarihi olarak 1922 ve 1924 tarihlerini dikkate almak gerekiyor.</p>
<p>Yine genel tarih kitaplarında, Osmanlı Devleti&#8217;ni yıkanlar olarak İtilaf Devletleri, hususen de İngiltere gösterilir. Osmanlı Devletini İngiltere öncülüğündeki İtilaf Kuvvetleri yıkmış gibi gösterilir. Osmanlı Devleti&#8217;nin yıkılış sürecini bunlar başlatmış olabilir ama resmen ve hukuken Osmanlı Devleti&#8217;nin yıkan güç, TBMM ve TBMM&#8217;ye hâkim olan odak­lardır. TBMM 1922 yılında Osmanlı Devleti&#8217;nin Saltanat ka­nadını; 1924&#8217;te de Osmanlı Devleti&#8217;nin Hilafet kanadını yık­mıştır. Böylece TBMM, kendisini doğuran ve yetkilendiren gücü, bizzat kendi eliyle tarihe gömmüştür&#8230; Bu netice, tari­hin hazin ve ibretlik bir tecellisi olsa gerek.</p>
<p>Osmanlı&#8217;dan Cumhuriyet&#8217;e Nasıl Geçildi? &#8211; Cemal Fedayi, s.84-85.</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/osmanli-devleti-ne-zaman-ve-kim-tarafindan-yikildi-2/">Osmanlı Devleti Ne Zaman ve Kim Tarafından Yıkıldı?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/osmanli-devleti-ne-zaman-ve-kim-tarafindan-yikildi-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>41</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lozan&#8217;ın Gizli Yanları, Dayatmalar ve Hilafetin İlgası</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/lozanin-gizli-yanlari-dayatmalar-ve-hilafetin-ilgasi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/lozanin-gizli-yanlari-dayatmalar-ve-hilafetin-ilgasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 May 2014 12:28:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cemal Fedayi-Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal FEDAYi]]></category>
		<category><![CDATA[Hılafetin Ilgası]]></category>
		<category><![CDATA[Haim Naum]]></category>
		<category><![CDATA[Lord Gurun]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan'ın Gizli Yanları]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan'da Dayatmalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1181</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayrıntılara geçmeden kısaca Lozan&#8217;daki TBMM heyeti ile Ankara arasındaki haberleşmeden de bahsetmek gerekir. Haberleşme daha çok telgraf kanalıyla oluyordu. Ancak telgraf hattı Ingilizlerin ve Fransızların kontrolündeydi. Bu nedenle telgrafların İngilizlerce öğrenilmesi her zaman muhtemel. Ingiltere Gizli Telgrafları Ele Geçiriyor M. Kemal Paşa tarafından &#8220;fevkalade mahremdir&#8221; notuyla Heyet-i Murahhasa riyasetine gönderilen bir mektuptan, Lozan&#8217;la olan haberleşmenin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/lozanin-gizli-yanlari-dayatmalar-ve-hilafetin-ilgasi/">Lozan’ın Gizli Yanları, Dayatmalar ve Hilafetin İlgası</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-1182" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/05/94c75b328e9ef16e47cff777b90d9079_1304615128.jpg" alt="Lozan'ın Gizli Yanları, Dayatmalar ve Hilafetin İlgası" width="440" height="264" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/05/94c75b328e9ef16e47cff777b90d9079_1304615128.jpg 644w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/05/94c75b328e9ef16e47cff777b90d9079_1304615128-600x359.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/05/94c75b328e9ef16e47cff777b90d9079_1304615128-300x179.jpg 300w" sizes="(max-width: 440px) 100vw, 440px" /></p>
<p>Ayrıntılara geçmeden kısaca Lozan&#8217;daki TBMM heyeti ile Ankara arasındaki haberleşmeden de bahsetmek gerekir. Haberleşme daha çok telgraf kanalıyla oluyordu. Ancak telgraf hattı Ingilizlerin ve Fransızların kontrolündeydi. Bu nedenle telgrafların İngilizlerce öğrenilmesi her zaman muhtemel.</p>
<p>Ingiltere Gizli Telgrafları Ele Geçiriyor</p>
<p>M. Kemal Paşa tarafından &#8220;fevkalade mahremdir&#8221; notuyla Heyet-i Murahhasa riyasetine gönderilen bir mektuptan, Lozan&#8217;la olan haberleşmenin bazen İngiltere tarafından öğrenildiği anlaışılmaktadır: &#8216;’Şifrelerinizden birinin miftahının İngilizlerce elde edildiği veya hallolunduğu hakkında bir haber alındığı Dersaadette Refet Paşa Hazretleri tarafından&#8230; bildirilmekle&#8230; şifre miftahı tebdil edilmiş ve yeni miftahın bir sureti leffen takdim edilmiştir efendim.&#8221;(1)</p>
<p>Bu konuda, dönemin Başvekili (Başbakan) Rauf Bey ise anılarında şunları yazmaktadır:</p>
<p>&#8220;&#8230;Avrupa ve bilhassa İsviçre, yani Lozan ile tek muhabere hattımız, Köstence yolu ile olandı. Bu yol da, yabancıların ve dolayısıyla o günkü duruma hâkim olan İngilizlerle Fransızların elinde idi. Şuracıkta istidraden kaydedeyim ki, bu yoldan yaptığımız muhabereleri, ellerine geçiren İngilizlerin, şifrelerini de hal ederek, günü gününe sabah kahve altı sofralarında okuduklarını, bizzat o zamanın İngiltere Hariciye Vekili Mister Çörçil, son yıllarda yayınladığı hatıratında anlatmaktadır.&#8221;(2)</p>
<p>Bu çok acı bir durumdur. Yani İngiliz tarafı her müzakere öncesinde Türk tarafının görüşünü bilmekte ve ona göre hamleler geliştirmektedir. İsmet Paşa&#8217;nın her konuyu Ankara&#8217;ya sorduğunu da hesaba katarsak İngiltere&#8217;nin nasıl bir istihbarı üstünlük sağladığını daha iyi anlarız&#8230;</p>
<p><strong>Lozan&#8217;ın Gizli Yanları, Dayatmalar ve Hilafetin İlgası</strong></p>
<p>Baş taraflarda da belirttiğimiz gibi, Lozan’da bazı gizli görüşmelerin ve hatta Hilafet’in ilgasını da içeren gizli bir antlaşmanın yapıldığı yolunda iddialar bulunmaktadır. Şimdi ana hatlanyla bu iddialar üzerinde bir nebze duralım:</p>
<p>Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bu konudaki iddialar açık ve kesin belgelere dayandınlamıyor. Çünkü arşivlerin tamamı açılmamıştır. Gizli zabıtların ve dosyaların gizlilik süreleri dolduğu halde tamamı açıklanmamıştır(3)</p>
<p>Dolayısıyla bu konudaki fikirler, bir takım tahmin ve yorumlara ve olayların gidişatındaki kırılmalara dayandırılmaktadır.(4)</p>
<p><strong>Örneğin M. Akif Aydın bir makalesinde şöyle diyor ;</strong>&#8220;&#8230;Burada akla bir başka ihtimal geliyor. Tanzimat&#8217;tan sonra birçok konuda olduğu gibi bu konuda da Batime bada yapmış ve Cumhuriyeti kuran siyasi kadroya, kendilerini iktidarda bırakma karşılığında laikliği diretmiş olması, bunun kotarıldığı yer de Lozan olmalıdır. Bir başka ifadeyle Türkiye’nin laik-Batıcı kimliği Lozan&#8217;da şekillenmiştir.(5)</p>
<p><strong>İstihbaratçı Mahir Kaynak da, dış dayatmalar konusunda şöyle bir yorum yapmaktadır:</strong></p>
<p>” .bizim Lozan ile beraber aslında birçok şeyleri de taahhüt etmiş olduğumuz anlaşılıyor. Yani Türkiye&#8217;nin kendi sınırları dışında hiçbir şeyle ilgilenmeyeceği, diğer ülkelerden kültürel alarak farklılaşacağı, İslam&#8217;ı bir ideoloji olarak kullanmayacağı&#8230; Bunlar Türkiye üzerine konulmuş bir takma ipoteklerdir&#8230;&#8221;(6)</p>
<p>Bu konuya ileride yeni devletin kuruluşunda ayrıntılı olarak değineceğimizden şimdilik özet bilgiler vermekle yetinceğiz;</p>
<p>Şerif Mardin&#8217;e göre ulusal devlet, dışsal dinamiğin ağır bastığı bir sürecin sonucunda kurulmuştur. Mehmet Altan bu konuda özetle, Musul-Kerkük ve Hilafet konularında bir esrar perdesi olduğunu ve bu perdenin dosyalar açıklanmadığı için kaldırılmadığını, Batinın kendisine benzeyen ve küçültülmüş bir Türkiye istediğini anlatmıştır. Karabekir anılarında da özetle, Lozan&#8217;ın imzasından kısa bir süre önce dinin aleyhinde bir hava esmeye başladığını, İsmet Paşa&#8217;nın da kendisine, &#8220;İslam kaldığımız sürece, başta İngiltere olmak üzere müstemlekeci devletlerce bağımsızlığımızın verilmeyeceğini&#8221; söylediğini anlatmıştır. Karabekir, din konusundaki bu kırılmayı Lozan&#8217;dan esen havaya bağlamıştır.</p>
<p>Kadir Mısıroğlu, Lozan&#8217;da 24 maddelik gizli bir antlaşma daha yapıldığını ve bu antlaşmanın, başta Hilafet&#8217;in ilgası olmak üzere bütün inkılâpları içerdiğini iddia etmektedir. O&#8217;na göre bu antlaşma, Hahambaşı Hayim Naum Efendi aracılığıyla olmuştur. İnkıta (kesinti) devrinde yapılan bu ant¬laşma üzerine, yeniden davet edilen murahhaslarla ikinci devre başlamış ve bu devre gayet kısa sürmüştür. Mısıroğlu, bu antlaşma metninin halen Londra&#8217;da bulunan &#8220;Beaver- brook Faundation&#8221; isimli ilim ve araştırma vakfında mahfuz bulunduğunu, görmek isteğinin yetkililerce, bunun &#8220;İngiliz siyasetinin hâle ve istikbale ait menfaatleri icabmca hiç kimseye gösterilemeyeceği&#8221; sözleriyle kabul edilmediğini belirtmektedir.(7)</p>
<p>Mısıroğlu&#8217;na göre, Lord Curzon konferansta doğrudan doğruya Hilafetten bahis açmamıştır. Hilafetle doğrudan ilişkili olan Mukaddes Emanetlerden söz açarak, Türk tarafı-nın düşüncelerini yoklamak istemiştir. İsmet Paşa bu konuda sert bir cevap vererek, bunların Halife&#8217;nin muhafazasına tevdi edilmiş bulunduğunu ve böylesine dini bir mesele üzerine burada bir müzakere açılmasına tahammül edemeyeceğini ileri sürmüştür. Bu sıralarda M. Kemal de, çıktığı gezilerde Hilafetin lehinde konuşmalar yapıyor, Halife olmak arzusunda olduğu kanaatini uyandıracak davranışlarda bulunu-yordu. Bunun üzerine Curzon Lozan&#8217;da İsmet Paşa&#8217;nın müşaviri sıfatıyla bulunan Hayim Naum Efendi yi çağırarak da. ha önceki taahhütlere uygun olarak Hilafet ilga edilmediği takdirde sulhün gerçekleşmeyeceğini söylemiştir. Bu konuda, İsmet Paşa ile kesin bir anlaşmaya varamayan Naum Efendi İzmir&#8217;e gelerek doğrudan M. Kemal&#8217;le görüşmüştür. İngilizlerin Hilafet hakkındaki görüşlerini öğrenen M. Kemal, bu görüşmeden sonra birden Hilafet&#8217;in aleyhinde konuşmaya başlamıştır. Ayrıca henüz sulh olmadığı halde, as-ker, yorgun olduğu gerekçesiyle terhis edilmiştir&#8230; Bu anlaşma üzerine tekrar başlayan görüşmeler kısa sürmüş ve Antlaşma imzalanmıştır.(8)</p>
<p>Rıza Nur anılarında, konferans sırasında Hayim Naum un aniden ortaya çıkarak İsmet Paşa ile çok yakın ilişkilere girdiğini belirtmiş, ancak Onun imtiyaz ve para peşinde olduğunu zannettiğini yazmıştır.(9) R. Nur, Antlaşmayla ilgili sırlar hakkında da şunları yazmaktadır;</p>
<p>&#8220;&#8230;muahede bittikten sonra İsmete beş on defa söyledim; &#8216;Bu muahedeyi yaptık. Bunda türlü gayeler vardır. Ona göre maddeler husule gelmiştir. Bunlan senden benden başkası bilemez. Muahedenin her maddesinin altında bir sır, sebep, bir fikir, bir emel saklıdır&#8230; muahedenin tatbikatı komisyonu diye bir komisyon yap. Bir de bu gayeleri gizli olarak yazalım, bu komisyona ver&#8230; Dediğim pek gizli ve lüzumlu. Daha gizli olarak bir risale de cem edip komisyon re-isine tevdi et.&#8217; &#8230;Başvekil idi, yapardı, yapmadı.&#8221;(10) R. Nur ayrıca, İsmet Paşa nın Lozan&#8217;dayken, hükümeti (Orbay&#8217;ı) haberdar etmeden M. Kemal’le gizli muhaberede bulunduğunu da yazmaktadır.(11)</p>
<p>Rauf Orbay ise anılarında Hayim Naum Efendi&#8217;ye ilgili olarak şunları söylemektedir: &#8220;İsmet Paşa, anlaşıldığına göre, lozanda, İngilizlerle bir nevi gizli arabuluculuk rolü oynayan İstanbul Hahambaşısı Hayim Naum Efendi nin telkinleriyle, Hilafetin artık ne şekilde olursa olsun Türkiye&#8217;de devamına müsaade edilmeyip, derhal atılması fikrini tamamıyla benimsemiş bulunuyordu.&#8221;(12)</p>
<p>Sebilürreşad dergisi de, konuyla ilgili olarak Eylül 1950 tarihli sayısında K. Karabekir&#8217;in bir hatırasını nakletmiştir: &#8220;Merhum Kazım Karabekir Paşa, bir hatırasını eski rasathane müdürü ve Konya milletvekili Fatin Gökmen&#8217;e ve sabık Afyon milletvekili Kamil Miras&#8217;a ayrı ayrı zamanlarda nakletmiş. Her ikisi de bir sohbet esnasında bu hatırayı bize şöyle anlattılar: &#8216;Lozan sulh müzakeresi sırasında en yüksek dere¬celi meşhur farmason Haham Hayim Naum İngiltere Hariciye Nazırıyla görüşür. O&#8217;na der ki:</p>
<p>&#8216;Türklere karşı&#8230; mülayim bir siyaset takip ederseniz, Türk halkının muzaffer liderlere karşı irtibatından istifade etmek mümkün olur.&#8217; &#8216;Ne gibi?&#8217; &#8216;Bir kere burada İslam davasından, İslam meselelerinden vazgeçerler. Sonra Türklerin İslâmî bünyesini değiştirerek onlara Protestanlığı kabul ettirmek kolaylaşır.&#8217; Hayim Naum İngütere Hariciye Nazırını buna inandırdıktan sonra İsmet Paşa&#8217;yı hususi surette ziyaret eder. O&#8217;na der ki: &#8216;İngiliz Hariciye Nazırıyla görüştüm. Eğer siz İslam davalarından, İslam riyasetinden vazgeçerseniz İngiltere size müzaheret edecektir. (Müslümanların liderliğinden vazgeçerseniz İngiltere size yardım edecektir.) Bir de Türk milletinin Protestanlığa kaşı temayülünü temin hususunda Nazır hazretleri sizden yardım bekler.&#8217; Hayim Naum&#8217;un bu sözü üzerine İsmet Paşa şaşalar. &#8216;Bu, mühim bir hadisedir, bizi Hıristiyanlaştırmak demektir. Ankara’ya bildirmek icap eder&#8217; der.</p>
<p>Bunun üzerine Naum hemen o gün yola çıkar. İstanbul&#8217;a gelir&#8230; sonra Ankara’ya gider. M. Kemal Paşa’yi ziyaret eder. Meseleyi nakleder. Onun üzerine bütün İslami meselelerin kolaylıkla bertaraf edilmesi hususunda Lozan’a talimat verilir. İngilizler çok memnun kalırlar. Muahede akdolunur. Ankara&#8217;ya avdet edilir. Birçok inkılâplar vücuda gelir.&#8221; Daha sonra Karabekir, Çankaya’da bir Protestan teşekkülü için bir toplantı yapıldığını, kendisinin de buraya girmesinin istendiğini, şiddetli muha-lefeti üzerine M. Kemal Paşa’nın kendisine &#8220;Paşa! Sizinle şaka ettik!&#8221; dediğini anlatmaktadır.(13)</p>
<p>Aynı mahiyetteki iddialar Büyük Doğu dergisinin başta 29. sayısı olmak üzere birçok sayısında da yayımlanmıştır. Gerek bu dergi, gerek Sebilürreşad, gerekse Mısıroğlu’nun iddiaları, İnönü hayattayken yayımlanmıştı. Fakat İnönü, ve-fatına kadar (1973) bu iddiaları yalanlamamıştır.(14)</p>
<p>Gerek konferans süresince yapılan müzakereleri içeren zabıtlarda, gerekse Antlaşma metninde Hilafet konusuna rastlanmamaktadır.(15) Lozan&#8217;da, Hilafet gibi uluslararası bir niteliğe haiz Patrikhane konusunun konuşulup karara bağ-landığı halde; uluslararası bir niteliğe haiz olan ve sadece Türkiye&#8217;yi değil, sahip oldukları Müslüman sömürgeler se-bebiyle başta İngiltere olmak üzere konferansa katılan bütün ülkeleri ilgilendiren Hilafet makamının, Lozan&#8217;da görüşül-memiş olması, mümkün değildir. Patrikhane gibi Hilafet de konuşulmuş ve karara bağlanmıştır ancak Hilafetle ilgili kararlar açıklanmamıştır. Gizli zabıtlar yayımlanmadığı için ne-ler konuşulduğunu öğrenemiyoruz.</p>
<p>Sunu da ilave etmek gerekir ki, M. Kemal medeniyet yo» lunda, Patrikhane ve Hilafet kurumunu ayrı nitelikte iki engel olarak görüyordu. Bu engellerden Hilafet kaldırılmış ancak Patrikhane (ve Hahambaşılık) kaldırılmamıştır. M. Kemal New-York Herald muhabirine 1924 yılında verdiği bir demecinde şöyle diyordu:</p>
<p>&#8220;Hilafetle beraber Türkiye&#8217;de mevcut olan Ortodoks ve Er-meni kiliseleri patrikhaneleri ile Musevi hahamhanelerinin ortadan kalkması lazımdır. (&#8230;) &#8230;Abdülhamid&#8217;in hal&#8217;inden sonra Kanun-u Esasimizi ve Meşrutiyet kavaninimizi Garb&#8217;m medeniyet makinesine imtisalen tadil etmeye çok çalıştık. Fakat bu teşebbüsümüz akim kaldı. Zira her hatvede patrikhaneler ve Hilafet gibi siyasi, dini müessesatm hukuku ile karşı karşıya geldik. (&#8230;) Patrikhanelerin veya Hilafetin itirazatma maruz olmaksızın hiç bir ıslahat veya terakkiperver fikr-i usul idaremize ithal edile¬miyordu.&#8221; (16)</p>
<p>Aydın, &#8220;Bir Satranç Oyuncusu Aranıyor&#8221; başlıklı makalesinde şunları söylüyor: &#8220;&#8230;Lozan&#8217;ın resmi zabıtlarında Hilafetin kaldırılmasından söz edildiğine rastlamıyoruz. Rıza Nur&#8217;un İnönü hakkında, &#8216;Benden gizli bir şeyler çeviriyor&#8217; demesinden hareketle Türk delegasyonunun tamamından gizli bir takım antlaşmaların yapıldığını düşünmek mümkün. &#8230;ister Lozan&#8217;da kararlaştırılsın ister kararlaştırılmasın, bu antlaşmanın imzalanmasından kısa bir süre sonra İslam âlemi kendisini bir çatı altında toplayan Hilafet kurumundan mahrum kalmıştır.&#8221;(17)İsmail Kara da bir yazısında, Lozan’da yapılan gizli görüşmelerde yapılan zorlamalar sonucu, gayr-i ihtiyari bir şekilde Hilafet&#8217;in kaldırılmış olabileceğini yaz-maktadır.(18)</p>
<p>Filistin Müftüsü M. E. Hüseyni ise hatıralarında, Ingilte re&#8217;nin Lozan&#8217;da, Türkiye’yi bir devlet olarak tanımak için birtakım isteklerin yerine getirilmesini Türkiye&#8217;ye şart koştuğunu belirtmektedir. İngiltere&#8217;nin Türkiye&#8217;den istekleri şunlardır:</p>
<p>&#8220;1. İslam dünyası ile olan bütün ilişkilerini kesecektir. 2. Halifeliği lağvedecektir. 3. Halifeliğin lehinde olabilecek her türlü ayaklanmayı acımasızca bastıracaktır. 4. İslami müesseseleri ve şeriat kanunlarını kaldıracak; onun yerine laik sistemi getirecektir.&#8221;(19)</p>
<p>Milli Mücadelenin başından beri Hilafet konusunda hassasiyet sahibi olan Hind Müslümanları Lozan konferansı süresince de bu hassasiyetlerini korumuş ve konferansın Hilafetin hukukunu koruması için gayret sarf etmişlerdir. Hind Müslümanları Talebe İttihadı Katib-i Umumisi tarafından BMM Roma Mümessili Celaleddin Arif Bey&#8217;e gönderilen ve C. Arif Bey tarafından da 24 Nisan 1923 tarihi itibariyle Hariciye Vekaleti&#8217;ne gönderilen bir mektupta, M. Mücadele neticesi kazanılan zafer tebrik edildikten sonra şöyle deniyordu:</p>
<p>&#8220;En büyük emelimiz merkez-i Hilafet olan Türkiye&#8217;nin nüfuzunun Alem-i İslam&#8217;da ve bahusus bilad-ı mukaddesemizin bulunduğu Hicaz, Suriye ve Filistin&#8217;de hâkim olmasıdır. Hukuk-u Hilafeti kâmil olmayan bir sulh Müslümanları memnun edemez.&#8221; M. Kemal tarafından gönderilen cevapta, tebriklerinden dolayı İttihad&#8217;a teşekkür edilmiş, fakat Hilafet konusunda herhangi bir açıklama yapılmamıştır: &#8220;İhraz edilen muzafferiyattan dolayı beyan-ı tebrikat eden Hind Müslümanları Talebe İttihadı&#8217;na Roma Mümessilliği vasıtasıyla teşekkürat ve bütün âlem-i İslam&#8217;ın husul-ü saadeti hakkındaki temenniyatımın iblağına delalet buyrulmasım rica ederim efendim.&#8221;(20)</p>
<p>Cemal Fedayi &#8211; Osmanlıdan Cumhuriyete Nasıl Geçildi?</p>
<p><strong>Dipnotlar:</strong></p>
<p>(1)-Bilal Şimşir,Atatürk İle Yazışmalar,syf;451</p>
<p>(2)-Rauf Orbay Hatıraları,Yakın Tarihimiz,cilt:4,syf;53</p>
<p>(3)-Mehmet Altan,İngiliz Gizli Arşivi,Yeni Şafak,syf;10</p>
<p>(4)-İsmail Kara,Ciddi Bir Kırılma Noktası,16 Mart 1996,s.3</p>
<p>(5)-M.Akif Aydın,Bu Bağnazlık Niye?,Yeni Şafak,3.7.1995,s.2</p>
<p>(6)-İ.Ethem Deveci,Türkiye Kendini Arıyor-Yeni Kimlik Yeni Çözüm,syf;88</p>
<p>(7)-Kadir Mısıroğlu,Lozan Zafer mi Hezimet Mi ?,cilt:1,syf;213-276</p>
<p>(8)-Mısıroğlu,ag.e.,syf;271-277</p>
<p>(9)-Rıza Nur,Lozan Hatıraları,syf;119-121</p>
<p>(10)-Rıza Nur,Lozan Hatıraları,syf;99</p>
<p>(11)-Dr Rıza Nur,Hayat ve Hatıratım,cilt:2,syf;1096</p>
<p>(12)-Feridun Kandemir,Hatıraları ve Söylemedikleri ile Rauf Orbay,syf;97</p>
<p>(13)-Kazım Karabekir’e Yapılan Şaka,Sebilürreşad,N.86,s,1</p>
<p>(14)-Ahmed Kabaklı,Temellerin Duruşması,syf;156</p>
<p>(15)-K..Mısıroğlu,age,cilt:3,syf;203</p>
<p>(16)-Hakimiyeti Milliye,4 Mayıs 1923</p>
<p>(17)-M.Akif Aydın,a.g.m,sy;2</p>
<p>(18)-Hilafet Ne Zaman Kaldırıldı ?,Yeni Şafak,23 Mart 1996,s.3</p>
<p>(19)-M.E..Hüseyni,Filistin Müftsünün Hatıraları,Libya,1970’den aktaran:M.Han Kayani,Güneydoğu Meselesi ve Büyük Türkiye’,Yeni Şafak,2 Ağustos,1996,s.8</p>
<p>(20)-Bilal Şimşir,,age,,syf;477-485</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/lozanin-gizli-yanlari-dayatmalar-ve-hilafetin-ilgasi/">Lozan’ın Gizli Yanları, Dayatmalar ve Hilafetin İlgası</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/lozanin-gizli-yanlari-dayatmalar-ve-hilafetin-ilgasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lozan Antlaşması ve Hilafet,Saltanatın Kaldırılması</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/lozan-antlasmasi-ve-hilafetsaltanatin-kaldirilmasi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/lozan-antlasmasi-ve-hilafetsaltanatin-kaldirilmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 May 2014 12:00:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cemal Fedayi-Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal FEDAYi]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Antlaşması ve Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan'a Niçin Karabekir Değil de ismet Paşa Gönderildi?]]></category>
		<category><![CDATA[Saltanatın Kaldırılması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1178</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lozan süreci Saltanatın ilgasından önce başlar Hilafetin ilgasından sonra Lozan&#8217;ın Ingiltere tarafından onaylanmasıyla tamamlanır. Bu süreç içinde çok önemli gelişmeler, kırılmalar ve sapmalar olmuştur. Bu süreçte Osmanlı&#8217;dan Cumhuriyete geçiş tamamlanmıştır. Bu süreçte Saltanatın ilgası, Meclisin yenilenmesi, Cumhuriyetin ilanı ve Hilafetin ilgası gibi çok önemli gelişmeler yaşanmıştır. Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu belgelerinden biridir; hatta en [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/lozan-antlasmasi-ve-hilafetsaltanatin-kaldirilmasi/">Lozan Antlaşması ve Hilafet,Saltanatın Kaldırılması</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-1179" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/05/indir-1.jpg" alt="Lozan Antlaşması ve Hilafet,Saltanatın Kaldırılması" width="303" height="224" /></p>
<p>Lozan süreci Saltanatın ilgasından önce başlar Hilafetin ilgasından sonra Lozan&#8217;ın Ingiltere tarafından onaylanmasıyla tamamlanır. Bu süreç içinde çok önemli gelişmeler, kırılmalar ve sapmalar olmuştur. Bu süreçte Osmanlı&#8217;dan Cumhuriyete geçiş tamamlanmıştır. Bu süreçte Saltanatın ilgası, Meclisin yenilenmesi, Cumhuriyetin ilanı ve Hilafetin ilgası gibi çok önemli gelişmeler yaşanmıştır.</p>
<p>Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu belgelerinden biridir; hatta en önemlisidir diyebiliriz. Lozan, Türkiye&#8217;nin dış politikasına yön veren önemli bir belge olduğu gibi iç politikasına, hukuki ve siyasi kurumlaşmasında da etkisi olmuş bir belgedir.</p>
<p>Lozan&#8217;da, alta asır hüküm sürmüş bir Devlet-i Aliyye &#8216;tasfiye edilmeye çalışılmış ve onun mirası üzerine bina edilmek is-tenen yeni bir devletin temelleri atılmıştır. O yüzden mü-zakereler çok çetin geçmiş ve bir kere de müzakereler kesilmiştir. Lozan öncesinde ve sonrasında Türkiye&#8217;nin iç ve dış politikasında çok önemli kırılmalar olmuştu. Hilafet in ilgası gibi bazı önemli ilga hareketleri Lozan&#8217;dan sonra gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>Buradan yola çıkan bazı araştırmacılar Lozan&#8217;da gizli bir antlaşmanın daha imzalandığını, Hilafetin ılgası da dâhil, önemli kırılmaların ve yön değiştirmelerin Lozan sonrasına denk geldiğine dikkat çekmektedirler. Lozan&#8217;ın İngiltere ta-rafından onayının Hilafetin ilgasından sonra olması da bu iddiayı desteklemektedir&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Lozan&#8217;a Niçin Karabekir Değil de ismet Paşa Gönderildi?</strong></p>
<p>M. Kemal Paşa, çok önem verdiği Lozan Konferansı için başmurahhas olarak kendisine sadık olarak gördüğü İsmet Paşa&#8217;yı seçmiştir. Diplomasi konusunda İsmet Paşa&#8217;ya göre daha tecrübeli olan Rauf Bey ve Karabekir Paşayı seçmedi; çünkü onlar gerekli gördüklerinde, muhalif olmak pahasına kendi görüşlerini söylüyorlardı&#8230; Murahhas seçimiyle ilgili olarak Karabekir anılarında şunları anlatmaktadır:</p>
<p>&#8220;M. Kemal Paşa, hakkımdaki düşüncesini şöylece ifade etti: &#8216;Sulh heyetimize seni başmurahhas olarak gönderemem. Çünkü kafanla hareket edersin. İsmet Paşa&#8217;yı göndereceğim, çünkü sözümden çıkmaz.&#8217;&#8230;(1) Karabekir&#8217;in damadı Özerengin&#8217;in naklettiğine göre M. Kemal Paşa şunu da soylemiştir:</p>
<p>&#8220;Ben, İsmet&#8217;e emir eri gibi emir veririm, yaptırırım.&#8221;(2)</p>
<p>Lozan heyetinin iki numaralı ismi olan Rıza Nur, önce başmurahhas olarak Rauf Bey&#8217;in seçildiğini, sonra kendisinin M. Kemal&#8217;e tavsiyesi üzerine İsmet Paşa&#8217;da karar kılındığım anlatmaktadır.(3)</p>
<p>Aslında İsmet Paşa, Lozan&#8217;a baş murahhas olarak gitmek için can atmış değildi. Bir emrivaki sonucunda bu görevi kabul etmek zorunda kaldı. Kendisi bu görevi ağır ve yıpratıcı olarak görüyordu; meslek olarak da askerlikten geliyordu. M. Kemal&#8217;e gönderdiği 23.1.1923 tarihli bir telgrafında şöyle diyordu: &#8220;Bilesiniz ki, çok yorgunum&#8230; Çok yoruldum. Benim güzel Gazi Şefim beni bu kadar imtihana niçin feda ettin?&#8221;(4) Zaten M. Kemal Nutuk&#8217;ta İsmet Paşa&#8217;yı bir emr-i vaki ile gönderdiğini açıkça ifade etmektedir:</p>
<p>&#8220;&#8230;İsmet Paşa&#8217;ya, emr-i vaki halinde Hariciye Vekili olacağını ve ondan sonra da sulh konferansına Heyet-i Murahhasa Reisi olarak gideceğini söyledim. Paşa birdenbire mü- tehayyir kaldı. Asker olduğundan bahsederek, beyan-ı itizar etti. En nihayet, teklifimi bir emir telakki ederek mutavaat gösterdi.&#8221;(5) &#8211;</p>
<p>Cemal Fedayi &#8211; Osmanlıdan Cumhuriyete Nasıl Geçildi?</p>
<p>Kaynaklar;</p>
<p>(1)-Karabekir Anlatıyor,Uğur Mumcu,syf;52</p>
<p>(2)-Muhammet Erat,’’Faruk Özerengin ile Kazım Karabekir Üzerine’’,23.1.1996,s.2</p>
<p>(3)-Rıza Nur,Lozan Hatıraları,syf;4-5</p>
<p>(4)-Bilal Şimşir,Atatürk İle Yazışmalar,1920-1923,syf;464</p>
<p>(5)-Nutuk,syf;454</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/lozan-antlasmasi-ve-hilafetsaltanatin-kaldirilmasi/">Lozan Antlaşması ve Hilafet,Saltanatın Kaldırılması</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/lozan-antlasmasi-ve-hilafetsaltanatin-kaldirilmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1.Meclis;Niyet Farklı, Söylem Farklı</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/1-meclisniyet-farkli-soylem-farkli/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/1-meclisniyet-farkli-soylem-farkli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 May 2014 11:56:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cemal Fedayi-Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<category><![CDATA[1.Meclis;Niyet Farklı]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal FEDAYi]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti Yıkılışı]]></category>
		<category><![CDATA[Söylem Farklı]]></category>
		<category><![CDATA[Saltanatın Ilgası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1175</guid>

					<description><![CDATA[<p>I.Meclis değerlendirilirken sık sık niyetlerin ayrı, söylenilenlerin ayrı olduğundan bahsedilir. Bu, birçok 1. Meclis mebusunun 11. Meclis üyesi iken söylediği karşılaştırıldığında genel olarak doğrudur. Gerçek şu ki, I. Meclis dönemi geçici bir dönemdi. Türkiye ve dünya, yeni bir yapılanmanın eşiğindeydi. Osmanlı Devleti henüz yıkılmamıştı ve hala müessirdi, Türkiye Cumhuriyeti de henüz kurulmuş değildi. Bu dönemde [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/1-meclisniyet-farkli-soylem-farkli/">1.Meclis;Niyet Farklı, Söylem Farklı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-1176" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/05/1383817788927.jpg" alt="Niyet Farklı,Söylem Farklı" width="441" height="332" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/05/1383817788927.jpg 550w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/05/1383817788927-360x270.jpg 360w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/05/1383817788927-300x226.jpg 300w" sizes="(max-width: 441px) 100vw, 441px" /></p>
<p>I.Meclis değerlendirilirken sık sık niyetlerin ayrı, söylenilenlerin ayrı olduğundan bahsedilir. Bu, birçok 1. Meclis mebusunun 11. Meclis üyesi iken söylediği karşılaştırıldığında genel olarak doğrudur. Gerçek şu ki, I. Meclis dönemi geçici bir dönemdi. Türkiye ve dünya, yeni bir yapılanmanın eşiğindeydi. Osmanlı Devleti henüz yıkılmamıştı ve hala müessirdi, Türkiye Cumhuriyeti de henüz kurulmuş değildi. Bu dönemde niyetler ile söylem ve eylemler farklıydı. Taraflar birbirini kolluyordu. Bu nedenle böyle bir dönemi tam olarak değerlendirmek güçtür. Çünkü biz ancak dışa yansıyanları inceleyebiliriz; niyetleri bilemeyiz.</p>
<p>Bu dönemde üç taraf vardı: Saray, İtilaf Devletleri ve Ankara. Olaylar neticesinde tüm İtilaf Devletleri olmasa da İngiltere temel hedeflerini elde etmeyi başardı. M. Kemal&#8217;in kontrol ettiği Ankara da bu süreçten büyük bir oranda başarılı çıktı; devleti ele geçirdi, devletlu oldu. Kesin olarak kaybeden taraf ise Saray&#8217;dır&#8230; Saray&#8217;da mündemiç bulunan Saltanat ve Hilafet ilga edildi; Saray hem hakikaten hem de mecazen yıkıldı. Tanzimat ve Meşrutiyetle yıpranan Saray&#8217;a son darbeyi I. ve II. Meclis vurmuştur&#8230;</p>
<p>Ancak şuna da dikkat etmek gerekir: Milli Mücadele boyunca Hilafet kurumu değil mevcut Halife eleştirildi. Hilafet meclisteki tüm gruplarca kutsal bir makam olarak görüldü. BMM’nin metinlerinde Hilafetle ilgili olarak, kurtuluştan sonra &#8220;vaz-ı meşruunu&#8221; (meşru konumunu) alacaktır deniyordu ama bu deyimin içeriği belirtilmiyordu; Hilafetin hukuki çerçevesi belirsiz bırakılıyordu. Soyut olarak Hilafet övülüyordu; somuta inilmiyordu. Hilafet, &#8220;sarih bir hukuk* malik olmaksızın&#8221; bırakılmıştı.(1)</p>
<p>Bu, Hilafet kurumu üzerinde herhalde bir ameliye gerçekleştirileceğine işaretti. Ancak I. Meclis&#8217;in kompozisyonu hilafetin ilgasına izin vermiyordu. Hilafetin ilgasını, muhalif,başlarda Saltanat makamı da Hilafetle yan yana kullanılıyordu ve Saltanatın kurtarılacağından bahsediliyordu. Saltanat da Hilafet kavramı gibi muteber ve mukaddes bir kavramdı. Zaman içinde Meclis yavaş yavaş Saltanata cephe almaya başlamıştır. Ancak Saltanat eleştirilirken de dini gerekçeler kullanılmıştır. Saltanat&#8217;ın ilgası dini bir atmosferde, dualarla gerçekleştirilmiştir. İlga gününün mevlit kandiline tesadüf etmesi de müjde olarak kabul edilmiştir. Osmanlı döneminde padişaha muhalif olan çevreler, İttihatçılar dâhil, hiç bir zaman Saltanat&#8217;ın ilgasını savunmamışlardı. Onlar Saltanata değil Sultana muhalif idiler. Sultanı değiştirmekle amaçlarına ulaştılar. Saltanat&#8217;ın tamamen ilgasını değil res¬tore edilmesini, sınırlanmasını istiyorlardı.</p>
<p>I. Meclis&#8217;in Saltanatı ilga etmesi bu bakımdan önemli bir kopuştur&#8230; M. Kemal ve arkadaşları bu açıdan seleflerinden ayrılmışlardır. Meclis&#8217;in Hilafeti ilga etmesi, hem Osmanlı&#8217;dan hem de I. Meclis&#8217;ten önemli bir kopuştur.</p>
<p>(1)-Atatürk,Nutuk,syf;454</p>
<p>Cemal Fedayi &#8211; Osmanlıdan Cumhuriyete Nasıl Geçildi?</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/1-meclisniyet-farkli-soylem-farkli/">1.Meclis;Niyet Farklı, Söylem Farklı</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/1-meclisniyet-farkli-soylem-farkli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Kırılma Noktası:Hilafetin Ilgası</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/bir-kirilma-noktasihilafetin-ilgasi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/bir-kirilma-noktasihilafetin-ilgasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 May 2014 11:49:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cemal Fedayi-Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal FEDAYi]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet Ilgasında Yapılanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlıyı toplumsal hafızadan silmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1172</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şeriatı bir meşruiyet aracı olarak kullanma konusunda kırılma noktası Hilafetin ilgasıdır. Hilafetin ilgası öncesinde yapılan değişikliklerde dine ve şeriata göndermede bulunulurken Hilafetin ilgası sonrası yapılan düzenlemelerde &#8220;irtica&#8221;dan ve &#8220;dini siyasete alet etmek&#8221;ten söz edilmiştir. Örneğin, 25 Şubat 1925 tarih ve 556 nolu Kanun, dini ya da mukaddesat-ı diniyeyi siyasete alet etmek için cemiyetler kurmayı &#8220;vatana [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bir-kirilma-noktasihilafetin-ilgasi/">Bir Kırılma Noktası:Hilafetin Ilgası</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1173" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/05/1b.gif" alt="Bir Kırılma Noktası:Hilafetin Ilgası" width="440" height="301" /></p>
<p>Şeriatı bir meşruiyet aracı olarak kullanma konusunda kırılma noktası Hilafetin ilgasıdır. Hilafetin ilgası öncesinde yapılan değişikliklerde dine ve şeriata göndermede bulunulurken Hilafetin ilgası sonrası yapılan düzenlemelerde &#8220;irtica&#8221;dan ve &#8220;dini siyasete alet etmek&#8221;ten söz edilmiştir.</p>
<p>Örneğin, 25 Şubat 1925 tarih ve 556 nolu Kanun, dini ya da mukaddesat-ı diniyeyi siyasete alet etmek için cemiyetler kurmayı &#8220;vatana hıyanet&#8221; sayarak yasaklamıştır. Rejim, bu yolda devlet şeklini değiştirmek isteyenleri ya da devletin güvenliğini tehlikeye düşürenleri yahut halk araşma nifak sokardan idamla cezalandırmıştır. Başka bir kanun, &#8220;irtica&#8221;, isyan gibi sosyal düzeni bozmayı amaç edinen bütün örgütleri dağıtma ve suçluları İstiklal Mahkemelerine verme yetkisini hükümete tanımıştır. 30 Temmuz 1931 tarihli Basın Ka- nunu&#8217;nun 40. maddesi, &#8220;Padişahçılık ve Hilafetçilik&#8221; için propaganda yapanların cezalandırılmasını öngörmekteydi.(1)</p>
<p>Hilafetin ilgası sonrasında, Saltanatı hatırlatan semboller de yasaklama kapsamına alındı. 31.5.1925 tarihinde, bütün resmi devlet dairelerinde ve okullarda bulunan arma, tuğra / Saltanat resimlerinin kaldırılması Bakanlar Kurulu tarafından karar altına alındı.(2)</p>
<p>28.5.1927 tarihinde de &#8220;TC Dâhilinde Bulunan Bilumum Mebani-i Resmiye ve Milliye Üzerindeki Tuğra ve Methiyelerin Kaldırılması Hakkında Kanun&#8221; çıkarıldı. Kanuna göre kaldırılabilen semboller müzelere konulacak, kaldırılama- yanlar ise &#8220;münasip vasıtalar&#8221;la örtülecektir.(3)</p>
<p>Bu kanundan bir yıl sonra da Harf değişikliğini öngören kanun çıkarılmıştır. Bu iki kanunun uygulanması sırasında, bir mimarlık tarihçisinin tespitlerine göre, kamu eserlerinden mahalle çeşmelerinin üzerindekilere kadar yurt çapında binlerce kitabe yerlerinden sökülüp kayıplara karışmıştır.(4) Buradan anlaşılıyor ki, yeni rejim eskiye ve Osmanlı&#8217;ya ait ne varsa sadece hukuktan değil toplumsal hafızadan da silmek istemiştir.</p>
<p>Cemal Fedayi &#8211; Osmanlıdan Cumhuriyete Nasıl Geçildi?</p>
<p>(1)-Jeaschke,a.g.e,syf;21</p>
<p>(2)- 7BCA, 31.5.1925 tarih ve 2085 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı</p>
<p>(3)-TBMM ZC,1.4,D.2,C.32,S.535-636</p>
<p>(4)-Taha Akyol,Atatürk’ün İhtilal Hukuku,syf;551</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/bir-kirilma-noktasihilafetin-ilgasi/">Bir Kırılma Noktası:Hilafetin Ilgası</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/bir-kirilma-noktasihilafetin-ilgasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meclis Halife Seçmeye Yetkili midir?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/meclis-halife-secmeye-yetkili-midir/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/meclis-halife-secmeye-yetkili-midir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 May 2014 11:43:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cemal Fedayi-Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal FEDAYi]]></category>
		<category><![CDATA[Halifelik]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis Halife Seçmeye Yetkili midir?]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Saltanat Ilgası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1169</guid>

					<description><![CDATA[<p>Müzakereler sırasında yapılan tartışmaların en önemlilerinden birisi de Halife&#8217;nin vazife ve salahiyetleri konusunda olanıydı. Bitlis mebusu Yusuf Ziya Bey, Vatikan&#8217;ı taklit etmediklerini, Halife&#8217;nin vazifelerinin belirlenmesi gerektiğini ifade etti. O&#8217;na göre, Halife ruhani ve dsmani kuvvetleri nefsinde cem etmektedir ve şuranın reisi olmalıdır. Dolaylı yoldan Halife&#8217;nin Meclis&#8217;in reisi olması gerektiğini söylüyordu. &#160; Bu tehlikeyi gören M. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/meclis-halife-secmeye-yetkili-midir/">Meclis Halife Seçmeye Yetkili midir?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-1170" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/05/indir.jpg" alt="Meclis Halife Seçmeye Yetkili midir?" width="290" height="213" /></p>
<p>Müzakereler sırasında yapılan tartışmaların en önemlilerinden birisi de Halife&#8217;nin vazife ve salahiyetleri konusunda olanıydı. Bitlis mebusu Yusuf Ziya Bey, Vatikan&#8217;ı taklit etmediklerini, Halife&#8217;nin vazifelerinin belirlenmesi gerektiğini ifade etti. O&#8217;na göre, Halife ruhani ve dsmani kuvvetleri nefsinde cem etmektedir ve şuranın reisi olmalıdır. Dolaylı yoldan Halife&#8217;nin Meclis&#8217;in reisi olması gerektiğini söylüyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu tehlikeyi gören M. Kemal, Meclis&#8217;in Türkiye’nin meclisi olduğunu, Hilafet&#8217;in ise tüm Müslümanlara ait bir kurum olduğunu, öncelikle yapılması gerekenin hal’ ve intihap izlenimleri olduğunu, vazife tespitinin daha sonraki bir iş olduğunu beyan ederek bu konuyu kapattı&#8230; Daha doğrusu savus turdu&#8230; İleride de bu konunun gündeme getirilmesine yönelik, her teşebbüs bir şekilde geçiştirilecektir&#8230; Halifenin hukuku konusu bilinçli olarak muallâkta bırakılmıştır&#8230;</p>
<p>Aslında burada büyük bir çelişki göze çarpmaktadır. Halifelik her fırsatta, Müslümanlar arasındaki yüksek bir makam olarak ifade edilmekte, Hilafetin tüm Müslümanları ilgilendirdiği ve BMM’nin bu konuda yetkili olmadığı anlamında sözler edilmektedir. (Yani BMM ulusal, Hilafet ise evrensel/ulus-üstü bir kurumdur.) Bütün bunlara karşın, bu Makama oturacak kişiyi BMM seçmektedir&#8230;</p>
<p>Madem Hilafet makamı tüm Müslümanlara ait bir makamdır, oraya oturacak zata seçme yetkisi de tüm Müslümanlara ait olmalıdır. Yani evrensel bir makama kimin oturacağına milli bir kurum değil evrensel bir kurum karar vermelidir&#8230; Bu konuya, bir millete ait meclis değil ümmete ait bir meclis karar vermelidir&#8230; (Yani, Saltanatın ilgası konusunda olduğu gibi bu konuda da hukuka aykırılık göze çarpmaktadır. ) Aynı argüman Hilafetin ilgası için de geçerlidir: Tüm Müslümanlara ait evrensel bir makam, ulusal bir makam eliyle ilga edilemez&#8230;</p>
<p>BMM&#8217;nin Saltanatı ilga etmeye yetkili olup olmadığı, ilga kararının hukuka aykırı olup olmadığı konusunda açılmayan hukuki tartışma, geniş çaplı olmasa da, Halife seçimi konusunda açılmıştır. Trabzon mebusu Hafız Mehmet Bey bu yolda kısa bir konuşma yaptı. Mehmet Bey şöyle diyordu:</p>
<p>&#8220;Medis-i Ali, Halife intihabı hakkına malik değildir. Çünkü Halife intihap etmek için kudret-i padişahı ile olması lazımdır. Ne vakit ki Halife bir makam-ı dinî olmuştur, bu Meclis Halife’yi intihap edemez ve hakkı yoktur.&#8221;(1)</p>
<p>Mehmet Bey’e göre Saltanatın ilgasından sonra Hilafet, artık bir dinî kurum haline dönüşmüştür; bu nedenle sadece Türkiye&#8217;deki Müslümanlan temsil eden BMM Halife&#8217;yi seçemez;bıı makama oeçitok kişi konusunda tüm Muslumanlar karar verebilir&#8230; Meclis olsa olsa Padişahlık kudretine sahip bir Halife seçebilirdi. Bu suretle de neticede siyası bir kurum için seçim yapılmış olurdu. Bu çok kuvvetli bir argümandır ancak aynı kuvvette bir cevap bulamamıştır&#8230;</p>
<p>Mehmet Bey&#8217;in değindiği yetki konusuna, lehinde olsun aleyhinde olsun değinen olmadı&#8230; Yani hukukilik ve yetki meselesi enine boyuna tartışılmadı. Ya da tartışılamadı&#8230; Müzakereler Saltanat&#8217;ın ilgasından sonra olduğu gibi, bir hoca efendinin (Ankara mebusu Hacı Mustafa Efendi) okuduğu dua ile sona erdi&#8230;</p>
<p>Aslında Halifeliğin dinî bir kurum haline getirilmesi süreci Osmanlı&#8217;nın son zamanlarında, Saltanat ve Hilafet ayrımı yapılmasıyla başlamıştır. Panislamist politikaların bir aracı olarak düşünülen Hilafet iyiden iyiye dini/ruhani bir kurum haline getirilmişti. BMM hükümeti de bu geleneği devam ettirmiştir. Ancak Saltanatın kaldırılmasıyla Hilafet&#8217;in bu veçhesi iyice dikkat çeker bir hale gelmiş ve Hilafet tamamen dini/ruhani bir kurum haline dönüşmüştür.</p>
<p>İslam tarihinde ilk defa hiç bir siyasi yetkisi olmayan bir Halife, seçimle işbaşına gelmekteydi. M. Kemal&#8217;in örnek olarak gösterdiği Melikşah dönemindeki siyasi yetkisi olmayan Halife ise, daha sonrakiler gibi veraset yoluyla ve veliahtlık usulüyle Hilafet makamına oturmuşlardı; seçim yoluyla değil.</p>
<p>(1)-TBMM,ZC,1.3,D.1,C.24,Syf;562-565</p>
<p>Cemal Fedayi</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/meclis-halife-secmeye-yetkili-midir/">Meclis Halife Seçmeye Yetkili midir?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/meclis-halife-secmeye-yetkili-midir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara Hükümeti İsteseydi Vahdettin&#8217;i Ülkeden Terketmesini Önleyebilirdi</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/ankara-hukumeti-isteseydi-vahdettini-ulkeden-terketmesini-onleyebilirdi/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/ankara-hukumeti-isteseydi-vahdettini-ulkeden-terketmesini-onleyebilirdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 May 2014 10:00:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cemal Fedayi-Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Nasıl Geçildi?]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Hükümeti İsteseydi Vahdettin'i Ülkeden Terketmesini Önleyebilirdi]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal FEDAYi]]></category>
		<category><![CDATA[Vahdettin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=1165</guid>

					<description><![CDATA[<p>..İlginç olan şudur: Vahddeddin&#8217;in ülkeyi terk ettiği zaman diliminde Ankara Hükümeti isteseydi bu durumu önleyebilirdi; buna gücü yeterdi. Ancak Ankara, adeta bu gelişmeye çanak tutulmuştur. M. Kemal Paşa, Vahdeddin&#8217;in ülkeyi terk edeceğini tahmin ediyordu. Hükümetin bile haberi olmadan bu konudaki sezinlemelerini Refet Paşa&#8217;ya bildirmiş ve Ona, &#8220;Vahdeddin kaçmak isterse mani olunmamasını&#8221; emretmişti.(1) Mani olunmadı ve [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ankara-hukumeti-isteseydi-vahdettini-ulkeden-terketmesini-onleyebilirdi/">Ankara Hükümeti İsteseydi Vahdettin’i Ülkeden Terketmesini Önleyebilirdi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-1166" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/05/yorum-vahdettin.jpg" alt="Ankara Hükümeti İsteseydi Vahdettin'i Ülkeden Terketmesini Önleyebilirdi" width="371" height="206" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/05/yorum-vahdettin.jpg 630w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/05/yorum-vahdettin-600x333.jpg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2014/05/yorum-vahdettin-300x167.jpg 300w" sizes="(max-width: 371px) 100vw, 371px" /></p>
<p>..İlginç olan şudur: Vahddeddin&#8217;in ülkeyi terk ettiği zaman diliminde Ankara Hükümeti isteseydi bu durumu önleyebilirdi; buna gücü yeterdi. Ancak Ankara, adeta bu gelişmeye çanak tutulmuştur. M. Kemal Paşa, Vahdeddin&#8217;in ülkeyi terk edeceğini tahmin ediyordu. Hükümetin bile haberi olmadan bu konudaki sezinlemelerini Refet Paşa&#8217;ya bildirmiş ve Ona,</p>
<p>&#8220;Vahdeddin kaçmak isterse mani olunmamasını&#8221; emretmişti.(1)</p>
<p>Mani olunmadı ve Vahdeddin ülkeyi terk etti&#8230; Mani ol-mak bir yana, çıkarılan &#8220;idam edilecek&#8221; haberleriyle adeta ülkeyi terk etmeye zorlandı&#8230; Çeşitli vesilelerle ona ülkeyi terk etmemesi durumunda idam edileceği ima ve ihsas edildi. Vahdeddin ayrıldıktan sonra Yıldız Sarayı&#8217;na gelen Ankara hükümeti temsilcisi Refet Paşa, o sırada ağlamakta olan Vahdettin&#8217;in yaverlerinden Ali Nuri Bey&#8217;e, aynen şunu söylemiştir: &#8220;Ağlama Ali Bey, kaçtığı iyi oldu, ya kalsa idi biz onu ne yapardık?&#8221;(2)</p>
<p>Vahdeddin İngiliz temsilcisi General Harrington’a, 16 Kasım 1922 tarihinde gönderdiği mektupta şu ifadeleri kullanmıştır: son vekayi üzerine hürriyet ve hayatımı tehlikede görmekteyim. Osmanlı sanatı ve islam hilafeti üzerindeki bil’ırs vel istihkak haiz bulunduğum meşru ve mukaddes haklarımı tamamiyle muhafaza etmek şartıyla hayatımın muhafazasını en çok müslüman tebaaya malik bir devlet olan ingiltere’den bekliyorum.”.&#8221;(3)</p>
<p>Aslında Vahdeddin vatandan ayrılışını geçici bir ayrılış olarak görmekteydi. Ortalık sakinleşinceye kadar bir süre va-tandan ayrılmayı uygun bulmuştu. Vahdeddin içinde bu-lunduğu durumu sekreteri Avni Paşa&#8217;ya şöyle anlatmıştır:</p>
<p>&#8220;Anadolu&#8217;ya düşmanları defetmesi için görevlendirdiğimiz Mustafa Kemal&#8217;in ihtirası ve muvazaası karşısında kaldım. Her tarafımı istila eden kör ve nankörler arasmda dolandım ve ıztırap içerisinde bunaldım. Bu şekildeki Hilafete, kendimde ne direnme ve ne de itaat imkânını göremeyerek, ortalik sakinleşinceye kadar belirli bir süre için bu tehlikeli mıntıkadan uzaklaşmaya karar verdim/(4)</p>
<p>Cemal Fedayi &#8211; Osmanlıdan Cumhuriyete Nasıl Geçildi ?</p>
<p><strong>Dipnotlar</strong></p>
<p>(1)-İlhan Bardakçı,Vahdettin M.Kemal’e,syf;117</p>
<p>(2)-Şefik Okday,Osmanlı’dan Cumhuriyete Padişah Yaveri İki Sadrazam Oğlu Anlatıyor,Syf,108(Nakleden M.Armağan,Vahdettin Kaçtı mı , Kaçırıldı mı? Makalesi)</p>
<p>(3)-İlhan Bardakçı,age,syf;115</p>
<p>(4)-Vahdettin Sırdaşı Avni Paşa Anlatıyor(haz,Osman Öndeş),syf;346</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/ankara-hukumeti-isteseydi-vahdettini-ulkeden-terketmesini-onleyebilirdi/">Ankara Hükümeti İsteseydi Vahdettin’i Ülkeden Terketmesini Önleyebilirdi</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/ankara-hukumeti-isteseydi-vahdettini-ulkeden-terketmesini-onleyebilirdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
