<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Küresel Medeniyet | İlim Cephesi</title>
	<atom:link href="https://www.ilimcephesi.com/etiket/kuresel-medeniyet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<description>Tarih, İslam, Sosyoloji, Felsefe, Edebiyat Kısaca Fikir Dünyamız!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 25 Sep 2021 08:40:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2019/05/fav.png</url>
	<title>Küresel Medeniyet | İlim Cephesi</title>
	<link>https://www.ilimcephesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Performans Düzeni ve Yeni İtaat Kültürü</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/performans-duzeni-ve-yeni-itaat-kulturu/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/performans-duzeni-ve-yeni-itaat-kulturu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Dec 2018 14:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İtaat]]></category>
		<category><![CDATA[İtaat kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Bürokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi Kendini Kontrol Düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[Performans Düzeni ve Yeni İtaat Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[sanal âlem]]></category>
		<category><![CDATA[Selfi]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Yüceltme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ilimcephesi.com/?p=20984</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8230; Kendi Kendini Kontrol Düzeni Kapitalist dünya sistemi küresel ekonomiyi yalnızca aşırı kazanca bağlamaz; siyasi, güvenlik meselelerinin yanında “ita­at kültürü&#8221; ile alakalı kaygıların sonucunda geliştirir. Yeni itaat kültürü kontrollü, denetimli itaatin yanında per­formansa bağlı mensubiyetler, kariyer arayışı, hayatım idame ettirme kavgasının sonucu olarak “bireyin kendi kendini kont­rol etmesi”, kamuda söylenenleri, doktorların, diyetisyenlerin, güvenlik uzmanlarıma yaşam [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/performans-duzeni-ve-yeni-itaat-kulturu/">Performans Düzeni ve Yeni İtaat Kültürü</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/kapitalizmin-tarihi.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-21010 aligncenter" src="https://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/kapitalizmin-tarihi-300x150.jpg" alt="" width="342" height="171" /></a><a href="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/indir-1.jpg"><img decoding="async" class="wp-image-22174 aligncenter" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/indir-1.jpg" alt="" width="432" height="216" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/indir-1.jpg 318w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2018/12/indir-1-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 432px) 100vw, 432px" /></a>&#8230;</p>
<p><strong>Kendi Kendini Kontrol Düzeni</strong></p>
<p>Kapitalist dünya sistemi küresel ekonomiyi yalnızca aşırı kazanca bağlamaz; siyasi, güvenlik meselelerinin yanında “ita­at kültürü&#8221; ile alakalı kaygıların sonucunda geliştirir.</p>
<p>Yeni itaat kültürü kontrollü, denetimli itaatin yanında per­formansa bağlı mensubiyetler, kariyer arayışı, hayatım idame ettirme kavgasının sonucu olarak “bireyin kendi kendini kont­rol etmesi”, kamuda söylenenleri, doktorların, diyetisyenlerin, güvenlik uzmanlarıma yaşam koçlarının uyarılarım sıkı sıkıya takip etmesine bağlıdır,öyle ki kimsenin kimseyi takip etmesine, gözetlemesine gerek kalmadan küresel medeniyetin kültürüne adapte olmak için yoğun gayret gösteren insan portresinden söz ediyoruz.</p>
<p>Mobeseler, cep telefonları, sosyal medya platformları, gü­venlik kameraları, internet takipleri gözedeme toplumunun araçları iken “itaat kültürü” siyasal araçlara, hapishanelere, akıl hastanelerine, sicil kayıtlarına, karakollara bağlı olmak­sızın “yaşam stili”nin içinde, ekonomik arayışların sonucun­da bireyin inisiyatifine terk edilmiştir. Eğer televizyonlardan, dergilerden, sosyal medyadan yapılan uyanlara kulak asılmaz, reçeteler, programlar uygulanmazsa sağlık elden gidebilir.</p>
<p>“Mutluluk ve huzur&#8221; pazarlayan “yaşam gurme&#8221;lerinin deneyimleri, psikologlar, aile danışmanları sizi sizden daha iyi ta­nır; yaşama, evliliğe, işe tutunmadaki “performanslınızı ölçer, ona göre tavsiyelerde bulunur.</p>
<p>Yeni itaat kültürünün devlete, militarist araçlara, bürokra­siye hesap vermesine gerek yoktur; doktorlar, yaşam koçları, diyetisyenler, spor hocaları zaten bireyin bir gününün hesabını sorar.</p>
<p>Fazla kaçırılan bir lokmanın, az yürünen bir adımın, orga­nikten kaçınılan bir gıdanın, meditasyondaki bir dakikalık cid­diyetsizliğin sonucunda ağır faturalar çıkabilir.</p>
<p>Hayatımızın üzerindeki kontrolün devletin klasik aygıtla­rınca kaldırıldığı varsayımı bir bakıma gerçeklik taşır; fakat o derece minimal, yerel denetleyiciler ve otoriteler vardır ki sizi teslim alır. Bu açıdan performans düzenindeki otorite anlayışı beden, süreklilik, sağlıklı kalma, iyi iş sahibi olma, evde ve işte huzur gibi yaşamın tamamım kapsayan konulara has kılınır.</p>
<p>Bir süreklilik sağlamak, korkuları büyütmek ve sebepsiz kaygıları besleyerek ontolojik sorgulara gitmek yeni itaat kül­türünün sonucudur; bu elbette insan varlığının ürkek, korkak, zemine sağlam basmayan karakterini destekler. Öyle ki geleneksel ve klasik insani değer yargılarımızı bile göz ardı eden gerçeklikle karşı karşıya kalabiliriz. Kimi zaman diğerkâmlığı büyüten insanımız performans düzeni içinde kalınca tüm bize özgü hasletleri yitirip, mekanikleşebilir.</p>
<p>İntihar girişimlerine bakınca bunu net görebiliriz; sabırsız, aceleci, işe yetişme derdinde naz çekmekten hazzetmeyen bi­rey intihar girişiminde bulunanların sorunlarını yok sayabilir.</p>
<p>Trafikte geçirdiği vakti intihar edenden çıkarabilir; o sebeple “atlıycaksan atla da işe yetişelim” diyebilir. Dedi de zaten, iki bayan atlayıp atlamamakta kararsız olan, bir tutamak arayıp dertleşmek, halleşmek isteyen adamın nazını çekemediği için boğaz köprüsünden ellerini bırakmasına sebep olurlar. Bir başka olayda atlamayanı dövenlerle karşılaşırız. Hayatın bize biçtiği rollerden çok performans düzeni ve itaat kültürünün vakit aralıklarına, programlarına uymakla yükümlüyüz çünkü.</p>
<p>Finans sektörünün tümü ciddi performanslar ve itaat kül­türü gerektirir; vaktinde yatırılmayan kredi, faturalar ağır so­nuçlar açar. Kredi zaten başlı başına itaat demektir, öyle bir itaat ki sorgulamadan mecburiyetlerin açtığı yolda siyasal ha­yatı da yönlendirir.</p>
<p>Kredi bu yüzden &#8220;gönüllü kölelikken öteye geçmez; kredi ödemek için performans düzeninin gereklerini yerine getir­melisiniz. Eviniz sizin değildir, arabanız da&#8230; gittiğiniz yerler, attığınız her adım, sağlığınız bankanın kontrolündedir. Kredi kartıyla yapılan ödemelerden ne yediğiniz, ne içtiğiniz, neye ne kadar para harcadığınız çok net takip edilebilir.</p>
<p>Mekânda, zamanda, tahayyüllerde özgür olamazsınız. Bu yüzden siyasal manada özgürlük taleplerinin ne kadar gülünç, acı verici olduğunu hatırlatmak gerekir.</p>
<p>Kamuda görev almak için onlarca sınava giren, burslarla, kredilerle, faturalarla hayatını idame ettiren, performans dü­zeninin ürünlerini kullanan, yeni itaat ve gözetleme kültürü­nün aparatlarıyla yaşayan&#8230; sosyal medyada, cep telefonunda, internette var olmayı seçen bireylerin siyasal iktidardan özgür­leşme talebi pranganın, esas otoritenin neresi olduğunu göz­den kaçırmamıza neden olur.</p>
<p>İtaat kültürünün, performans düzeninin iyi yönleri olabilir mi; söylemlere bakılırsa her kerden bir iyi çıkarmak mümkün ve gerekli.</p>
<p>Selfinin zararlarını izale etmek için geliştirilen yazılım­la selfiyle hastalık teşhisinde bulunabileceği haberleri bunun sonucudur. Dronla kişilik testi de yapılıyormuş&#8230; dron pazarı kurulan bir ülkede, herkesin herkesi gözetlemeye meraklı ol­duğunu açık ettiği atmosferde performansla var olma çaba­sı, bir başkasını itaate sürükleme çabası kişilik testi yapıldığı haberleriyle masumlaştırılabilir. Modern korsanların perfor­mansları da bunu gösterir. Otel kapılarını, hastaneleri, bankaları, elektronik her şeyi açarak ya da kilitleyerek fidye istemek performans gösterisini de peşinden sürükler.</p>
<p><strong>Tasarım, İtaat, Yüceltme</strong></p>
<p>Sanal âlemdeki terör haberleri de bunun göstergelerinden; sokak yanında burada da terör estirenler yeri geldiğinde PKK, kimi zaman IŞİD olabilmekte&#8230; bir sanal korsan vaziyete göre AK Partili duruma göre Sünni, ateist, ırkçı olabilmekte. Bu ki­şilik bölünmesi, performans düzenine ayak uydurma çabası ve rolü farklı insan portresini koyultur. Dijital-teknoloji festival­leri, elektronik pazarlar sanalda var olmanın, itaat kültürünü aşmaya niyetli ama tam da ona eklemlenmiş yapının sonucu olarak güçlü bir kariyer hesabının sonucu dolaşılır.</p>
<p>Ne kadar çok “dolaşırsan” operasyon çekersen, trolleme yaparsan, sanal terörizm sergilersen o kadar başarılı olursun.</p>
<p>Kötülüğün değil itaate varan boyun eğdirmenin bir başka versiyonundan bahsediyoruz; dijital çıraklar, ustalarının izin­den giderken “baştan çıkarılacak müşteri” kadar, itaat düzeni­ni geliştirecek yollar inşa eder.</p>
<p>Performansına göre var olması kariyerindeki basamakları tırmanmasına yardımcı olur; etik değerlerle yaptığı işi sorgu­layanlar itaat kültürünün mecburiyetlerinden bahseder. Kendi kitlesi için kitleleri hareketlendirecek, siyasi söylemi belirleye­cek bir performans sistemi çökertmez tam tersine güçlendirir.</p>
<p>Buradaki güç istenci, kişinin kendi yönlendiriciliğini mut­laklaştırma zannıyla birleşir&#8230; gönüllü kölelik performansı yüksek spekülasyonlarla kanıtlanır aslında.</p>
<p>Performans düzeninde bireyleri kavramların gücüyle do- mine etmek çok basittir&#8230; kapıcılar için “apartman görevlisi”, çöpçüler için “temizlik görevlisi” dediğinizde otomatikman bir kariyer, statü de belirlemiş olursunuz. Sıradan ve en alt düzey iş tanımı kendini öteki mesleklerle eşitleyebilir&#8230; bunu itaat kültürünün basit düzeneği diye tanımlayabilirsiniz.</p>
<p>Hâlbuki performansa dayalı var olma kriteri çalışmaktan çok çalışıyor gözükme, gözü yükseklerde olduğunu ispatlama yani kurslara, spora yazılma, hafta sonu etkinliklerine katılma, kendini geliştirecek faaliyetler yapma, mesela Avrasya Mara­tonunda yarışma olarak kendini gösterebilir. Fitness, yüzme, tenis, koşu performansı itaatte gösterme, itaat kültürünü per­formans düzenine yedirme biçiminde gelişebilir.</p>
<p>Geleceğe yönelik mesleklerin neler olduğunu belirleyen irade bu dünyada var olmak için hangi kıstaslara sahip olun­ması gerektiğini önceden belirliyordur.</p>
<p>İnsan vücudu tasarımcısı gibi bir meslek kodlanmış&#8230; bir yanıyla kendini tanrılaştırabilme imkânı sağlıyor öte taraftan otoriteyi performansla birleştirerek yepyeni “form”ların ortaya çıkmasını sağlayabiliyorsunuz.</p>
<p>Uzay turu rehberi olmak isteyenler de ciddi gayret göster­melidir. Dijital kültür ile ilgili içerikler hazırlamak kadar onla­rın yorumculuğunu yapmak, eleştirisini getirmek, kritik etmek de etkili bir meslek ve otorite arayışıdır. Bizatihi performansa dayak, gelişmeleri takip etmeye bağlı ve itaat ettirmek isterken aslında yeni itaat kültürünü destekleyen birey rolü söz konu­su. İç mimar, çevre mühendisi gibi mesleklerin düzenleyici, otoriter konumu yerini daha üst bir tanrısal bakışa bırakabilir, yaşam alanı tasarımcısı bütünüyle gündelik hayatı düzenleyen “püf noktaları”nı elinde tutar.</p>
<p>Biyohacker gibi insan genetiğini yönlendirebileceğini zan­neden yeni itaat kültürü, istenen ölçülerde insan üretimini ra­hatlıkla sağlayabileceğini düşünür.</p>
<p>Siz istediğiniz ahlakta, fiziki yapıda, manevi hasletlerde in­san siparişi veriyorsunuz genetikçiler üretiyor! Tabi bir haset durumunda biyohackerlere müracaat edip hasımlarınızı “bo­zabilirsiniz.”</p>
<p>Küresel medeniyet, kapitalist dünya sistemi eko-politik ile bir düzen tesis etmenin ötesinde, itaat kültürünü büyütmenin çok daha ilerisinde dünya, insan, varoluş hakikatiyle oynayabileceğini, değiştirebileceğini düşünür. Doğal olarak bu me­tafizik bakış açısı, ontolojik iddianın geldiği yeri işaret eder. Perfomans düzeniyle insanın sınırlarını zirveye çıkaran, zih­nen, fizik açıdan hep yukarıyı düşünüp &#8220;dingin hayatı” unutan insan, aynı zamanda sisteme bakamaz olur, itaat kültürünün gereklerini kendiliğinden yerine getirir. Gözetleme toplumunun ötesinde, güçlü, dönüştürücü, özne rolüyle itaat kültürüne eklemlendiğinin farkında olmayan insan portresi küresel me­deniyeti mutlaklaştırıyor.</p>
<p>(İtibar, 2017, sayı:75)</p>
<p><strong>Ercan Yıldırım &#8211; Türkiyenin Yeni Kültürü,syf.30-314</strong></p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/performans-duzeni-ve-yeni-itaat-kulturu/">Performans Düzeni ve Yeni İtaat Kültürü</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/performans-duzeni-ve-yeni-itaat-kulturu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel Medeniyet</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/kuresel-medeniyet/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/kuresel-medeniyet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2016 13:08:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Medeniyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=13371</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kitle mantığını içselleştirmiş insanın estetik zevkleri, ahlak vargıları tarihten büyük kopuş gösterir. Bu insan artık ba­yağıyı. ucuzu ve yaygın olanı makbul addeder. Yaygınlık genel kabul görme psikolojisinin bir sonucu olarak belirir. Sürekli her şeyi almaya kafayı koyan, piyasaya çıkan her ürüne en azından tutkuyla bağlanarak bakan bugünün insanı kültürünü, seçkin ve az bulunur olmaktan, yüksek [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kuresel-medeniyet/">Küresel Medeniyet</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/kuresel-medeniyetortak-kulturortak-uretimcokluk/motorcycle-details-2/" rel="attachment wp-att-13334"></a></p>
<p>Kitle mantığını içselleştirmiş insanın estetik zevkleri, ahlak vargıları tarihten büyük kopuş gösterir. Bu insan artık ba­yağıyı. ucuzu ve yaygın olanı makbul addeder. Yaygınlık genel kabul görme psikolojisinin bir sonucu olarak belirir. Sürekli her şeyi almaya kafayı koyan, piyasaya çıkan her ürüne en azından tutkuyla bağlanarak bakan bugünün insanı kültürünü, seçkin ve az bulunur olmaktan, yüksek kültüre geçirmekten çıkarak, basit ve popüler olana yönlendirir.(1)</p>
<p>Günümüz insanı, bir kitap kurdu, akademisyen, vasıflı bir bürokrat olsa bile televizyon izlerken, en alt düzeydeki ke­simlerin tercih ettiği, kolay güldüren, basit dizileri izlemek­ten keyf alır.</p>
<p>Kâr amacıyla kurulmuş bir sanayinin, homojenleştirici et­kileri altındaki bugünün insanı, beğeni düzeyleri bakımından sıradanlığı sorunlu bulmaz (Gans, 2007,44); seçkinci davranır­ken, kentli gibi hareket ederken, geldiği yerin dilini kullandığı için komik bulunabilir. Bu yüzden de küresel kültür karşısında hiçbir varlık gösteremez.</p>
<p>Küresel Medeniyetin, bugünün insanı üzerine diktatoryal bir idare gibi, baskın bir ulus devlet gibi sıkı denetim mekaniz­maları bulunmasa da oluşturduğu atmosfer ve yönetim algısı itibariyle etkili bir denetimi vardır: “Hakim olan hiçbir zaman sahneyi mutlak bir şekilde denetlemez ama normalde onun is­tekleri hüküm sürer.” (Scott, 1995, 26)</p>
<p><strong>Dipnot:</strong></p>
<p><strong>(1)</strong>Popüler kültür sevimsizdir; çünkü, yüksek kültürün aksine, kâr zihniyetli yatı­rımcılar tarafından sadece parasını ödeyen izleyiciyi memnun etmek üzere, toptan üretilir. 2) Popüler kültür yüksek kültürden alıntı yapar, böylece onu ayağa dü­şürür; ayrıca geleceğin pek çok yüksek kültür yaratıcısını baştan çıkarır, böylece onun yetenek kaynağını tüketir. 3) Popüler kültür içeriğinin tüketilmesi en iyi ola­sılıkla sahte mutluluklar yaratır, een kötü olasılıkla da, izleyiciye duygusal olarak zarar verir. 4) Popüler kültürün yaygınlaşması yalnızca toplumun kültürel &#8211; ya da uygarlık &#8211; kalitesini düşürmekle kalmaz, aynı zamanda diktatörlüğe eğilimli dema­gogların kullandığı kitle ikna yollarına tuhaf bir biçimde ilgi gösteren, edilgen bir izleyici kitlesi yaratarak totaliter rejimlere çanak tutar.“ (Gans, 2007,43)<br />
Küresel Medeniyetin ürettiği kültür pop kültürü içine alan ve fakat onu çok fazla aşan bir yapıya sahiptir. Pop kültürün daha şematize ettiği hususlara karşın küre­sel kültür karaktere nüfuz eder ve varoluşu yönlendirir.</p>
<p>Ercan Yıldırım-Zamanın Ruhuna Karşı,syf;247-248</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kuresel-medeniyet/">Küresel Medeniyet</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/kuresel-medeniyet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan bugün bir değer taşıyor mu?</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/insan-bugun-bir-deger-tasiyor-mu/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/insan-bugun-bir-deger-tasiyor-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2016 12:57:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan bugün bir değer taşıyor mu?]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Kapitalizmle Sağlanan Tatminsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Piyasa]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=13363</guid>

					<description><![CDATA[<p>Piyasadaki işlevine göre insan kıymetli. Piyasada yer aldığı kadar insan değerli. İktisadi düzen ve sanayi imalatına bağlı olarak insan da tanımlanmış ve kıymetlendirilmişim. Bugünün insanı kendi başına sadece insan olduğu için kıymetli değildir. Bugün insanın değeri yok; seri üretime bağlı olarak her bi­rey, her insan, her kişi, insanların, kişilerin içinde biridir. Nasıl bir tişört, bilgisayar, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insan-bugun-bir-deger-tasiyor-mu/">İnsan bugün bir değer taşıyor mu?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/insan-bugun-bir-deger-tasiyor-mu/en-vahsi-sistem-kapitalizm-mi-haberolacom/" rel="attachment wp-att-13364"><img decoding="async" class="aligncenter  wp-image-13364" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/12/en-vahsi-sistem-kapitalizm-mi-haberolacom.jpeg" alt="İnsan bugün bir değer taşıyor mu?" width="462" height="242" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/12/en-vahsi-sistem-kapitalizm-mi-haberolacom.jpeg 645w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/12/en-vahsi-sistem-kapitalizm-mi-haberolacom-600x314.jpeg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/12/en-vahsi-sistem-kapitalizm-mi-haberolacom-300x157.jpeg 300w" sizes="(max-width: 462px) 100vw, 462px" /></a></p>
<p>Piyasadaki işlevine göre insan kıymetli. Piyasada yer aldığı kadar insan değerli. İktisadi düzen ve sanayi imalatına bağlı olarak insan da tanımlanmış ve kıymetlendirilmişim. Bugünün insanı kendi başına sadece insan olduğu için kıymetli değildir.</p>
<p>Bugün insanın değeri yok; seri üretime bağlı olarak her bi­rey, her insan, her kişi, insanların, kişilerin içinde biridir.</p>
<p>Nasıl bir tişört, bilgisayar, araba, maket bıçağı değerini iş­levinden değil fakat piyasada gördüğü dolaşımdan, talepten alı­yorsa; insanlar kıymetini de toplumda gördüğü vazifeden ve ik­tisadi düzen içindeki konumundan alır.</p>
<p>Seri üretim içindeki bir nesne gibi geniş insanlık ailesi içinde fertlerden bir fert olan insan, duyguları, düşünceleri, iradesiyle, yapıp ettikleri ya da ortaya koyabilecekleriyle değil üretim ve tüketim sistemi içindeki enerjisiyle var olur. Tüketen insan kıy­metli insandır. Ne kadar çok çeşitli ürüne ne kadar çok sahip oluyorsa birey olmaya hak kazanıyor. Bu açıdan aslında insan da bir üründür. Projedir. Küresel Medeniyette özne üründür; özne makinedir; özne üretim ve tüketimin yani sermaye temerkü­zünün zirveye çıkmasıdır, bunun haricindeki her şey nesnedir.</p>
<p>İnsanlar ürünler gibi temel yararları, temel nitelikleriyle de­ğerlendirilmezler: “Bugün eskisinden farklı olarak ürünün kul­lanım değerini temel yararı değil, reklam ve pazarlamayla telkin edilen ek yararları belirlemektedir. Bu nedenle bir ürüne, sattı­ran ne varsa atfedilir: duygular, ihtiyaçlar, ruh halleri, sıcak bir ilginin, içsel yaşantının, başarının ya da avantajın sembolleri.</p>
<p>Genellikle söz konusu olan emniyet, güven, sevecenlik, etkilik gibi değerler; yani aslında insana ve başarılı bir yaşama ait olan, ürünlere aktarılması ve onlarla birlikte satılması gereken özelliklerdir.” (Funk, 2013, 29 &#8211; 30)</p>
<p>İnsanlar piyasaya girebilmek için insani temel vasıflarını, temel insani yararlarını ya da geliştirilebilir, icat edilebilir özel­liklerini gündeme getirir. Yani temel becerilerinin üstüne bir de “tercih edilsin” diye, başka vasıflarının da olduğunu sunar, onun pazarlamasını yapar.</p>
<p>Günümüzdeki “ev” kavramı, iş görüşmesi, seminerler, aylık seminerler ve eğitimler, çok basit bir işe bile kurallar koymak, pazarlama teknikleri hep kişioğlunun üzerine ekstra yükler ge­tirirken; piyasada tercih edilebilmek adına bireyler oldukların­dan daha nitelikli, daha başarılı ve becerili olduklarını ispat­lama telaşıyla yaşarlar. Bu gayri insani çaba erken dönemlerde kişinin kendine güç vehmetmesine neden olur, seçkin olduğu egosuna götürse de sonraki yıllarda sert bir düşüşe geçer ve ağır bir nihilizm, sürekli bir hiçlik duygusu, silik karakter gü­düleri devreye girer.</p>
<p>Günümüz insanı bir anda çok güçlülükten acziyete hızla ge­çerken, insana özgü itikadi, metafizik kayıpları arka arkaya ya­şar. Hayal kırıklığına bağlı “yaşayan nihilizm” kendini bir şe­kilde, imanlı mümin olarak bile gösterebilir. Sanal metafizik algılar dünyası, odağı, merkezi, müşahhas bir kişisi olmayan piyasa düzeninin kaidelerini, şeksiz iman edilmesi, yoğun ça­lışma saatleri karşısında otorite sorgulaması, iktidar hayaleti süreç içinde yaşanan dünyanın platonvari “gölgeler” evreni ol­duğuna götürür.Yaşayan nihilizm, sonuçta insanın Allah ile irtibatını zedeler.(1)</p>
<p>(1)Küresel kültür ve bugünün insanı kitlelere bağlı olarak, Tanrı düşüncesi yerine “Tanrı imgesi” tasavvur eder. (Baudrillard, 2010, 14)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kapitalizmle Sağlanan Tatminsizlik</strong></p>
<p>Kapitalizm ve Küresel Medeniyet başarısını insanların tat­min duygusundan mı alır yoksa tatminsizliklerinden mi? Ka­pitalizm büyüme ve gelişimini tatminsizlikle sağlarken Küre­sel Medeniyet artık tatmin duygusunun ancak tatminsizlikle doğan sürekli “alma &#8211; tüketme” ye götüren faaliyetinden alır. Yani insanlar tatmini, bir türlü dizginleyemedikleri tatminsiz­liklerini daha çok artırmalarıyla sağlar. Bu gayri insani olduğu gibi kişinin ve toplumun kendi kendini kemiren bir sürece evrilmesine neden olur. İnsanlar ne derece özne ya da birey olarak kendilerine bir güç atfında bulunsa da bu güç bir şekilde toplumsal ilişkilere, toplumsal bağımlılığa ve esasında piyasa bağımlılığına bağlıdır. Bir başkası olmadan yaşayamama insan­lığın en eski kaidelerinden olduğu halde, nesne, ürün olmadan yaşayamama, kendini eksik hissetme, terk edilmişlik psikolo­jine geçiş küresel kültür için geçerlidir.</p>
<p>Her tatmin peşinde büyük bir açlık doğurur, reklamlarda gördüğünü alan, bakan, deneyen kişi onu elde ettiğinde esa­sında yeni bir açlığı, tatminsizliği de peşinen aldığının farkında olmaz. Bu yüzden insan kapitalizmin bir büyük projesi olarak kadim geleneklerin tam tersine yönelmiştir: “Kapitalizmin ba­şardığı şey tatmin değil, düşkırıklığıdır; yaratıcılık ve güven değil: ara sıra erişilen tatminin noktaladığı sonsuz tekrarlar­dır. Bu durumu bir rasvonalite kavramıyla özdeşleştirmeyi be­cermek kapitalizmin başarısının parçasıdır.” (Poole, 1993,193)</p>
<p>Piyasada ya da toplum içinde yetenekleriyle var olduğunu zanneden bu sebeple kendine iktidar alanı açmaya kalkanlara sistem anında müdahale eder; sistem içinde bireyin kendiliğini gösterme şansı ve ihtimali olamaz. Ürünün satılmasında yeni bir teknik bulan, kârı artıran, tüketimi zirveye çıkaran bir “ye­tenek&#8221; takdir edilir; ama bu yaratıcılık değildir, akıp giden dü­zenin hızlanmasını sağlayan mekanizmayı tetikleyebilme “uya­nıklığını” görebilme becerisidir. Küresel kültür, yeteneklerin önünü sınırlı olarak açsa bile yaratım fikirleri desteklemez ak­sine onu tehlikeli bulur. Bu da toplum içindeki, piyasa kurallarındaki bağımlılık ve bağlılık ilişkileriyle sonlandınlır. İstek­lerin hiçbir zaman öznesi olamayan insanın ancak tâbi olma hakkı vardır. (Poole, 1993, 54)</p>
<p>Ercan Yıldırım-Zamanın Ruhuna Karşı,syf;236-239</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/insan-bugun-bir-deger-tasiyor-mu/">İnsan bugün bir değer taşıyor mu?</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/insan-bugun-bir-deger-tasiyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnternet,Sosyal Medya,Alışveriş:Özgürlük ve Güç İstenci</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/internetsosyal-medyaalisverisozgurluk-ve-guc-istenci/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/internetsosyal-medyaalisverisozgurluk-ve-guc-istenci/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2016 12:06:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Alışveriş: özgürlük ve Güç İstenci]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Herkesleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=13337</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada herkesin ürettiği ortak kültür formları sadece sis­temin merkezinden ya da beyninden çıkmıyor artık. Müslüman ya da herhangi bir dinden, mensubiyet grubu farklı alanlardaki kişilerden tüm dünyayı kapsayacak “ortak kültür“ üretildiği gibi yoğun talep görmekte. Sadece sosyal medya, twitter, facebook, youtube değil mü­zik, sinema, bağımsız kısa filmler bile rağbet görebilmekte. Herkesleşmenin, Küresel Medeniyet kültürünün en [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/internetsosyal-medyaalisverisozgurluk-ve-guc-istenci/">İnternet,Sosyal Medya,Alışveriş:Özgürlük ve Güç İstenci</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/internetsosyal-medyaalisverisozgurluk-ve-guc-istenci/indir-138/" rel="attachment wp-att-13338"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-13338" src="http://ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/12/indir.jpg" alt="İnternet,Sosyal Medya,Alışveriş:Özgürlük ve Güç İstenci" width="429" height="240" /></a></p>
<p>Dünyada herkesin ürettiği ortak kültür formları sadece sis­temin merkezinden ya da beyninden çıkmıyor artık. Müslüman ya da herhangi bir dinden, mensubiyet grubu farklı alanlardaki kişilerden tüm dünyayı kapsayacak “ortak kültür“ üretildiği gibi yoğun talep görmekte.</p>
<p>Sadece sosyal medya, twitter, facebook, youtube değil mü­zik, sinema, bağımsız kısa filmler bile rağbet görebilmekte. Herkesleşmenin, Küresel Medeniyet kültürünün en belirgin olduğu sahalar tabi ki sosyal medya. Blog kültürü de Küresel Medeni­yette oldukça aktif kültür formlarından biri. Sadece sosyal med­yada, bloglarda ya da youtubeda yazı yazan, fotoğraflarım çekip paylaşan ya da video çekip yükleyen kişiler kendilerini “önemli değerli” kılmış saymıyor.</p>
<p>İnternetten her türlü yüklemeleri ve indirmeleri yapan ki­şilerin bağımsızlık manifestosu bilinenin ve araştırılanın çok ötesinde. O derece yoğun bir ego tatminine vardırıyor ki inter­net bireyi herhangi bir cemaat ya da kültür grubundan çok daha fazla aidiyet sağlar. Küresel Medeniyet kişilere özgürlüklerini, ifade hürriyetlerini her platformda sunmalarını sağlayarak bi­linen değer üretim merkezlerini etkisizleştirir.</p>
<p>Marketlerden aynı ürünün çok farklı markalarından seçe­bilme hürriyeti ve erkinin kişi oğluna yüklediği tatmin duygusu ve gücü başka doyum vesilelerini ortadan kaldırmaya yeter. Ya da sosyal medyada devletin ileri gelenleriyle, sanatçılarla, yazar­larla yapılan söyleşiler, eleştiriler, beğenmediğini ifade edebilme yetkesi dünyada şimdiye kadar gelebilmiş en iyi “kendini gös­terebilme” yöntemi. Bu Küresel Medeniyetin gücünü artırdıkça artırırken, toplumların bünyesindeki kökleşmesini de sağlar.</p>
<p>Küresel Medeniyet klasik, geleneksel değer üretim merkezle­rini, dinleri değersizleştirip, onları yeni bireylerin gözünde kü­çültüp, tarihileştirerek varlığım meşrulaştırır. Artık dünyada o kadar çok anlam üretilebilmekte ki&#8230; “Tanrı ölmedi, hiperger- çek bir şeye dönüştü.” (Baudrillard, 2008, 210) Dolayısıyla kla­sik kutsallar, yeni birey için hiçbir şey ifade etmiyor.Çünkü onların elinde iletişim kanallarının sunduğu “istedi­ğini kutsallaştırabilme” yetkisi ve özgürlüğü var. Gelecekte Kü­resel kültürde kimsenin bağlanıp, hesap vereceği saha kalma­yacak. Bir ustadan eğitim almanın, dizinin dibinde yetişmenin de manası yok.</p>
<p>Yemek yapmak için aşçıya ya da “bir bilen”e bile ihtiyaç yok. Eskiden Amerikanlaşmanın en önemli vasıtası sayılan fast food zincirlerine karşı durmak bir değer kesbederdi. Ancak bugün bu gıda zincirlerine karşı gelme şeklindeki muhalefeti önemseyen kalmadı. Çünkü marketlerde satılan ambaljlı, çabuk bozulabi­len, uzun süre saklanabilen, basit, pişmiş, kısa sürede ısıtıp ye­nebilen ve tabi ki usta gerektirmeyen ürünler ve kullanım de­ğeri bireylerin özgürlüklerini sağladığı için muhalifler için de kullanım değer yüksektir.</p>
<p>Ercan Yıldırım-Zamanın Ruhuna Karşı,syf;68-69</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/internetsosyal-medyaalisverisozgurluk-ve-guc-istenci/">İnternet,Sosyal Medya,Alışveriş:Özgürlük ve Güç İstenci</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/internetsosyal-medyaalisverisozgurluk-ve-guc-istenci/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel Medeniyet:Ortak Kültür,Ortak Üretim,Çokluk</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/kuresel-medeniyetortak-kulturortak-uretimcokluk/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/kuresel-medeniyetortak-kulturortak-uretimcokluk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2016 12:03:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Çokluk]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Modernite]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Üretim]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[yerel kültür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=13333</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel Medeniyet kapitalist dünya sistemini, moderniteyi tanımlamak için kullanılan “kitle” kavramının çok Ötesine geçerek yeni birliktelikler kurgulamakta. Ortaklık, çokluk bunların en başında gelen kavramlar. Küresel Medeniyet önceki mede­niyetlerden farklı olarak “dünya çapında” dönüşüm için çaba­lar. Bu yüzden de “yepyeni bir insan” portresi hedefini güder. Her renkten, kültürden, ırktan ve milletten insanın “ortak” de­ğerleri, geleceği Küresel [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kuresel-medeniyetortak-kulturortak-uretimcokluk/">Küresel Medeniyet:Ortak Kültür,Ortak Üretim,Çokluk</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-25369 aligncenter" src="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/12/en-vahsi-sistem-kapitalizm-mi-haberolacom-1-300x157.jpeg" alt="" width="405" height="212" srcset="https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/12/en-vahsi-sistem-kapitalizm-mi-haberolacom-1-300x157.jpeg 300w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/12/en-vahsi-sistem-kapitalizm-mi-haberolacom-1-600x314.jpeg 600w, https://www.ilimcephesi.com/wp-content/uploads/2016/12/en-vahsi-sistem-kapitalizm-mi-haberolacom-1.jpeg 645w" sizes="(max-width: 405px) 100vw, 405px" /></p>
<p>Küresel Medeniyet kapitalist dünya sistemini, moderniteyi tanımlamak için kullanılan “kitle” kavramının çok Ötesine geçerek yeni birliktelikler kurgulamakta. Ortaklık, çokluk bunların en başında gelen kavramlar. Küresel Medeniyet önceki mede­niyetlerden farklı olarak “dünya çapında” dönüşüm için çaba­lar. Bu yüzden de “yepyeni bir insan” portresi hedefini güder. Her renkten, kültürden, ırktan ve milletten insanın “ortak” de­ğerleri, geleceği Küresel Medeniyet tarafından belirlenmiştir.</p>
<p>Bu insan portresi öyle bir karaktere, inanca sahiptir ki ya­şanılan hayatın yüksek ve erişilmez olduğuna neredeyse iman etmiş, yaptıklarının hatadan münezzeh olduğuna kani olmuş­tur. Modernité bu insanı büyük oranda belli bir kıvama getir­mişti. Küresel Medeniyet ise süreci tamamlamaktadır. Nietzche bu hakikati çok önceden görmüştü: “Önünde yayılan sürüyü bir gözle: Ne dünü bilir ne bugünü, bir o yana sıçrar, bir bu yana, yer uyur, geviş getirir, yeniden sıçrar, sabahtan akşama, bugün­den öbür güne, kısacık yaşamının haz ve acılarıyla bağımlı, an’ın tepeciklerinde durur, bu yüzden de ne bir üzüntü ne de bir bık­kınlık duyar.” (Nietzche, 2011, 37)</p>
<p>Küresel Medeniyet varsa yeni bir dünya savaşı olmaz. Çünkü Kant’in ve diğer Aydınlanmacıların projeleri buna yönelik “ebedi barış” etrafında şekillenmiştir. Bu ideal moderniteyi inşa ettiren felsefi atağı meydana getirdi ama sonuç hiç de tasarlanan gibi olmadı. Dünyanın gördüğü en büyük yıkımlar, savaşlar, katli­amlar modernité ile gerçekleşti.</p>
<p>“Dünya vatandaşlığı” projesi de Kant’tan çıkmadır. “İnsan haklarına dayalı demokratik anayasal bir devletin cumhuri­yetçi düzenini sağlamak için, savaşlarla egemen olunan ulus­lar arası ilişkileri gevşek devletler hukukuna dayandırmak ye­terli değildir; devlet içi hukuk daha çok, halkları birleştiren ve savaşı ortadan kaldıran küresel bir hukuk durumu biçiminde belirlenmelidir.&#8221; (İlabermus, 2010, 69) Buradaki mesele dünya vatandaşlığının bir hukuk normu yada birlikteliği olmaktan çok kültüreldir. Çünkü Kant‘m ve diğer Aydııılanmacıların kastı dün­yayı tek bir üst hukukta birleştirecek, tekdüze yapıdır.</p>
<p>Modernite kısmen bunu gerçekleştirdi ama İslam gibi, Türk unsuru gibi yapılar dikkate alınmadı. Dahası kapitalizmin ve kapitalistlerin “kendi aralarındaki&#8221; çatışmaları, maddi mede­niyetin iç çekişmeleri hesap edilmedi ve ortak hukuk ve “dünya devleti&#8221; teorisi gerçekleşmedi. Savaşlardan kaçman modernite teorisyenleri iki dünya savaşma sebep oldular ama kimliklerin eşitlenmesini uzun yılların sonunda gerçekleştirme yolunda önemli adımlar attılar.</p>
<p>Küresel Medeniyet ile Küreselleşme aynı şey midir?</p>
<p>Tarihin hemen her döneminde küreselleşmeye mündemiç girişimler, gelişmeler olmuştur. Barutun bulunup kullanılması bile ulaştığı coğrafyada Çinlilerin “küresel” işler yaptığına işa­ret edebilir. Ancak Küresel Medeniyetin ürettiği teknolojik ve teknik gelişmelerin kullanımı ona esas kimliğini vermez.</p>
<p>Küresel Medeniyet, dünya çapında “ortak&#8221; bir insan davra­nışı, kültürü, düşünüşü geliştirme projesidir.</p>
<p>Burada sorun tamamen maddi temele dayalı ortaklıkla­rın sonradan manevi ve kimlik boyutlarına taşınıp taşınma­yacağı ile ilgili. Çünkü kapitalizmin kendisi, finans sektörü ve yeni üretim &#8211; tüketim mekânları ortak fikrini çoktan inşa et­mişlerdir bile. Kıtalararası ticaret sadece alışveriş değildir. Finansın düzenleniş tarzını makbul addetmektir. Piyasanın kuralları ve tabi ki ticaretin yapısı, ortaklığı beraberinde getirir. Sorun yalnızca Çin’de üretilen bir bilgisayarı farklı kıtalarda, farklı coğrafyalarda kişilerin kullanması değil; davranış yapılarının, kimlik ve düşünüş tarzlarının da zamanla buna göre şekillenmesiyle ilgili.</p>
<p><strong>Yeni Mensubiyet Kanalları</strong></p>
<p>Yoksa Küresel Medeniyet taraftarları zaten çoktan “ortak varoluşu” değil, “ortak varoluşu yaratma”yı hedeflemişlerdir bile. (Hardt &#8211; Negri, 2011,133) Çünkü kapitalist üretim denge­leri ile birlikte sanayileşme akabinde gelen kent düzenlemeleri “ortak” kültürü, yaşam formlarını oluşturmuştu bile. Metro­pol, her türlü kültür ve entelektüel faaliyeti finanse eden çev­reler, teknolojinin kendisi, ulaşım ve iletişim sektörleri “ortak yaşama kültürü”nü geliştirmişti. İçeride aynılık gösteren bu durum, devlet dışında daha değişik olabilmekteydi. Ancak Kü­resel Medeniyet için coğrafya ve sınır kalmadığından “yurtta­şını&#8221; tüm dünyada aynılaştırmak isteyecektir. Elbette rasyonalize edilmiş bir işleyişten söz edecektir.</p>
<p>Borsanın birbiriyle alakası olmayan milyonlarca kişiyi aynı kadere götürmesi, bankanın tüm mensuplarını aynı havuzda toplaması ortaklık fikrinin yaygınlığını daha sarih açıklayabi­lir. Sadece iktisadi tercihler ya da ticaret değildir finans. Kendi kültürüyle bireylerin hayatlarını dolayısıyla umutlarını satın al­dığı, onlara gelecek vaadinde bulunduğu için aidiyet kesbeder. Modernitenin ve Küresel Medeniyetin ortaklığı, kaderlerin ve meşruiyet kaynaklarının da ortaklığı demek aynı zamanda. Es­kiden savaşlar sınırlı sayıda insanın ilgi alanı ve işiyken (Nye &#8211; Welch, 2010,108), mesela II. Dünya Savaşında “sığınakkültür”ü üretecek kadar “herkesi” ilgilendirir oldu.</p>
<p>Herkes herkesin yabancısı ya da ailesi olacak kadar iç içe geçmeye başladı. Küresel Medeniyet aile, aşiret, kabile, cemaat gibi yapılanmaları ortadan kaldıracak yeni mensubiyet damar­larını açtı. Kahvaltı yaparken, alışveriş yapabilme istidadı birey­lerin kendini denetleyecek, kontrol edecek, yardım edecek kay­naklarını sınırlandırdı. Anlaşılan geleneksel yapıların tasfiyesi zorlamayla değil, işlev kaybı nedeniyle gerçekleşecek.</p>
<p>Yurttaş, vatandaş kavramları endüstrileşme kültürü ve dev­let yapılanmasının bir ürünü.Yurttaş dini, etnik her türlü bağından, aidiyetinden sıyrılmış, devletin ideolojisini, görüşünü, politikasını benimsemiş kişiye denir. Bu bakımdan yurttaş zaten yeni bir kimlik inşasının adı.</p>
<p>“Dünya vatandaşı” Küresel Medeniyetin belirlediği insanın vasfı olabilir.Küresel Medeniyetin yurttaşı herhangi bir dini bağı kendine ideal olarak belirleyemez. Peki dinin gerektirdiği ritüelleri ger­çekleştirebilir mi? Elbette. Hatta Küresel Medeniyet bireylerin maddi birikimlerini daha iyi muhafaza etsin, metafizik bakım­dan korunduğuna iman etsin, dua etsin diye dini inançları, iba­detleri, ritüelleri yerine getirmelerini teşvik eder.</p>
<p>Öyle ki yerli &#8211; yerel kültürlerin devamlılığı, çeşitliliği ve çok­luğu Küresel Medeniyet için kazançtır. Çünkü kişioğlunu tari­hinden ve toprağın renginden toprağın ürettiği kültürden söküp atmak mümkün olamaz. Küresel Medeniyet modernitenin ilk dönemlerinde uyguladığı ve başarısız olduğu bu politikasından vazgeçer. Dini ve kültürel, felsefi inançları “renk olarak kabul eder. Mozaik kavramını öne alır. Çok kültürlülük, farklılıkların tanınması insanın benliğini okşayan kavramlarla bireylere ha­tırlatılır. “Haysiyet ve insan olma” aşaması kültürlerin rahat ra­hat ifade edilmesine, çok kültürlülüğün yerleşmesine yol açar. (Taylor, 2010, 55 &#8211; 60)</p>
<p>Herkesin ibadetlerini yerine getirip ve görüşlerini özgürce dillendirmesi Küresel Medeniyetin ortak kültürünün temel di­reklerinden biridir. Bu sayede din ve kültürel etkinliklerini ye­rine getirenlerin, “kendilik” iddiaları kaybolur. Zaten inancını yaşayabiliyorsan daha ötesini istemenin manası yoktur. Bunun bir adım ilerisi barbarlık olabilir. Küresel Medeniyet Pakistan’da, Sudan’da yaptığı gibi medreseli, hafızları rahatlıkla “el &#8211; Kaide” ithamıyla ortadan kaldırabilir. Çünkü Küresel Medeniyet için ibadetleri yerine getirmek başka, dinin tezlerini savunup ha­yatta karşılığını belirleme çabasına girişmek başkadır. Küresel Medeniyet zaten bu yolla temel düşmanını baştan İslam ola­rak belirlemiştir.</p>
<p>Ercan Yıldırım-Zamanın Ruhuna Karşı,syf;62-66</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/kuresel-medeniyetortak-kulturortak-uretimcokluk/">Küresel Medeniyet:Ortak Kültür,Ortak Üretim,Çokluk</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/kuresel-medeniyetortak-kulturortak-uretimcokluk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupalı ile Sudanlıyı Eşitleyen Medeniyet</title>
		<link>https://www.ilimcephesi.com/avrupali-ile-sudanliyi-esitleyen-medeniyet/</link>
					<comments>https://www.ilimcephesi.com/avrupali-ile-sudanliyi-esitleyen-medeniyet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2016 11:59:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupalı ile Sudanlıyı Eşitleyen Medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Hız Büyüme Teknoloji ve Cazibe: Yeni Emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Medeniyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilimcephesi.com/?p=13329</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel Medeniyetin yöntemleri, kadrosu, işleyişi çatışma ve savaş mantığı, enstrümanları eski medeniyetlerden, dünya sisteminin önceki dönemlerinden tamamen farklıdır. İşgal anlayışı bile değişik. Aradaki tek benzerlik tüm dünyanın egemenlik altına alın­ması aşkı, çabası, hedefi. Küresel Medeniyetin gücü ve etkisi o derece büyük ki Avrupayla bile görüş ayrılıklarına düşmüştür. Burada Küresel Medeniyetin merkez güçleri arasındaki müca­delenin, ABD [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/avrupali-ile-sudanliyi-esitleyen-medeniyet/">Avrupalı ile Sudanlıyı Eşitleyen Medeniyet</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilimcephesi.com/avrupali-ile-sudanliyi-esitleyen-medeniyet/motorcycle-details/" rel="attachment wp-att-13330"></a></p>
<p>Küresel Medeniyetin yöntemleri, kadrosu, işleyişi çatışma ve savaş mantığı, enstrümanları eski medeniyetlerden, dünya sisteminin önceki dönemlerinden tamamen farklıdır.</p>
<p>İşgal anlayışı bile değişik.</p>
<p>Aradaki tek benzerlik tüm dünyanın egemenlik altına alın­ması aşkı, çabası, hedefi. Küresel Medeniyetin gücü ve etkisi o derece büyük ki Avrupayla bile görüş ayrılıklarına düşmüştür. Burada Küresel Medeniyetin merkez güçleri arasındaki müca­delenin, ABD ile özellikle Avrupa’nın çatışması söz konusu olsa bile esasında içinde bulunduğumuz medeniyetin dönüştürücü gücünün boyutları önemli hale gelmiştir. Çünkü Küresel Me­deniyeti de meydana getiren Avrupa / Batı Medeniyetinin va­rolma çabası Küresel Medeniyetin işleyiş tarzını çok iyi anlatabi­lir. Zira Küresel Medeniyet için “dünya vatandaşlığı” önemlidir.</p>
<p>Küresel Medeniyetin ulusu, dünya yurttaşlarıdır.</p>
<p>Bu algı içinde Avrupa’nın Avrupalının yeri de rahatlıkla Su­danlıdan, Pakistanlıdan, Koreliden farksızdır. Küresel Medeni­yet iş yapabilecek ve kurulan sistemi idame ettirebilecek güce ve birey portresine bakar, önemser. Avrupalının uzun dönem süren hegemonya ve sömürgeciliği, doymuşluğu ve sistemi iş­letmedeki uyuşukluğu Küresel Medeniyetin işini zorlaştırır. Çünkü Avrupa artık “savaşçılar kıtası değil, emekliler kıtasına dönüşmüştür.” (Tourine, 2007, 66)</p>
<p>Sırf dinamizmini kaybettiği için değil yönetmeleri eskidiği için de Küresel Medeniyetin ilgisinden uzakta kalmaktadır Av­rupa. Küresel Medeniyetin dönüştürücü gücündeki efsun, yumuşaklığındadır. Tezleri bireyi ürkütmeden hayata geçirmeye dayalıdır. Avrupa’nın tartıştığı konu kıtanın tekrar gücü ve organizasyonu eline alması üzerinedir. Avrupa, Küresel Me­deniyet karşısında varolma talep etmekte, bu bilinci yerleştir­mek istemektedir.</p>
<p>Avrupa Birliği projesinin ‘Avrupalılık” mensubiyeti ile “dünya vatandaşlığı” alenen çarpışır. Avrupa hala geleneksel yöntemle­rini kullanma taraftarı olduğu için eskiyi diriltme çabasına gi­rişmiş, “fethi” yine temel paradigmaları haline getirmeyi me­sele ve politika haline getirmiştir: “Ulusal bilincin Amerikan ve Fransız Devrimleri sırasındaki fetihçi gücünden eser kalma­mıştır artık; demokratik toplumlarda ekonomik yoğunlaşmanın tehdit ettiği çıkarların tepkici bir şekilde savunulmasından baş­layan yeni loncacı devletin koruması isteğine kadar giden, ama her an erktekelci bir yönetimi iktidara getirebilecek olan siya­sal davranışları benimsemiş orta ulamların sığınma yerine dö­nüşmüştür artık.” (Tourine, 2011, 297)</p>
<p>Avrupa fikri, halk iradesinden ya da büyük bir düşünce ha­reketinden çıkmadığı için, Avrupa bir ulus olmadığına göre, bir ülkeler, kentler, fikir akımları, okullar, araştırma merkezleri bü­tününün oluşturduğu düşünsel, bilimsel, sanatsal ve kültürel alandan daha yaratıcı, ABD’den daha bağımsız, daha kozmo­polit ve daha çok kültürlü olabilir. (Tourine, 2007. 67)</p>
<p>Küresel Medeniyetin söylemleri arasında ABD Başkanı Bush’un sözünü ettiği “barış dolu özgür bir dünya” (Harvey, 2008, 4) kurmak gelir.Küresel Medeniyetin “büyük savaşlar”dan kaçınmasına rağ­men “bölgesel çatışmalar”a yol vermesi, yeri geldiğinde ve sık sık bunu kullanması klasik medeniyetlere yaklaştırır onu. Ama Batı Medeniyetinin ağır ve yıkıcı dünya savaşları döneminden “maksimum kar” elde edilemediği için küçük çaplı çatışma ve müdahalelerle sistemin yürümesi sağlanabilir.</p>
<p>Bush&#8217;un Bizden yana olmayan bize karşıdır” ifadesi medeni­yet kavramını çok açık biçimde ifadelendirir. Küresel Medeniyet için önemli olan savaş ortamı oluşturmayacak denli bağlılık bil­dirmektir. Buradaki bağlılık bilindik manada ve siyasal olarak eklemlenmenin çok ötesindedir. Klasik medeniyetler gibi kül­türler arasındaki geçişliliğin en aza indiği ve kesintisiz bir be­nimsemenin kendini gösterdiği aidiyettir esas olan.</p>
<p><strong>Hız, Büyüme, Teknoloji ve Cazibe: Yeni Emperyalizm</strong></p>
<p>Küresel Medeniyet öncekiler gibi “emperyal” hedeflerle do­nanmıştır. Medeniyetin kendisi zaten bu bakımdan başka mil­letleri ve kültürleri kendi ürettiği kültür çerçevesinde şekillen­dirmeye dayanır.</p>
<p>Küresel Medeniyetin emperyal yapısı onun geniş bir coğraf­yayı kapsamasından ileri gelmez; dünyadaki kültürleri ve din­leri etkileyip onları dönüştürecek denli “iddia” sahibi olmasın­dan kaynaklanır. Dünyanın her tarafında Küresel Medeniyetin gücünü görenler kadar cazibesine kapılanlar da bu “emperyal aşk”ın muhatabı olur.</p>
<p>Dünyadaki ekonomik yapıyı, siyasal teorilerle birlikte eko­nomi &#8211; politiği kavramada “dünya sistemi” tezi önemli bir açı­lım sağlar. Dünya sistemi tezi bu bakımdan bir tez olmanın ötesinde dünyadaki ekonomik gidişatın gerçekten “bütüncül” bakılması gerektiğini gösterir. Çünkü kapitalizm de evrensel işleyişe sahiptir. Sahip olmak zorundadır. Ruhu gereği sömür­meye dayandığı için sömürenlerin, kaynaklara ulaşması yani dünyanın en ücra kesimlerine erişmesi gerekir.</p>
<p>Kapitalizm Küresel Medeniyetin ekonomik yapısını kavra­mada tek teoridir belki ama bu medeniyetin kapitalizmi götür­düğü aşama çok daha ileridir. Çünkü ekonomik verilerle birlikte kültürel irade de bu hızlı değişime ön ayak olmuş durumdadır.</p>
<p>Küresel Medeniyet aynen dünya sistemin mekanizmasını işletirken ona yeni boyut ekler. Hız, teknik ve teknolojik dola­şım, yenileşme Küresel Medeniyetin cazibesini ve saygınlığını da artırır: “Merkezin çevre üzerindeki öncelikli avantajı onun teknik ve örgütsel üstünlüğüne dayanır ve bu avantaj merke­zin gelişmiş sanayileriyle çevrenin hammadde üreticileri ve dü­şük teknolojisi arasındaki işbölümünü niteler. Merkezin yeni­liklerdeki yönlendiriciliği ve endüstriyel üstünlüğü sayesinde merkez, ekonomik ortaklarıyla uygun ticari şartları belirleme yetkisine sahiptir. Daha yüksek verimlilik ve sonucunda daha yüksek oranlarda kâr edinimi ve sermaye birikimi hızlı ekono­mik büyümenin, servetin ve gücün merkezde odaklanmasının arkasındaki en önemli sebeplerdir.” (Gılpın, 2011,122)</p>
<p>Muazzam bir teknolojik yenilik, sürekli devinim, her geçen dakika yeni bir teknoloji, yeni modeller, yeni ürünler, yeni prog­ramlar&#8230; Ardı ardına çıkan ve bir öncekini diskalifiye eden tek­nolojik aygıtlar dünyanın her köşesindeki sisteme muhalif ke­simleri bile kendisine bağlamaktadır. Gıda teknolojisinin akıl almaz derecede gelişmesi, ürünleri çeşitlendirmesi, yiyecek ve içecekleri aylarca koruyan teknikler geliştirmesi “herkes”leşmeyi beraberinde getirir.</p>
<p>Dünya yurttaşlığı bu akıntıdan kendini kurtaramaz. Küresel Medeniyet kadim medeniyetleri Çin, Hind, Mezopotamya’yı çok­tan tarihin nostaljik kısmına gönderdi bile. Çünkü Batı Medeni­yetinin 18 &#8211; 20. yüzyıllarda yaptığı doğrudan sömürü yöntemi de artık tarihin tozlu raflarına kalktı: “(İspanyollar) Encomi­enda denilen tüyler ürpertici bir sistemi uygulamaya başlamış­lardı. Bu sisteme göre imtiyaz sahibine yalnız bir toprak değil, köle gibi dilediği biçimde kullanabileceği bir miktar da yer veri­lirdi. Zavallı yerliler kırbaç altında, İspanyolların Yeni Dünya’da erkenden geliştirmiş oldukları şekerkamışı, boya çıkarılan bitki ve daha sonra tütün tarlalarında, aynı zamanda da en zengin­leri Darien’de bulunan birkaç altın madeninde aralıksız çalıştı­rılıyorlardı. Zavallı Kızılderili yerlilerin hızla yok edilmeleri öy­lesine korkunç boyutlara ulaşmıştı ki, sömürgeciler Afrika’dan siyah ırktan köle getirtmek zorunda kaldılar.” (Luraghı, 2000, 57 &#8211; 58)</p>
<p>Küresel Medeniyet uyguladığı Neoliberal programlarla kla­sik dönemdeki Batı Medeniyetinin sömürge mantığını daha da sertleştirdi. Dünyanın belirli bölgelerinde uygulanan sömürge­cilik Küresel Medeniyette aşırılaştı. Küresel Medeniyeti diğerle­rinden ayıran kendi bünyesindeki toplumları da yoğun bir sö­mürüye dâhil etmesidir. Bu, çalışma koşullarının ağırlığından değil çalışma mantığının aynı kalmasından kaynaklanır. Çünkü Küresel Medeniyet yurttaşına sistemi göbekten bağlar. Yurtta­şın geleceği çalıştığı sektörün azami kârına bağlıdır.</p>
<p>Ercan Yıldırım-Zamanın Ruhuna Karşı,syf;42-46</p>The post <a href="https://www.ilimcephesi.com/avrupali-ile-sudanliyi-esitleyen-medeniyet/">Avrupalı ile Sudanlıyı Eşitleyen Medeniyet</a> first appeared on <a href="https://www.ilimcephesi.com">İlim Cephesi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilimcephesi.com/avrupali-ile-sudanliyi-esitleyen-medeniyet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
